Bir haftadır her akşam mesajlaşıyorduk.
Ama o akşam bir şey farklıydı.
İlk kez sesli konuşacaktık.
Sesli konuşacağım için heyecanlıydım. Nedense mesajlaşırken hiç hissetmediğim bir heyecan kaplamışti içime
ilk söylediğim "Alo?" Sesim geliyo mu oldu.
O da konuşmaya başladı.
Ve kalbim hızlandı.
Ekranın karşısında olmadığını bildiğim halde yüzümde bir gülümseme oluştu.
Sesini ilk kez gerçekten duyuyordum.
Konuşmaya başladıkça heyecanım azaldı.
Hatta kısa süre sonra sanki uzun zamandır tanıdığım biriyle konuşuyormuşum gibi rahatladım.
Onun konuşurken yaptığı bazı şeyleri fark etmeye başlamıştım.
Özellikle bazı kelimeleri söylerken yaşadığı o küçük pelteklik...
Başkalarının kusur olarak görebileceği bir şeydi belki.
Ama benim hoşuma gidiyordu.
Hatta bir süre sonra onun konuşma şeklini taklit etmeye başladım.
O ise sadece güldü .
"Ben öyle mi konuşuyorum?" dedi.
Sonra konu konuyu açtı.
Çocukluğumuzdan bahsettik.
Yaşadığımız komik olayları anlattık.
Utandığımız anıları bile paylaşmaya başladık.
Bir an fark ettim ki saatler geçmiş.
Ama hiçbiri bize uzun gelmemişti.
Konuşacak konu bitmiyordu.
Bir an sessizlik olduğunda bile telefonu kapatmak istemiyordum.
Çünkü o gece ilk kez sadece mesajlarını değil, sesini de hayatımın bir parçası gibi hissetmeye başlamıştım.
Ve galiba o an, kalbimde açtığım o küçük yer biraz daha büyümüştü.