-- Ertesi Sabah Yoğun Bakım Katı --
Jennie gözlerini açtığında oda sessizdi.
Solgun gri bir ışık pencereden içeri süzülüyor, monitörün ritmik sesleri kulağında yankılanıyordu.
Birkaç saniye nerede olduğunu anlamaya çalıştı… sonra acı karnında yeniden kendini hissettirdi.
“Vuruldum…”
Dün geceki görüntüler kırık film sahnesi gibi zihninde dönüp duruyordu:
Taehyung’un çığlığı, sıcak kan, karanlıktaki silahlı adam…
Jennie başını yana çevirdi Taehyung koltuğa büzülmüş, yarı uykulu halde onu izliyordu.
Üzerinde aynı geceki gömlek.
Kolları kan içinde donmuş çizgiler taşıyordu.
Jennie’nin kalbi hızlandı.
Ama bu kez başka bir nedenle.
Jennie (kısık sesle): “Neden hâlâ buradasın?”. Taehyung gözlerini açtı, yavaşça doğruldu.
Yüzünde uykusuzluktan kararan gölgeler vardı.
Taehyung: “Gitmedim. Gidemezdim.”
Jennie bir an ona baktı… sonra bakışlarını kaçırdı.
Jennie: “Dün gece… o adam senin adamındı. Bunu kendin söyledin.”
Taehyung’un omuzları gerildi.
Taehyung: “İçeriden bir hain var. Seni vuran benim tarafımdan değildi.”
Jennie kaşlarını çattı.
Jennie: “Ama kurşun bana gelirken sen ordadaydın.Her seferinde… bir şekilde senin yüzünden yara alıyorum.”
Taehyung’un yüzünde incinmiş bir ifade belirdi.
Taehyung: “Ben seni korumaya çalışıyorum—”
Jennie: “Koruma mı?Ben ameliyathanede hayat kurtarıyorum, sen insanların hayatını alıyorsun bunları aynı kefeye koyma!”
Taehyung sessizleşti.
İlk kez tamamen yenilmiş görünüyordu.
Tam o anda kapı açıldı.Lisa içeri girdi yüzü gergin, bakışları sert ve kararlıydı.
Lisa’nın ilk cümlesi bıçak gibi keskin geldi:
Lisa: “Jennie. Onunla konuşmanı istemiyorum.”
Taehyung anında ayağa kalktı.
Taehyung: “Sen kim oluyorsun da—”
Lisa: “Senin yüzünden vuruldu!Senden başka kim olabilir?!”
Jennie(sesi hafif kısık ve yorgun): "Tamam biraz susun"
Lisa’nın sesi titriyordu hem öfke, hem korku.
Lisa: “Jennie…Bu adama güvenemezsin o ne kadar ‘koruyorum’ dese de, senin başına gelen her şey onun gölgesinde oluyor!”
Taehyung’ın gözleri karardı; ilk kez sesini yükseltti:
Taehyung: “Jennie vurulduğunda oradaydım ama bunu yapan ben değildim!”
Lisa: “Ama senin dünyandı!Senin adamların, senin savaşın, senin düşmanların!”
Taehyung yumruklarını sıktı.
Jennie, ikisinin arasında kalmış gibiydi.
Jennie: “Taehyung…Ben artık emin değilim beni gerçekten korumaya mı çalışıyorsun…yoksa beni oyunun bir parçası mı yaptın?”
Taehyung bir adım attı, sesi kırılmıştı:
Taehyung: “Jennie, ben seni—”
Jennie başını yana çevirdi.
Jennie: “Şimdilik… sadece uzak dur.”
Taehyung’un nefesi kesildi.Gözlerinde bir anlığına acı, öfke ve kırgınlık aynı anda parladı.Sonra sessizce kapıya yürüdü.
Taehyung: “Senden uzak durmamı istersen…dururum. Ama seni izleyenler durmayacak.”
Jennie hiçbir şey söylemedi.
Taehyung kapıdan çıkınca Lisa ona döndü.
Lisa: “Doğru kararı verdin.Görevi daha sonra yapacağını söyledin ama… Jennie, daha sonra olmayabilir.”
Jennie gözlerini kapattı.
Jennie: “Olacak ama önce…kime güvenip güvenemeyeceğimi anlamam gerek.”
Lisa başını salladı ama yüzündeki endişe derindi.
Kapı kapanınca Jennie tek başına pencereden dışarı baktı.Göğsünde ağrı vardı kurşundan kalma değil, başka bir şeyden.
Kendi kendine fısıldadı:
Jennie: “Senden şüphe etmeye başlarsam…
hayatta kalabilir miyim, Taehyung?”
Jennie’nin odasından ayrılan Taehyung, koridora çıkar çıkmaz öfkesini kontrol etmeye zorlandı.Jimin, Jungkook ve RM zaten kapıda bekliyordu.
Jimin: “Hyung, suratın… felaket gibi.”
Taehyung: “Jennie benden şüphe ediyor.”
Üçü de sessizleşti bu, onların bile kolayca yorum yapamayacağı bir durumdu.
RM derin bir nefes aldı.
RM: “Haklı. Biz bile içeride bir hain olduğunu yeni fark ettik.Jennie kurşun yedi. Güven sarsılır.”
Taehyung başını duvara yasladı.
Taehyung: “Ben onu kaybedemem.”
Jungkook kısık bir sesle:
Jungkook: “O kız… senin zayıf noktan oldu, hyung.”
Taehyung’un gözlerinde hâlâ aynı acı vardı.
Taehyung: “Evet. Ve bunu herkes fark etti.”
--Aynı Gün, Akşamüstü--
Hastanenin Arka Koridorları
Jennie dinlenmek için gözlerini kapatmıştı ama bir türlü uyuyamıyordu.Her nefes alışında dikişleri sızlıyor, zihninde aynı soru dönüp duruyordu:
“Taehyung gerçekten beni koruyor mu… yoksa kullanıyor mu?”
Kapı yavaşça açıldı.
Rose başını uzattı.
Rose: “İçeri gelebilir miyim?”
Jennie başıyla onayladı.
Rose elinde sıcak çayla geldi, yatağın kenarındaki sehpaya bıraktı.
Rose: “Lisa’yı gördüm. Öfkeden tir tir titriyordu. Sana kızgın değil… senin için korkuyor.”
Jennie hüzünlü bir gülümsemeyle iç çekti.
Jennie: “Biliyorum… ama Taehyung’a güvenip güvenemeyeceğimden emin değilim.”
Rose: “Peki kalbin ne diyor?”
Jennie bunu duymak istemiyordu.
Jennie: “Kalbim zaten karışık.
Ben sadece… gerçekleri bilmek istiyorum.”
Rose derin bir nefes aldı, sonra yaklaştı:
Rose: “O zaman bir gerçek söyleyeyima…Sen vurulduktan sonra Taehyung kanını durdurmaya çalışırken elleri titriyordu. Neredeyse kendinden geçti.”
Jennie gözlerini yere indirdi.
Jennie: “…Bana bunu anlatmıştı.”
Rose: “Anlatması yetmez. Sen hissetmek istiyorsun ama Jennie… güven kırıldığında onu tamir etmek zaman alır.”
— O Esnada, Hastanenin Otoparkı —
Koyu gri bir araba gölgelerin içinde bekliyordu.
Camları film kaplıydı.
İçeride biri telefonla konuşuyordu.
Bilinmeyen Ses: “Evet.
Doktor hedefi henüz öldürmedik.
Ama zayıf durumda.
Bir sonraki adım için emir bekliyoruz.”
Cevap soğuk ve netti:
??? “Emir beklemeyin.
Onu bu gece alın.”
Aracın içindeki adam kısa bir gülüş attı.
Adam: “Emredersiniz… Park Jin-young.”
#Devam edicek
