İçeriğe geç

𝑻𝒂𝒄𝜾𝒏 𝑺𝒐𝒍𝒈𝒖𝒏 𝑮𝒐̈𝒍𝒈𝒆𝒍𝒆𝒓𝒊♔︎

Bölüm 1 · 9 dk okuma

𝑻𝒂𝒄𝜾𝒏 𝑺𝒐𝒍𝒈𝒖𝒏 𝑮𝒐̈𝒍𝒈𝒆𝒍𝒆𝒓𝒊♔︎

Bölüm 1

1.

"İpektan Prangalar"

"Bir tüccarın gölgede büyüyen

günahıydım ben. Meşru bir nefretin,

gayrimeşru bedeli..."

~ Asterya'nın yeşillik ve taştan oluşan şehirlerinin başkenti olan Vail'de ki Bazı saray ve şatolar dışarıdan bakılınca bir peri masalı veya bazı kişilerin erişemeyeceği hayallerden bile büyüleyici görünürdü. Fakat duvarlarına biraz yaklaştığınızda, O taşların arasına sıkışmış sırlar,fısıltılar ve daha fazlası yaşanan o şatolardan biriydi Aylansor şatosu. Kuleleri gök yüzüne yükseliyor orada içten kabul edilen için bir cennet iken kabul edilmeyenler için birtakım minyatür bir cehennem gibiydi. Bunu en iyi hissedecek kişi Serefina'ydı. Onun yaşadığı unutulmuş ve esareti tek tük kişiler yaşardı. Ama inandıkları kadim tanrıları Gök (🜁) ve Toprak(🜃) onları bırakmazdı.

□ Şatonun koridorlarında her zaman ki gibi yalnız dolaşıyordum bu yalnızlık bu sahteliklerin arasında iyi gelsede bazenleri kötü hissettiriyordu. Toplumda dışlanmış kişilere çoğunlukla o kişide bir sorun varmış gibi algılanır dimi? Ama bende bir sorun yoktu buna emindim en azından bir süre zarfınca öyle düşünüyordum fakat çevremdekilerin benimle olan sorunları bitmiyordu. Benim ise tek suçum seçemediğim bir annenin rahminde olan var olmuş bir bebek olmaktı. Annemi veya babamı seçememem kimsenin umrunda değildi onlar bana rahatlıkla 'liman piçi' lakaplar söyleyebiliyorlardı. Bu yüzden ve sayamacağım binlerce sebep yüzünden insanlardan kaçınıyordum. O Sabah yemeğimi yedikten sonra kitabımı okuyordum ki bahçeye çıkmaya karar vermiş idim. Bahçeye giden yoldaki büyük koridorda yürürken üvey ablam olan Altissa'nın o çiz bağırış seslerini duydum normalde umursamazdım çünkü o beni sevmezdi evlilik dışında bir birliktelikten olduğum için beni hep hor görürdü ama buna öylece duramazdım babamında sesini duyunca yavaşça salona girdim altissa son kez babama bağırarak kapının açılışı ile bana döndü o dönünce babamda döndü. Altissa bir kurtuluş bulmuş gibi elini bana uzattı ve beni gösterdi.

"Al işte baba, O yapsın anlaşmamanın bedelini ben istemiyorum!"

Altissa'nın sesi bağırmaktan kısılmıştı sesinin bu hali ve olduğu ağlamaklı halle flütteki o garip sese benziyordu. Bu komik olsada gülemedim sonuçta ortada bana atılmaya çalışan bir şey vardı. Anlamaz gözlerle ikisine baktım.

"Baba, Altissa neyden bahsediyor?"

Babam bana başını hafifçe sallayarak altissa'ya sinirle döndü. Ve onun sesini ilk kez o kadar kalın duydum.

"Altissa! Bu benim anlaşmam ve ben karar veririm! Benden krala ve kraliyete senin o aptal istesizliğin yüzünden yalan söyleyemem!"

Altissa babamın dedikleriyle daha fazla ağlamaya başladı ve sesi çok daha kötü bir şekilde olmuşken konuşmaya başladı.

"Baba bu anlaşmayı yaparken bana sormadın! Ayrıca senin tek kızın ben değilim!"

Babam altissa'nın dedikleri ile ona yaklaştı ve onun kolunu sertçe tuttu.

"Tek kızım sen değilsin evet ama meşru sayılan tek kızım sensin!"

Babamın bunu demesi ile içimde birşeyler burkuldu buraya gelmemem gerektiğine bir daha ikna olmuştum Bozova kasabasında kalsaydım tek başıma bu kadar fazla kalbim kırılmaz idi. Gözlerimi kaçırarak konuştum.

"Bende hala burdayım..."

Bunu derken bir an boğazımın düğümlendiğini hissettim bu tarz sözlerini ilk kez duymadığım için artık dayanamaz hale gelmiştim. Babam bir an şaşkın gözlerle bana tekrardan bakışlarını bana döndürdü.

"Serefina özür dilerim tatlım... öyle demek istemedim..."

Babam bunları söylerken küstahlığa bürünmüş ablam tekrardan söze girdi.

"Basbayağı öyle dedin Baba! Ve madem onu bireyden görmüyorsun o gitsin!"

Altissa'nın son dediği ile yavaşça onlara yaklaştım

"Beni bu kadar hor göreceğinizi bilseydim buraya en başında gelmezdim."

Bunu söyledikten sonra arkamı döndüm ikisininde pişman olduğunu sanmıyordum kapıdan çıktım tereddütsüz bir şekilde ve oradaki duvarın kenarında durdum benim arkamdan ne diyeceklerdi merak ediyordum. Ama beni pek umursuyor gibi değillerdi gittiğime emin olduklarına Babam altissa'ya döndü.

"Altissa benden hanedana yalan söylememi bekliyorsun! Bunu yapamam. Ve biliyorsun ki abinin mutluluğu buna bağlı"

Altissa onun o hallerine aldırmadan tekrar küstahlığını belli ederek konuştu.

"Sanki gerçekten hiç onlara yalan söylemiyorsunda şimdi mi söyleyemiyorsun Baba?! Sadece bahane üretiyorsun bu ondan ve o diğer sevilmeyenden kurtulmak için bir şans! Son olarak abimin o prensesle evlenmesi için kendimi feda edemem!"

Son denilenlerle birlikte ümidimi kesmiş bir şekilde oradan tamamen uzaklaştım ayak seslerimi duymalarını umursamadım gözlerim yaşlarla doluydu bu kadar kayıtsızlık beni üzüyordu ruhum o kadar şımartılmamıştı ki yakında taştan bir varlığa dönüşeceğimden korkuyordum. Odama geldiğimde kapıyı kapattım ve kilitledim yatağıma doğru döndüğümde Lady maral'ın orada olduğunu gördüm o kadar düşüncelerime dalmıştım ki odamdaki kişiyi görmemiştim. Lady Maral benim buradaki tek tutunduğum kişi idi. Beni ağlarken görünce hemen ayağa kalktı.

"Serefina güzelim benim noldu?"

Benim elimi tutarak kendisiyle beraberinde Beni yatağa götürdü ve oturduk.

"Serefina anlat bana noldu? Yoksa yine o görgüsüz cadımı birşeyler söyleyip seni üzdü he?"

Sadece ona sarıldım ve bir kaç dakika boyunca ağlamıştım sanırım başımı kaldırdığımda Lady Maral bana ilgiyle bakıyordu. Sanırım bana burada ilgiyle bakan tek kişi oydu.

"Her zaman ki şeyler Maral. Buraya geldiğime yine pişman oldum ben kasabaya bozovaya geri döneceğim... orada en azından böyle hor görülmeyeceğim..."

Maral bana ilgi ile baktı

"Seni anlıyorum serefina ve destekliyorum burada böyle kişiliksiz insanların yanında durmak zor ve senin durumun çok daha karışık. Senin için hizmetçilere haber vereceğim."

Ona hafifçe tebessüm ettim göz yaşlarım dinmeye başlamıştı.

"Teşekkür ederim Maral... ama şuan biraz yalnız kalmak istiyorum lütfen..."

Lady Maral anlayışla başını salladı bana son kez sarılıp odadan çıktı ben ise orada öylece kaldım fazla dramatize ettiğimi düşündüm içte içe ama suçlu ben değildim ki kendimi suçlayarak onları gözümde yüceltemezdim. Bu düşünceler ile banyomu yapıp temizlendim ve yola çıkacağım için üstüme sade beyaz badem korse işlemeli bir elbise giyindim saçlarımı yaptım ve herşeyim neredeyse bitince kapınımın aralandığını duydum hemen kapıya döndüm gelen kişi abim idi. Yani üvey abim o üvey ablam kadar olmasada beni sevdiğini sanmıyordum sadece işi düşünce samimiyet gösteriyordu. Abim Ersen içeri girdi.

"Selamlar kardeşim."

İstemsizce ona temkinli bir şekilde baktım ve yaklaştım.

"Birşey mi oldu abi?"

Ona abi demek istemiyordum ama altissa'ya olan hıncımı ondanda çıkarmak istemiyordum o bana kötü davranmıyordu ama iyide davranmıyordu. Ersen hafifçe tebessüm etti bana bakarak.

"Yuvadan kaçmaya mı çalışıyorsun küçük kuzgun?"

Dediği ile ona baktım buna normalde gülebilirdim ama şuan içimden gelmiyordu. Ersen'in kişiliği genel olarak hep böyle neşeliydi.

"Burası benim için bir yuva değil. Sadece bir minyatür acı çekme yeri."

Bunu dememle Ersen'in yüzündeki tebessüm gitti ve bana ciddiyetle baktı. Onu nadiren böyle ciddi görürdüm.

"Bak serefina sana yine naptılar bilmiyorum ama gideceksende düğünüme kadar burada kalmanı istiyorum."

Düğünü mü? Prenses sayna ile ne ara evleneceklerdi? Daha yeni nişanlanmışlardı. Eğer öyleyse Altissa'nın kabul etmiş olması gerekirdi. Aklımda bu sorular ile konuştum.

"Boşuna dil dökmene gerek yok abi istemiyorum ama düğüne gelirim."

Bir an durakladım.

"Birşey merak ediyorum senin prensesle evlenmen için anlaşma vardı dimi? Altissa bunu kabul etti o zaman öyleyse."

Ersen bunu demem ile sessiz bir şekilde kahkaha attı.

"O kabul etmedi ki serefina. O inatçı eşeğin neyi kabul ettiğini gördün şu zaman kadar? Ama Babam bir çaresini bulucam demişti."

Anlayışla ona baktım ve başımı salladım.

"Anladım."

Ersen ile son kez bakıştık ve o odadan çıkmak için kapıya doğru giderken birden Lady Maral kapıda belirip odama girdi.

"Şey sizin burda olduğunuzu bilmiyordum bay Ersen. Ama babanız Serefina'yı acilen yanına çağırıyor."

Onun dediği şey ile yutkundum ikimizde merakla Maral'a bakmamız bir oldu. İçimden dualar ettim o düşündüğüm şey olmasın diye. Ersen merakla atladı.

"Ne hakkında olduğunu biliyor musun Maral?"

"Hayır efendim."

İkiside konuşurken odadan çıktım merak ediyordum Babam Ne diyecekti ama bir yandanda ürperiyordum içimdeki ses bana bunun iyi birşe olmıycağını mırıldanıyordu. Bu düşünceler ile koridorların sonundaki babamın ofisine sonunda varmıştım ve içeri girdim. Babam beni bekliyordu.

"Hoşgeldin kızım."

Kızım mı? Bana bunu en son ne zaman dediğini bile hatırlamıyordum. Bu hali benim için şaşırtıcıydı ama tepkimi belli etmemeye çalıştım. Benden birşey isteyecek gibi bir hali vardı ama ne istiyebilirdi ki?

"Hoşbuldum Baba."

Baba mı? Bu kelime bana ve ona çok yabancıydı. Babam beni gözleriyle inceledi ve eliyle koltuğa oturmamı işaret etti. Koltuğa oturduğum gibi Babam devamını getirdi.

"Hazırlanmışsın. Yine gidecek misin?"

"Evet gideceğim."

"Gidemezsin serefina."

Kaşlarımı çattım

"Neden?"

Babam bana ciddiyetle bakıyordu onun o bakışları altında ürpermiştim. Babam çekmecesinden bir mektup çıkardı.

"Bunun ne olduğunu biliyor musun?"

Tüm saflığım ile mektuba baktım.

"Ne ki o?"

Babam bana bakmaya devam etti.

"Sabah zaten ablan ile tartışmamızı duydun ve ben karar değiştirdim."

Ne kararı? Bu adamın amacı neydi?

"Ne kararı?"

Babam bana susmamı ima eden bakışlarla baktı.

"Susta dinle."

"Bu mektup kraliyetten geldi yani saraydan. Ve Valis hanedanı ile yapmış olduğum anlaşmanın devamının gelmesini bekliyor."

O anda ne diyeceğini anlayınca sinirle ayağa kalktım.

"Baba hayır! Altissa'nın istemediği bir şeye beni sürükleyemezsin!"

Babamın gözleri şaşkınlıkla açıldı.

"Otur yerinde ve sakin ol! Sana seçim hakkı vermedim ve napacağınıda söylemedim."

"Öğrenmek istemiyorum Baba."

Babam ayağa kalktı ve beni bileğimden tutup koltuğa oturttu.

"Ama yapacaksın serefina gayrimeşru olduğunu kimse bilmeyecek! Anladın mı?"

Babama baktım onun sinirli haliyle tartışmak istemiyordum ama istemediğim bir şeyede zorlanmak istemiyordum.

"Benden ne yapmamı bekliyorsun?"

Kayıtsızca sordum

"Prens Sargan ile evleneceksin. Oda senin gibi."

"Baba saçmalama."

"Kararlarımı ikiletme serefina. Hem bu abinin mutluluğu için önemli."

Aniden çıkıştım.

"Abimin mutluluğu beni ilgilendirmiyor! Tıpkı sizin beni umursamadığınız gibi."

Babam bana sinirle baktı ve son sözümün bitmesi ile yanağımda onun büyük elinin acısını hissettim başım diğer yavaşça savruldu. Kendimi o an çok aptal ve çaresiz hissettim. Babam ise acıttığını umursamadan çenemi tutup kendine çevirdi yüzümü. Bu erkeklere nezaketi kim öğretecekti?

"Sana dediğimi yapacaksın bir kez olsun bir işe yara bir kez olsun beni dinle."

Ona bakakaldım gözlerim yavaşça doluyordu Babam beni aniden bıraktı çalışma masasının bir diğer tarafına geçip arkasını döndü.

"Şimdi git kendine gel yakın zamanda nişanın olacak bir dahada kararlarıma karşı çıkmaya çalışma."

Birşey demedim diyemedim ağlarken konuşmak istemiyordum sinirle kapıyı çarpıtarak odadan çıktım ve hızlıca yürümeye başladım odama gittim beni koridorda görenler şaşkınlıkla bakıyordu onlara aldıracak halim bile yoktu çoktan çoğu kişi yapılacak benim ikinci zindanım olacak evliliği konuşuyorlardı bile. Hızlıca odama geçtim ve yatağa uzandım ağlamak istemiyordum ama gözlerim doluyordu napacaktım? Bu benim için felaket olacaktı tahmin edebiliyordum iyi birşey olsaydı Altissa kaçmazdı biliyordum. En sonunda vücudumunla ve mental yorgunluğumla uyuya kaldım. Sabaha karşı yüzümde hissettiğim tüyler ile uyandım gözlerimi açtığımda karşımda sırıtan altissa'yı gördüm şaşkınlıkla baktım.

"Ne işin var odamda?"

"Senin hazırlığın ile ben ilgilenicem serefina"

"Ne hazırlığı?"

Altissa komikmiş gibi ufak bir kahkaha attı ve yüzündeki uyanık olsaydım o gülüşü ondan koparmamak için kendimi içten içe zor tutuyor olurdum.

"Neyi olacak sence saf kardeşim?"

Durakladı ve beni sinir edecek olan o konuşmasına şu sözlerle devam etti:

"Bir kaç güne nişanın var ve herşeyle ben ilgilenicem ne kadar iyi bir ablayım görüyor musun?"

Uykulu halimle bile onun bu dediklerine tepki vermemek elde değildi onu üstümden ittim.

"Ne diye bana bunu yıktın he?! Sen bayılırsın kraliyet hanedanına kapak atmak için herşeyi yaparsın ne diye beni itikledin?!"

Altissa onu ittirmem ile sırıttı ve yavaşça ayağa kalkarak tepemde dikildi.

"Seni ilgilendirmez serefina benimle ilgili şeylerle kafanı yorma."

"Benimle ilgili şeylerde seni ilgilendirmez o zaman Altissa."

Ona Daha fazla birşey demedim yataktan kalktım dünkü kıyafetlerim hala üstümdeydi o şımarık düzenbaz ile daha fazla uğraşamayacaktım. Düşüncelerim yine tepemdeydi bu günler nasıl geçecekti? Kurtulmam gerekiyordu ama nasıl kurtulacaktım...? Bir mektup bir anlaşma ve inatçı bir kişilik benim hayat akışımı nasıl bu kadar değiştirebilirdi? Bu kötüye giden kaderimi nasıl kendi lehime döndürecektim?

~Bir tüccarın gölgelerde büyümüş gayrimeşru kızı olmak kolay değildi. Fakat kaderi yaşanacak bu evlilik ile değişecek miydi? O sarayın altın işlemeli o gizli sırların duvarların arasında hayatta kalabilecek miydi? Biri şatonun ışıklarında gizlenmiş kovulmuş bir kız diğeri ise unutturulmaya çalışmış 'canavar' olarak anılan bir prens idi.

°Serefina yaşadığı üzgünlüklerle bir kaç günü zar zor geçirdi onun için ne olacaktı? Kaderinden kaçabilecek miydi? O beklenen nişan gününün tarihi yaklaştıkça serefina gerginleşiyordu. Günler geçtikçe içindeki o huzursuzluk o evham gecelerini artık uykusundan ediyordu o saraya gider ise başına gelecek şeyleri tahmin bile edemiyordu hayatın ona ne getireceğini zamanla görecekti...

Devam edecek...

İlk bölümü nasıl buldunuz?

Şuanlık gözüken Karakterler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sonrasında ne olacak sizce?(sankihiçbelliolmuyor)

Serefina hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu bölümü saat kaçta okudunuz?

Devamı için destek vermeyi unutmayın lütfen🫶

Bölüm sonu

11 yorum