İçeriğe geç
Kami

“ilkroman” için sonuçlar

Arama sonuçları

Ejderhalar ve Vadedilmiş Prens

gerçek

Bundan uzun zaman önce ortaya çıkan lanetli bir halk. Kimse nerden geldiklerini bilmiyorlardı. Belki de büyük tanrılar tarafından lanetlenmişlerdi. İnsanlar kendi aralarında çıkardıkları Adar'ı liderlik için seçtiler ve lanetli halkla savaşmaya başladılar. Sonunda savaşı kazandılar ancak ortada bir kehanet vardı. İnsanların 1. derece ruhbanı Aspar lanetin tekrar geleceğini ve 2. büyük savaşta liderin Adar'ın soyundan geleceğini söyledi. Bunun üzerine insanlar kuzeye, güneye. doğuya ve batıya büyük surlar ördü. Önlemler alınmıştı ancak binlerce yıl sonra insanlar arasında bu olay bir efsaneye dönüşmüştü. Ancak her efsanenin altında bir gerçek yatar...

RomanDevam ediyorFantastik
1Görüntüleme0Beğeni

Altunay

Fırat Ege Uzunoğlu

Hikaye, Altunay isimli bir kızın inandığı dinin yozlaşdığını gördükten sonra reform getirmeye karar vermesi üzerine yaşadığı maceralar ve sonunda amacının kendisinden kaybettirdiği şeyler Hikayeyi şimdilik kısa şekilde yayınladım ama zamanla uzayacaktır beğenirseniz takipte kalın

RomanDevam ediyorFantastik
0Görüntüleme0Beğeni

Yüreğin yolu

İnci

Bu benim ilk romanım hep hikayeler yazardım çocukluktan bu sevdiğim iş ilk defa paylaşıcam sizlerle umarım hoşunuza gider fikirlerinizi çok merak ediyorum. --- Bölüm 1: Fırtına Öncesi Sessizlik Küçük sahil kasabası, yazın son demlerini yaşıyordu. Eylül ayının serin rüzgarları, denizden gelen iyot kokusunu kıyılara taşıyordu. İnsanlar yazın bitişini kabul etmek zorundaymış gibi aceleci adımlarla evlerine dönüyorlardı. Gün batımı, bulutların arasında kızıl bir iz bırakırken, kasabanın üzerine hafif bir sessizlik çökmüştü. 16 yaşındaki Efe, kayaların üzerinde oturmuş denizi izliyordu. Dalgalara kapılan bir kayık gibi, zihni de karmakarışıktı. Kasaba onun için hep huzurun simgesi olmuştu, ama bu kez içindeki karmaşa, dış dünyayla zıt bir hâl alıyordu. Annesinin iş nedeniyle başka bir şehre taşınma kararı, onun tüm düzenini bozmuştu. Arkadaşlarını, alıştığı hayatı geride bırakma düşüncesi onu her geçen gün daha fazla sıkıyordu. “Efe?” Yumuşak bir ses, düşüncelerini bölerek onu gerçek dünyaya geri getirdi. Efe başını çevirip sesin sahibine baktı. Esmer, uzun saçları omzuna dökülmüş, gözleri deniz kadar derin olan genç kız ona doğru geliyordu. Zeynep… Efe'nin en yakın arkadaşıydı, ama bu yaz, Zeynep’in onun için sadece bir arkadaş olmadığını fark etmişti. Oysa, bu hisleri açığa vurmak Efe için büyük bir belirsizlik demekti. Hele ki taşınacakken… “Ne yapıyorsun burada?” Zeynep, kayaların üzerine oturarak ona baktı. “Dalgaları mı dinliyorsun?” Efe, gülümseyerek omuz silkti. “Biraz öyle… biraz da düşünüyordum.” “Belli, yüzünden anlaşılıyor. Neyin var?” diye sordu Zeynep, sesinde endişeli bir ton vardı. O her zaman Efe'nin ruh halini kolayca anlardı. Çocukluklarından beri birbirlerine hep destek olmuşlardı, ama son zamanlarda aralarındaki bağ daha farklı bir hâl almıştı. “Annem taşınma işini ciddileştirdi,” dedi Efe, bakışlarını tekrar denize çevirerek. “Birkaç hafta içinde buradan gitmemiz gerekebilir.” Zeynep’in yüzündeki gülümseme soldu. “Gerçekten mi? Nereye gideceksiniz?” “İzmir’e. Orada annem için yeni bir iş fırsatı çıktı. Başka çaremiz yok sanırım.” Zeynep derin bir nefes aldı ve sessizce denize bakmaya başladı. Efe’nin gitmesi, onun için de zor bir karardı. Çocuklukları birlikte geçmişti, en iyi arkadaşını kaybetmek gibi hissettiriyordu. Ama Zeynep, içinde başka bir korkuyu daha saklıyordu: Bu yaz boyunca hissettikleri, kalbinde yeşermeye başlayan o hisler… Efe'yi kaybetme düşüncesi, ona bu duygularını tamamen açığa çıkarması gerektiğini hatırlatıyordu. “Gitmeni istemiyorum,” dedi Zeynep bir anlık cesaretle, gözlerini yere dikerek. Efe, şaşkınlıkla ona baktı. Zeynep’in bu kadar doğrudan konuşması beklenmedik bir şeydi. Sessizlik bir süre aralarında asılı kaldı. Rüzgar, saçlarını hafifçe savururken, iki genç de birbirlerine ne söyleyeceklerini bilmiyordu. “Ben de gitmek istemiyorum,” dedi Efe, içini çekerek. “Ama sanki her şey elimden kayıp gidiyor. Kontrol edemediğim bir rüzgar bizi alıp götürüyor gibi.” Zeynep, bir an için ona daha yakın oturdu. “Bazı şeyler elimizde olmayabilir, ama… bazı şeyler tamamen bizim elimizde. Ne olursa olsun, bu bağ kopmayacak. İster İzmir olsun, ister başka bir yer… Biz hep aynı kalırız, değil mi?” Efe, bu sözlerle biraz rahatladı, ama yine de Zeynep’in gözlerine baktığında derinlerde bir şeylerin değiştiğini hissediyordu. Bu sadece arkadaşlık değildi artık. Zeynep'in gözlerinde yeni bir anlam, yeni bir his vardı. O akşam, Efe ve Zeynep kasabanın kıyılarında yürüdüler. Kıyı boyunca, hiç konuşmadan yan yana yürüyerek sessiz bir anlaşmaya vardılar. Zeynep, Efe’nin yanında olacağını, ne olursa olsun aralarındaki bağın kopmayacağını biliyordu. Ama ikisi de hislerini tamamen açığa vurmak için doğru zamanı bekliyorlardı. Kasabanın loş ışıkları altında, yollarının ayrılıp ayrılmayacağını bilmeden, ama içten içe birbirlerine tutunarak o geceyi geçirdiler. Ancak kaderin onları nereye götüreceği hala büyük bir soru işaretiydi. Ve bu belirsizlik, Efe’nin içini kemiren bir huzursuzluğa dönüştü. ---

RomanDevam ediyorRomantik
0Görüntüleme0Beğeni1Bölümler