Su artık tahammülü kalmamış gibi kapıya geldiğinde "İzel! Ses versene ya dilini mi yuttun." Dedi endişeyle. Söylediği sözler kulaklarım da çınlarken dengemi kaybedeceğimi düşündüğüm için kapıya tutundum.
"İzel!" Dedi Su beni tutarak. "Bir şeyim yok ." Dedim hemen sakin olmasını sağlayarak.
Onu görmüştüm oysa ki nasıl bir şeyim olmazdı ? Vardı. Kalbim yerinde değildi beynimin de olduğu söylenemezdi.
Yakınlığı yakıcıydı nasıl düzgün düşünebilirdim ki?
Nasıl konuşabilir ve mantıklı olabilirdim ? Olamazdım. Olmamalıydım çünkü onla olmak mantıklı gelmiyordu gelemiyordu.
"Otur şuraya." Diyişi ile ona bakakaldım.
Beni kendisi oturttuğun da bedenime yön vermesine izin verdim.
" İzel sana ne oluyor gerçekten bilmiyorum ama konuşmamız gerek." Dedi soluklanarak.
Birine anlatmak istiyordum. Çünkü yaptığım şeyler doğru mu bilmiyordum.
Anlatabileceğim tek bir kişi bile yoktu Su hariç.
Ya onun başı benim yüzümden belaya girerse? Bu vebali de alamazdım. En yakın arkadaşımı da kaybedemezdim.
"Konuşacağız söz veriyorum ama şuan zamanı değil."
Su kafasını salladığın da Berk bağırarak yanımıza geldi. "Bensiz dedikodu yapıyorsunuz demek"
Diyerek üzgün surat yapmaya çalıştı. "Kırıcı." Bu çocuk ne zaman büyüyecekdi?
Telefonumdan mesaj geldiğin de bakmadan edemedim. Kim olduğunu biliyordum ama neden bakıyordum? Neden böyle hayatıma karışmasına izin veriyordum? Yapmamam gerekirdi.
Kötükatil: çık artık o evden.
Kıvırcık: 🙄
Kötükatil:bana göz devirme!
Kötükatil: şaka yapıyor gibi bir halim mi var ?
Kıvırcık:kimle kaldığım seni hiç ilgilendirmez. Bir daha bana yazma.
Kötükatil: ilgilendirir kıvırcık hemde fazlasıyla.
Kıvırcık:neden?
Kötükatil: çünkü sen benimsin kıvırcık.
Kötükatil: sadece benim.
Kıvırcık:ben kimsenin değilim.
Görüldü.
Telefonu oturduğum kanepenin yanına koyup sakinleşmeye çalıştım.
Bu adam az önce beni sahiplendiğini mi söylüyordu yoksa ben mi yanlış anlamıştım.
Ekranı tekrar açtığım da tekrar okudum. Hayır doğru anlamıştım. Lanet olsun ki doğru anlamıştım. Kaçıp saklanmak orda çığlık atarak ağlamak istiyordum. Bu kadar zor muydu?
Bildirim geldiğin de nefes almak neredeyse ihtimaldi.
Kötükatil:Kıvırcığım seni korkuttum mu ?
Kötükatil: sadece doğruları söyledim
Görüldü.
Tanrım konu bu bile değildi konu şuan karşıma geçip bunları dese ona sarılabileceğimdi.
İflah olmazdım. Gerçekten olmazdım ama olmam gerekirdi. Olmam gerekiyordu.
Kıvırcık:sen zaten çok ileri gittin katil.
Görüldü.
Su ve Berkle birlikte tekrar balkona geçtiğim de küçük masanın üstünde duran kahve bardağımı iki elimin arasına aldım. Su üstüme gelmiyor ve ne olduğunu artık biliyor ve hissediyor gibiydi. Bu bile korkunçtu. Bunu engellemek ise yapabileceğim tek şeydi. Ona anlatırsam çözüm bulur muydum bilmiyordum .
İki seçenek de mantıklı gelirken hangisi doğruydu hangisi doğru olma potansiyeli taşıyordu? Düşünmek bile bir çıkmazdı. Yazmasam hiç tanışmamış olsam olmaz mıydı? Engellesem yine beni bulur muydu ? Ne zaman delirecektim bilmiyordum. Kitaplarda vardı böyle şeyler gerisi ise yalandı.
Peki bu olanlar neydi ne yapmam yada ne söylemem gerekiyordu ? Kacmaliydimy arkama bakmadan çekip gitmeli ve bir daha geri dönmemeliydim. Ama-
Kalmak istiyordum. Bu benliğime ihanet sayılır mıydı?
Sayılırdı bu ihanetin dibiydi ve öyle de olacaktı.
Berk kahvelerimiz bittikten sonra özür maliyetin de bardaklarımızı alıp etrafı topladı.
İyi ki bu gün hafta sonuydu yoksa bugünün derslerini ekmek zorunda kalacaktım.
Bu yorgunlukla hiç bir şey yapamazdım.
Berklerde biraz daha oturduktan sonra Suyla birlikte evden ayrıldık.
Sokakta yürürken izleniyor muydum? Ya da bir minibüs gelip beni kaçırır mıydı? Bunlar olasıydı.
Talay hayatım da oldukça olasıydı.
Üst sokakta olan Suyun arabasına bindiğim de arabayı benim evime sürdü.
Yaklaşık yirmi dakika vardı evlerimizin arasında çok bir fark olmasa da arabada uyuklamıştım. Eve girince direkt uyusam hiç fena olmazdı.
Su tam kapının önünde durduğun da beni sarstı.
"Geldik hadi gitte biraz dinlen yarın sabah kalkıcağız bir de." Dediğinde geldiğimizi anladım.
Ona sarılıp teşekkür ettiğim de bana anlamadığım şekilde baktı. Arabadan inip site görevlisine kartımı gösterdim beni içeri aldıktan sonra Su arkamdan bağırdı. "Kendine dikkat et!" Ona elimi sallayıp anladığımı belirttim. Ne kadar yanımda annem olmasa da Su sağolsun onun yerini aratmıyordu.
Arkamı dönüp asansörün sekizinci katına bastım.
Asansör kısa süre sonra açıldığında köşeyi dönüp anahtarı cebimden çıkarıp kapıyı açtım. Ayakkabımın bağcıklarını çözücekken yerde gözüme çarpan beyaz bir zarf gördüm.
Bu senenin faturası olabilirdi.
Onu elime alıp eve girdim. Kapıyı kapatıp kendimi koltuğa bıraktım yanıma havlayarak gelen denize baktım.
Yanıma gelip onu sevmemi isterken en azından evde yanlız olmadığımı bilmek içimi hafifletiyordu. Çantamı orta da ki cam masaya koyup zarfı açtım.
Anne babam faturaları ödese de her ay bana da bildiriliyordu. Yanlız yaşadığım için çok masrafım yoktu.
İlk başta siyah mürekkeple yazılmış koca bir paragraf yazıyı gördüğüm de fatura olmadığını anlamam uzun sürmedi.
࣪ ִֶָ☾.
Uzun bir süreden sonra yineee ben
İlhamım yok yazamıyorum hiç umarım bir ara bana da uğrar