İçeriğe geç

•*¨*•.¸¸BÜYÜK DEĞİŞİM•*¨*•.¸¸

Bölüm 2 · 13 dk okuma

•*¨*•.¸¸BÜYÜK DEĞİŞİM•*¨*•.¸¸

Bölüm 2

BÖLÜM 2 : GİZLİ HAZIRLIK

Bu sabah uyanıp kahvaltı etmek için dışarı çıkmıştım. Tek başıma kendi düşüncelerimle başbaşaydım. Biraz dünü düşündüm. Düşündükçe istemsiz gülesim geliyordu. Gülüyordum falan ama biraz ciddi düşününce ona hazırladığım testi zaten başka şekilde kendi kendine yapıp cevaplamıştı zaten.Bu son testten de kalmıştı. Çünkü dün yine beni kendi hazırladığı süprizle yalnız bırakıp Aysel in yanına gitmişti. Nerden mi biliyorum. O akşam eve dönünce Aysel hemen bana kanıtlı mesaj atmıştı zaten. Sonra bi anda dün Sarp a söylediğim yalan aklıma geldi.

"Ya of tamam bilmeni istemedim sinirlenirsin diye ama annem demin aradı yine bana görücü usulü evlenmemi söyledi. "

Bunu annem ilk söylediğinde kabul edene kadar mirasa ortak olamayacağımı söylemişti. Acaba hala aynı teklifi geçerli miydi? Yada aynı adam mıydı evleneceğim kişi?

Bunların üzerinde biraz düşünüp telefonu çıkardım ve annemi aradım. Bir süre bekledikten sonra açıldı.

"Alo"

"Anne benim Miray. "

"Ne istiyorsun? "

Böyle ciddi olmasının sebebi hala görücü usulü evliliği kabul etmemiş olmamdı. Eminim ki bu konuşmadan sonra beni daha çok sevecekti.

"Görücü usulü evliliği kabul ediyorum. "

Bi an kısa bir ölüm sessizliğinden sonra sesi mutlu geliyordu ama şaşırmıştıda.

"Ayyy prenses kızım benim sonunda kabul ettin demek. Eee ne zaman geleceksin? "

"Bana sadece 1 ay ver bazı işlerimi bitirdikten hemen sonra ilk uçakla gelicem. "

"Güzel o zaman uçak biletin benden güzel kızım benim. "

"Görüşürüz."

"Görüşürüüzz."

Telefonu kapatınca derin bi oh çektim. Artık burdan ayrılmak için 1 ayım vardı. Ayrıca 1 ay sonra düğünüm de olacaktı. Ama görünürde hala arayan yoktu. Ben Sarpın şimdiye kadar arayacağını düşünmüştüm oysaki. Biraz sonra beklediğim şey oldu. Sarp arıyordu. Ama benim ona bir yalan uydurmam lazımdı. Bende bunun üzerine sim kartımı çıkarıp kenarımda bulunan denize telefonumu fırlattım. Malın benim için o kadarda önemi yoktu. Yani en azından telefonun önemi yoktu. Aslında atmayadabilirdim ama yeni hayata başlamamın ilk adımı buydu. Masadan kalktım ve arabama binip eve sürdüm. Eve gelip oturdum odamdaki çekmeceyi açtım ve yedek telefonumu alıp Sarp ın sekreterini aradım. Sarp ın sekreteri Mert Sarpın aksine çok daha düzgün biriydi. Sürekli Sarpın yanında olmasına rağmen asla onun gibi olmamıştı.

"Alo naber Mert"

"İyiyim Miray bi isteğin mi var? "

Her zamanki gibi nazikti.

"Senle konuşmak istediğim bazı şeyler var. Haftaya pazar boş musun? "

"Herhangi bir planım yok. Iııı ama sen yine de kaç gibi olduğunu söyle. "

"Saat 5 te konak Meydanı'nda buluşalım saat kulesinin orda bekleyeceğim. "

"Tamam haftaya görüşürüz. "

"Görüşürüz"

Artık İstanbul'a giden bir uçak bileti bakabilirdim. Fiyatlara bakarken gözlerim fal taşı gibi açılıyordu her defasında.

"Vay anasını neden böyle pahalı bunlar ya. "

Biletlere bakmaya devam ederken bir anda durdum.

"Miray. Acaba sen kıt falan mısın? "

Diye söylendim kendi kendime. Annem demişti zaten biletler benden diye. İyi iyi neyse paraya kıyardı o.

1 hafta sonra...

Sonunda beklediğim pazar günü gelmişti. Banyo yaptım saçlarımı kurutup bakım yaptıktan sonra kıyafetlerimi giydim. Daha sonra topuklularımı giyip çıktım. Saat neredeyse 5 e geliyordu. Bir süre sonra izmir meydanına vardım. Saat kulesinin yanında bekleyecektin ama herkes gelip fotoğraf çekiyordu. Açıkçası başkalarının fotoğraflarında gözükmeye pekte niyetim yoktu. İkidebir telefonumu açıp saate bakarken omzumdaki eli hissetmem üzerine arkamı döndüm. Mert klasik görünümüyle karşımda duruyordu. Mert e hafifçe gülümsedim. Bu sefer gülümsemem samimiydi. Mert de benim samimi gülümsememe karşılık verdi.

"Ee benle konuşmak istediğin konu neydi? "

Gülümsedim.

"Sana bir teklifte bulunucam ama bu teklifi mi kabul etsende etmesende 3 hafta boyunca kimseye söylemiyceksin. Bu konuda sana güveniyorum. "

Yalan değildi. Ona gerçektende güveniyordum. Bu cümlem onu daha da meraklandırmıştı.

"Tamam madem bana güveniyorsun o zaman teklifini duyalım. "

Derin bir nefes aldım.

"Şimdi bu aramızda 3 hafta boyunca sır olucak sonra istediğine söylersin. İlk önce ben Sarptan boşanmaya karar verdim. "

Gözleri bi an fal taşı gibi açıldı.

"Ne nasıl ne zaman karar verdim buna? Sen Sarp'a çok aşıktın. Ne oldu? "

Gözlerim yere gitti.

"Artık onu sevmiyorum. Daha doğrusu sevemiyorum ona bakınca iğreniyorum. Biliyorsun beni aldatmasına rağmen beraberdik. Ama artık buna karşı kayıtsız kalmak istemiyorum. "

Şaşkınlığı hala geçmemişti. Bense sözüme devam ettim.

"Senden birkaç şey isteyeceğim sadece. Birinci isteğim boşanma kağıdını imzaladıktan sonra o boşanma kağıdını Sarp a götürmen. İkinci isteğimse. "

Bir an durdum. Bunu kabul edip etmeyeceğinden emin değildim.

"Kurduğum şirketin yönetimini sana devrediyorum. Yani yine şirket benim ama yönetim artık senin. Tabii kabul edersen. "

Yüzünde sevinç ve hüzünün karışık olduğu belli oluyordu. Bir süre sustu. Bana bakıyor birşey diyecek gibi oluyor ama demiyordu. En sonunda dili açıldı.

"Eee yani. Şimdi şirketin yönetimini banamı devretmek istiyorsun? Bu çok büyük bir iş. Neden benim gibi bir sekreteri yönetimin başına geçirmeye karar verdin ki? "

Bu kadar sorgulaması normaldi. Nede olsa o sadece bir sekreter di. Ama ben onun içindeki cevheri görmüştüm ve zaten genelde Sarpın yapması gereken işide o yapıyordu. Ben sadece onun yaptığı işi resmileştirmek istemiştim.

"Ben... Senin içindeki cevheri gördüm. Ve senden başkasına da güvenebileceğimi sanmıyorum. Zaten yine yaptığın işi yapacaksın. Bence artık sekreter olarak işleri yönetmek yerine bir yönetici olarak işleri yönetmelisin. Sana güveniyorum. "

Diyip gülümsedim. Onunda gözleri dolmuştu. Bunu fark edince gülmeye başladım.

"Hadi amaa sevinmen gerekmiyor mu. "

Diyip kıkırdadım. O ise hala söyleyecek bişey bulamıyordu.

"Ee kabul ettin mi bari isteklerimi? "

Gülümsedi.

"Elbette kabul ediyorum. Bana asıl hakkımı verdiğin için teşekkürler. Sana yardım edeceğim. "

Diyip bir anda bana sarıldı. Bende ona içtenlikle sarıldım. Bir süre böyle kaldıktan sonra geri çekildim.

"E hadi bunu kutla. AMA SAKIN KİMSEYE SÖYLEME. Sadece 3 hafta beklemelisin. "

Başını onaylarcasına salladı.

"Bu iyiliğini asla unutmayacağım. "

"Beni unutma yeter. "

Diyip güldüm. Oda güldü.

"Artık gitmeliyim tekrar teşekkürler. "

"Rica ederim. "

Gözlerinden sevinci okunuyordu. Öyle mutlu olmuştu ki yürüyüş şekli bile değişmişti. Bir süre onun gidişini izledim. Bende onun kadar mutlu olmuştum. Eğer bu kadar mutlu olacağını bilseydim daha önceden ona verirdim işi zaten. O gidince bende arabaya doğru ilerledim ve eve sürdüm. Bu günü de böyle bitirmiştim.

İstanbul'a gitmeye 1 hafta kala...

Bu sabah kalkıp soluğu avukatımın yanında almıştım. Kanıtları ve mesajları avukatıma dosya şeklinde hazırlayıp verdim. Avukat bir süre dosyalara baktı bazen vay be der gibi bakıyor bazende gıcık kapmış gibi. En sonunda dayanamayıp sordum.

"Boşanmamız yaklaşık kaç hafta sürer? "

Avukat dosyaya biraz daha bakındı.

"Eğer anlaşmalı boşanırsanız en kısa 1 haftada boşanırsınız. Ama eğer çekişmeli olursa en az 6 aya kadar uzayabilir bazı davalar 1,5 yıl bile sürebiliyor."

Bunu duyunca bir an çaresizliğe kapıldım. Ya kabul etmezse boşanmayı? O zaman nasıl evlenecektim?

"Ama kanıtlarım yeterli değil mi? "

"Elbette yeterli ama boşanmalarda her iki tarafında kabul etmesi en hızlı yoldur. "

"Peki başka bir yolu yok mu? "

Eğer isterseniz bir evrak hazırlayalım ikinizde imza attığınız takdirde boşanma işlemlerini başlatabilirim. Burda olmasanızda boşanabilirsiniz."

"Güzel o zaman benim için bir evrak hazırlayın. "

Avukat evrak oluşturdu ve boşanma maddelerini ekledi. Maddeleri hem Sarp ın aleyhine hemde kendi aleyhime oluşturdum. Artık geriye evrağın devlet tarafından kabul edilip bana verilmesini beklemek kalmıştı.

2 gün sonra...

Sonunda evraklar elime geçmişti. Evrakları imzaladım ve evdeki kitlenebilir bir çekmeceye koydum ve kilitledim. Masadan telefonumu aldım ve Mert i aradım.

"Mert senden kısa bir şey isteyeceğim. "

"Tabii ne istersen. "

"Bu boşanma kağıtlarını Sarp imzaladıktan sonra birini bana getir. "

"Tamam evrakları ne zaman vereceksin? "

"Yarın gel al. "

"Tamamdır."

Telefonu kapadım ve ardından annemden bir mesaj geldi.

"Sarpla boşandın mı yoksa boşanmadın mı? "

"Boşanmadım."

Hemen cevap yazdı.

"Boşanmayacak mısın? "

"Oraya gelmeden boşanmış olurum. Yani umarım. "

"Boşanma davası açtın yani. "

"Evrak hazırlayıp ona göndereceğim. "

"O zaman güzel. Sorun çıkarırsa bana söylemen yeterli. "

Buna sevinmiştim. Çünkü gerçekten sorun çıkarabilirdi.

"Tamam"

Yazıp telefonu kapadım ve yatağa attım. Biraz oturup düşündüm. Etrafa bakındım ve belliki kullandığım valiz götüreceklerimi sığdırmaya yetmeyecekti. Bende yeni bir valiz almak için dışarı çıkacaktımki evin kapısını kapattığım gibi Sarp la karşılaşınca yüreğim ağzıma geldi.

"AY! Ne yapıyosun burda Sarpcım? Korktum. "

Diyip saf saf sırıttım. Biraz bana baktı. Yavaş adımlarla üstüme gelmeye başladı.

"Ne yapıyosun? "

Soruma karşılık vermiyordu. Hala üstüme yürüyordu. Her bir adımı o kadar sakin yavaş ama bi o kadar da tehditkardı ki her adımında kalbim daha da hızlanıyordu. Gözleri keskin bakışlarıyla bakışlarımı kesiyordu. Biraz sonra kapıya hafifçe çarptım. Oda iki kolunu kapıya sabitledi ve beni arada bıraktı. İstemeden gözüm boynundaki adem elmasına kayıyordu. Ama sözüyle odağım bir anda gözleri oldu.

"Bişey demeyecek misin? "

"Ne demeliyim? "

Derin bir iç çekti ve telefonunu çıkarmak için bir elini çekti. Bende fırsattan istifade bir anda ileri atıldım ama boştaki koluyla beni tutup geri çekti. Bana keskin bi bakış attı ve telefonunu gösterdi. Bende telefona baktım ve hatırladım. Bu benim yaptığım ve kaç lira olduğunu dahi bilmediğim o restoranttaki ödememdi.telefona baktım ve başımı eğdim.

"Üzgünüm sadece iyilik yapmak istemiştim. "

Bunu söylerken alttan alttan gülüyordum. Saf rolü oynamak eğlenceliydi. Dişlerini sıktı ve derince iç çekti.

"Peki ben bunu nasıl ödeyeceğim? "

Bilmez bir şekilde başımı önde eğik tutmaya devam ettim.

"Bilmiyorum."

"O zaman başka şekil ödeyeceksin. "

Şaşırdım bunu demesini beklemiyordum. Başımı kaldırdım.

"Ne? Nasıl ödeyeceğim? "

Sırıttı. Bu sırıtma normal değildi bana göre. Ben anlamaya çalışırken o ise bi anda kolunu belime doladı ve kendine çekip dudaklarıma yapıştı. O anki refleks ile kendimi geri çekmeye çalıştım ama bırakmadı. Bir kaç saniye sonra birakınca hemen geri çekildim.

"İşte ödedin. "

Diyip göz kırparak gitti. Ben neye uğradığımı şaşırmıştım. Neden vurmamıştım peki. Çünkü benim onu hala sevdiğimi sanıyordu. Elbette boşanacağımızı bilse ona öyle okkalı bir tokat atardım ki ağzı gözü yer değiştirirdi. Ama şuan planımın bozulmaması için katlanmam lazımdı. Tek açığımda anlayabilirdi ne işler karıştırdığımı. Hemen eve girip ağzımı sabunla yıkadım. 1 kere 2 kere 3 kere 4 kere artık yeterliydi sanırım. Aslında değildi ama tüm günümü böyle geçiremezdim.

1 gün sonra...

Sabah kapı ziliyle uyandım. Hemen inip kapıyı açtım. Mert gelmişti. Hemen içeri aldım ve koltuğa oturduk.

"Ee evraklar nerde? "

"Tabii evraklar. Gidip getireyim. "

Kalktım ve odama çıktım. Çekmeceyi açtım ve evrakları alıp aşağı indim ve oturdum.

"Al bakalım. "

Mert evrakları baktı.

"İyi iş çıkarmışsın bunu kabul etmemesi için bir engel yok."

Gülümsedim.

"Sadece bir an önce kurtulup gitmek istiyorum. "

Şaşırdı.

"Gidecek misin? "

"Evet gidicem. Eğer burda kalırsam peşimi bırakmaz. Ayrıca gitmem gerek bazı şeyler yapacağım. "

"Nereye gideceksin? "

Söyleyip söylememek arasında kaldım. Ama söyle sende pek birşey olmazdı.

"İstanbul'a annemin yanına gidicem. Neler olacağını haberlerden görürsün zaten. "

Tatmin olmuş şekilde baktı.

"Bakalım neler yapacaksın. "

Güldü bende gülmüştüm. Neler yapacaktım neler. Ayağa kalktım ve Mert ı geçirdim.

"Evrakları 4 gün sonra vereceksin tamammı? "

"Tamam"

Kapıyı kapattım ve kıyafetlerimi giyip dışarı çıktım. Dün ki tamamlayamadığım işi bugün tamamlamalıydım. Baya işlek bir meydana geldim ve gördüğüm ilk valizciye girdim. Etrafa bakındım ve lacivert eşim görünümlü bir valiz seçtim. Nedense biraz laciverte takıntılıydım. Belkide göz alıcı olduğundandır. Satıcıya valizi işaret ettim.

"En büyüğünü istiyorum. "

"Tamam abla bu 1500 tl. "

Başımı onaylarcasına salladım ve kartımı uzattım. Adam kartı aldı ve ödemeyi yapıp geri verdi. Valizi aldım ve eve getirdim. Artık yorulmuştum. İşlerimi halledip uyumaya karar verdim.

2 gün sonra...

Yarın uçağım kalkacaktı. Kendimi o kadar rahatlamış hissediyordum ki. Sonunda yeni bir hayata başlayıp küllerimden doğacaktım. Şimdi valizimi hazırlamalıydım. İlk önce elbiselerimi koydum. Ardından ayakkabılarımı, çantalarımı, makyaj eşyalarımı, bakım eşyalarımı ve daha sayabileceğini bir çok şeyi koymuştum. Yaklaşık 3 4 saat dinlene dinlene bunla uğraştıktan sonra yatağa oturdum. Biraz düşündüm ve bu yaptıklarımın fotoğraflarını çekmeye karar verdim. Hepsini tek tek çektim. Artık rahattım. Uzandım ve Sarp ı aradım. Ben meşgule atmasını beklerken ilk defa telefonumu açmıştı.

"Efendim."

"Seninle bi yerde buluşmak istiyorum. "

Bir an sessizlik oldu.

"Neden ve nereye? "

"Gelince görüceksin, konum atıyorum yarım saat içinde orada ol. "

Şaşırdığı ses tonundan belliydi.

"Öyle olsun bakalım. "

Telefonu kapatım yola çıktım. 20 25 dakika sonra vardım. Burası okulun önünde bir yürüyüş yoluydu. Burası bizim birlikte okuduğumuz okuldu. Yürüyüş yolu çiçeklerle kaplı ara ara banklarla doldurulmuş iç açıcı bir yerdi. Daha hava kararmamıştı. Bir kaç dakika sonra Sarp ta arabasıyla geldi. Ne olduğunu anlamış gibi gözükmüyordu. Ama okulu hatırladığı belliydi.

"Neden burdayız? "

"Hatırlamak için. "

Bir kaşı havaya kalktı.

"Neden bu lisenin önü? "

Cevap vermedim. Şuan sadece kendi dediklerim önemliydi. Onun dediklerinin hiç bir manası yoktu.

"Bu okul benim sana olan aşkımın başladığı yerdi. "

Hala anlamamıştı.

"Evet ne olmuş yani? "

"Hatırlıyor musun? Sana ilk şurda aşkımı itiraf etmiştim. "

Bir an yüzü değişti. Sanki birşeylerden pişmanlık duyuyor gibiydi ama artık umrumda değildi. Ona yeni dünya ağacının altında aşkımı ilan etmiştim. Bu yeni dünya ağacı gibi banada yepyeni bir dünya versin diye. Ama o verdiği yeni dünya beni pekte mutlu eden bir yenilik değildi.

"Şu yeni dünya ağacının altında. Ne kadar da büyümüş değil mi? Aynı sana karşı büyüyen sevgim gibi. "

Nefretim desek daha doğru olurdu ama şuan saf kız rolü oynuyordum. Yüzüne baktım. Gösterdiğim yere bakıyordu ama yüzünden belliydi. Pişmandı, yaptıklarından dolayı bir yandan üzülüyor aynı zamanda kendini suçlu hissediyor bir yandanda pişmanlık ve suçluluk duygusunu bastırmaya çalışıyordu. Devam ettim.

"A bak şurdaki dondırmacı. Hala satış yapıyorlar demek. Senle ilk dondurmamıda burda yemiştim. Hadi gel yiyelim."

Yürümeye başladım. Oda herşeyi anımsamaya ve tüm anılarımızı hatırlamaya başlamıştı. Bunu yaparak hem ona vicdan azabı çektirmeye hemde suçluluktan kafayı yedirmeyi istiyordum. Ayrıca bu anıları hatırlarsa eminimki ben gittikten sonra unutamazdı. Ama en çok istediğim şey gittikten sonra yokluğumun onda büyük bir boşluk yaratmasıydı. Bunları yapıyordum ki benim varlığımı ona olan büyük sevgimi tekrar hatırlasın. Çünkü belli ki kalbinin pisliği ve Aysel onun gözünü kör etmişti. Yürüyerek arkamdan geldi ve dondurmacının önünde durduk.

"Ben bir top yaban mersini istiyorum üstünde çikolata sos olsun. "

"Abi sen ne istersin. "

"Be-"

Sözünü kestim.

"O da vanilyalı ister üstünde çikolata sos olmasın. "

Yüzüme şaşkın şaşkın bakıyordu. Bu kadar eskiyi hatırlamamı beklemiyordu belliki. O ana bakıp gülümsedim ve parayı verip aşağı doğru yürümeye başladık. Bi iki adım sonra Sarp ın telefonu çaldı. Arayan Aysel dı. Bana baktı sonra telefona sonra bidaha bana baktı. Onaylamamı bekliyor gibiydi.

"Açsana canım ben mi açıcam?"

Birkaç adım geri gitti ve açıp konuşmaya başladı.

"Efendim."

"Tamam."

"Tamam hemen geliyorum. "

"15 dk ya ordayım. "

Geri döndü ve benim gitmem lazım diyip koşarak arabasına bindi ve gitti. Ama bu umrumda değildi. Ben yapacağım kadarını yapmıştım ve burayı baştan sona yürümeye kararlıydım. Arasıra gözümden yaşlar döküle döküle yürüyüşümü bitirdim ve arabaya bindim. Arabayı çalıştıracakken anahtarımı taktım ama çevirmedim. Yani çeviremedim. Kendim ne kadar güçlü durmaya çalışsamda artık dayanamıyordum. Bir anda oluşan hüzün ve sinir boşalmasıyla hüngür hüngür ağlamaya başladım. Belli ki umrumda değil dediğim her bir olay aslında bi kenarımda bir gün taşacak olan bardağı yavaş yavaş dolduruyordu. Bir insanın içine attığı her birşey hassaslaşması en küçük şeyde vazgeçmesine veya hayattan bıkkınlığa yol açabiliyordu. Benim içli ağlayışlarım arabayı hüzünle doldururken aynı zamanda benim güçlenmem içinde içimi boşaltmama yardım ediyordu. Bir süre sonra ağlamam durunca arabayı sürdüm ve eve gelip alarmımı kurup uyudum. Sabah kalktım ve yaklaşık 10 gibi yola çıktım ve 11 de havalimanına vardım. Annem bana uçak bileğimi atmıştı. Valizimi verdim ve 1 saat bekledikten sonra uçağa alındım. Uçağa binip kemerini taktım ve anneme uçaktayım diye yazdım. Daha sonra çektiğim tüm fotoğrafları gideceğimin kanıtlarını Aysel gönderdim.

"Artık ben yokum sen bu mesajı gördüğündede burada olmayacağım. Umarım Sarp la evlenip hiç mutlu olmazsınız şekerim benim. "

Yazıp ardındanda Ayselin bana attığı her mesajı ve fotoğrafı ekran görüntüsü alıp Sarp a gönderdim. Onada aynen şöyle yazdım.

"Sarpcım dün umarım beni ve seni bir zamanlar ne kadar sevdiğimi ve değer verdiğimi hatırlamışsındır. Sana yıllarca değer vermeme ve ayselle birlikte olduğunu bilmeme rağmen sana olan sevgim yüzden herşeyi görmezden geldim. Ama belli ki artık ben senin için yokum. Bu yüzden artık sende benim için yoksun. Anladım ki olmayan evliliğimiz bugüne kadarmış. Umarım sende anlamışsındır. Boşanma belgelerini Mert le sana gönderdim. Eğer imzalamazsan işin içine annem de giricek. Bu yüzden imzalasa bitsin şu işkence. Umarım Ayselle evlenip de mutlu olamazsın ve umarım aslada beni unutamayıp sürekli vicdan azabı çekip içinde hep bir boşluk hissedersin. Hayatın boyunca mutlu olamaman dileğiyle

Miray~"

Aynen bunu yazdım ve opis ikiliyi engelledim. Telefonu uçak moduna alıp camdan dışarıyı izlemeye başladım.

~Bazen yeni başlangıçlar size yeni ve daha iyi imkanlar sunar. Ama yeni ve iyi imkanlı bir başlangıç için geçmişinde geride bırakmak gerekir. Her ne kadar üzülsende daha sonra mutlu olacağın birşey için bunu yapmaya değer... ~

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.