“Trabzon” için sonuçlar
Arama sonuçları
Trabzon burması
Meryem
İzmir gibi bir şehirde doğup büyüdüyseniz, asillik kanınız da var demektir. Bir İzmir kızı, Karadeniz kızı gibi inatçı olabilir. Haa! Bu arada "İzmir'in kızları güzelidir." Sözü tarafımca tescillenmiştir. En büyük keyfim kahvaltıma bayoz ile başlayıp, gevrek ile sonlandırmak. Ahh! ikisi de benim evladım gibi nasıl ayrım yapabilirim? Midyeyi unutursam kalbim kurusun. Deli doluyumdur, sırf bir iddia uğruna karşıyaka Göztepe maçında, Göztepe taraftarının arasına karışıp "karşıyakaaaa oleyyy" diye bağırmıştım. Sonra ne mi oldu? Son anda kendimi otobüse atmamla birlikte büyük bir tehlikeden kurtuldum. Şayet Göztepe taraftarı olan kızlar, beni parçalamak istercesine üzerime üzerime geliyorlardı. Baştan söyleyeyim hangisini tutuyorum söylemem. Bu sadece benim bildiğim bir sırdır. İnatçıyımdır, dediğim dedik ötürdüğüm düdük kafası anlayacağınız. Gezmeyi eğlenmeyi çok severim, futbola aşığım desem yeridir. Mahalledeki gençlerin yaptıkları maçta ilk aradıkları kişi ben olurum. İzmir kızı olmanın ayrıcalıkları işte ne yaparsın. Mahalledeki lakabım deli öğretmendir. Çünkü tam 4 yıldır atanmayı bekliyorum. Koskoca 9 Eylül üniversitesi müzik öğretmenliği bitirmiş ama atanamamış bahtsız bir öğretmen adayıyım. Bir atansam mahallecek kurban kesiceğiz orası aşikar. Adımı sorar gibisiniz, fark etmedim sanmayın sakın. Eee hadi size söyleyeyim bari, içinizde dert olmasın. Adım Aslı Menemen. Ayy! Menemen mi dedim ben? Bak şimdi canım çekti. Neyse ben devam edeyim 26 yaşındayım, İzmir'e aşığım, aşka çok fazla inanmam. Aaa! Bu kadar yeter. Geri kalanını sonra anlatırım. Nasılsa daha bol zamanımız var. Şimdi arkadaşlarla sahile gidip Midye yiyeceğiz ayıptır söylemesi öptümmmm😘😘
TRABZON ( 2001 )
IŞIL HAZEL
Trabzon ( 2001 ) tarihini Anlatan bir kitap
Trabzon Güzeli
Bilge Sena Bulut
Bu kitap, "Hiçbir üzüntü mutsuzluk ve acı olmadan bir hayat sürülemez ve böyle bir kitap bile yazılamaz." diyen edebiyat hocama tepki olarak yazılmıştır. Bu kitapta ne üzüntü ne mutsuzluk ne acı, ne sıkıntı, ne dert, ne de keder. Bu saydıklarımın hiçbiri yok. Bu kitapta ölüm bile yok. Kötü kız ve ya kötü çocuk da onların çevirdiği dolaplar da yok. Bu kitapta mutluluk, kahkaha, sevinç ve tüm olumlu duygular var. Trabzon da doğmuş, büyümüş bir hırçın kızı anlatıyor bu kitap. Ona göre sıradan bir hayatına üniversite sonuçlarının açıklanmasını heyecanla beklerken gizemli bir numaradan atılan mesajla ara verir. O tanımadığı numaradan atılan mesaj ise üç kelimeydi. "Naber Trabzon Güzeli?"
Bekle Beni Londra Geliyorum Trabzon
ShadowX 🌑
Çatır Çutur cips yer gibi baba parası yiyen Kezbansu okulda din kültüründen -10 almayı başararak ailesinin onu okumak için ülkede dışına göndereceğini düşünüyordu aslında evet ülke dışına çıkmayı başardı ama dua ederken detay vermeyi unutmuştu işte. Hele ki büyücü yengesi ve poklu kardeşinin planına düşmüş her gün havuz keyfisi yapicam derken nasıl köyde poklu sularda yüzmek zorunda kaldığını anlatıyor. Ama tabiki Kezbansu bu onları onların yanına bırakmayacak, kendi planladıkları oyunun içinde hakimiyet kurmayı başararak ucu bucaksız köyde nasıl imparotiçe olduğunu kanıtlayacak. (Kimseyi aşağılama, küçük gösterme, dalga geçme vb. Yoktur sadece komedi amaçlı yazılmıştır. İçinde küfür vardır.)
Bir Karadeniz Masalı
Melike
Bazen meceralı bazen komik arkadaşların sevdaları ve yaşadıkları olaylar

Kızlar iş başında
Gece kiraliçesi
Komedi, macera,anime, paralel evren Dört kız arkadaşın macera defterine yeni bir sayfa açılmak üzereydi, ama hiçbiri bu sayfanın bir anda paralel evrenler ansiklopedisi ne dönüşeceğini tahmin etmiyordu. Hiç düşündünüz mü karadeniz biri mizah romanı yazsaydı nasıl olurdu işte size tirabzon agzından mizah ve espirileriyle güldurmekten öldürecek bir roman
KARANLIĞA GÖMÜLMÜŞ AYDINLIK
Büşra
Gerçeklerin sessizlikle boğulduğu, doğruların kasıtlı bir sis perdesi arkasına saklandığı bir dünyada, aydınlık ne kadar derine gömülebilir? Bu kitap; unutturulmaya çalışılan bir hakikatin, kaybolduğu sanılan bir umudun ve zifiri karanlığın ortasında parlamaya devam eden bir bilincin hikayesi.
Bir Aşkın Numarası 18
Rosa
Pera yıldız, Türkiye’nin ilk kadın futbol menajeri olarak kariyerinin doruklarını yaşarken en yakın arkadaşının nişanlısı ile ihanetini öğrendiği gün yıllarca yüzleşmek için bekleyen duyguları ile büyük bir savaşa girdi. Aşk, ihanet, medya baskısı ve borçlar… 18 yaşında yağmurlu bir Karadeniz akşamında terk ettiği sevgilisinin transfer haberleri medyada büyük yankı uyandırırken onun menajeri olacağını kimse tahmin bile etmemişti. O gün geldi, intikam çanları çalarken sahne ışıkları bu kez onlar için yandı. Kağan sarı kırmızı formasının arkasına 18 numarayı yazdırdı ve bu sefer sahaya intikam için çıktı. Pera… İstanbul’un karmaşıklığı içerisinde kaybettiği benliğini bulabilmek için o sözleşmeye imza attı. Ve Bora Yalın! Galatasaray’ın 9 numarası, yenilgisiz sezon sürdürürken tek bir kadına yenildi. Bir kadın tüm oyunu baştan yazdı!
Roma'nın Unuttuğu Deniz
Halise Kurt
Roma’nın Unuttuğu Deniz, Trabzon’un Çaykara’sından gelen genç bir havacılık ve uzay mühendisi ve arkeoloğun, Karadeniz’in kadim hafızasıyla Antik Yunan ve Roma dünyasının izlerini birbirine bağlayan gizemli bir araştırmaya sürüklenmesini anlatır. Latince yazıtlar, Antik Yunanca metinler, Romeyka'nın izleri, kayıp belgeler ve unutulmuş insanların hikâyeleri arasında ilerleyen roman; tarih, arkeoloji, mitoloji ve hayal gücünü bir araya getirir. Gökyüzünü hesaplayan bir bilim insanı, taşların sakladığı geçmişi okumaya başladığında, Roma'nın unuttuğu bir sırrın aslında Karadeniz'in dalgalarında hâlâ yaşadığını keşfeder. Bazı imparatorluklar yıkılır. Bazı isimler unutulur. Ama deniz hatırlar.
Trabzonlu kuymağın aşkı | EREN ELMALI ✖️DAMLA SÜRMELİ
Bay
Trabzonlu eren Elmalı ve adanalı damla sürmelinin bir aşk hikayesini anlatır hikaye dalgalı bir hal alır 🥵😘
Yakamoz Güzeli
Nehirr
Öğle yemeğimi yiyip odama hızla gidip yatağıma uçarcasına atlayıp yattıktan sonra sosyal medyada gezinip saatin gelmesini beklemeye başladım.Önüme çıkan bazı saçma videolara kendi kendime konuşarak cevap veriyordum "Ne saçma saçma videolar bunlar ya" Kaydırdım "Şaka yapıyorsun" Kaydırdım "Bu ne lan!" Kaydırdım "Siz ciddi misini-"diyeceğim sırada kapı birden hızlıca açıldı
Çocukluğum
Geveze Yazar
Daha yirmi iki yaşında ölmüştü kalbimdeki kelebekler. Yaşadıklarım mı acıtıyordu canımı yoksa yaşayamayacak olduklarım mı bilmiyorum ama ertelemek gibi bir hastalığım vardı. Düşünmeyi erteliyordum gerçeklerden hep kaçıyordum. Belki de acılarımın, kırgınlıklarımın geçmesini istemiyordum. Çünkü senden bana kalan son şey acıydı. Sensizliğimin üzerinden yıllar geçti oysa dün gibi aklımda gidişin. Gençliğimin başlangıcıydı seni kaybettiğim zamanlar. Bir günde büyür mü insan ben büyüdüm öyle bir girdabın içinde bıraktın ki beni yıllarımı aldı yeniden nefes almak. Ne zordu ayrılık acısı dinmeyen kalp sızısı kaç gün, kaç hafta, kaç ay, kaç yıl gerekecekti seni unutmama. Yedi yıl oldu sen gideli ama hala dün gibi. Koca bir enkazın altın bir başıma bıraktın beni. Kendimi suçladım aylarca oysa sevmekten başka ne suçum vardı. Önce bakışını sevdim bir daha kimseye öyle bakamadım. Kokun var bir de tarifi olmayan parfümün bile sen gibi kokmuyor. Gidişin var unutamadığım bir daha kimsenin arkasından bakamadığım. Unutmak istedim seni unutmaya çalışırken bile daha çok hatırladığımı fark edemeden. Sevdiklerimizin üzerine bazen toprak tarak kaybederiz bazen de kalbimize gömerek. Ben seni kalbime gömdüm. Sol köprücük kemiğinden Sonsuzluğa…
MEYUS / TEXTİNG
Merdümgiriz
Eski sevgilisi tarafından aldatılıp yarı yolda kalan ve sonrasında eski sevgilisinin tehditleri yüzünden son çare olarak ona mesaj yazmaya karar veren bir kızın yazdığı kişi başka biri çıkarsa ne olabilir ki??
Gönül Yarası
Yasemin Oğurlu
Karadeniz insanları aşkta yenik düştüklerinde mavi sularda huzuru bulur, yeşillerinde nefes alır. Babam her zaman bana böyle derdi. "Her zaman aşkta yenildiğinde bu mavi sularda huzurunu bul, yeşillerinde nefes al. Anlat kendini bu Karadeniz'e, dök içini. Günün sonunda seni anlayan ve dinleyen yine o olacak."
VAZELON MANASTIRI 🕯️🗝️
Balsa
"Sana iki seçenek sunuyorum." derken başını sola doğru hafifçe eğmiş ve kaşlarını havaya kaldırmıştı. "Ya sessiz olup sakince benimle gelirsin ya da teninin değdiği son kişi ve aynı zamanda gördüğün de son kişi ben olurum." diyerek sözlerini tamamlamıştı. "NE? NE SAÇMALIYORSUN SEN BE?! ÇABUK ÇEK BENİ!" diyerek düşecek olmanın endişesiyle bağırmaya başladım. "Tekrar etmeyeceğim." Net konuşuyordu. Oldukça keskin bakıyordu gözleri. "Ya psikopat mısın sen? Nasıl bir askersin sen ya çek beni şuradan!" derken gözlerim omzundaki peçiyle onun gözleri arasında gidip gelmişti. Sonra sözlerime devam ettim. "Senin görevin benim gibileri korumak! Uçurum kenarından sarkıtmak değil!" "Sen kimsin de seni koruyacağım? Terörist olmadığını nereden bileyim?" Ben kim terörist olmak kim? Teröriste benzer bir halim mi vardı benim? "Manyak mısın sen be adam? Ne teröristi? Ne işi var teröristin burada? Yıllar önce temizlendi burası." Yedi yıl önce yaşanan baskının ardından burada kolay kolay terörist gezemezdi. Artık bilinen ve koruma altına alınan bir bölgeydi burası. Bu askerin burada ne işi vardı? Terörist mi arıyordu? "Görevimi bana öğretme gece kuşu!" Hafifçe yüksek olan sesi, kalın ve tok oluşuyla Vazelon'un bu tarihi duvarlarında yankılanıyordu. •Vazelon Manastırı Şehit Eren Bülbül'e ithafen, eğer arkadaşı olsaydım olaylar nasıl yaşanırdı, nasıl hissederdim diye düşünerek yazdığım bir kurgudur. Direkt bilgiler kullanılmamakla birlikte çoğunluğu benzetilerek yazılmıştır. Hiçbir şekilde şahsa ait eleştiri, kınayıcı söz ve kötü kelime kullanılmamıştır, kullanılamaz. Lütfen bunu göz önünde bulundurarak okuyunuz.
Yayladaki cin
PELIN ADA
Bu hikaye Trabzona yaşanan bir olay (bu hikaye İnternet kaynaklarından yararlanılarak yazılmıştır)
Cünha
Ayşe Sahra Can
Ecem Karadeniz kızıydı. Aynı doğduğu topraklar gibi hırçın ve asiydi ama, ama birisi vardı içinde. Karadeniz'e bile Ecem'in sevdası sığdıramaz olmuştu. Ferdi Ali'ydi Ecem'in sevdası. Ferdi Ali'nin sevdası da Ecem'in kardeşi Ecrin'di. İkisi de Ferdi Ali'nin can dostu Gökhan'ın kardeşiydi ama Ferdi Ali için Ecrin bir başka, Ecem için de Ferdi Ali için bir başkaydı. Karadeniz sevdasına şahit olmuştu Ecem'in. Allah biliyordu her akşam sevdası için dua ederdi Ecem. Ferdi Ali ise Ecem'in sevdasından bir haber Ecrin'e dua ederdi ona nasip olsun diye. Hayattı bu kimin kime nasip olacağı hiç belli olmazdı. Hayattı bu, Ecem'in hayatı Ferdi Ali'ydi.
Babamın Kalemi
Cemre Değerli
Hayatın neler getireceğini bilmemek, kimine göre kader, kimine göre aile yaşantısı ve kimine göre ise tercih, Sizce hangisi bir hayatı mükemmel kılan? Hayat doğduğu an yıkmıştı bir hayatı, göz yaşları içinde okuyacağınız satırlara başlıyorum. Benim babamın gerçek hayatını kaleme aldım. O, anı olarak anlattı evlatlarına, bizler ağlaya ağlaya dinledik, ne çok acı çekmiş babam bu günlere gelene kadar, ne mücadeleler vermiş, hayretle dinledim ve sizlere de anlatmak istiyorum. Murat Dülger, benim babam.
Trabzonspor
Mehmet Altuntaş
DENIZ FENERİ
SuPerisiGibi
İstanbul'un kalabalık sokaklarından, Karadeniz'in hırçın dalgalarına... Efsun, yıllar sonra memleketi Trabzon'a döndüğünde, köyünün hâlâ aynı olduğunu düşünüyordu. Ta ki Tekin Uraz'la karşılaşana kadar. Çünkü değişen tek şey, kıyıya yeni demir atan o balıkçıydı. Ve onun gelişiyle Efsun'u bekleyen hayat, tahmin ettiğinden çok daha farklı olacaktı. Tekin Uraz, balıkçılıktan çok insanın sinirlerini zorlamakta ustalaşmış gibi. Lafı hiç boş durmaz, her fırsatta sataşacak bir şey bulur ve bunu yaparken keyiften dört köşe olur. Efsun'un sabrını sınamak onun için yeni bir eğlenceyken, Efsun ise ondan uzak durmaya çalıştıkça daha da içine çekildiğini fark eder. Bazı fenerler yolu gösterir, bazıları ise ışığıyla insanı bambaşka bir rotaya sürükler. Peki, bu fener Efsun'la Tekin'i nereye sürükleyecek?

