“sahaf” için sonuçlar
Arama sonuçları
Sahaf
Sueda
Hayat sana öyle oyunlar oynar ki anlayamazsın. Önceden tahmin etme şansın yoktur. Ancak ilerde oyun sonucuna vardığında anlarsın oyunu. Bazen hayat karşına sana göre yanlış şeyler çıkarır. Sana göre... Fakat bunu bilemezsin. Iste bunu zaman gösterir. Yaşayıp görmek gösterir. Hayatın bize oynayacağı oyunu. Buray; hayatını düzene sokmuş, ilerisi için her şeyi planlamış ve o yolda emin adımlarla yürüyen bir adam. Deniz ise her şeyi anlık yaşayan ve zamanını dolu dolu geçirmeye çalışan bir kız. Bakalım hayat bunlar için ne gibi oyunlar oynayacak.
Sahaflar Semti
Cemre Eren
'Kendi planlarımızı yapıyorduk ama kaderin de planları olduğunu unutmuştuk' demiş Dostoyevski.18 yaşında bir lise son sınıf öğrencisi olan Kerem'in planlarında bu sezon kavuşamadığı bölge şampiyonluğuna erişmek, günün birinde ünlü bir avukat olmak ve Ortaköy'e dedesinin yanına gitmek vardı. Kaderin bambaşka planlar yaptığından bihaber, babasının sürdüğü arabanın arka koltuğunda oturmuş cadde boyunca yanından geçip giden ağaçları dalgınlıkla izliyordu.Hiç bilmediği bir semte doğru ailesiyle taşınırken, aklından binbir türlü düşünce geçiyordu.Ama bu düşüncelerin hiçbirinde Sahaflar Semti denen bu gizemli yere alışmak, bu yeri sevmek yoktu. Babası, 'O kadar güzel bir yer ki, bırak Sahaflar'ı sevmeyi, oraya bağlanacaksın.' demişti. 'Bağlanmak...'diye düşündü Kerem.'İnsan bir yere nasıl bağlanır?Bir eve, bir şehre, bir insana nasıl bağlanır?'Cevap basitti.'Sevgiyle' Bir insanı sevmek kalbi olan herkes için kolay şeydi, peki ya beton yığını olan bir evi sevmemizi sağlayan neydi?Onu yuvaya çeviren neydi?Bir şehri memleket yapan, bir ülkeyi vatan yapan aslında yine içinde sevdiğimiz insanlarla dolu olması değil miydi? Kerem önce Sahaflar'da seveceği insanlarla tanışacaktı.Bir taraftan Sahaflar'ın gerçekleriyle çatışırken bir taraftan büyüyecek ve çevresindeki insanları da değiştirecekti.Gerçek dostlar edinecek, kardeşim diyeceği genç bir adamla tanışacak, gerçek aşkı tadacaktı.Ve en sonunda kaderindeki büyük gizemle karşı karşıya kalacaktı. Sahaflar onu kendine bağlayacak ve o da tüm o Sahaflar'ı birbirine bağlayacaktı.Sevgiyle...
Stratosferdeki Sahaf
Serpil Sude Yayla
BU BİR SİMÜLASYON DEĞİL. BU BİR KURGU DEĞİL. BU BİR UYARIDIR! Gökyüzünün en üstünde, bulutların ardına asılmış Aşiyan şehrinde yaşamak; gürültüye, pasa ve duygulardan arındırılmış soğuk bir düzene mahkûm olmaktır. 16 yaşındaki teknisyen Perçin için hayat, devasa motorların gölgesinde boruları tamir etmekten ibaretti. Ta ki, hiç haritalandırılmamış karanlık bir tünelin sonunda ahşap ve eski kâğıt kokan o gizli sığınağı keşfedene kadar... Unutturulan kitaplar, geçmişin yasak sevgisi ve hayatı pahasına zaman makinesinin arkasına sızan bir çocuk. Perçin, gelecekten geçmişe—yani tam da şu an bu yazıyı okuyan sizlere—bir mektup gönderiyor. Çünkü sizin dünyanız yok olmak üzere. Ve geleceği değiştirmek için elimizdeki tek şey, bu sararmış kâğıt parçaları. Dikey bir şehir, yasaklanmış duygular ve insanlığın son çığlığı... Gerçekten bir roman mı okuyorsunuz, yoksa geleceğinizi kurtaracak son mesajı mı tutuyorsunuz?
Sahaf: Kanunun Dışında
Deleted account
İstanbul sokaklarında saatlerce beyaz bir Ford Transit ile dolaşır, tarih, felsefe ve polisiye kitapları satardım. Yüzümdeki yara izini ve iri yapımı görenler asla bana karışmazdı. Genel olarak sakin biriydim; kolay kolay sinirlenmez, sinirlendiğimde de kolay kolay sakinleşmezdim. Kavurucu bir yaz sıcağında, hayattaki tek can dostum Ali’nin hastanede ölüm döşeğinde olduğunu öğrendim. Üstelik polislerin ve yalan söyleyen bakkal Rüstem'in bu olayın üstünü kapatmaya çalıştığını fark ettiğimde içimde eski günlerden kalma o karanlık öfke uyandı. Can dostum için ne pahasına olursa olsun bu işi çözecektim. Tarih kitaplarımın arasında gizlenen o siyah çelik kasayı açtım. İçinden bir adet Glock, şarjörler, kullan-at telefonlar ve sinyal kesiciyi sırt çantama attım. Kanunların sustuğu yerde, adaleti kendi ellerimle yazmak için karanlık sokaklara adım attım. Dehşet verici gerçekler bu gece ortaya çıkacaktı.
Benim Hayalet Sevgilim
A.
"Beni güzel hatırla sevgilim..." 📻
Bir Eylül Gecesi
Özlem
Tek bölümlük kısa hikayedir. Sonbahar aylarından herhangi bir gecede okunması tavsiye edilir :)♡ . Bir eylül akşamıydı. Hava, yağmur yağacağı için karanlıktı. . "Kahve istemediğine göre, evet. Şimdi bırakıp gideceksin beni." "Gitme desene."
Mor Mürekkep
Maria
Bazı mektuplar yazıldıkları kişiye değil, onları bulması gereken kişiye ulaşır. 12 Mart 1912. Bir adam yardım istemek için bir mektup yazdı. Mektubun sahibini kimse tanımıyordu. Kimse ona inanmadı. Ve yüz yıldan fazla süre boyunca kimse cevap vermedi. Ta ki Elif o kitabı açana kadar. Yirmi iki yaşındaki Elif, yağmurlu bir günde bir sahafın tozlu raflarından aldığı eski bir kitabın arasında unutulmuş bir mektup bulur. Tarihi 1912'dir. Başta bunun eski bir not ya da anlamsız bir şaka olduğunu düşünür. Fakat mektubun son satırı her şeyi değiştirir. Çünkü gönderen kişi onun adını bilmektedir. Merakına yenik düşerek cevap yazdığında ise hayatı geri dönüşü olmayacak şekilde değişir. Şimdi aralarında şehirler değil, yıllar vardır. Bir asırla ayrılmış iki insan... Mor mürekkeple yazılmış mektuplar... Geçmişin derinliklerine gömülmüş sırlar... Ve her yeni satırla biraz daha büyüyen bir bağ... Geçmiş değişebilir mi? Bir insan hiç tanımadığı birini özleyebilir mi? Ve aşk, zamanı
YarSınLar
Gece
Yaralarını Yarın Sananlar....
Mürekkebin son hafızası
Naz
Ç

