“cüce” için sonuçlar
Arama sonuçları
Yedi cüceler ve Aladdin
Gecenin_kızı0770
Alaadin ve yedi cücelerin tanışması ve yaşadığı maceralar
ZERO: Buz ve Su sıfırda buluşur.
Mürvet Hafsanur TOK
Bir varmış bir yokmuş zamanın birinde âdemoğulları, havva kızları, devler, cüceler, periler bir arada huzur içerisinde yaşarlarmış. Birbirlerinden korkmaz ve gizlenmezlermiş. Lakin bu huzur dolu günler bir gün geride kalmış. Çünkü âdemoğullarından ve havva kızlarından bazıları büyüyü lanetli sayar olmuş. "Büyü taşıyan her ne varsa şeytan marifetidir." demişler. Kendilerinden olmayanları , onlara katılmayanları, kendilerine benzemeyenleri topraklarından sürmüşler, aşağılamışlar, katletmişler. Bu kıyımlar, ayrışmalar başlamadan çok önce bir peri kızı ve değirmenci arasında akıl almaz bir anlaşma imzalanmış. Birkaç damla kanla mühürlenmiş bir anlaşma...
pamuk cüceler
Mutlu pınar
Şirin mi şirin ,bir orman köyünde yaşayan Mustafa amcanın ,ve seher ninenin ,şehirde yaşıyan oğlun ve gelini Ayşe. Fabrika kapanınca iki çocuğunu da , alarak köye yerleşmeleri ile, başlayan fantastik bir hikaye. Dağın eteklerinde bulunan köyün ,hemen bitiminde ,çam ağaçlarıyla , meyve ağaçlarıyla ,verimli toprakları olan yemyeşil bir orman ,az ileride akan hırçın nehrin kıyısında ,karanlık kayın ormanı,tepesinde her mevsim siyah bulutların olduğu ,kuş sesinin duyulmadığı bir orman ... Köy halkı eskiden çam ormanına, kıyamadıkları için .kayın ormanına gidip kuruyan ağaçları keser ,mantar toplar ,çeşitli otlardan toplar , bazen de avcılık yaparlarmış .tâki o güne kadar . Yine güzel bir yaz günü ,koyun erkekleri ,tüfeklerin ve baltalarıını alıp Kayın ormanını yolunu tutmuşlar .ormana girer girmez, bir yağmur fırtına, göz gözü görmez olmuş , yağmur durunca bir iki ağaç kesip ,bir geyik avlayıp tam döneceklermiş ki, olan olmuş ,şiddetli bir ses,koşmaya başlamışlar köye doğru ,sadece bir kişi köye ulaşmış ,o da Mustafa amca.....
MHYRON
Alpaslan
SES tarafından tasarlanan Mhyron gezegeninde başladı bu destansı serüven. Birbirinden farklı ırkların kendi amaçları doğrultusunda verdikleri yaşamlarını ele alan bu hikayede gezegen Mhyron’un, iyilik ile kötülüğün ne olduğuna karar verildiği o vakitlerde 1.Çağ başlar. Bu hikayeyi yazarken ilham aldığım kişi J.R.R Tolkien olup, okuduğum şaheseri olan Silmarillion’u benzer bir hava vermek istedim. Kendi yorumlarımı katarak. Umarım beğenir ve zevkle okursunuz.
Dünya'nın 7 vezir cücesi
Merve Yaren
Bir varmış,bir yokmuş... Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, Dünya'nın 7 cücesi varmış.Bu 7 cüce bir kralın vezirleriymiş.Bir gün bu 7 cüce yanlışlıkla kralın tacını kırmışlar.Bu durum kralın kulağına bir şekilde gitmiş. Bunu duyan kral bir plan düzenlemiş. Kral vezirlerde dahil bütün halkı güzel mi güzel sarayının güzel mi güzel bahçesine toplamış ve onlara şöyle söylemiş: ------ " Her kim tacımı kırdıysa ve onu bana getirirse ona 3 kese altın vereceğim." Bunu duyan halk sahte kırılmış taçlar getirmişler. Kral tek tek bahçedeki bütün herkesi sorguya çekmiş ama sahte taçların hiç birine inanmamış. Aslında bunu 7 cücelerin yaptığını biliyormuş. Fakat cücelerin kendisinin itiraf etmesini istiyormuş.Sıra en sonunda 7 cücelere gelince 7 cüceler tacı arkalarından çıkartarak : " Özür dileriz kralım gerçekten yanlışlıkla oldu.S-sanırım kovulduk🙁. Ş-şey biz artık gidelim tekrardan özür dileriz" derler ve tam giderken kral onlara seslenir: " Vezirler!" Cüceler krala dönerek: " Buyrun kralım." dediler. Kral onları kovmadığını ayrıca dürüstlüklerinden dolayı söz verdiği 3 kese altını vereceğini ve onları affettiğini fakat bir dahakine dikkatli olmalarını söyledi. Mutlu mesut yaşadılar... ~SON~
Fetih Sanatları:Kanlı Kral
Burak Sabancılar
GİRİŞ Karanlığın dip köşelerinde, hıçkırık sesleri yavaş yavaş artıyordu.Ağlayan küçük bir kız çocuğuydu.Bir kaldırım taşına oturmuş öylece bekliyordu.Saçları gece kadar siyah, teni sanki beyazdan daha da akdı.Yüzünü kapatan siyah saçları ve gözlerinden akan damlaların saçlarından ince ince süzülmesi...Kız yavaş yavaş kafasını kaldırdı.Karşısında gördüğü kişi onu ürkütmüştü.Ona bakan kişi altın kadar sarı, parlak ve uzun saçlara sahip biriydi.Elinde ki meşalesiyle kıza doğru yöneldi.Kız ayağa kalktı, sinirlice… Gözlerinden gelen damlalar küçük yağmur taneleri gibi yere düşerken, kendisine şaşkınlıkla bakan bu adamı inceliyordu.Adam şaşkındı.Son derece mutsuz ve üzgün olan bu kızın yüzünü incelemek için yanına gitmek istediğinde kız elini ‘’dur.’’ diyormuş gibi havaya kaldırdı.Sonra yere bakan gözlerini kendisine odaklanmış adama doğru yöneltti.Adam ürktü.Ürkmemek mümkün değildi zaten.Kız gökyüzünden daha koyu, buzdan daha keskin gözleriyle saçlarının arasından adamı izlemeye başladı.O kadar ağlamıştı ki, gözünün gökyüzü mavisi renginin çevresine kan kadar kırmızı bir ton eklenmişti sanki.Adam yardım etmekle etmemek arasında kaldı.Ne yapabilirdi ki.Meşalesi hala elindeydi.Saçlarında parlayan ateş güzel bir görsel şölen sunuyordu sanki.Kızın dikkatini adamın saçları çekti.Dudaklarında acı bir gülümseme vardı.Kıpkırmızı dudakları, sanki dalga geçermiş gibi gülüyordu.Dik olan kaşları lanetli bir yaratıkmış gibi çatıldı.Birden acı gülümsemesi kayboldu.Saçlarını arka tarafa doğru elleriyle savurdu, sanki adama yüzünü göstermek istiyormuş gibi.Sonra siyah pelerinini savurup kafasına geçirdi, sanki başkalarının onu tanımamasını istermiş gibi. Kafasını iyice dikleştirip gözlerini kapattı, sanki uzaktan gelen bir müzik sesini dinliyormuş gibi.Bu garip davranışlarının hemen ardından ellerini göğsünün üzerinde avuç içleri birbirine bakacak şekilde birleştirdi.Aniden büyük bir rüzgar başladı her tarafta.Karlar savruluyordu.Adam neler olup bittiğini anlayamıyordu.Etrafına bakınmaya başladı, korku dolu gözlerle.Bakıyordu ama her yer o kadar beyazdı ki, sanki ateşi kardan olan bir cehennemmiş gibi.Göz alabildiğince beyaz buzdan bir deniz gibiydi sanki adamın etrafı.Yumuşak bir buz.Şaşkınlığına devam etti, anlam veremeden olan bitenlere.Bu kadar kısa bir sürede nasıl olabilirdi bu?Birileri onunla dalgamı geçiyordu?Yoksa yine o kabuslarından biriyle baş başa mı kalmıştı?Kabus olsaydı şu ana kadar uyanması gerekmez miydi?Belki de bu onun kontrol edemediği rüyalarından biriydi.Düşündüğü onca zamandan sonra kıza döndüğünde onun yine ağladığını fark etmişti fakat bu sefer ki öyle bir ağlama değildi.Göz yaşı yerine kan vardı.Kırmızı dudakları morarmıştı.Gözlerinin gökyüzü mavisi, gecenin kör karanlığı kadar siyahtı.Gözlerinde karanlık gökyüzünün tek bir yıldızının bile parıltısı kalmamıştı artık.Hafif bir hırıltı ve küçük şirin bir kızdan gelemeyecek şekilde olan kalın, kaba ve korkutucu bir sesle, ‘’Sen öldün.’’ dedi.Adam, korku ve panik dolu gözlerle kıza bakmaya devam ederken elindeki meşaleyi kıza doğru fırlattı.Küçük kız, meşale daha havadayken, üstünde yanan ateşi yok etti.Adam koşar adımlarla çocuktan uzaklaşmaya çalışırken, karşısında başka simsiyah gözlere sahip, gençten bir adamla karşılaştı.Aynı yüz ifadesi, aynı gözler, aynı çatık kaşlar…Adam hemen yolunu çevirip bu sefer çaprazdan kaçmaya karar vermişti ki, bu sefer de aynı ifadelere sahip başka bir tanesiyle karşı karşıya geldi.Bu şekilde devam ederken, etrafına bakındığında on farklı siyah gözlere sahip insan üstü yaratığın kendi etrafında çember oluşturduklarını ve onu tuzağa düşürdüklerini anladı.Düşünüyordu.Bunlar kim?Neden ona tuzak kurdular?Gerçekten onlar insan mıydı?İstedikleri neydi? Kafasında bu sorulara cevap ararken dizlerinin arkasından aldığı bir darbe ile yere yığıldı.Bunu yapanın, masum küçük bir kız sandığı lanetli pislikten başkası olmadığını fark etti.Etrafı sarılmıştı, kaçamazdı.Kurtulmanın bir yolu yoktu.Sanki ne kadar kaçmaya yeltense, o kadar çoğalıyorlardı.Gözlerini onlara dikti ve kendisini öldürmemeleri için yalvarmaya başladı.Damla damla yaşlar akıyordu gözlerinden.Sonrasında siyah gözlü, insan görünümüne sahip bu yaratıkların arkalarından, kan kadar kırmızı gözlere sahip, esmer teni ile düz, uzun, siyah saçları olan bir adam çıktı.Acımasız gülümsemesi sanki çok şey anlatmaya yetiyormuş gibi, büyük ve korkutucu bir kahkaha attı.Siyah giysisinin içerisinden gri tonlarında, sivri uçlu, demirden yapılmış uzunca bir cismi çıkardı.Kan kadar kırmızı gözleriyle korku salan bu iblis, sarı saçlı adamı saçlarından tutup yukarı doğru çekti ve elindeki bu cismi adamın kalbine sapladı.Adamın ağzından kanlar geliyor ve gözleri yavaş yavaş kırmızıya dönüyordu.Bir müddet yerde çırpındı, çok büyük acılar çekiyordu.En sonunda bedeni hareketsiz ve kanlar içerisinde cansız bir şekilde yerde yatıyordu.
Elflerin yenilgisi
Aybike Güngörer
Bu roman tamamen uydurulmuş bir biçimde elfler ve cüceler arasındaki savaşı anlatır.
Elvez Yeminleri
TimeVista
Elvez'in Buyruğu...
Dağ Kralı'nın Lanetli Toprakları
Ali altunbaş
(Dağ kralı'nın Lanetli Toprakları)Yasak topraklarda gir grup askerin fantastik,karanlık maceraları.Bu gizimli topraklarda kurtulmak için karşılarına çıkan gizemleri çözmek için ip uçlarını aramak zorundalar
Pamuk Prenses ve 7 Cüceler Ama Olaylar Biraz Karıştı
Bilge Ünal
İlk önce adlar garip olduğunu biliyorum ama sonra orjinal hikayedeki adlarına dönüyorlar (pamuk prenses dışında o hep kar beyaz olarak kalacak) nolur anlayışla karşılayın :> Pamuk prenses tabutunda prensini beklerken bir anada bir bağrış duydu ve uyandığında farklı bir odada farklı bir evrendeydi ve sonra üvey annesinden bir mesaj ya gerçek aşkı o dünyada bulacaktı süresi bitmeden yoksa eski evreninde o sapık prensele evlenmek sorunda kalacak (45 yaşında prens) pamuk prenses başarabilecek mi?

Orta Dünya: ALTAR
Alparslan UĞURLU
"Bu eser J.R.R. Tolkien'in yarattığı Orta Dünya evreninden esinlenilmiştir. Tüm haklar Tolkien Estate'e aittir. Bu hikaye ticari amaç gütmeyen bir hayran kurgusudur." "Geçmişin küllerinden doğan bir fısıltı... O, artık Hador'un onurlu soyundan değil, Birinci Çağ'ın en karanlık kurbanı. Altar, kana ve ölümsüzlüğe yazılmış bir lanetin izinde. Çünkü Arda, yalnızca ışıkla değil, aynı zamanda gölgelerin açlığıyla da dönüyor."

Orion Kuşağı
Mely
Victoria Dönemi'nin görgü kurallarıyla çevrili dünyasında Vivienne, ait olmadığı bir rolün içine sıkışmış asi bir ruhtur. Evlilik, itaat ve sessizlikle tanımlanan bir geleceği reddeder. Bir balo gecesi her şeyi değiştirir. Kaçışı onu yalnızca geçmişin izlerine değil, bilmediği bir krallığın karanlık sırlarına da sürükler. Unutulmuş bir miras, kayıp bir veliaht ve yaklaşan bir isyan... Vivienne artık sadece kendisinden değil, bir krallığın kaderinden de sorumludur. Bu dünyada güç, sahip olunan bir şey değildir. Bedeli ödenir. Entrikalarla örülü bu fantastik evrende Vivienne; gücünü, sınırlarını ve kalbini keşfederken, bazı bağların kurtarmadığını, yalnızca daha derin yaralar açtığını öğrenir. Güç seni korur mu, yoksa senden geriye kalanları da alır mı?
Pamuk prenses ve 7 cüceler
Muhammet Hasan Ayçiçek
Bir gün bi ormanda bı prenses yaşarmış ismi pamuk prenses miş bir gün ormanda yürürken 7 tane cüceye rastlamış sonra tanışmış onlarla arkadaş olmuş onlarla oyun oynamış sonra evine dönerken bir cadı onu yakalamış ve ona bir elma yedirmiş ve pamuk prenses uykuya dalmış ve sonra bir prens gelmiş ve onu öpmüş ve pamuk prenses uyanmış ve prense aşık olmuş ve evlenmişler mutlu mesut yaşamışlar

