“arven” için sonuçlar
Arama sonuçları

Kül Taht
Zerda
Ashen Krallığı dışarıdan bakıldığında altınla kaplı, güçlü ve düzenli bir imparatorluk gibi görünür. Ama bu düzenin altında yüzyıllardır saklanan tek bir gerçek vardır: Kül Taht. Efsaneye göre Kül Taht, yalnızca “külle mühürlenmiş gerçek varis” tarafından uyandırılabilir. Ve bu kişi ortaya çıktığında krallık ya yeniden doğacak ya da tamamen yok olacaktır. Krallığın prensesi Alisa Ashen, sarayın içinde korunaklı ve planlı bir hayat yaşadığını sanır. Ta ki annesi Kraliçe Vespera Ashen’in sert kontrolü, sarayda yapılan gizli toplantılar ve farklı krallıklardan gelen tehlikeli isimlerle yüzleşene kadar… Alisa zamanla fark eder ki hayatı aslında bir yaşam değil, baştan sona hazırlanmış bir planın parçasıdır. Ve bu planın merkezinde hep o vardır.

Arvendel’in Son Baharı
Öykü
"Kehanetin gölgesinde bir kırık taç" Eski bir zamanda kehanetin gölgesiyle lanetlenmiş bir kırallık kuruluydu... Bu kırallığın varisi olan büyük abi Aldros ve onun güçlü karakteri ve dik duruşunun gölgesinde büyütülen küçük kardeş Leonin yaşamaktaydı... Yaşadıkları sarayın duvarları arkasında onların neler beklediğini bilmeden, bir yandan eğitim görmekte diğer yandan sarayın işleyişini öğrenmekteydiler... "Peki Arvendel'in laneti onları genç yaşta savunmasız yakalasaydı...?" Saray, halk karşısındaki güvenirliğini kaybetseydi? Baba Melanknos ve Anne Athena çocuklarını nasıl koruyacaktı? Yanlış bir seçimleri sonucu, çocuklarından birinin kötü tarafa geçmesiyle Arvendel'in son baharı yaşamasının laneti olsaydı... "Baba, son çare bana tüm sırları söylemek zorundasın" " yapamam Aldros... Bu sefer yapamam..."
Dört Krallığın Kehaneti
Beyza Nur
Dünya, ışıkla gölgenin, denizle gökyüzünün dengesine bağlıydı. Dört krallık binlerce yıldır bu dengeyi koruyarak yaşamış, tanrıların kutsadığı topraklarda büyümüş ve gelişmişti. Ancak hiçbir denge sonsuza dek süremezdi. Zamanın derinliklerinde yazılmış bir kehanet, günün birinde eski tanrıların uyanacağını, krallıkların birbirine düşeceğini ve karanlığın dünyayı yutmaya yelteneceğini söylüyordu. Yalnızca “ışığın varisi” bu yıkımı durdurabilirdi. Fakat kehanet çoğu kişi için unutulmuş bir efsaneden ibaretti… ta ki gölgeler geri dönene kadar. Köyün sıradan bir kızı olan Elira, her gününü tarlalarda çalışarak, ailesine yardım ederek geçiriyordu. Hayatı sessizdi, küçücük köyün dar sınırları içinde umutlarını büyütüyordu. Ancak kalbinin derinlerinde hep bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordu. Kendini farklı görmese de, bazen uykularında gördüğü rüyalar ona başka bir dünyanın fısıltılarını getiriyordu. Gün batımlarında gökyüzüne bakarken içini kaplayan huzursuzluk, aslında kaderinin çokta
KADİM KILIÇLAR EFSANESİ
Amelia Aurelia
“Zaman yalnızca akan bir nehir değildir. Bazen bir yara gibi açılır… ve içinden kader sızar.” — Bilinmeyen Taşıyıcı, Yıl 0 Gök bir çığlık gibi yarıldığında kılıç gökten düşmedi. O, yırtıldı. Kimileri bu kılıcın tanrılara ait olduğunu söyler, kimileri ilk ihanetten doğduğunu. Ama gerçek şu: Zamanın Yarası adı verilen bu kılıç, bir lanetin damgasıdır. Ve her çağda o lanet yeniden doğar. İlk kez bir rahip onu taşıdı, kehanetler sustu. Sonra bir prens, taç uğruna hayatını feda etti. Sonra bir demirci… bir yıldız yolcusu… ve sonra sadece rüyalar. Şimdi ise cam kulelerin gölgesinde bir çocuk var. Henüz bilmiyor. Ama o sadece bugünü değil, geçmişi de taşıyor. Çünkü bu kılıç, zamanın kendisini kesmiş bir silahtır. Onu yalnızca biri onarabilir: Hatırlayan.
Taht mı Oyun mu
Arven
Sıradan denilebilecek bir hayata sahip olan Yasmin’in oynamaktan keyif aldığı bir hikaye oyununun içinde uyanacağı aklına gelir miydi? 1800’lü yıllarda kralın ölümünü çözmeye çalışan bir prens ve saraydaki kargaşaların bitmediği hikaye oyunu ve Yasmin’in üstüne binen binlerce yük? Saray entrikası, kraliyet, gizem ve tarihi atmosferin birleşimi bir kitapta olsa nasıl mı olurdu;

