İçeriğe geç

"SIRALARIN GÖLGESİ"

Bölüm 2 · 4 dk okuma

"SIRALARIN GÖLGESİ"

Bölüm 2

SSIRLARIN GÖLGESİ

O gece yağan yağmur, Araslı Köşkü’nün günahlarını yıkamaya yetmeyecek kadar şiddetliydi. Leyla, sırılsıklam bir halde otobüs durağına sığındığında titriyordu. Kerem’in o son cümlesi kulaklarında çınlıyordu: "Baban, benim babamın ölüm sebebiydi."

Leyla: (Kendi kendine fısıldayarak) "Yalan... Babam öyle bir şey yapmaz. O sadece bir terziydi, dürüst bir adamdı. Bu adam kim ki benim babama katil damgası vuruyor?"

Tam o sırada siyah bir lüks araç durağın önünde sert bir frenle durdu. Cam ağır ağır aşağı indi. Kerem Araslı, direksiyonun başında, gözlerinde o dumanlı ve öfkeli bakışla duruyordu.

Kerem: "Bin arabaya."

Leyla: "Asla! Senin gibi birinin arabasına bineceğime bu yağmurda yürürüm daha iyi!"

Kerem: "Gurur yapacak vaktin değil Leyla. Mahallenin bu saatte ne kadar tehlikeli olduğunu biliyorsun. Ayrıca... Babandan bahsedeceğiz. Bin dedim!"

Leyla bir an tereddüt etti ama "baba" kelimesi her şeye baskın geldi. Kapıyı açıp yan koltuğa oturdu. Arabanın içi deri ve pahalı bir parfüm kokuyordu. Kerem gaza bastı, araba İstanbul’un karanlık sokaklarında süzülmeye başladı.

Kerem: "Neden sustun? Az önce köşkün önünde aslan kesiliyordun."

Leyla: "Seninle konuşacak bir şeyim yok. Sadece babam hakkında ne bildiğini anlat ve beni indir."

Kerem: "Anlatayım... On beş yıl önce, babamın tekstil fabrikasında büyük bir yangın çıktı. Babam o gece fabrikadaydı. İtfaiye raporuna göre yangın kasıtlı çıkarılmıştı. Ve o gece fabrikada olan tek kişi, senin 'dürüst' baban Ahmet Yılmaz’dı."

Leyla: (Bağırarak) "Bu bir iftira! Babam o yangında canını zor kurtarmış, günlerce hastanede yatmış! Senin babanı kurtarmaya çalışırken kollarında yanıklar oluştu onun!"

Kerem: (Sertçe direksiyonu sıkarak) "Kurtarmaya mı çalışmış? Güldürme beni. Babam o yangından çıkamadı Leyla! Senin baban ise birkaç ay sonra bu şehirden kaçtı. Neden sence? Suçluluk duygusu olmasın?"

Leyla: "Kaçmadı! Biz sadece... Biz sadece daha huzurlu bir hayat istedik. Ama görüyorum ki senin dünyanda huzur diye bir şey yok. Sadece kin var."

Kerem arabayı aniden kenara çekti. Leyla’ya doğru döndü, aralarındaki mesafe o kadar azaldı ki Leyla onun nefesini yüzünde hissedebiliyordu.

Kerem: "Senden intikam almam gerekirken, annem seni bu eve soktu. Neden biliyor musun? Çünkü Hanzade Araslı asla sebepsiz iş yapmaz. Seni yakınına aldı ki, ailenden kalan son hesabı senin üzerinden kapatsın."

Leyla: "Benden ne istiyorsunuz? Benim hiçbir şeyim yok. Sadece çizimlerim ve onurum var."

Kerem: (Gözleri Leyla’nın dudaklarına kaydı ama hemen kendini toparladı) "Onurun mu? Göreceğiz Leyla Yılmaz. Yarın sabah şirkete geleceksin. Annem seninle çalışmakta ısrarcı. Ama şunu unutma; o şirkette her adımını takip edeceğim. Hata yapmanı bekleyeceğim."

Leyla: "Bekle o zaman Kerem Araslı. Ama dikkat et, beklerken kendi kurduğun tuzağa kendin düşme."

Leyla kapıyı çarpıp indi. Kendi mahallesinin çamurlu yollarına girdiğinde kalbi hala küt küt atıyordu. Eve girdiğinde annesi Münevver Hanım mutfakta çay demliyordu.

Münevver: "Kızım! Bu halin ne? Sırılsıklam olmuşsun! O köşktekiler mi yaptı bunu sana?"

Leyla: "Anne... Kerem Araslı. Babamın katil olduğunu söyledi. On beş yıl önceki yangından bahsetti. Doğru mu anne? Babam neden o şehirden ayrıldı?"

Münevver’in elindeki çay bardağı yere düşüp bin parça oldu. Kadının yüzü kireç gibi bembeyaz kesildi.

Münevver: "O... O ismi bir daha bu evde anma Leyla! Biz o defteri kapattık. Araslılar uğursuzdur, uzak dur onlardan!"

Leyla: "Kapatmamışlar anne! Onlar hala o defterin hesabını tutuyorlar. Ve ben yarın o şirkette işe başlıyorum. Gerçeği öğrenmeden de bırakmayacağım."

ERTESİ GÜN - ARASLI HOLDİNG

Leyla, üzerinde en şık ama sade takımıyla devasa holding binasına girdi. Herkes ona "yeni kurban" gibi bakıyordu. Kerem’in odasına yönlendirildi. Kapıyı çalmadan içeri girdi. Kerem, camın önünde şehri izliyordu.

Kerem: "Kapı çalmayı öğretmediler mi sana?"

Leyla: "Sizin dünyanızda nezaket sadece zenginlere mahsus sanıyordum. İşime nereden başlıyorum?"

Kerem: (Masanın üzerindeki bir yığın dosyayı göstererek) "Önce bu eski arşivleri düzenleyeceksin. Madem 'Küller' diyorsun, geçmişin küllerini karıştırmaya oradan başla."

Leyla dosyalara bakarken, Kerem’in asistanı Selin içeri girdi. Selin, tam bir "yılan" karakteriydi. Kerem’e hayrandı ve Leyla’yı ilk gördüğü andan itibaren düşman bellemişti.

Selin: "Keremciğim, akşamki davet için yer ayırttım. Biliyorsun, Fransız ortaklarımız seninle tanışmak için sabırsızlanıyor."

Kerem: "Tamam Selin, çıkabilirsin."

Selin: (Leyla’ya bakarak) "A, bu yeni stajyer mi? Biraz... Rüküş değil mi sence?"

Leyla: (Dosyadan başını kaldırmadan) "Rüküşlük kıyafette değil, üsluptadır Selin Hanım. İsterseniz size bu konuda bir ders verebilirim."

Selin sinirle dışarı çıkarken Kerem hafifçe gülümsedi ama Leyla bunu görmedi. Akşam saatlerine kadar Leyla tozlu rafların arasında çalıştı. Tam çıkacakken, kilitli bir çekmecenin içinde eski, yanmış bir fotoğraf karesi buldu. Fotoğrafta babası Ahmet ve Kerem’in babası yan yana gülümseyerek duruyordu. Arkasında bir not yazılıydı: "Dostluk, ateşle imtihan edilmez."

Tam o sırada Kerem içeri girdi. Leyla fotoğrafı hemen cebine sakladı.

Kerem: "Hala gitmedin mi?"

Leyla: "Bitirmek üzereyim. Kerem Bey... Babalarınız gerçekten dost muydu?"

Kerem’in yüzü bir anda sertleşti.

Kerem: "Dostluktan ihanete giden yol çok kısadır Leyla. Şimdi çık dışarı. Yarın büyük gün. Lansman hazırlıkları başlıyor."

Leyla holdingden çıkarken karanlık bir köşede onu bekleyen birini fark etti. Bu, mahalleden çocukluk arkadaşı, ona platonik aşık olan bıçkın delikanlı Mert’ti.

Mert: "Leyla! Bu saatte ne işin var burada? O herifin yanında ne yapıyorsun sen?"

Leyla: "İşim Mert, sadece iş."

Mert: "Bak Leyla, o Araslılar tekin adamlar değil. Senin canını yakarlarsa bu İstanbul’u onların başına yıkarım!"

Tam o sırada Kerem’in arabası yanlarından geçti. Kerem, Mert’in Leyla’nın kolunu tuttuğunu gördü. Direksiyonu öyle bir sıktı ki parmak boğumları beyazladı. İçindeki o tanımlayamadığı öfke katlanarak büyüyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.