İçeriğe geç

𝐈𝐌𝐀𝐆𝐈𝐍𝐄 𝐖𝐈𝐓𝐇 𝐌𝐀𝐑𝐕𝐄𝐋

Bölüm 15 · 5 dk okuma

𝐈𝐌𝐀𝐆𝐈𝐍𝐄 𝐖𝐈𝐓𝐇 𝐌𝐀𝐑𝐕𝐄𝐋

Bölüm 15

Steve Rogers

Koşucu

Sadece, iyi bir koşucusun. Bu Yeter mi :)

💨

"Soktuğumun lanet koşu ayakkabılarını kemiren Pislik köpek!"

Nefes nefese minik dairende bağırırken köpeğin Steve'i fark ettin. Evet adı "Soktuğumun Lanet koşu ayakkabılarını kemiren Pislik Köpek" değildi. "Kıçını tekmeleyeceğim Steve!" sana attığı tatlı bakışlar ile aniden sinirlerinden vazgeçtin ve uf'ladın. "Lanet olsun ki çok tatlısın"

Anlındaki teri kolunun tersi ile silerken, minik kol saatin ötmeye başladı."Vakti geldi" Sırıtarak başka ayakkabılar aldın ve kapıyı kilitleyip çıktın.

Her sabah aynı saatte aynı yerde koşuya çıkıyordun. Bu rutin hayatının tek ve en güzel noktasıydı. Koş koş ve koş...

Kulaklıklarını takıp kısık seste hoş melodili bir şarkı açtın. Ritmi yakalamaya başladığında derin bir iç çektin ve saymaya başladın.

"Üç ... İki... Bir..." Etrafa bakınıp güldün. "Kurtuldum!" Ama ne yazık kı sevincin kısa sürmüştü. Yanından esen hafif rüzgar ile bağırdın.

"Sakın!"

"Solundayım!"

Sinirle garip bir küfür savurdun. Tabii söylediğin yaratıcı kelimeye küfür denebilirse. Bu koca kaslı ve sarışın adamın kim olduğu hakkında bir fikrin bile yoktu. Henüz tek bildiğin şey kasları, saç rengi ve bir de haftalardır solundan geçip seni sinir etmesiydi.

Daha da sinirle ve hızla koşmaya başladın. Belli bir süre sonra nefesin düzene girsin diye yavaşladın. Tam bir daha hızlanacakken duyduğun cümle ile Tanrı'ya bu adamı yok etmesi için yalvardın.

"Solundayım!"

"Siktir ordan!"

Arkasından bağırdığında, bu adamın halinden nasıl mutlu olduğunu bilmiyordun...

💨

Bu garip mevzu, aynı gün içindebir tur daha tekrar etmişti ve sonunda bitmişti. Yavaşça durdun ve etrafa bakındın. Yoktu. Her zamanki gibi senden epeyce hızlı koşup kayıplara karışmıştı."Harika"

Nefes nefese şişeni kafana diktin. Dibini ise yüzünü ıslatmak için kullandın. "Neredesin?" Etrafa bakınmaya devam ettin. Her hafta seni deli ediyordu ve artık bu adamla yüzleşmek istiyordun. En azından net göremediğin yakışıklı yüzünün tam ortasına güzel ellerinle bir imza bırakabilirdin.

"Sol tarafımdan... Nefret ediyorum" Söylenerek maalesef evinin yolunu tuttun...

💨

Duşunu aldıktan sonra bornozunla koltuğuna hücum ettin. "Sırtım..."

Sızlanarak sırtını avuşturduğun esnada koltuğuna atlayan Köpeğin ile irkildin. Ağzındaki tasması ile resmen onu gezdirmen için sana yalvarıyordu."Hadi Ama Steve. Tanrım neden seni sabahları almıyorum!" Köpek yalvaran bakışlar atmaya devam ettiğinde iç geçirdin.

"Bir gün ... Bir gün cidden kıçına tekmeyi basacağım. Ama çok tatlı olmaya devam edeceksin değil mi?"

Gülerek koltuktan kalktın ve öylesine giyinip, minik yürüyüş için hazır hale geldin "Sabah kahvesi saati" dedin kendi kendine. O esnada haftalardır Kahve sözü verdiğin, en yakın dostun Y/B/F/N geldi aklına.

"Meşgul"biri olduğundan sözünü tutamamıştın. "Belki de bugün o gündür " dedin kendi kendine ve telefonunu çıkarıp bir mesaj yolladın.

Hey ! Uzun zaman oldu. Kesin sırf sözümü tutmadım diye yemediğim hakaret kalmamıştır :) Ama şanslısın tatlım harika arkadaşını görebileceksin. Steve'i gezdirmeye çıkıyorum. Caddenin sonundaki Kafede görüşürüz!

Gülümseyerek telefonu cebine attın ve tasmayı alıp bir kez daha dışarı çıktın.

💨

Yavaş adımlarla kafeye geldiģinde cam kenarındaki masada oturan

Y/B/F/N'yi fark ettin. Hızlanarak içeri girdiniz. Seni fark edince gülümseyerek ayağa kalktı.

"Şu Ateşli kıza da bakın!" Gülüşerek birbirinize sıkıca sarıldınız.

"Heyy şuna da bakın! " O aşağı eğilip Köpeği sevmeye başladığında sen de etrafa göz gezdirdin. Tam o esnada, kafenin geniş camının arkasında, koşu yolundaki Koca adamı fark ettin. Gözlerin açılabildiği kadar açılırken birden tasmayı bıraktın.

"Y/B/F/N ben çok üzgünüm. Aslında değilim yani sadece beş dakika ver!"

Hızlıca kalabalığı yarıp kapıdan fırladın.

"Yakalayacağım seni " O Minik Süs havuzuna doğru ilerlerken peşinden avına koşan bir aslan gibiydin. Kolunu uzattığın esnada, arkandan gelen darbe ile yapılı vücuda bir sümük gibi yapıştın. O da dengesini kaybedince birlikte süs havuzunu boyladınız.

Ağzını açabildiğin kadar açtın. Bu hem soğuk yüzünden hem de şaşkınlık yüzünden oluşan bir mimikti. Kısa bir sessizliğin ardından güldün.

"Solundayım..."

Steve şaşkınlıkla güldü ve ayaklandı. Sırılsıklam haldeydi. Bu sebeple de tişörtü vücuduna yapışmış ve şu hayran olduğun fiziğini öne çıkarmıştı. Elini sana uzattığında destek almadan kalktın ve halinize bakıp güldün.

"Ben, yani... "gülmeye başladın. Steve de seni görünce hafifçe güldü.

"Demek böyle bir hismiş"

Kafanı salladın.

"Tam olarak böyle değil"

Bu adam sana kesinlikle tanıdık geliyordu. Belki de televizyon reklamlarında görmüşsündür. Gerçi sen televizyon da izlemiyordun. Sosyal ağlar veya magazinle de. Sen sadece koşuyordun belki de...

"Yüzünü görmek açıkçası garip geldi" dedin havuzdan dışarı bacağını atarken.

"Her sabah sapık gibi yanımda koşmana neden olacak şey nedir?" Dedin tekrarlarken. Utandığını belli eden bir sırıtış sergiledi ve yanına geldi."Her sabah koştuğunu görüyordum ve açık konuşmak gerekirse ilgimi çekti. Çok istikrarlısın" Göğüsün kabardı. "Eğer her gün Soluma olduğunu dile getirmeseydin ben de memnuniyetle bu cümleyi kurardım"

Steve gülerken bir kaç saniyeliğine kafeye baktın ve içeride biricik köpeğinin başlattığı kargaşayı fark ettin.

"Oh Steve!"

Sinirle bağıdığında Rogers irkildi."Adımı da mı öğrendin?" Bu dediği ile istemsizce güldün. "Köpeğimden bahsediyorum. Steve... Adı bu ." Başta şaşkınca baksa da kafa sallayıp güldü. "Bu harika..." Güldüğün esnada bir şeyler Sonunda dank etti.

"Bir dakika" Gözlerin büyüdü "Sen Steve Rogers'sın değil mi?" Bunu söylemene bozulmuş gibi bir ifade takındı.

"Tanıman... Güzel oldu." Elinle kafana vurdun."Aptal" kendine söyledin.

Koskoca Kaptan Amerika değil miydi bu adam?

"Ama merak etme. Benim için hâlâ sabah koşularındaki yakışıklı ama uyuz adamsın" Steve kollarını doladı.

"Yani bu iltifat mı yoksa hakaret mi bilemiyorum"

"Nasıl görmek istersen"

Tam bu esnada kafeden fırlayan köpeğini ve arkasından deliler gibi koşan Y/B/F/N'yi gördün. "Tanrım" Gergince gözlerini büyülttün. "Bir sorun mu var ?" Dedi Steve gülümseyerek. Sadece sırıttın ve yavaşça ondan uzaklaştın. Yüzünü görebilmek için ters şekilde hafif bir tempoda koşmaya başladın.

"Baksana, sanırım koşmaya ara vereceğim. Solundan geçecek başka birini bulman gerek"

Mesafe arttığı için sesini yükselttin. O ise sana minik adımlar atıyordu ama mesafe geniş kalıyordu.

"Peki seni nereden bulacağım!"

"Hep sen mi gizemli olacaksın? "

Bu sefer tamamıyla önüne döndün. O ise arkandan bağırdı.

"Peki ya adın?"

Dudağını ısırıp gülümsedin ve bağırdın.

"Kim bilir belki de bir gün solunda olurum ve o zaman öğrenirsin Steve Rogers!" Sen iyice uzaklaştığında Steve güldü.

"Burada olacağım... "

💨

Devam Edecek

Umarım beğenmişsinizdir. Tony Stark'cı kalplere hitap eden bölüm bundan hemen sonra olacak! O bölümde görüşmek üzere Moronlar!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.