İçeriğe geç

𝐈𝐌𝐀𝐆𝐈𝐍𝐄 𝐖𝐈𝐓𝐇 𝐌𝐀𝐑𝐕𝐄𝐋

Bölüm 23 · 6 dk okuma

𝐈𝐌𝐀𝐆𝐈𝐍𝐄 𝐖𝐈𝐓𝐇 𝐌𝐀𝐑𝐕𝐄𝐋

Bölüm 23

Steve Rogers

Mezuniyet

Yenilmezler'in seneler önce kurtardığı, genç bir kızsın.

💐

"Ben biraz fazla heyecanlıyım sanırım"

Elin ayağına dolaştı. Kalbin resmen ağzında atıyordu. Odanda hiç durmadan dönüyordun.

"Okul birincisiyim!" dedin yeniden hatırlayarak.

Bugün, sonunda beklediğin gün gelmişti.

Liseden mezun oluyordun. Okulun en tepesinde olmak için o kadar çabalamıştın ki.

Geceni gündüzüne katmıştın. Bu senin için bir hayli önemliydi. Ailen senin hep arkanda olmuştu.

Ailen ...

Sen, doğduğun gün terk edilmiştin. Ailen, Hydra'nın elinden kurtulmak için seni feda etmiştin. Daha çok miniktin. Ama ailen bunu umursamadan kendi canlarını düşünüp kaçmıştı. İdeal yaşa geldiğinde ,ki o zamanlar yeterince küçüktün, eğitimlere başladılar. Seni ayaklı bir silaha çevirmek istediler.

Hayatının dört duvar içinde acıyla geçmesinden ölesiye korktun. Gerçek hayata özlem doldun her geçen gün...

En sonunda kahramanların ile tanıştın.

Yenilmezler..

Seni buldukları gün, hayatının dönüm noktası olmuştu resmen. Acıdan, korkudan ve diğer bütün iğrenç duygulardan kurtulmuştun. İlk okuma yazmayı öğrendiğinde, ilk akedemik başarılarında, doğum günlerinde hep onlar olmuştu. Seni onlar buraya taşımıştı ve onlara olan minnettarlığını okuldaki başarınla kanıtlamak istemiştin her zaman.

Başarmıştın da ...

Okul birincisiydin ve Liseden başarıyala mezun olacaktın. Sadece bir saatın kalmıştı. "Ve hazır değilim!" Dedin irkilerek.Yatağa geri döndün ve Stark ile bir kaç hafta önce seçtiğiniz elbiseyi aldın.

"Kalbim patlayacak"

Dedin mırıldanarak. Heyecanını dizginleyip giyinmeye başladın...

💐

Nihayetinde hazır olunca, aynada son kez kendine baktın. Derin bir nefes aldın.

"Hadi Ama Ufaklık!"Bu Clint'ti.

Gülümsedin.

"Geliyorum!"

Kapıya iliştin ve son kez kendini toparladın. Ama aklına mezuniyet kepin ile cüppen geldi. Onları unutmuştun. Dolabının kapağına asılı olan parçaları alıp üstüne özenle geçirdin. Geniş aynada, bir kez daha baktın kendine.

"Aferin Kızım!" Dedin kendini destekleyerek ve sonunda kapıdan çıktın.

Bütün bina heyecanla seni bekliyordu. "Tanrım" Natasha epeyce duygulanmıştı. Kim bilenilirdi bu kadının duygulanacağını, gözlerinin dolacağını.

Hepsine teker teker baktın.

"Nasıl olmuşum?" Sessizlik oldu. Gülümseyerek Arkada Kalan Banner'a baktın.

"Yeşil Adam?" Dolan gözlerini sildi.

"Çok güzelsin Y/N" Boynunu büktün ve diğerlerine döndün.

"Eee?"

"Gördüğüm en güzel liseli ergensin baş belası" Dolu gözlerle Stark'a güldün. "Teşekkür ederim" Dedin mutlulukla.

"Tamam... Ağlamak yok. Kalkın geç kalacağız!" Dedi Nat toparlayarak. Aralarına girdin ve binadan ayrıldınız...

💐

"Thor nerede?"

Küçüklüğünden beri o koca adamın şaklabanlıklarıyla eğlenmiştin. Bu önemli günde seni bırakmayacağına emindin.

"Sabah göremedim" dedi Steve.

Dudak şişirdin. İstemsizce elin kolyene gitti. Gümüş kalpten kolyeyi parmaklarının arasında gezdirdin.

Hafifçe araladığında minik kalp açıldı. İçinde hepberaber çekildiğiniz bir resim vardı. Bu resim 10. Yaş gününe aitti. Gülümsedin. "Hey, çocuklar... Haftaya 18 oluyorum!"

Dedin gözlerini onlara çevirerek.

Steve'in kaşları havalandı. "Zaman çok hızlı geçiyor Baş belası" Gülümsedin.

"Siz de yaşlanıyorsunuz yüzbaşı. Bir aya, bir yaş daha alıyorsunuz" dedin alayla.

Steve kıkırdadı. "Gördüğüm en yapılı dede olacaksınız"

Stark güldü.

"Y/N öyle deme... Kalbi kırılacak şimdi.

O kadar da yaşlı değil." Arabadaki herkes güldüğünde rahatladığını hissettin.

Onların varlığı seni rahatlatıyordu...

💐

Törenin yapılcağı geniş bahçeye geldiğinizde Thor'u gördün. İnsanlar etrafına doluşmuştu.

"Thor!" Ayağındaki topkulularla zoraki ona koştun. Seni fark edince o sana geldi.

"Hey, nasıl olmuşum!" Thor gülümsedi

"Çok güzel" Gülümsediğin esnada cebinden beyaz bir papatya çıkarttı. Biraz yıpranmıştı.

"Leydi Y/N, izninizle..."

Zarif bir haraketle çiçeği kulak arkana koydu.

"İşte..." Zarif bir gülüş sergiledin. "Teşekkürler"

Koca adamın yanında minicik duruyordun. Ona kıyasla minik kollarını sarıp sıkıca sarıldın. "Çok çabuk büyüdün minik"

Gözlerini sıkıca yumdun ve onlara olan minnettarlığını bir kez daha hissettin. Yavaşça ayrıldığında, Konuşma ve diploma dağıtma saati gelmişti. Herkes fazlasıyla heyecanlıydı. Ama senin kadar değil...

Hepberaber en önde bekliyordunuz. Okul birincisi olarak o kürsüye çıkıp yapacağın konuşmayı ekip ile saatlerce çalışmıştınız.

Sana daha beş kiş varken Rogers yanına yaklaştı. "Heyecanlanma Y/N"

Ne zaman stres olsan koluna tırnakların ile kuvvetlice bastırıp kolunu tahriş ediyordun. İstem dışı yaptığın pis bir alışkanlıktı bu. Yavaşça kollarını saldığında elini tuttu. Gülümsedin.

Rogers, seni buldukları ilk günden beri ailenin yokluğunu asla hissettrimiyordu.

Hepsi öyleydi tabii ama bu adam

Sanki bir baban varmış gibi hissettiriyordu sana ...

Derin bir nefes aldın ki bu gün içindeki milyonuncu derin nefesin olmuştu.

"Kenara gel" Seni yavaşça çekti.

Kalabalıktan hafifçe uzaklaştığınızda seni bir banka oturttu.

"Hey... Sıram kaçacak yüzbaşı" Dedin alayla. Israrla sahneyi görmeye çalışsan da seni oturtup dizlerinin üstüne çöktü.

"Erken doğum günü hediyesi Baş belası" Yavaşça bir zarf uzattığında kaşların çatıldı. Ama bu seni mutlu etti.

"Hey... Bana mektup mu yazdın?" Dedin gülerek. Gülümsedi ve açmanı bekledi.

Zarfı yavaşça ellerin arasına alıp, özenle açtın. İçindeki geniş kağıdı çıkartıp açtığında, fazlasıyla yazı vardı. Başta ne olduğunu anlayamadın ama gözüne çarpan detay, yeterince yeterli olmuştu.

Y/N Rogers

Ağızın yavaşça aralanırken gözlerin doldu.

"Bunun için çok uğraştım ve gerekli onayları aldım... " Kağıdı yavaşça bırakıp gözyaşları ile Steve'e baktın.

"Ben, artık... " Devam edemedin. Kalbin resmen sıkıştı.

"Sen artık benim kızımsın... Minik Rogers"

Ağlaman gülüşlerine karıştı ve ellerinle ağzını kapatıp gülerek ona baktın.

"Gelecek doğum günün kutlu olsun Baş belası" Duyguların o kadar şiddetliydi ki. Daha fazla düşünmeden boynuna atladın. Onu kavrayabildiğin kadar sıkı kavradın.

"Teşekkür ederim teşekkür ederim teşekkür ederim!" Onun da gözleri dolmuştu. Koca kollarıyla sarılmana karşılık verdi. "Her şey için teşekkür ederim... Sen harika birisin seni çok ama çok seviyorum!" Ağlaman şiddetlendi. Onu asla bırakmak istemiyordun.

"Ben de seni çok seviyorum Minik Rogers"

💐

Sıra sana yaklaştığında toparlandın ve yüzünü temizleyip geri döndün.

"Sırada, okul birincimiz Y/N'i, gururla; konuşmasını yapmasi için davet ediyoruz!" Natasha ve Tony tüm nefesi ile bağırıp alkışlarken Thor da katıldı.

"Çok yaşa Leydi!"

Bir kahkaha attın.

"Çalıştığımız gibi tatlım" Dedi Clint omuzuna vururken Sırtını dikleştirip alkışlar ile kürsüye çıktın.

Kalbalığa tepeden baktın. Sessizlik oluştu.

"Bugün burada, böylesine güzel bir günde sizler ile olduğum için o kadar mutluyum ki anlatamam... Her şeyden önce, buraya kadar tüm gayretinizle gelip elde ettiğiniz tüm başarılar için sizi tebrik ederim"

Minik bir alkış olduğunda, Tony Kafasını söylediğin her kelimenin doğruluğunda salladı. Banner ise parmağıyla "Güzel" işareti yapıyordu. Ezberin gayet doğruydu.

"Okul birincisi olarak bu kürsüde konuşuyor olmanın bende yarattığı gurur çok başka... Beni buraya kadar taşıyan Öğretmenlerime ve Okul müdürümüz Bay Frank'e teşekkürlerimi sunuyorum..." Bay Frank gülümsedi. Sıradaki cümleni hatırlayıp kuracağın esnada duraksadın.Kaşlarını kaldırdın.

Tony ise, unutmuş olmandan korkarak gerginliğini belli etti.Senin elin ise kolyene doğru bir kez daha uzandı. Yavaşça açtın ve fotoğrafa uzunca baktın. Kalabalık merakla seni bekliyordu. Kolyeyi yavaşça çıkarıp açık bir şekilde kürsünün üstünde bir yere yasladın. Böylece resmi rahatlıkla görüyordun. Bir de dönüp canlı olana baktın.

Altısı da dikkatle seni bekliyordu.

Derin bir nefes aldın.

"Ama herkesten çok... Aileme teşekkür ederim..."

Bu konuşmanın dışında bir cümleydi.

"Benim sizler gibi bir hayatım olmadı... Bugün kürsüden indiğimde sarılacağım bir annem ve bir babam yok... Benim ailem sizinkilerden Çok farklı aslında..." Natasha gülümsedi.

"Bunlar onun kendi cümleleri" dedi diğer beşliye.

"Biz yedi kişilik koca bir aileyiz ve onlara minnettarım... Eğer şuan Buradaysam, onlar sayesindedir. Okul birincisi olmak istememin nedeni Burada herkesin önünde olup takdir toplamak değil aslında... Eğer birine yaşamınızı borçluysanız, onu mutlu etmek için elinizden geleni yaparsınız ve Ben elimden geleni yapmak için kendime söz verdim..."

Clint, kolunu Natasha'ya attı. Gözleri dolmuştu ve gururla seni izliyorlardı.Tony iste güneş gözlüğünü takıp gözlerini örttü.

"Attığım ilk adımdan, bu kürsiye çıkarkenki adımlarıma kadar her anımda yanımda olduğunuz için teşekkür ederim. Sizleri çok seviyorum..." Sadece Onlar değil kalabalığın içindeki herkes duygulanmıştı. Dolan gözlerini silip gülümsedin ve Müdüre döndün.

"Ayrıca Bay Frank, Y/N değil. Y/N Rogers..."

Frank şaşkınlıkla baktığında gülümseyerek Steve'e döndün. Mutluluğu gözlerinden belliydi ve belli ki bunu beklemiyordu. Sonunda koca alkış koptu. Altılı, kimseyi umursamadan sahneye fırladı ve seni kucakladı. Kendini tam olarak burada güvende hissediyordun

"Siz her şeyimsiniz..."

💐

Bölüm Sonu

Umarım sevmişsinizdir. Daha farklı bir şeyler yazmaya çalışıyorum bir iki bölümdür. Elimden geldiğince :) Bu bölüm tam bir Safe Place oldu. Sizleri seviyorum Moronlar! Görüşmek üzere...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.