İçeriğe geç

• B A L

Bölüm 2 · 4 dk okuma

• B A L

Bölüm 2

bölüm 2 •

Gözlerimi yavaşça araladığımda sigara dumanından sararmaya yüz tutmuş tavan ile karşılaşmıştım. Koltukta uyuduğum için bedenimde ufak tefek ağrılar vardı. Yüzümü buruşturup yanlardan destek alarak koltukta doğruldum. Ellerimle gözlerimi ovuşturup yüzümü kapattım. Bir kaç dakika öyle kalıp olduğum yerden kalkıp yürümeye başladım. Odadan çıkıp tuvalete gitmeye başladım. Yüzümü yıkayıp aynadaki halime baktım. Saçlarım kabarmış birbirine karışmış, beyaz tenim iyice buz kesmiş solgunlaşmış, gözaltlarım morlaşmıştı. Tiksintiyle yüzümü buruşturdum ve çıktım. Odaya gelip perdeleri aralayıp camı ardına kadar açtım. Cama yaslanıp kollarımı kavuşturup dışarıyı izledim. Herkesin bir telaşesi vardı. Kimsenin kimseden haberi yoktu. Bir aileleri, arkadaşları vardı. Benim ise tek yakınım sadece Noyan'dı. Camın kenarından ayrıldım ve koltuğa oturdum. Tek kalan sigaramı yakıp koltuğa yaslandım. Geçici kaldığım bu evi bilen tek kişi Noyan'dı. Kapının kilidinin sesini duyunca onun geldiğini anladım. Çok geçmeden odaya geldiğinde onun heybetli silüeti karşımda belirmişti. İri yapılı vücudu salaş bir tişörtün altından bile belli olacak şekildeydi. Altında eşofmanı ile normal biri imajını yaklamıştı. Hafif dalgalı uzun koyu kumral saçlarını yana doğru savurup bana doğru geldi. Onun ela gözleri benim kahve gözlerimi bulmuştu. Yüzünde edepsiz bir gülümseme vardı.

"Günaydın Burgonya Kızı"

Gözlerimi devirdim.

"Günaydın Noyan"

"Sabah sabah yine çok neşelisin. Tahrik oluyorum sen böyle neşeli olunca ama."

"Uğraşamayacağım. İş konuşalım."

Kafasını iki yana salladı ve bana doğru yaklaştı. Karşımdaki masaya oturup ellerini bacaklarıma koydu.

"Acelemiz yok. Biraz bana mı zaman ayırsan? Yeterince Semih'le ilgileneceksin kıskançlık olmasın işini elinden almak istemem."

Noyan onunla yollarımız kesiştiğinden beri bana karşı hisleri olduğunu açıkça söylüyordu. Aramızda bazen cinsel yaklaşımlar bile oluyordu. Bu onun için bir zafer gibiydi ama benim umrumda değildi.

"Çok mu kıskanırsın?"

"Fazlasıyla."

"Umrumda bile değil."

"Ama benim umrumda. İş için zaman zaman yaklaştığın her adamı öldürmeni veya öldürmeyi sabırsızlıkla bekledim hep. Biliyorsun ki bizim birbirimizden başka yolumuz yok."

Bunları söylerken elleri bacaklarımda geziniyordu. Yüzümü buruşturup sigaramı söndürüp doğruldum. Odadan çıkıp kahve yapmak için mutfağa ilerlerken Noyan'da arkamdan geldi. Kahve kavanozunu elime aldım ve makineye iki ölçek kahve ve su ekleyip pişmeye hazır hâle getirdim. Bir elim tezgahtayken arkamdan bana sarılan Noyan'ı hissettim. Üzerimde sadece bol bir tişört ve külot vardı. Noyan boynumu öpüp konuşmaya başladı.

"Beni çok tahrik ediyorsun. Karşı koyamıyorum sana."

"Öyle mi?"

"Sence değil mi?"

Boynumu daha sert öpmeye başlamıştı eli belimi komple sarmış kendini bana bastırıyordu. Elimi elinin üzerine koydum. Onay aldığını hissederek başımı kendine çevirip iştahla dudaklarımı öptü. Öpüşüne karşılık verdim. Beni kendine tamamen çevirip beni kendine yasladı. Kollarım sistematik bir şekilde boynuna dolandı. Ellerini kalçama götürüp beni kendine iyice bastırıp şaplaklar atmaya başladı. Öpüşmeye ara verip,

"Kahve, olmak üzere."

"Umrumda bile değil kahve şu an. Seni istiyorum!"

Bu sefer öpüşmeyi başlatan bendim. Bundan memnun olmuş olacak ki tek koluyla belimden kavrayıp kucağına aldı. Kendimi ona sürtmeye, ellerimle boynunu saçlarını okşamaya başlamıştım. Noyan kalçamı sıkıyor, şaplaklıyor ve şehvetle dudaklarımı öpüyordu. Odaya geldiğimizde beni koltuğa bıraktı. Üzerimdeki yerini alıp tişörtten kurtuldu. Sadece külodumla karşısındaydım. Elleri göğsümdeydi. Kendi tişörtünü çıkartmayı akıl edememişti. Doğrulup tişörtüne uzandım.

"Demek beni de sen soyacaksın ha? Sevdiiim."

"Biliyorum sevdiğini az laf çok iş."

Gülümseyerek tişörtünü çıkarmama müsaade etti. ben tişörtünü çıkarında hızlı bir hamleyle belimden kavrayıp beni üzerine aldı. Boynunu öpmeye başladım. Tüm bedenim ona yapışmış gibiydi. Boynundan karnına kadar yalarak eşofmanına gelmiştim. Ellerim eşofmana, dudaklarımda dudaklarına gitmişti. Tutkuyla öpüşürken altını da komple çıkarmıştım. Çok sertti. Çıplak penisinin üzerinde sertçe git gel yapmaya başlamıştım. Bu onu daha çok delirtmiş olacakki göğüslerimi sertçe sıkıp vurmaya başladı. Ağzımdan iniltiler çıkıyordu. Tekrar belimden kavrayıp üzerime çıktığında külodumu hızla çıkarıp parmaklarını yalayıp vajinamla oynamaya başladı. Zevkten deliriyordum. Noyan bu halimi seviyordu. Ben zevkle inledikçe Noyan elini daha hızlı hareket ettiriyordu. Parmaklarını bana yalatıp içime soktuğunda ağzımdan küfür kaçmıştı.

"Hiçbir kadını seni istediğim kadar istemedim."

"Hiçbir kadınla beraber olmadın ki?"

"Çünkü sadece senin olmak istiyorum."

Noyan bu sözlerinden sonra parmağını içimden çıkarıp penisini sürtmeye başladı. Daha fazla dayanamayıp ben onun penisini kendi içime soktum. Noyan'ın ela gözleri büyüdü ve içimi doldurduğunu anladığında ufak ufak hareket etmeye başladı. Onun git gellerini hissettikçe bacaklarımı beline dolayıp kendimi ona iyice bastırdım ve beni becermesine izin verdim.

••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

"Eee, ne zaman başlayacaksın Semih operasyonuna?"

"Bu akşam kesin bir konum gelirse eğer başlayacağım."

"Dikkatli ol."

"Olur."

İşimiz bitmiş, sadece iç çamaşırlarımızlaydık. Sigaralarımızı içerken iş konuşuyorduk. Noyan'ın kucağındaydım. Benim hayatım böyleydi işte. Hem bir katil, hem fahişe gibi bir cinsel hayat, hem de bilinmezlik. Nereye varacağımı bilmiyordum ama bu yolun sonunda kör bir kurşunla öleceğimi biliyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.