“azat” için sonuçlar
Arama sonuçları
Beyaz Ateş
Tuğçe
1880’lerin sonlarında, Rusya’nın kuzeyinde “Beyaz Ateş” (Morbus Borealis) adı verilen ölümcül bir salgın patlak verir. Hastalık, kurbanlarını önce dondurucu bir soğuk hissiyle ele geçirir, ardından yüksek ateş ve bilinç kaybıyla ölüme sürükler. Salgından kaçan halk yeraltı sığınaklarına kapatılır; korku, hurafe ve çaresizlik günlük hayatın parçası hâline gelir.
Şehrazat
Anastasia
Yıkılan bir imparatorluk değil kalbinin beni olan Şahzerat dı
Suçlu Avukat
Suçlu Avukat
Ben Elvin Gültekin aklıma koyduğumu yapan, 21 yaşında başarılı bir avukatım. Avukatlığımın yanı sıra 12. cinayetimi de işlemiştim. Hiç bir zaman arkama bakmadım ve hiç pişman olmadım. Herkesin güvendiği, saygı duyduğu, hata yapmaktan kaçındığı bir insandım. Lakin onların bilmediği bir şey vardı, ben bir katildim. Asla öğrenemeyecekleri kadar işimi temiz yapan bir katildim, insanlar benim canımı yaktıklarında bunun bedeli canları olurdu. Avukatlık yaparken çokça insanla yüz yüze geldim, çoğu katil, çoğu psikopat, çoğu masum, çoğu ise dolandırıcıydı ama iş hayatımda beni en çok şaşırtan bir suçlu vardı, suçlu ve mükemmel bir şair. Çokça kez düşündüm, bir şair nasıl suçlu olabilirdi. Ruhu temiz bir insan, nasıl elini kirletebilirdi. Araştırdım, sorguladım, karıştırdım. Her insan, zaafına zarar veren şeylerden kurtulmak isterdi ama bazıları kurtulurdu. O şairi bezdiren şey, hayatının yani şiirlerinin elinden alınması olmuştu. Peki, ben o 12 kişiyi neden öldürdüm? Benim zaafım neydi? Ben neden o insanlara işkence çektirdim? Bana ne zararları vardı? Bana ne yaşattılar? Bu arada öldürdüğüm12 kişi dışında, 100'ü aşkın kişiye işkence çektirmiştim. Bir sebebim var mıydı, belki de vardı. Belki de bunların hepsi, intikamdı. Ruhum intikamı arıyordu, adaleti istiyordu, eski Elvin'i istiyordu. Katil kimliğim dışında, bir kimliğim daha var. Katil olan ben ile, normal ben arasında dağlar hatta, uçurumlar kadar fark var. Normal zamanlarda, normal bir yaşantı içerisindeyim, sevgilim, ailem, arkadaşlarım ve hepsinden önde tuttuğum bir iş hayatım vardı. İş hayatım, benim için en önemli şeydi. Avukatlığı severek yapıyordum, herkes tarafından iyi bilinmek bana hoşnutluk veriyordu, kimse katil olan tarafımı tanımıyordu, bu bana özgüven veriyordu. Çoğu kişiyi kendime hayran bırakmak hoşuma gidiyordu, küçük kızların ümidi olmak hoşuma gidiyordu, hayattaki pislikleri içeri atmak zevk veriyordu. Masum insanları kurtarmak, sanki sadece benim görevimdi. Benden başka kimse, o işi layıkıyla yapamıyordu sanki. Hayatımı seviyordum, yaşamayı seviyordum, kendim olmayı seviyordum, en önemlisi ve bayıldığım ise ruhumdu, ruhumu çok seviyordum, tabi biraz kirli olabilirdi ama ben onu her seferinde temizliyordum. Her aldığım intikam, ruhumu kirleten bir parçayken. Yaptığım her iyi bir davranış, bazen ise yazdığım bir şiir ruhumu temizliyordu. Hayatımda nelerden hoşlanırım? En sevdiğim renk ne? Doğum tarihim ne? Burcum ne? Yükselenim ne? En sevdiğim yemek ne? Peki en çok hoşlandığım şarkı? En sevdiğim şair kim? Zaaflarım ne? Gerçekten iyi miyim? Çocukluğumu seviyor muyum? Aileme değer veriyor muyum? Peki onlar bana değer veriyor mu? Ben neden işimi çok seviyorum? Neden adaleti arıyorum? Bu soruların cevabını, ben biliyor muyum? Belki de bilmiyorum, belki de bütün cevaplar bende saklı. Çoğu sorunun cevabını, yaşadıkça, hatırladıkça öğreneceğim. Tabi bana saygı gösterenler gibi, ölmemi isteyenler, linç edenler, ara sokaklarda önümü kesip tehdit edenler ve bir çoğu... Hayatımın iyi ve güzel yüzü olduğu gibi, bazen en kötü yanı gün yüzüne çıkabiliyordu. Şimdi kendimi tekrar tanıtacağım; Ben Elvin Gültekin, 21 yaşında başarılı bir avukatım. Sade bir yaşantım var, bir hayatım, sevgilim, ailem, işim ve yerine getirmem gereken sorumluluklarım var. Sade hayatımı seviyorum, müzikleri seviyorum, kitap okumayı seviyorum, çünkü ruhumu tazeliyorlar, beni 10 yaşındaki çocukluk yıllarıma döndürüyor, o zamanlarda kitap okumayı çok severdim, çünkü onlar dışında kimsem olmadığını bilirdim. Koskocaman bir kitaplığım olsun isterdim, şimdi evimde iki oda sadece kitap odası olarak kullanılıyor. Bazı hayallerimi gerçekleştirirken, bazılarını ise çocukluğum ile beraber bir zindana hapis ettim. Onların anahtarı ise benim kalbimin, en derinlerinde yada çok uzaklarda bir yerlerde saklı. ______________________ Merhaba, sevgili okurlarım. Yeni bir kurgu ile karşınızdayım. Bu kurgumun, diğerlerinden farklı olacağını bilmenizi isterim. Kurgumdaki bütün, iş yerleri, olaylar ve adı geçen şahsiyetler bana özel ve hayal ürünüdür. Düşüncelerinizi, fikirlerinizi, önerilerinizi çok merak ediyorum, hepsi benim için çok değerli. Şimdilik görüşürüz, yeni bölüme kadar kendinize iyi bakın, sizleri çok seviyorum bebeklerim. Oy verip, yorum yapmayı unutmayın canlarımm. ∞
BEN ŞEHRAZAT
Aysun Mert
BEN ŞEHRAZAT, güzelligi ile tüm dünyadan intikam alan kadın.

