İçeriğe geç

"ABİMİN ARKADAŞI"

Bölüm 5 · 5 dk okuma

"ABİMİN ARKADAŞI"

Bölüm 5

"ABİMİN ARKADAŞI"

Yağmur, odasının karanlığında telefonun ışığıyla baş başa kalmıştı. Aras’tan gelen o son mesaj, zihninde devasa bir yankı uyandırdı: "Biliyorum beni Demir'i kıskandırmak için kullandığını, her şeyin farkındayım."

Yağmur, nefesinin kesildiğini hissetti. Parmakları ekranın üzerinde asılı kaldı. "Ne?" diye fısıldadı kendi kendine. "Nasıl ya? Nasıl anlamış olabilir? Bu kadar mı belli ettim her şeyi?" Gözleri doldu. Birinin duygularıyla bu kadar fütursuzca oynamış olmanın ağırlığı omuzlarına çöktü. Aras iyi bir çocuktu, belki de gerçekten hak etmediği bir oyunun figüranı olmuştu.

Yağmur: "Aras... Ben ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok özür dilerim. Gerçekten niyetim seni kırmak değildi, sadece... kafam çok karışıktı. Senin duygularınla oynadığım için kendimden nefret ediyorum."

Birkaç dakika sonra Aras’ın cevabı düştü. Beklediği öfke dolu cümleler yoktu.

Aras: "Neyse, önemli değil Yağmur. En azından dürüstçe itiraf ettin. İyi geceler."

Yağmur telefonu yatağın uzak bir köşesine fırlattı. "Aptal Yağmur!" diye bağırdı yastığına doğru. "Rezil oldun işte. Hem Demir’e rezil oldun, hem Aras’a. Eline ne geçti sanki? Demir hala 'abi' modunda, Aras’ı da kaybettin." Pişmanlık içinde kıvranarak, kendi kendine söylene söylene sabaha karşı uykusuzluktan sızıp kaldı.

Cumartesi sabahı, evin içindeki neşeli seslerle uyandı. Hafta sonuydu ve güneş mutfak camından içeri sızıyordu. Yağmur, yüzündeki solgunluğu gizlemek için soğuk suyla yüzünü yıkadı ve aşağı indi. Ailesi çoktan kahvaltı masasına oturmuştu.

Babası, Yağmur’un tabağına sessizce peynir bırakırken onu süzdü. "Kızım, son birkaç gündür çok solgun ve üzgün görünüyorsun. Bir derdin mi var? Okulda bir şey mi oldu?"

Yağmur zoraki bir gülümsemeyle başını salladı. "Hayır babacığım, sadece biraz yorgunum. Dersler, sınavlar falan... Sana öyle geliyordur."

Babası tatmin olmamış bir ifadeyle Bora’ya baktı. "Kızım, madem hafta sonu, istersen sende abin ve Demir’le şu kısa tatile git. Onlarla biraz kafa dağıtırsın. Hem Demir de yabancı değil, beraber büyüdünüz."

Bora hemen atıldı, ağzındaki ekmeği yutup heyecanla konuştu: "Evet ya! Fıstığım gelsene bizimle. Antalya taraflarına kaçacağız iki günlüğüne, otel falan her şey hazır. Demir’le kafa kafaya verip stres atacağız, sen de bize eşlik edersin."

Yağmur önce tereddüt etti. Demir ile aynı ortamda, üstelik tatil havasında olmak... Kalbi yine o tehlikeli ritme girdi. "Yok abi, ben kalayım. Siz erkek erkeğe takılın," dedi.

Ama Bora ve babasının ısrarları bitmek bilmedi. "Hadi ama Yağmur, evde tek başına sıkılacaksın. Hem annenle ben de biraz baş başa kalırız, fena mı?" dedi babası göz kırparak.

Yağmur sonunda pes etti. "Tamam, tamam... Geliyorum."

Yemeğini bitirir bitirir bitirmez odasına fırladı. Valizini hazırlarken odası adeta bir savaş alanına döndü. "Ne giyeceğim ben şimdi? Rezil olmamam lazım, hem de çok güzel görünmem lazım," diye söylenerek dolabını darmaduman etti. Elbiseler, şortlar, bikiniler yatağın üzerine saçıldı. Hızla valizini hazırlayıp kapattı.

Abisinin odasına gidip kapıyı tıkladı. "Abi?"

Bora yatağının üzerinde telefonla oynuyordu. "Noldu fıstığım?"

"Ne zaman çıkacağız yola? Hazırım ben."

"Akşama doğru çıkarız evden, Demir gelip bizi alacak," dedi Bora.

Yağmur odasına dönüp yatağa uzandı. TikTok’ta saatlerce kaydırarak zaman öldürmeye çalıştı ama aklı hep akşamdaydı. Saatler sonra, bahçeden gelen tanıdık bir korna sesiyle yerinden fırladı. Demir gelmişti.

"Yağmur! Hadi gel gidiyoruz!" diye bağırdı Bora merdivenlerden.

Yağmur hemen valizini kaptı, aşağı indi. Annesini ve babasını öptü. "Biz gidiyoruz artık, siz de baş başa kalırsınız bol bol," deyip babasına göz kırparak güldü. Babası gülerek "Hadi oradan yaramaz, dikkatli olun," dedi.

Evin önünde Demir’in siyah, parlayan arabası duruyordu. Demir, şoför koltuğunda güneş gözlükleriyle oturuyordu. Yağmur’un geldiğini görünce gözlüklerini hafifçe aşağı indirdi.

"Sende mi geliyorsun kız?" diye sordu Demir, sesinde her zamanki o alaycı ama iç gıcıklayıcı ton vardı.

Yağmur, valizini bagaja koyan abisinin yanından geçip Demir’e ters ters baktı. "Gelmemde bir sakınca mı var Demir Abi?"

Demir hafifçe sırıttı. "Yo, ne sakıncası... Gel tabi, neşemiz olur."

Yağmur ve bora arabaya geçerler Demir arabayı çalıştırdı ve son ses güzel, ritmik bir müzik açtı. Yol boyunca Bora ve Demir eski anılardan bahsedip şarkı söylediler. Yağmur da bazen onlara katıldı, rüzgar saçlarını savururken içindeki gerginlik yavaş yavaş yerini heyecana bırakıyordu.

Yolun yarısında bir benzinlikte durdular. Bora, "Bir şey istiyor musunuz? Susadım ben, lavaboya da bir uğrayayım," dedi. Demir ve Yağmur "Hayır" deyince Bora arabadan inip markete doğru ilerledi.

Arabada bir anda derin bir sessizlik oldu. Demir, parmaklarıyla direksiyonda ritim tutarken aniden Yağmur’a döndü.

"Aras’tan ayrıldın mı?"

Yağmur camdan dışarıyı izleyerek yalan söyledi. "Yo, niye ki? Hala sevgiliyiz."

Demir bir anda kahkaha patlattı. O kadar içten ve alaycı gülüyordu ki Yağmur sinirlendi. "Niye gülüyorsun lan? Komik bir şey mi var?"

Demir, gülmesini durdurup Yağmur’un gözlerinin içine baktı. "Öyle mi? Aras bana Instagram’dan yazmış o zaman... 'Yağmur aslında seni seviyor, ben aradan çekildim, onun kalbini kırma' diye uzun bir metin döşenmiş çocuk. Sen hala 'sevgiliyiz' diyorsun."

Yağmur yerin dibine girmek istedi. "Sana... sana mı yazmış?"

"Evet," dedi Demir sırıtmaya devam ederek.

Yağmur kıpkırmızı oldu. "Saçmalamış işte Aras! Kafası karışmış çocuğun, ne dediğini biliyor mu o?"

Demir tam bir şey söyleyecekken Bora elinde su şişeleriyle arabaya bindi. "Hadi, az kaldı, otele varalım da bir kendimize gelelim."

Birkaç saatlik yolculuğun ardından lüks bir sahil oteline vardılar. Resepsiyonda işlemler yapılırken Bora kartları aldı. "Yağmur, sen şu yandaki tek kişilik odada kalıyorsun. Biz Demir’le şu karşıdaki odada kalacağız. Eşyaları bırakın, akşam büyük bir parti var otelin sahilinde, oraya gideceğiz."

Yağmur odasına çıkıp hemen hazırlanmaya başladı. Bu gece Demir’in aklını başından almalıydı. Valizinden en iddialı parçasını çıkardı: Mini, siyah, askısız ve vücudunu sımsıkı saran bir elbise. Altına ince bantlı siyah topuklu ayakkabılarını giydi. Saçlarını dalgalı yapıp dumanlı bir göz makyajıyla görünümünü tamamladı.

Odadan çıkıp abisiyle Demir’in kapısının önünde beklemeye başladı. Saatini kontrol edip kapıya vurdu. "Abi! Hadi ama! Normalde kadınlar geç hazırlanır derler, siz içeride makyaj mı yapıyorsunuz?" diye bağırdı dalga geçerek.

O anda kapı açıldı. Bora ve Demir aynı anda dışarı çıktılar. İkisi de keten gömlekleri ve şık pantolonlarıyla çok yakışıklı görünüyorlardı. Ama Demir... Demir, kapıdan çıktığı an Yağmur’u gördü ve olduğu yerde çakılı kaldı. Bakışları Yağmur’un omuzlarından aşağı doğru ağır ağır indi. Gözlerini bir türlü Yağmur’dan alamıyordu.

Yağmur, Demir’in bu halini görünce içinden bir zafer çığlığı attı. Aralarında minik, kaçamak ama elektrik dolu bakışmalar geçti.

Bora, Demir’in koluna vurdu. "Eee, hadisene oğlum! Ne bakıyorsun öyle heykel gibi? Yürü gidelim."

Demir zorlukla yutkunup bakışlarını kaçırdı. "Tamam, tamam... Yürüyoruz."

Otelden çıkıp sahil yolundaki partiye doğru yürürken, Demir’in gözleri hala fark ettirmeden Yağmur’un üzerindeydi. Yağmur ise zaferinin tadını çıkararak, kumların üzerinde topuklularıyla kuğu gibi süzülüyordu. Bu gece,

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

6. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.