“tanrılar” için sonuçlar
Arama sonuçları
Tanrı
Elif
Bir tanrı çocuğunun dünyaya insan olarak gelmesi ve babanın bu olayı duyup tanrı çocuğunu idam etmesi bunun karşılığında para teklif eder.
Tanrı'nın Oyunu
Doğa Demirci
Tanrı evrenin düzenine sahip çıkacak iki koruyucu gönderdi ama insanlar onlara Tanrıça ve Tanrı diye seslendi. Tanrı insanlığın, kendi yarattığı varlıklara ondan daha çok güvenmelerine sinirlendi. Ceza olarak koruyuculardan en sevdiklerini aldı yani onları birbirinden ayırdı. İnsanlık Tanrı'ya saygı duyulması gerektiğini öğrendi ama Tanrı bununla yetinmedi daha çok yalvarmalarını istedi, isteğinin karşılığını alamayıncada çok daha sinirlendi. Düzen bozuldu. Ceza olarak koruyuculardan en sevdiklerini aldı yani onları birbirinden ayırdı. Savaş ve barışın koruyucuları, Tanrı onları ayırdığı için isyan etti. Çıkan kargaşalar sonucunda Tanrı bütün canlıları başka bir evrene sürgün etti. Savaş ve Barışın koruyucuları derin bir uykuya daldı. Tam 300 yıl sonra karanlık uzay boşluğunda cılız bir parıltı belirdi. Koruyucular uyandı. Yeni bir Dünya keşfettiler ve 2 bebeğin kulağına tılsımların yerlerini fısıldadılar. Güçleri tükenen koruyucular birlikte sonsuz karanlığın içinde kayboldu..
Tanrının çiçekleri
Rafael
Hswhzhhs

Tanrı Terzisi
Diphylleia Grayi
Zamana yenik düşen bedenler, ölümü tadacaktır. Lakin zamana direnenler, yeni bir yaşamla ödüllendirilecektir.
Tanrı Terzisi
Diphylleia Grayi
Zamana yenik düşen bedenler, ölümü tadacaktır. Lakin zamana direnenler, yeni bir yaşamla ödüllendirilecektir.
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının kırbacı
Emir
Bir Türk efsanesi
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrının Elçileri
Musab Emre
Eski bir Viking Devrinde yaşayan Einer, av esnasında iken karşısına çıkan bir sunak aracılığıyla, Üstün Irk ile iletişime geçmeyi başarmıştır...
Tanrı Kuzusu
Lenay
Tanrı Kuzusu
Tanrı Ve Büyücü
Esme
O güçlü ve yetenekliydi. Diğerlerine uymayana kadar her şey iyiydi. Onlarla kalsaydı, bir kahramandı. Ancak sadece orada kalsaydı. Gök yüzünden kan yağan gecede Herkes ona saldırdı. Neydi insanların uymayı sürdürdükleri kural? Güçlü olan, güçsüz olanı korumalıydı. Neden ikisi birbirlerini vurdular?
Tanrıların Sessizliği
Menekşe Akçakoca
Şeytan Hara'ya göre, Tanrı Liesus tüm felaketleri görüyordu, ancak bunları düzeltmek için hiçbir şey yapmıyordu. Bu yüzden, şeytan Tanrı'dan nefret ediyordu.
Tanrılar Konseyi
amaçsız- kanal
Kaosun tanrısı Khaos ve düzenin tanrısı Themis, sürekli konseyde tartışma hâlindedir. Bir gün bu tartışma alevlenir ve hiç beklenmeyen sonuçlar doğurur.
Tanrının oyuncakları
Demir
Dünyaya gelen uzaylılar insanlarin bu kadar zararverici olmalarından rahatsız olup onlara ceza vermeğe geliyorlar,insanlar ölümü beklerken uzaylılar kendilerini tanrı gibi tanıtıp onların milyonlarca yıl olan genetigini değişmeye başlıyorlar. Böylelikle insanlar hala bilincini taşısalarda asıl formları taninmayacak haldeydi.(All tomorrows tan eşinle dirilmişdir)
Tanrının Orağı
Umay Mortal
Psikolojisi bozuk birisiydi. Ama diğer hastalarının aksine hasta olduğunu biliyordu. Bu yüzden de ayrıca tehlikeliydi. Tanrı olmadığını ama orağı olabileceğini söyleyen birisi. Manyak bir feminist de denebilir. Tüm insanlığın kalbine indi ve hepsini onun gibiymiş gibi katlediyordu. İnsanlar bir sonu olması için dua ediyordu. Amin
Trimorphis: Hekate
York
Son bitiş mi gerçekten? Yoksa her şeyi en baştan yazabilir miyiz? Mesela ellerimizden kayıp giden hayatı tutabilir miyiz? Kaybettiğimiz aşkları; Kaybettiğimiz benliğimizi; Kaçışımız için kaybettiğimiz yılları; Kaybettiğimiz ailemizi; Bir hiç uğruna giden hayallerimizi ; Elimizden alınan doğuştan hakkımız olan şeyleri; Çocukluğumuzu, sağlığımızı ve güzel oyunlarımızı; Sadakati? Bunları tekrar yazabilir miyiz yoksa suyun akıntısına göre mi gideceğiz? ... Ay Döngüsü üçlemesinin ilk kitabıdır.
AFRA
Mrs. Pumpkin
Roza eline aldığı yazmaları okumaya başladı: -Dünya parçalara ayrıldı. Her parça küle dönüştü. O an kaos ortaya çıktı ve bir şans daha verdi. Her ırkın temsilcisi gücünü ortaya koydu. En son kaos yeniden doğmayı bağışladı. Ölüm kapıya dayandığı vakit gözler açılacak. Son olduğunu hissedince kader değişecek ve bir kurban gerekecek. O kurban kendini feda ettiği vakit ne cennet ne de cehennem onu kabul edecek ve sonsuz boşluk onu hapsedecek. Düzen için küçük bir bedel ödemeye hazır olacağız. Roza sustu. Bunun ne olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yoktu. Abel sorduğuna pişman olmuş bir şekilde yere bakarken Roza diğer kağıdı eline aldı: -Bunda tek bir cümle yazıyor: "Tesadüflere inanma."
Efes'in Suları
York
Efes'in suları bundan yüzlerce yıl önce dağların tepesine kadar vardı. Çekilmeden önce İzmir yükseklere kuruluydu. Amazonlar bu diyara gelmeden önce bir avuç kişinin yaşadığı bir köydü belki de. Anaerkil göğüssüzler buraya at sırtında gelip tanrıça Artemis adına bir kent kurduklarında Yunanistan'ın titreyen gözleri oraya çevrilmişti. Ancak uzun sürmedi. Son generalleri Symyrna zincire vurulup esir edildiğinde ve namına bu kente Symyrna dendiğinde kadınların özgür olduğu tek İyonya kenti de artık erkeklerin kanlı zincirleri altındaydı. Ve o zamana arkeoloji okuyan beş arkadaş yanlışlıkla geldiklerinde kendilerini bozulmuş bir toplumsal düzenin, canavarların, nimfaların, tanrıların, yarı tanrıların ve bir savaşın ortasında bulmuşlardı. Sular Amazonlar adına geri çekilmişti. Ama Amazon kraliçesi Tamakşa taç taktığında Symyrna kralı Danerius'a savaş açmıştı. Bu savaşın suçluları ve esirleri ise Pamira ve arkadaşları mi olacaktı? Efes'in yükselen suları onları bir kez daha yutacak mıydı, yoksa onlar bu sefer yüzmeyi öğrenmişler miydi?
Tanrıların Kadim Düşmanı
varayın_kölesiyim
Tanrılar tarafından sonsuz hiçliğe hapsedilen Kogres mühürlenmesinden on binlerce yıl sonra soylu bir ailenin çocuğu olarak yeniden doğar. Kogres amacını gerçekleştirebilmek için önceki hayatından çok daha güçlü olmak zorundadır, bunun için güçlenmek için önünde uzun bir yol vardır...
ÖLÜMSÜZ
umay
Are, bir avcı tarafından evlât edinilmiş cadıdır. Daha çocukken içine doğduğu geçmişi onu yakalamış ve zaten ebeveynlerini kaybetmiş Are'nin onu evlât edinen annesini de elinden almıştır. Yıllar sonra gerçekleşen, ikizi Aru'nun ölümünün ardından, kendisini yetiştiren babası da doğduğu kovanın cadıları tarafından rehin alınmıştır. Yıllar boyunca kimliği ile barışamamış olan Are için artık kökleriyle yüzleşme zamanıdır. Ağabeyi ve dostuyla beraber çıktığı bu yolda bir kişi daha kaybetmemeye yeminlidir. Peki bir yemin nelere yol açabilir?
God of War Tanrıların Savaşı
Yigit
Oyun ile bağlantısı yoktur hikaye tamamen uydurmadır
GÜNAHKARLARIN CENNETİ
Ömür nisa demir
Ne cennet ne de cehennem arafta değildir burada asla adalet yoktur güçsüzler altta ezilir çünkü burası günahkarların cenneti karanlık diyar
Nidravipra'nın Gölgesi
İbrahim
Stollas'in kötü kalpli bir tanrının varisi olması. Yazarın favori cümleleri. -Nidravipra sana güvenmiştim. -Bunu ben istemedim.
Tanrıları Yakan☯️
Minevra
Herşeyinizi kaybettiğinizde kaybedecek başka ne kalır?.. Lou Yang, 4 büyük ulusun saldırısından sonra her şeyini kaybetmiştir. Tapınakta mahsur kalmışken genç “asi” bir samuray olan Ariren onu kurtarmıştır. Karanlık tanrıça Zenna’nın tehdidi dünyada büyüyorken seçilmiş halk olan Yang klanının son yaşayan bireyi Lou Yang’a bir şeyler yapmak düşer. “Yalnız değilsin Lou Yang…” “Tanrı seni seçti”
Aresin Mirası: Tanrıların Oyunu
Mrvakc
Sıradan hayatı altüst olan Ares, kendini fantastik varlıklarla dolu, Gotik bir akademide bulur. Burada, aslında kadim Yunan tanrılarının soyundan geldiğini ve içindeki gizemli gücün Cthulhu'yu diriltmek isteyen karanlık bir tehdide karşı tek anahtar olduğunu keşfeder. Annesinin akıbeti meçhulken, Ares dostluklar, rekabetler ve kadim sırlar arasında kendi kaderini çizmek zorundadır.
Kan Tanrıçası
Enes
Sonka ölen Tanrı ve Tanrıçaları yakarak bir tören düzenledi . Uyuyan Tanrı içinde cam bir tabut yaptı ve onu Olimpos'un en gizli odalarında sakladı . Kronos tüm yarı tanrılarıda öldürmüştü . Onlardan da çok az kalmıştı ve Sonka geri kalanları da öldürdü . Tüm düzeni kurdu ve asla bozulmaması gereken kurallar koydu . Hiçbir Tanrı ve Tanrıça bir insanla veya Tanrı statüsü olmayan biriyle ilişki yaşamayacak. Ve hiçbir Tanrı ve Tanrıça gücünü bir insanla veya Tanrı statüsü olmayan biriyle paylaşmayacaktı .
Ölü tanrıların ilahisi
Viktoriam1
"İlk kural: Gördüğün hiçbir şeye inanma. İkinci kural: Kendi adına bile güvenme." Hafızasında sadece silik bir hiçlik, üzerinde anlamını bilmediği beyaz bir elbise ve karşısında güneşin oğlu yarı tanrı kahin : Theodoros. Söylenen ilk söz yarın öleceksin. Sen ölüsün. Oluyor. “Adın ne?” Verilen yanıt ise kaderin çarklarını tersten döndürecek bir yalandır: “Eleana.” Ama bu dünyada hiçbir yalan cezasız kalmaz. Ve hiçbir tesadüf, gerçekten raslantı değil tanrılar söz konusu olunca Güneşin ışığıyla kutsanmış tapınaklar, bir görünüp bir kaybolan gölge rahipler ve Hera’nın adasından yükselen fısıltılar... Eleana, kaybolan anılarını aradığı her adımda kendisini antik bir satranç tahtasının tam ortasında bulur. Ancak bir sorun vardır: Bu oyunda şah kim, piyon kim henüz kimse bilmiyor. O sadece yolunu kaybetmiş çaresiz bir fani mi? Yoksa varlığıyla bile gökleri ve yeri birbirine katacak, unutturulmuş bir kehanetin kendisi mi? Tapınakların arkasında fısıldanan yeminler kanla mühürleniyor
Asırlık Savaş
Beyza
Blaidus'un tek isteği kendini aşmaktı.Yücelmek istiyordu,kendini eğitmek ve sonrasında da diğer insanları eğitebilmek.Fakat bunu bir öğretmen misali yapmak istemiyordu,aradığı daha farklı bir şey vardı.. Bu kitap Nietzsche’nin felsefesindeki üstinsan tanımına dayanarak hazırlanmış bir kurgudur.Keyifli okumalar..。♡
Fetih Sanatları:Kanlı Kral
Burak Sabancılar
GİRİŞ Karanlığın dip köşelerinde, hıçkırık sesleri yavaş yavaş artıyordu.Ağlayan küçük bir kız çocuğuydu.Bir kaldırım taşına oturmuş öylece bekliyordu.Saçları gece kadar siyah, teni sanki beyazdan daha da akdı.Yüzünü kapatan siyah saçları ve gözlerinden akan damlaların saçlarından ince ince süzülmesi...Kız yavaş yavaş kafasını kaldırdı.Karşısında gördüğü kişi onu ürkütmüştü.Ona bakan kişi altın kadar sarı, parlak ve uzun saçlara sahip biriydi.Elinde ki meşalesiyle kıza doğru yöneldi.Kız ayağa kalktı, sinirlice… Gözlerinden gelen damlalar küçük yağmur taneleri gibi yere düşerken, kendisine şaşkınlıkla bakan bu adamı inceliyordu.Adam şaşkındı.Son derece mutsuz ve üzgün olan bu kızın yüzünü incelemek için yanına gitmek istediğinde kız elini ‘’dur.’’ diyormuş gibi havaya kaldırdı.Sonra yere bakan gözlerini kendisine odaklanmış adama doğru yöneltti.Adam ürktü.Ürkmemek mümkün değildi zaten.Kız gökyüzünden daha koyu, buzdan daha keskin gözleriyle saçlarının arasından adamı izlemeye başladı.O kadar ağlamıştı ki, gözünün gökyüzü mavisi renginin çevresine kan kadar kırmızı bir ton eklenmişti sanki.Adam yardım etmekle etmemek arasında kaldı.Ne yapabilirdi ki.Meşalesi hala elindeydi.Saçlarında parlayan ateş güzel bir görsel şölen sunuyordu sanki.Kızın dikkatini adamın saçları çekti.Dudaklarında acı bir gülümseme vardı.Kıpkırmızı dudakları, sanki dalga geçermiş gibi gülüyordu.Dik olan kaşları lanetli bir yaratıkmış gibi çatıldı.Birden acı gülümsemesi kayboldu.Saçlarını arka tarafa doğru elleriyle savurdu, sanki adama yüzünü göstermek istiyormuş gibi.Sonra siyah pelerinini savurup kafasına geçirdi, sanki başkalarının onu tanımamasını istermiş gibi. Kafasını iyice dikleştirip gözlerini kapattı, sanki uzaktan gelen bir müzik sesini dinliyormuş gibi.Bu garip davranışlarının hemen ardından ellerini göğsünün üzerinde avuç içleri birbirine bakacak şekilde birleştirdi.Aniden büyük bir rüzgar başladı her tarafta.Karlar savruluyordu.Adam neler olup bittiğini anlayamıyordu.Etrafına bakınmaya başladı, korku dolu gözlerle.Bakıyordu ama her yer o kadar beyazdı ki, sanki ateşi kardan olan bir cehennemmiş gibi.Göz alabildiğince beyaz buzdan bir deniz gibiydi sanki adamın etrafı.Yumuşak bir buz.Şaşkınlığına devam etti, anlam veremeden olan bitenlere.Bu kadar kısa bir sürede nasıl olabilirdi bu?Birileri onunla dalgamı geçiyordu?Yoksa yine o kabuslarından biriyle baş başa mı kalmıştı?Kabus olsaydı şu ana kadar uyanması gerekmez miydi?Belki de bu onun kontrol edemediği rüyalarından biriydi.Düşündüğü onca zamandan sonra kıza döndüğünde onun yine ağladığını fark etmişti fakat bu sefer ki öyle bir ağlama değildi.Göz yaşı yerine kan vardı.Kırmızı dudakları morarmıştı.Gözlerinin gökyüzü mavisi, gecenin kör karanlığı kadar siyahtı.Gözlerinde karanlık gökyüzünün tek bir yıldızının bile parıltısı kalmamıştı artık.Hafif bir hırıltı ve küçük şirin bir kızdan gelemeyecek şekilde olan kalın, kaba ve korkutucu bir sesle, ‘’Sen öldün.’’ dedi.Adam, korku ve panik dolu gözlerle kıza bakmaya devam ederken elindeki meşaleyi kıza doğru fırlattı.Küçük kız, meşale daha havadayken, üstünde yanan ateşi yok etti.Adam koşar adımlarla çocuktan uzaklaşmaya çalışırken, karşısında başka simsiyah gözlere sahip, gençten bir adamla karşılaştı.Aynı yüz ifadesi, aynı gözler, aynı çatık kaşlar…Adam hemen yolunu çevirip bu sefer çaprazdan kaçmaya karar vermişti ki, bu sefer de aynı ifadelere sahip başka bir tanesiyle karşı karşıya geldi.Bu şekilde devam ederken, etrafına bakındığında on farklı siyah gözlere sahip insan üstü yaratığın kendi etrafında çember oluşturduklarını ve onu tuzağa düşürdüklerini anladı.Düşünüyordu.Bunlar kim?Neden ona tuzak kurdular?Gerçekten onlar insan mıydı?İstedikleri neydi? Kafasında bu sorulara cevap ararken dizlerinin arkasından aldığı bir darbe ile yere yığıldı.Bunu yapanın, masum küçük bir kız sandığı lanetli pislikten başkası olmadığını fark etti.Etrafı sarılmıştı, kaçamazdı.Kurtulmanın bir yolu yoktu.Sanki ne kadar kaçmaya yeltense, o kadar çoğalıyorlardı.Gözlerini onlara dikti ve kendisini öldürmemeleri için yalvarmaya başladı.Damla damla yaşlar akıyordu gözlerinden.Sonrasında siyah gözlü, insan görünümüne sahip bu yaratıkların arkalarından, kan kadar kırmızı gözlere sahip, esmer teni ile düz, uzun, siyah saçları olan bir adam çıktı.Acımasız gülümsemesi sanki çok şey anlatmaya yetiyormuş gibi, büyük ve korkutucu bir kahkaha attı.Siyah giysisinin içerisinden gri tonlarında, sivri uçlu, demirden yapılmış uzunca bir cismi çıkardı.Kan kadar kırmızı gözleriyle korku salan bu iblis, sarı saçlı adamı saçlarından tutup yukarı doğru çekti ve elindeki bu cismi adamın kalbine sapladı.Adamın ağzından kanlar geliyor ve gözleri yavaş yavaş kırmızıya dönüyordu.Bir müddet yerde çırpındı, çok büyük acılar çekiyordu.En sonunda bedeni hareketsiz ve kanlar içerisinde cansız bir şekilde yerde yatıyordu.
mitolojik aşk hikayeleri
𝐛.
birbirinden güzel farklı hayatların farklı hikayelerin bir araya gelip bir dünya oluşturması. hikayeler hem alıntı hem de yapay zeka yardımıyla oluşturulmuştur. maksat bir oturuşta içe dokunan satırlarda kendinizden parçalar bulmak. 1 şubat pazar 2026.
Ölümün Orkestrası
Cale Henituse
Kurtarmak için çağrıldığı dünya da yoldaşları tarafından ihanete uğradı. Bilinmeyen bir varlık onu zamanı geri sararak 9 yaşına geri döndürdü. Bu hem hayatta kalmaya çalışan (?!) hemde intikamını almak isteyen sıradan (!) bir geri dönenin hikâyesi
Ölümcül Çiçek
A.Medina
Hayata kötülerin açısından baksanız dünyanı kurtarmağa çalışan kahramanlar olurlar... Yalnızca bir intikamın kanla sonuçlanmasıydı bu. Kanla doğan güneş, herkesin ölümüne neden olmuştu. Cadının belirsiz görüşü, dünyanı gözlenmeyecek iyilikte bulunmuştu. _Ölümcül salgının tekrar yayılması. İnsanların bununla yüzleşmesi._ Ruhlarıyla savaşan insanlar, bu ölümcül. salgından kaça bilecek mi? ~ Kurtulmak yok! Pes etmek yok! Kaçış hiç yok! ~ Her şey Nora Ruby'nin vicdanına bağlıydı. Nora'nınsa vicdanı yoktu *Ya öl, ya öldür* "Hadi o zaman bu ölümün tadına sende bak"
BALA TURAN - TEMÜRTEREK
Doğuhan Pekdemir
BALA TURAN- TEMÜRTEREK SİNOPSİS Tür: Epik Fantezi/ Türk Mitolojisi kurgusu Tema: İnanç, Kader, İhanet, İktidar Mücadelesi Roman üç kitaplık bir seri olarak planlanmıştır: 1) Bala Turan – Temürterek: Yeryüzünde geçer. 2) Bala Turan – Pakırterek: Yeraltında geçer. 3) Bala Turan – Altanterek: Gökyüzünde geçer. Her şeyden hatta zamandan bile önce Tura vardı. Tura, en büyük yaratıcı idi. Özünü bölerek Köktengri’yi can verdi, ona dokuz acunu (dünyayı) emanet etti. Ardından Tura, göklerin ötesine geçmiş gibi gösterdi kendisini ancak; hakikat farklıydı: Kendisini Öd Tengri (Zaman Tanrısı) ve Yol Tengri (Kader Tanrısı) olarak göstererek, kişioğullarının (insanların) dünyasına müdahale etmeye karar verdi. Köktengri özünden Kayrakan’ı çıkardı ve onu dokuz acundan en büyüğünün başına getirdi. Kayrakan Altın bir dağda, altın bir tahtın üzerinde bu acunu izlemek ve gerektiğinde Kalgançı Çak (Kıyamet) başlatmakla görevlendirilir. Kayrakan, tüm acunu sarmalayan hayat ağacı Bayterek’i üç kısma ayırı
Dengenin Muhafızı Lysndra: Olympos Savaşı
Mirza Levent Karabıyık
Derinliklerde, insanların ve tanrıların dünyaları arasında sırlarla dolu bir geçit var. Karanlık bir Titan'ın gölgesi düşerken, Olympos'un son muhafızı olan Lysandra, mitolojik varlıkların ve insanlığın kaderini ellerinde tutuyor. Efsanevi canavarlar, tanrıların öfkesi ve insanlığın cesareti, bu epik hikayede bir araya geliyor. Doğanın ve insanlığın son umudu, bu nefes kesici savaşta şekillenecek. Tanrıların hiddetinden doğan bir kahramanlık öyküsü olan 'Dengenin Muhafızı: Olympos Savaşı'nda, dünya yeniden doğuyor ve mitoloji insanların içinde uyanıyor. Siz de bu destansı maceraya katılın, savaşın kalbinde yer alın ve efsanevi dengenin bekçileriyle birlikte hayatta kalmanın bedelini öğrenin.
Barlas
Ace
"Sen Felaketin ta kendisisin." Kabzasındaki kılıcı çekti ve önüme attı. "Senin buradaki anahtarın benim." Muhafızların getirdiği yeni kılıcı aldı ve çenemin ucuna denk gelecek şekilde uzattı. "Bakalım ne hünerlerin varmış."
Dibe Dal Mabel
Birdeliyazariz
Faniler dalgalarda yatan sırların büyüsüne hep hızlı kapılmışlardır. Asırlardır kendi ölüm fermanlarını imzalayan çok fani gördüm. Kendi ölüm fermanımı imzalarken fanilerle ne kadar benzediğimi fark edemedim. Tanrılara yalvarmayın,deniz kızlarından da merhamet dilenmeyin. Çok güvendiğiniz tanrılar size savaş açtığında ilk sığınağınız şeytan olsun. Asla deniz kızlarından yardım istemeyin. Efsanelerimize kanın. Çünkü içinde gerçekler yatar. Hiçbir efsane yok yere doğmaz. Efsane olmaya çalışmayın. Sadece lanetlenir veya kıyıdan unutulan yan karakter olarak kalırsınız.

Tanrıların Savaşı
Vera
Unutulmuş bir tanrıça, küllerinden doğar. Nur’Elis, eski dünyaların tozlu tarihinden uyanır; halkını karanlığa teslim eden, zalim bir tanrının gölgesinde yeniden dirilir. Yanında sadık savaşçısı Kael ve kaderin taşıyıcısı Arun’el ile, eski düzeni yıkmak ve yeni bir çağ başlatmak için yola çıkar. Ama tanrılar arasındaki savaş kaçınılmazdır. Her arzunun, her inancın bedeli vardır. Ve bu bedel, sadece insanlar değil, tanrılar da dahil herkesin kaderini değiştirecektir.

