“Vazgeçiş” için sonuçlar
Arama sonuçları
Vazgeçiş
Efil
Usian
Vazgeçiş
Ebrar Güney
Evlilik hayalleri kurduğun askerin şehit haberini aldıktan üç yıl sonra çalışmaya gittiğin kararagahta karşına çıkarsa ne olur? "Ben seni kaybettim sandım... Sen ise sadece benden uzak bir hayata saklanmışsın." Askeri görev uğruna biten hayatlar bin vazgeçiş gibiydi.
Kelebeğin Vazgeçişi
Evanessa
İzel Akdoğmuş ve Viran Efken Koral'ın hikayesi...
AŞKIMA İNAN
ASRIN AKAR
Kaybettiklerimden sonra kazandıklarımın kıymetini bilmem gerekiyordu. Üzgünüm, sevgilim ama bunu yapamadım, beni affet çünkü ben kendimi asla affetmeyeceğim.
RUHA VURULAN NEŞTER
buşra nur
"Sen yaptın." Dedi sesine bulaşan hayal kırıklığıyla. "İhanet yok demedik mi? Affetmem, geri dönüşü olmaz dememe rağmen yaptın." "Yapmadım." Yaptım. Oturduğu yerden hışımla kalktı. "Yalan söylüyorsun!" "Hayır." Evet. İki adımıyla dibimde bittiğinde artık kaçacak yerim yoktu. Ben nasılsın böyle bir insan oldum? Her zaman bir kez daha fazla bakabilmek için canımı vereceğim zümrütlerine şimdi bakamıyordum. İhanetim sırtımda koca bir kambur oluştururken başımı kaldırıpta göz göze gelecek halim yoktu. "Gözlerime bak." Yapamadım. Benden yanıt alamayınca devam etti. "Veda'm," dediğinde kalbimin umutla dolmasına mani olamadım. Hâlâ onun Veda'sı kalabilmiş miydim? Bakışlarımı yüzüne çıkardım, gözlerine değil. Derin nefes aldı. Elini kaldırdığında çenemden hafifçe tuttup kendine çevirdi. Yapma işte bana öyle bakma! Daha ne kadar fazla suçlu hissedebilirim, görmüyor musun içimde beni tüketen yangının alevini? Belki de artık görmek istemiyorsundur. Duymak istemiyorsundur artık sesimi. "Neden gözlerinle dudakların aynı dili konuşmuyor?" Diye sordu. "Neden yapıyorsun bunu bize?" Gücümü topladım. Her an akmaya hazır halde bekleyen gözyaşlarımı zorlukla geri gönderdim. Şimdi sırası değildi. Böyle giderse her şey mahvolacak. Geriye çekildim. "Artık yapmıyorum." İçim acıyordu. Onun için duymak ne kadar zorsa benim içinde söylemek o kadar zordu. Bir adım geri gitti. O an anladım ki sadece bedeni değil kalbi de benden uzağa gidiyordu. "Tamam." Ellerini iki yana açtı. "Git." Ne zordu için kan ağlarken dışarıya belli etmemek ne zordu sevdiğin adamın gözlerine bakarak yalan söylemek. Ne zordu sevdiğin adamın 'git' demesini duymak. "Gidiyorum zaten," canım yana yana konuşmaya zorladım kendimi. "Dönmeyeceğim." Ama şunu bil sevgilim; giden sadece bedenim, kalbim de ruhum da ölene kadar seninle.
ÖLÜMÜNE SEVDİĞİM
Gözde
Ölen kimdi bilmiyorum, öldüm mü emin olamıyorum. Tek bildiğim artık benim yaşamadığımdı. Hani ömrüm ömründü? Unutma ki " Bulutsuz " bir "Dünya" olmaz. "Bulut " olmazsa " Dünya " olmaz. TÜM HAKLARI SAKLIDIR!
Peşinde Polis Gibi Dolaşsın Hatıralar
Behti İnci
Kelimeler boğazını saran bir halat gibiydi. O geceyi ne yaparsam yapayım unutamıyorum. Gözyaşlarıyla anlattı seni bana. Adını fısıldarken titriyordu dudakları. En çok seni sevdiğini söylemişti. En çok sana aşık olduğunu. Ve yine en çok sana kırıldığını. Saat sabah beş civarı, ağlayarak uyuyakalışımızın bir veya ikinci saatiydi. Koltuktan bir hışımla kalkışını gördüm. Bana doğru bakarak bağırıyordu ama gözleri bana değmiyordu. Anlamlandıramadım. Donuk donuk dinledim. Sonra yavaşça kalktım yerimden,sağ koluna doğru yürüdüm. Hâlâ aynı yere bakıp bağırıyordu. " Bırakın artık peşimi orospu çocukları!" Korkmaya başlamıştım. Çünkü duvara bakarak bağırıyordu. Kollarından tutup sarstım. Kendine gelmesi için yüzüne en sertinden bir tokat geçirdim. Bırak tepki vermeyi, hissetmedi bile. Bağırışları yükselmeye başladı. Korkudan ne yapacağımı bilemeyip arkasına geçtim ve sandalyeye oturdum. O benim en yakın arkadaşımdı. Ve bende onu bu halde bırakıp gitmemem gerektiğini biliyordum. Kendimi olabildiğince sakinleştirip, kiminle konuştuğunu anlamaya çalıştım. Ne yalan söyleyeyim önce sana konuşuyor sandım. Sana olan öfkesini duvara kusuyor sandım. Ama olayın böyle olmadığını anlamam uzun sürmedi. Kayra diye birinin adını geçirdi. Anlamlandıramadığım bi cümle kurdu. Bağıra bağıra söylemesine rağmen hiçbir şey anlamamıştım. "Onu öldürdünüz, o kaçamadı sizden. Ne oldu hah?! Sıradaki kurbanınız ben miyim?" Diye ekledi sonra. Kayranın kim olduğunu düşündüm uzunca bi süre. "İyide Kayra diye bi tanıdığımız yok ki " diye geçirdim içimden. Daha sonra " Beni de öyle öldüremeyeceksiniz. Ben geçmişime yenilmem!" Diye haykırdığı zaman anladım. Yazdığı bir öyküdeki karakter olan Kayradan bahsediyordu. "Dolabımda Hatıralar" isimli bi öyküydü bu. Kayra bütün geçmişini, bütün anılarını bir giysi dolabına sıkıştırıp, evi terk edip gitmeyi planlayan birisiydi. Dolabın kapağının kırılması sonucu üstüne yıkılan anılardan kaçamayan, altlarında ezilen Kayra, Pencereyi açarak kurtulabilmişti o durumdan. Tüm şehre karışmıştı anıları; iyisiyle, kötüsüyle. Daha sonra gökyüzünde gördüğü bu kirli manzaradan ötürü terk etmek zorunda kaldı şehri. Bi otobüs bileti alıp kaçmak istedi şehirden. Kaçamadı... Peşini bırakmayan o hatıralar otobüs camlarına yapıştı. Yağmur damlaları gibi birer birer yapıştılar otobüsün camlarına. Ve kayra geçmişinden kaçamayacağını anladığında bu durumu kaldıramayacağını da fark etmişti. İnip otobüsten kimsenin olmadığı kayalık bir alana gidip, kafasını taşlara vura vura intihar etmişti. Böyle ucuz bi öykünün ağır yaralı kahramanıydı Kayra. Peki ya en yakın arkadaşımın sonu da böyle mi olacaktı. Yazdığını mı yaşayacaktı arkadaşım? Söylesene Sevin. Ne oldu arkadasıma, nasıl bu hâle geldi? O gecenin korkunç kısmı benim bu soruları kendime sorduğum anda başladı
Rehan
Vuslat
Rehan doğduğu gün yetimhaneye bırakılır ve bir hafta sonra evlatlık olarak bir aileye verilir, ailesi onu çok güzel bir şekilde yetiştirir ve 17. doğum gününde hediyelerin arasında eski bir günlük vardır. Bu günlüğün biyolojik annesine ait olduğunu anlaşılır. Hiç bir şey sandığı gibi değildir...
KIRLANGIÇ-Dedektif-
Nisanur kılıç
Kırlangıçlar özgürlüğün ve sadakatin simgesidir. Kırlangıçlar gökyüzünde özgürce uçandır. Kırlangıç, kanatları kırılmaması gereken ama kanatları kırılandır. Kırlangıç özgürlüktür. Kırlangıç yaşamadır. “Tüm bu savaş, kırlangıçlar gökyüzünde özgürce uçabilsin diye”
Son Umudum
sadeceintiharlar
Candaş öleli seksen üç saat kırk altı dakika oluyor. Ben son umudumu kaybedeli... Bu mektubu ardımda kalanlar için yazıyorum. Tabi ardımda hala birileri kalmışsa...

