“Töre” için sonuçlar
Arama sonuçları
TöRE
Halimek💜
Birbirine deli gibi sevdalanmış fakat düşman olan zere ve Ahmet'in hikayesidir.
TÖRE MAHKÛMU
Veylyazar
"Seni çok seviyorum Çavê Şîn. Seninle gözlerimi açıp kapatacak kadar. Seninle doğup ölecek kadar. En çokta o mavi gözlerine aşık oldum."

Bir Töre İki Kalp
Anonim yazar
"Bir töre, iki kalp... Ya yenecekler, ya da direnecekler." İstanbul'un modern ve özgür ruhu Aras Soydan, bir telefonla kendini aşiretlerin ve kan davalarının hüküm sürdüğü Mardin'de bulur. Babasının emriyle, düşmanları Karakaya Aşireti'nin kızı Elif ile evlenmek zorundadır. Bu evlilik, nesillerdir süren bir kan davasına son verecek tek yoldur. Ancak Aras'ın kalbi, İstanbul'da bıraktığı Deren'de kalmıştır. O, töreye boyun eğmek ve sevdiği kadından vazgeçmek zorunda kalır. Elif ise, bu zoraki evliliğin gölgesinde hayallerini ve özgürlüğünü kaybetmiş, kaderine boyun eğen bir kurban olmuştur. Çatışmalar, iki aşiretin reisi Hacı Bey ve Mahmut Ağa'nın ihtiraslı planlarıyla sınırlı kalmaz. Aras'ın abisi Emir, kardeşinin bu ayrıcalıklı konumunu kıskanır ve kendi karanlık planlarını devreye sokar. Bir yanda Yusuf ve Sude'nin düşman aşiretlerin çocukları olarak yaşadığı yasak aşk, diğer yanda ise törenin bir araya getirdiği Aras ve Elif'in imkansız görünen kaderi... Bir Töre, İki Kalp; aşkın, entrikanın ve aşiretlerin acımasız dünyasında geçen bir hayatta kalma mücadelesinin destanıdır.
AYLA (Töre)
Şeyma
Töreye kurban giden bir genç kız, Ona tutkulu bir adam. Peki.. Ya berdel bozulursa ----- Tüm haklar şahsıma aittir.. Kopyalamada gereken Yapılacaktır.. ~Kapak tasarımları yazara aittir~
DİLDAR (TÖRE-BERDEL)
Şevval Yaren
Ben Sühandan. Sühandan Karacahan ve benim hikayem, herkesin bitti sandığı an başlıyor. İzmir'de kendi halime yaşayan, gece hayatı olan ve giyimine dikkat etmeyen biriydim takii o güne kadar abimlerin İzmir'e gelip beni zorla Mardin'e götürdükleri gün... Ne kadar basitti bir insanın bir gecede hayatının değişmesi, evet benim değişmişti hiç sevmem dediğim adamla evlenmiştim. Hikaye alıntısı... Birkan yanıma yattığında bende hiç tereddüt etmeden kafamı omzuna koydum rahat uyumak İstiyordum. Birkan da ses etmemişti kolunu omzuma koyup daha çok sarıldı ve onun ferah kokusuyla gözlerimi kapattım. "Birkan ışığı kapatabilir misin?" Dedim uykulu gözlerle ve uykulu sesimle. Birkan uzanıp ışığı kapattı ve tekrar sol kolunu başımın altına uzattı sağ kolunu da karnıma sardı beni kendine çekti yine ses etmeden gözlerimi yumdum.
TURNAM YÂRE/SELAM SÖYLE |-TÖRE-
Bintizer
Bir ölüm kaç hayata mâl olurdu? Bir yetime kaç el sarılırdı, hangi elin sıcaklığı hakikat, hangi elin bileğine dikenden bir bileklik asılıydı? Kan nereye sıçrardı, nerede iz bırakırdı? Ömür o vakit mi biterdi? Gönül o vakit mi ölürdü? Turna, ömrünü öfkeyle bezenmiş bir hakikat uğruna mı feda ederdi, gönlünü mü öldürürdü, yoksa hakikati mi?
VERDA
Gece Sanyeli
Bir evlilik ile kaç kişinin hayatı kurtulabilir?
ŞEHİRLİ DAMAT
hayalrafya
İclal, Mardin'in köklü aşiretlerinden Meran ailesinin en büyük kızıdır. Çevresindekilerden farklı olarak; kurallara uymaktansa kendi kurallarını yazarak yaşamayı tercih etmiştir. Ancak bulunduğu coğrafyanın bedelini ödemek mecburiyetindedir. Berkay, Mardin'in bir başka isim yapmış aşireti olan Karaevrenler'dendir. Lise yıllarında ailesini bırakıp yurt dışına çıkmıştır. Kendini töreye göre değil, farklı kültürlerin farklı medeniyet anlayışlarına göre yetiştirmiştir. Ancak geride bıraktığını sandığı hayatı, ansızın, onu yeniden çağırır. Günlerden bir gün, aralarındaki kan davasını bitirmek isteyen Meran ve Karaevren aşiretleri kan berdeli yapmaya karar verir. Fakat planlamadıkları bir şey vardır: Berdeli gerçekleştirmek için töreye kurban vermeyi düşündükleri İclal ve Berkay, aykırı kişilikleriyle yıllardır süregelmiş olan formatı bozacaktır. "Bir varmış bir yokmuş diye başlar mutlu sonla biten masallar. Bizimki bir zamanlar diye başladı."
Zerdali Çiçeği (Berdel-Kitap Oldu)
Rana Babaoğlan Taşlı
Gözlerimi bir sabah görmemek için açtım. Karanlık tüm düşüncemi mahkûm etmişti siyaha. Yol bitmiş, izim silinmiş, sıfırı tüketmiştim. Dallarda gezen beyaz çiçeklerin adı değildi artık adım. Umudum, hayallerim, güzelliğe dair tüm sermayem, sabırla bekleyişlerim... Döküldü inciler gibi birer birer, tutamadım. Ama tek bir şeyi kazıyamadılar ruhumdan: "Sevgi!" Allah'a, dünyaya, denize, "İnsana!" Gözlerimi bu kez görmek için kapadım ve ben beni yine bende buldum. Göz kapaklarımda kanat çırpan bir kuş ve kanadında kalbime akan keşfedilmemiş gözlerin orman yeşilleri...
Bi Umut
Zeynep
"Bilmezsin tabii! Nereden bileceksin ki? Anlamazsın o yüzden, boş ver!" diye kestirip attım. Ne yaşadığımdan zerre haberi yoktu. "Neyi bilmiyorum ben? Söyle de anlayalım!" dedi o da yakınarak. Şöyle bi baktım ona. Bazen kendime o kadar kızıyordum ki! Sanki dünyada insan kalmamış gibi neden gidip onu sevdim ki? Hiçbir zaman beni anlamayacaktı işte. Görmeyecekti beni hiç. Böyle uzaktan sorup duracaktı sadece. Sonrasında cevapsız sorularıyla beraber hayatına kaldığı yerden devam edecekti. İşte bu kadar umurundaydım onun. "Neyse ne. Gidiyorum ben." dedim umursamazca. Artık ona açıklama yapacak kadar takatim kalmamıştı. Madem umurunda değilim, o zaman benimle vaktini boş harcamasındı. Arkamı dönüp kapıya ilerledim. Birkaç adımdan sonra tam kapıyı biraz aralamıştım ki duyduğum ayak sesi ve hemen ardından az açılan kapının sertçe kapatılmasıyla olduğum yerde kaldım. Kapının sert sesi yüzünden ve onun ani hareketlerinden dolayı biraz yerimde sıçramıştım. Daha ne olduğunu anlayamadan kolumdan tuttuğu gibi beni kendine çevirip dibime kadar girdi ve tam olarak gözlerimin içine baktı. "Hiçbir yere gitmiyorsun!" diye tısladı adeta. "Bu mesele hemen şimdi çözülecek! Başka bir alternatifi yok!" Yakınlığından dolayı elim ayağım titremeye başlamıştı bile. Her ne kadar kocam da olsa bu yakınlık fazlaydı benim için. Alışkın değildim bi kere. Yine de yutkunup gözlerimi kaçırdım. "Halledecek ne var ki sanki?" diye konuştum kendi kendime. O ise biraz daha yaklaşıp beni iyice kapıyla kendi arasına sıkıştırmıştı. Kendimi kapıyla bütünleştirmeye çalışırken o hala gözlerimin en içine bakıyor beni çok daha zor bir duruma sokuyordu. "Bu tavırların sebebini öğrenmeden seni bırakmaya niyetim yok. Ya bana neler olduğunu anlatırsın ya da bu şekilde sabaha kadar seni bekleriz. Seçim senin karıcığım."
HÜKÜM
ESN_NSRN_
Önceden okunan selayı duymadılar akıp gidecek kanı görmediler ne zaman Aliz canına kıydı işte o zaman çıkacak cenazeyi gördüler ama bende onların evinden cenaze çıkartacaktım hem de yavaş yavaş, herkes kan kusarken kızılcık şerbeti içtim diyecekler. Eğer' ki ben bu cihanın sahibi isem intikamımı almadan durmam, herkes kendi cenazesinin çıkacağı günü bekleyecekler ama bir şey yapamayacaklar, onları yaptıkları hatanın içinde boğacaktım tıpkı bir insan denizde ne kadar hızlı ve kontrolsüz kulaç atıp kendilerini batırırlar işte diğer ağalarda kurtulmak için kulaç atıp batacaklar. Ben KANER KAMİROĞULLARI intikamımı almadan durmam akacak kanı' da damarda tutmam. - Hiçbir kimse başkasını kendi hayatının baş karakteri yapmaz sadece onun esiri olursun ama ben öyle biri değilim bırak başkasının hayatında esir olmayı yancı bile olmam . Acıysa acı, intikamsa eğer misliyle intikam ama geri durmam canımı yakanların canını yakardım esir olmamak, hür olmak içinde her şeyi fazlasıyla yapacağım, gerekirse kendi sonumu yazacaktım ama başkasının esiri olmayacaktım.
EVÎNA DILEMI
Büşş
Ben Zişan. Hayatı kan davasına esir edilen Zişan... Zişan Xêlat ~ Mir Aslan Sozdar Wattpad kapandığı için hikaye burdan devam edecektir.
AĞAOĞLU
Güneş
"Ağaoğlu seni kendine istedi, Berçem. Haftaya düğünün var." Ayakta durmakta zorlanırken bu topraklarda doğduğum için bir kez daha hayattan nefret ettim. Masum olduğum halde beni yakan bu insanlardan nefret ettim. "İstemiyorum,"dedim durmaksızın akan gözyaşlarım yanaklarımı ıslatırken. "Ölürüm daha iyi." Babam yanıma yaklaşıp çaresiz bakışlarını gözlerime çevirdi. "Bu toprakların kurallarını bilmez misin kızım? Elimden gelse buna izin verir miydim hiç? Ağaoğlu son kararı verdi, daha da bu işin dönüşü yok." Bu evlilik zaten benim için ölüm demekti. Haftaya benim düğünüm değil cenazem vardı.
Zümrüdü Anka yeniden doğuş
Naz Yılmaz
Küçüklüğümüzden bu yana, bize kader ile ilgili öğretilen üç gerçek vardır. Birincisi: doğacağın gün. İkincisi: öleceğin gün. Üçüncüsü ise: evlenip, hayatının geriye kalan yaşamını geçireceğiniz insandır. Sen daha göze güzel gelen bu kirli dünyaya gözlerini açmadan bu üç şey senin alın yazın olarak yazılır, kaderin olarak bilinir. Yengem her zaman alnına yazılan kişi senin karşına çıkınca dilin lal olur, ağzına mühür vurulur derdi. Çünkü kaderi yaradan yazar, senin için en hayırlısını alnına yazar, derdi. Benim dilim ne lal oldu, nede ağzıma mühür vuruldu. Sesim çıktı, isyan ettim ama beni ne görenim nede duyanım oldu. Karar alındı, hüküm verildi. Ellerime kelepçe değil, ayaklarıma prangalar vuruldu. Henüz on yedi yaşımda benden kadın olmam istendi. Kirli zihinler altında töre adı verilen bu ateşe benide acımadan attılar. Ailem dediğim insanlar ben o ateşte cayır cayır yanarken üzerime birde onlar odun attı. Ateşimi harlayıp o ateşin içinde kül oluşumu izlediler. Ama ben o küllerden yeniden doğacağım, beni yakanları bende yakacağım, onlar bana nasıl acımadılar ise bende acımayacağım. Yanımda oturan adamın, alın yazım, kaderim olmadığını herkese göstereceğim. ______________________ Küçük bir kız çocuğunun ne kadar güçlü olduğunu anlatan bir kitaptır. Okudukça o güçlü kızı görüp onunla beraber yaşayacağız
Aşk-ı Midyat ( Aşiret )
Bayan Mükemmel
Bir kadın düşünün koca bir şehre kafa tutan,bir kadın düşünün Urfa'ya söz geçiren işte o kadın Arjin Eroğlu. Eroğlu aşiretinin hanımağası Arjin. Berdele kurban etmek istedikleri kuzenini herkesten koruyan bir kadın. "Siz kimsiniz de Eroğlu konağını basarsınız, hadsizler. Hepinizin kafasına sıksam, kanını şu toprağa akıtsam Urfa sınırında olduğunuz müddetçe kimse leşinizi bile almaya gelemez.Arjin Eroğluyum ben bastığınız konağın da içinde bulunduğunuz şehrin de hanım ağası Arjin. Kuzenini berdele kurban etmeye çalıştığınız Arjin." 🖤 Bir adam düşünün, mardinin ağası olan, herkese lafını geçiren bir adam. Töreleri de bu adaletsizliği de istemeyen bir adam: Adar Şahmeran. +Ben sana o konaktan silahla kız alınmaz dedim.Senin aptal oğullarının yanlarına adam eline silah almış konağı basmış.Eroğlu aşiretinin hanımağasına silah çekmiş,sen oğlunu öldürmediklerine dua et.Bir kadının olduğu konağı on kişi basmak ne demek amca?Kabul et oğlunun canına karşılık berdelin iptalini. Amcam: Sen halledebilirsin Adar,lafın geçer ağalara yardım et bana, kuzenin o senin.Aynı kandan aynı candan aynı soydan gelirsiniz siz. + Ben senin tarafında değilim amca, ne seni ne o saçma töreleri haklı bulurum ben.17 yaşında kızı gelin almak ne demek?Ben bu işe en başından karşıyım.İlla namusum dedin kızını da kaçıran iti de buldum önüne attım,madem değerli namusun bu kadar o zaman sıkacaktın kafalarına. 🖤 Arjin: Bizden olmaz Adar, her dediğini kabullenemem ben senin,her istediğini yapamam, evde oturup yolunu da gözleyemem,ben kanarya değil kartalım özgür olmadan yaşayamam. Adar: Bu muydu yani sorun?Ben evime uşak aramıyorum ki Arjin,ben sana gel koy kalbimin yanına kalbini diyorum.Sen neleri takıyorsun kafaya kadın?Öyle birini istesem çoktan evlenirdim.Sana bu halinle sevdalandım neden seni değiştirmek isteyeyim? Kanarya ol diyen mi var sana?Ben gel beraber uçalım diyorum,senin yerin gökler kadın kafes değil. 🖤 Ben Arjin; Urfa'nın hanımağası, Mardin'in gelinağası Arjin. Kadınların yok sayıldığı bu topraklarda herkese söz geçiren Arjin. Kadınların baş eğdiği bu topluma inat dimdik duran Arjin. Arjin'im ben, Azad Ağa'nın yoluna güller dökerek getirdiği güzel ve asi karısı... Ben Adar Şahmeran; Mardin'in ağası Adar. Kimsenin diş geçiremediği, karşı duramadığı Adar. Urfalı bir güzele, kendi gibi asi bir aslana vurulmuş Adar. Adar'ım ben, herkesi yenip de Arjin'in bir sözüne bir bakışına yenilen Adar. Bedewiye Gule dediği kadını yoluna güller dökerek kendine eş şehrine gelinağa yapan Adar Ağa.
GÖNLÜMDEKİ SAKLI DUA
Cankız000
Kaderleri kesişen iki insanın kalplerinin birleşmesi an meselesidir... *** Tüm masalsı hikayeler bir varmış bir yokmuş ile başlardı. Ancak bu topraklarda tüm hikayeler kan ile başlar, kan ile son bulurdu. Bu yüzden babası, kızına Şehrazat adını vermişti. Kendi hikayesini yazabilmesi ve anlatabilmesi için ona Şehrazat demişti. Tıpkı taşıdığı ismin anlamı gibi özgür bir ruha sahip olmasını dilemişti. Ancak dilediği gibi olmamıştı. Şehrazat, tutsak bir bedendi. Tüm yaşamı boyunca sessizliğe itilmiş, hor görülmüştü. Sonra bir gün hikayesi baştan yazılmaya başlamıştı. Bu kez gözyaşları acıdan değil, mutluluktan akar olmuştu. Ve o gün Şehrazat, tüm hikayelerin mutlu sona sahip olduğuna emin olmuştu.
FELAKETE GEBE
Nurgül Çelik
(Watty 700k+ okunma-gerçek ailem) ❝Hayat mucizelere gebedir, derler; peki ya felakete gebeysek?❞ Doğum gününde anne ve babasını kaybeden Almira Dolunay Soylu aylar sonra abisine gelen bir telefon çağrısıyla hastanede bebeklerin, nedeni belli olmayan bir sebepten ötürü, karışmış olma ihtimalleri olduğunu öğrenir. Henüz ne olduğunu anlamadan apar topar annesinin doğup büyüdüğü şehre gider. Şanlıurfa'nın büyüleyici sokakları onu etkilerken bu toprakların ona zarar vereceğinden bihaberdir. "Hiçbirimiz bir masal diyarında yaşamıyorduk. Hiçbirimiz o masum ve saf prenses değildik. Hiçbirimiz prens için güçlerimizden veya ailemizden vazgeçmedik." 🔻 Gerçek ailem-abiler-aşiret kurgusudur. Instagram: nurgullcelik_ Watty: nurgullcelik TikTok ve YouTube: nurgullcelik
BEYAZ KEKLİK [AĞA SERİSİ 1]
Este
Bir zamanlar hayatım boyunca kimseden hissedemeyeceğim o sevgi gözlerinde parıldarken şimdi aynı gözlerde idam ipini boynuma geçirmeye çalışan bir adamın silüeti gizliydi. Doğrularımız ve zorla bize öğretilen doğrular. Yaşamayı unuttuğumuz, kendimizi başkasına göre yönettiğimiz, uğruna boşluğa düştüğümüz uzun yıllar... Çocukluğumu ve gençliğimi verdiğim adamın gördüğüm, görmek zorunda bırakıldığım diğer yüzü. "Duru." Demişti o gün bana "Duru beni bir gün anlayacaksın." Küçüktüm , kimsem yoktu. Seni de aldılar, büyüdüm. Kimsenin adımı kullanmasına izin vermedim. Büyürken küçük Duru'yu öldürdüm, Yüsra oldum. Senin öğrettiğin doğruların yanlış olduğunu söylediler hep. İnanmadım, inanmak istemedim. Savundum, seni yanında başka bir kadınla görene kadar hep savundum. Sonra gördüm ki ne benim sana verdiğim değere saygın kalmış ne de yaşattığın duygulara.
İSYAN
Laden Fug
Elimde tuttuğum yazmayla yavaş adımlarla yürüyordum. Bu yolun sonu nereye gidiyor hiç bilmiyordum. Gözlerimin yaşı kurumuş, bitmişti. Nefes alırken göğsümden yükselen büyük bir ağrı vardı. Saçlarımın kökleri acıyor, yüzümün her yanı cayır cayır yanıyordu. Çok değil yaklaşık on dakika önce yaşadıklarım yüzünden bu haldeydim. Gözyaşlarımı bırakmadan adımlarımı hızlandırdım. "Şimdi değil, birazdan. Dayan Güleycan, dik dur, az daha dayan."
Gecenin İzi
Hazell
"Yaptık mı?" Vücudum hâlâ dün gecenin hisleriyle yanıp tutuşurken bunu sormam hataydı. Ve etrafımızdaki dağınıklığa baktığımda...
Kalp Çıkmazım
Dicle
uyarı; ağlama komasına sokabilir Poyraz&Hivda Karayel Diyarbakır'ın gadar ağası Poyraz Karayel yılar önce sevdiği kızı kaybettiği için bir daha hiç kimseye kalbini açmaz taki annesinin görücü usulü evlilik yapmasını istemesine kadar.. peki Hivda o bunu istiyor muydu kalbinde başka biri olan adamı? ona eş olmak istiyor muydu?..
Berdel
Sıla
Kardeşlerinin yaptığı hatanın bedelini ödeyen iki genç ...
Berdel
Elif
Azad Celalı ve Ahşena Dilan Evindar, Bir kadın ve bir adamın hikayesi bu, "Ruhum ve beynim hep burda olucak Azad celalı ama kalbim asla seninle olmayacak" dedim doğruydu onun yanında olucaktim belkide ama asla onu sevmiyecektim. "Yarından itibaren karım olucaksın Dilan Evindar bu yüzden bu kadar ağır konuşma istersen"dedi karşımda duran adam daha iki gün önce tanıdığım ve yarın evleneceğim adam. " Bu kadar büyütme bence evlilik dediğin bir kağıt parçası peki ben sana kalbimi verecek miyim ?"...
Berdel
AYDİN
İstanbul'da İşletme son sınıf öğrencisi olan Ceren.Abisi'nin Mardin'in acımasızlığı ile ünlü Ömer Ağa'nın kız kardeşini kaçırır.Abisi Ömer Ağaya yakalanır . Mardin'in tüm ağaları toplanır ve BERDEL kararı verilir.Ceren evleneceğinden habersiz annesinin çağırması üzere Mardin'e gelir....
XEZÂL
SU-İZİ
Amed in bahtsız kızı olacağını bilmiyordu xezâl. Bir söze kurban olacağını söylemişti babası. Can borcuna verilen olmak mıydı acı olan yoksa evleneceği adamın onu almak için bile gelmemesi mi? Babasının ceylanım diye sevdiği gözünden sakındığı kızı idi o taki geçmişin sözü kapısını çalana dek. Cengiz ağa mecbur kalmıştı buna sakat oğluna bakacak biri olsun istemişti bu yüzden de geçmişte Hamit Ağa'nın ona verdiği sözü tutması için gelmişti Urfa'dan Amed'e . Xezâl açmıştı kapıyı o gün ona her şeyden habersiz güler yüzü ile açtığı kapı meğer onun yeni hayatına aciliyormus. Uzun bir konuşma ardından verilmişti karar. Xezâl ın ablası Hazal için verildi karar. Hamit ağa büyük kızımdır o demişti cengiz ağaya. Lakin Cengiz ağa ona kapıyı açan kıza takılı kalmıştı. O güler yüzü, heyecanlı ve ışık saçan gözleri belki de oğluna umut olurdu. Hazal dese de xezâl'ı istedi cengiz ağa. Hamit ağa verdiği söze karşı gelemez di. El mecbur büyük kızı dururken küçük kızının sözünü verdi Urfa'nın Erivân aşiretinin karanlık ağası'na. ************* Sakat bir adamdı jêhat o bacakları ile birlikte kalbini de sakat bırakmıştı. 12 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sakat kalmıştı oysa. Belki iyileşmek istese yapabilirdi bunu ama o kendini odaya kapatıp gün ışığından bile mahrum olmayı seçti. 14 sene sonra babasının isteği ile zorla evlenmişti. Babası sözdür tutulacak dedi diye sırf. O evleneceği kızı konağa adım atana kadar görmek dahi istemeyen adamdı. Evlendiği karısını odasına dâhi almayan onunla konuşmak bile istemey'endi. Peki xezâl jêhat in derdine derman olur muydu? Yoksa jêhat in içinde bulunduğu karanlığa oda gömülüp gider'miydi?
Sevda yüklü yürekler
Özlem
Herşey kızımla Diyarbakır da halamın kızının düğünü için gittiğim gün başladı. Yazılar kısa olacak sizi sıkmayan güzel bir kitap olacak.
konak
Nisantb
Yeni dünyana hoşgeldin rozalin
SEVİYORUM SENİ
Tuana
Burası Mardin. Sevdaların yeşerip, solduğu yer. Ben ise Ayşim Allah'a çok şükür çok güzel bir ailem var. Arslanbey konağının en küçük ve tek kız torunuyum. Mardin'de yaşayan insanlar genellikle kız çocuklarının uğursuz olarak görür ama baştan beridir dedem olsun babam olsun, amcamlar, abimler her biri benim doğma mı çok istemiş. İki abi, on kuzen, beş amca, babam ve dedem ile evin tek küçük torunu olmak çok zor. Düşünsenize etrafınızda hep birisi birşeyler soruyor size; 'Ayşim birşeye ihtiyacın var mı?' 'Hasta gibisin' 'Canın birşey istiyorum?' 'Dışarı çıkmak ister misin?' Gibi bir sürü soruyla karşı karşıya kalıyorum. Genellikle okuduğum kitaplarda Mardin'de 17, 18 yaşlarındaki kızlar töreye kurban gidiyor ama ben 17 yaşındayım öyle birşeyle karşılaşmadım. Şu an liseye gidiyorum ve hayalimdeki meslek için çok çalışıyorum. Yazarlık, her zaman bir gün yazar olup insanlara Mardin'de sadece törenin olmadığını kendi hayat hikayemle göstermek istiyorum.

