İçeriğe geç

𝐈𝐌𝐀𝐆𝐈𝐍𝐄 𝐖𝐈𝐓𝐇 𝐌𝐀𝐑𝐕𝐄𝐋

Bölüm 3 · 5 dk okuma

𝐈𝐌𝐀𝐆𝐈𝐍𝐄 𝐖𝐈𝐓𝐇 𝐌𝐀𝐑𝐕𝐄𝐋

Bölüm 3

Bucky Barnes

Sandviç

Bir Yenilmez'sin. Çok iyi bir dövüşçüsün. Ayrıca çok dobrasın.

🔪

Binada yalnız başına bir şeyler ile uğraşıyordun. Kısa süre önce bacağını kırdığından görevlere çıkamıyordun.

Erkek kardeşin Steve genellikle seninle kalsa da, bugün diğerleri ile göreve gitmişti ve sonunda yalnızdın.

Senin yanında olması hoşuna gidiyordu. Ama bazen kafa dinlemeye ihtiyacın oluyordu ve bugün bu fırsatı değerlendirecektin.

Hazırladığın sandviçi tabağa özenle yerleştirirken, sanki bir şaheser yaratmış edasıyla haraket ediyordun. Son olarak sabah kahveni de hazırladığında gururla bir tepsiye yerleştirdin."Sonunda..." Mırıldanarak tepsiyi alacağın sırada omuzunda bir el hissettin.

"Hey Y/N-"

Arkandaki her kimse atabilceğin en güçü çığlığı bastın ve yumruğu geçirdin. Yumruk attığın şanssız kişi, elleri ile yüzünü kapayıp gerilerken; sen de şaşkınlıkla ağzını kapadın.

"Tanrım, Bucky!

🔪

Koltukta oturmuş Bucky'nin kanayan dudağına buz tutuyordunuz.

"Güzel... Güzel vurdun Y/N."

"Teşekkü- Oh... Yani üzgünüm Barnes."

Masumca gülümsedi. Buzu dudağına tutan elinin üstüne kendi elini koydu.

"Ben hallederim." Sorgulamadan elini geri çektin.

Biraz kaba olabilirdin. Yani Steve'in beyefendi ve cömert kısmına pek çekmemiştin. Hatta hiç çekmemiştin.

"Sen yemeğini ye Y/N." Koltukta arkasına yaslanıp buzu bastırmaya devam etti. Sen ise omuz silkip tepsiyi kucağına aldın. "Tanrım işte bu!" Sandviçini ısırmak için ağzını bir attan farksız biçimde açtın. Isırığı almadan önce sana gülerek bakan Bucky'i fark ettin ve yavasça sandviçi ağzından indirip ikiye böldün.

"Şaheserim yok oldu" diye geçirdin içinden. Her zamanki gibi fazla paylaşımcıydın.

Bucky önce sana, sonra uzattığın parçaya baktı.

"Y/N gerek yok."

"Hayır cidden al."

"Gerek yok. Sen ye. "

"Al dedim!"

"Gerek yok dedim!"

Sinirlenmeye başlıyordun. Çünkü saatlerce uğraştığın bu sandviçin parçasına layık gördüğün adam, şuan o parçayı reddediyordu.

"Bucky eğer bunu almazsan diğer kolun da demirden olmak zorunda kalır!"

Bucky'nın gözleri büyürken sen sinirle gözlerini ona diktin. İçten içe ne kadar iddialı olduğunu düşünüyordun.

"Peki tamam..."

Yavaşça sandviçi aldı.

"Bak yiyeceğim. Sinirlenmene hiç gerek yok. Bak..."

Yavaşça ısırdı.

Alması için diretsen bile, her çiğneyişinde için gitmiyor değildi. Daha fazla duygulanmamak için gözlerini kaçırıp kahveni yudumladın.

"Evde kalman tehlikeli değil mi?" Bu cümle ironikti.

"Ne yani, mükemmel alçılı bacağım ile göreve mi gideyim Bucky?" dedin alayla "Hayır yani... Tek kalman?" Sandviçinin yarısını ısırırken konuştun.

"Sen varsın işte."

Dürüst olmak gerekirse bu adamın yanında güvende hissediyordun. Aranız iyiydi. Sonuçta o Steve'in en yakınıydı ve yaşadığınız girintili çıkıntılı bütün olaylardan sonra, iyi birer arkadaş olmuştunuz.

"Yani belki de benim yanımda kalman iyi değildir." diye geçiştirdi Bucky. Ama sen duymuştun. Bir ısırık daha alırken yanıtladın

"Evet bazen ürkütücü oluyorsun."

Yaptığın bu dobra şaka onu güldürmemişti. Jeton sana da düştüğünde gözlerini pörtlettin.

"Yani... Öyle değil yani!"

"Sorun yok. Bazen ben bile kendimden korkuyorum."

Bucky'nin ne zor zamanlar geçirdiğini en iyi bilenlerden biriydin. Steve ile birlikte Bucky'i ekibe dahil etmek için çok uğraşmıştınız. Tony ile aran iyiydi. Ama Sokovya antlaşmasından sonra aranız biraz zedelenmişti. Sen elbette ki Steve'in tarafındaydın. Ama Tony ile olan bağını korumak için çok uğraşmıştın. Bir şeyleri yoluna sokarken en çok Barnes konusunda zorlanmıştın. Ama önemli olan şuan burada ve iyi olmasıydı.

Yavaşça ekmeği yuttun ve tabağı kenara koydun.

"Bucky ..." Koltukta tamamen ona döndün."Yaptığın şeyler... Senin elinde değildi."

Hydra'nın onda ömür boyu bir travma olarak kalacağına emin olsan bile, bunu hafifletmek için elinden geleni yapıyordun.

"Y/N bazen sen bile sana zarar vermemden korkuyorsun." Bakışlarını senden kaçırdığında dudak büzdün. Bunu yapması hoşuna gitmiyordu. O gözlere ihtiyacın vardı.

Bucky ona verdiğin sandviçin kalanını geri bıraktığında elini Bucky'nin dizine koydun. Kaçırdığı gözlerinin, seninkiler ile buluşması için yüzünü ona doğru eğdin.

"Hayır Buck, senden korkmuyorum."

Hafifçe bakışlarını kaldırdı.

"Görev dışında eskisi kadar fazla yanıma gelmiyorsun. Konuşurken en fazla iki cümle ediyorsun Y/N. İhtiyacın olduğunda bile Steve'i yolluyorsun."

Derin bir iç çektin.

"Bak... Beni senelerdir tanıyorsun. Biraz fazla dobrayım ve biraz da ciddiyetsizim. Biraz da umursamaz. Azıcık da alaycı.. " Sen maddeleri mırıldanarak uzatırken Bucky hafifçe gülümsedi. Bu gülümseme seni mutlu etti.

Madde saymayı bırakıp durdun. "Anlayacağın pek iyi bir arkadaş değilim ve korktuğum şey sen değilsin Barnes." Bucky yüzünü tamamı ile sana kaldırdı. Bakışları "Nedir?" şeklindeydi. Yani senin hayal gücün bu bakışları böyle algılamıştı.

"Ağızımdan kaçacak herhangi bir lanet kelimenin seni kırmasından korkuyorum. Ağızımı bantlasan, bandı yerim ve tekrar laf ederim bilirsin. İflah olmaz bir suçluyum sanırım."

Bir an için ne garip biri olduğunun farkına vardın.

"Dobralığın, alaycı tavrın veya geveleyerek saydığın diğer maddeler beni etkilemiyor Y/N. Beni kırmıyorsun. Sen busun ve ben seni kabullendim."

Bu sefer sen yavaşça gülümsedin.

Katlanılması zor biriydin.

Kesinlikle zor.

"Kendini suçlayıp geçmişe bağlanırsan yaşayamazsın." Bir yanıt almadın. Sadece gözlerine bakıyordu. Sen ise kesinlikle gözlerine bakmıyordun.

Gözlerini dudaklarına dikmiştin.

"Bu kadar güzel olduklarını bilmiyordum." diye düşündün.

"Dudakların harika." dedin sanki dalıp gitmiş gibi. Bucky şaşkınca baktı.

"Oh, şey yani... Demek istediğim, rengi ve... Veya ne kadar kusursuz, ince ve..." Dudak şişirdin ve Oflayarak pes ettiğini gösterdin.

"Dobralığın beni kesinlikle kırmıyor." dedi Bucky gülerken. Utanarak gülümsedin.

"Beni utandırıyor ama!"

Yavaşça dudağını ısırdın. Terliyordun çünkü dobralığın seni ilk defa bu kadar germişti.

"Bu kadar dobra mıyım cidden?" diye düşünmeden edemedin.

Yutkundun ve sonunda gözlerini çektin ama Bucky 'e baktığında bu sefer o gözlerini, senin dudaklarına dikmiş durumdaydı. Gözlerini büyütürken sıyırmak üzereydin.

"Şey, Bucky..." Başka bir dobralığın patlayacağı noktaya daha gelmek üzereydin.

"Evet?" Dedi gözlerini ayırmadan.

"Ee... "

Tekrar ofladın. Bir an için ne olacağını umursamadan ellerini Bucky'nin yanaklarına koyup kafasını, kendine doğru çektin ve dudaklarına yapıştın. Şaşırması gereken oydu ama bu senin için ani olmuştu. Sana karşılık verdiğinde pişman olmadığının farkına vardın.

O esnada salona birileri girdi.

"Bu sandviçin sahibi va-"

Steve şaşkınca ikinize bakarken sen Bucky'i hafifçe ittirdin. Aranızda minik bir boşuk oluşurken, Steve'i görmeden seslendin.

"Anı bölüyorsun bilimin kaslı harikası!"

Bucky bu dediğine gülerken, Steve hâlâ şaşkındı. "Peki..." O sizin olduğunuz koltuğun arkasında kalıyordu. Sen görebilirdin ancak Bucky görüş alanını kapatıyordu. Abini boşverip Bucky'e odaklandın. Nefesleriniz birbirinize değiyordu.

"O kadar da korkunç değilmişim" dedi alayla.

"Kesinlikle hayır Bucky."

Yavaşça gülümsediğinde bu sefer geri karşılık veren Bucky oldu. Sen ise bir rüyada gibi hissediyordun. Demir elini yanağına koyduğunda soğuktan biraz irkilsen bile umurunda olmadı.

Duyduğun bir kaç patırtı ile gözlerini açmadan konuştun.

"O sandviçe dakunayım deme Steve! "

🔪

Bölüm Sonu

Diğer bölüme kıyasla daha kısa oldu. Bir Bucky bağımlısı olarak bu bölümü yazmasam olmazdı.

(Hepsinin bağımlısıyım bu yüzden daha çok gelir) Umarım beğenmişsinizdir Moronlar!

Bölüm sonu

1 yorum