“Poyraz” için sonuçlar
Arama sonuçları
Poyraz
Seda
❗️Alışılmışın dışında bir biyolojik ailem kitabı.
Gecenin Poyrazı
ALYA PINAR
Bu kitap yazın geçen bir aşk hikayesidir. susarak sevenlerin, doğru zamanda yanlış insan olanların, aynı cümlede hem haklı hem kırık kalabilenlerin hikâyesi. Her karakter biraz cesaret, biraz korku, biraz da yarım kalmış cümlelerden oluşuyor. Kimse tamamen iyi ya da tamamen kötü değil; herkes insanca. Ben bu hikâyeyi yazarken mükemmel sonlara inanmadım. Çünkü hayat çoğu zaman kavuşarak değil, öğrenerek bitiyor. Gece’nin gidişi, Poyraz’ın kalışı, Kumsal ve Deniz’in sessiz başlangıcı; hepsi başka başka gerçeklerin yansıması. Bu kitapta bazı aşklar yarım kaldı, bazı dostluklar güçlendi, bazı yollar sonsuza kadar ayrıldı. Ama hiçbir duygu boşa yaşanmadı. Her bakışın, her suskunluğun, her kırılmanın bir anlamı vardı. Belki kendini bir karakterde buldun. Belki bir cümle sana dokundu. Belki de sadece hissettin. Eğer öyleyse, bu hikâye amacına ulaştı. Çünkü bu kitap, okunduğu sürece bitmez. Ve bu kitabın 2. versiyonuda gelecektir. Bu kadar güzel bir hikaye burada bitemez.
T.H.E Poyraz 274
Park
Süper gücü olan kötü karakter Kayra, Poyraz'ın babasını öldürür. İntikam hırsından gebermek üzere olan Poyraz, o andan itibaren DNA'sını değiştirebilmek için daha 7 yaşında fen bilimlerinin her türlü bilimine ilgi duymak zorunda kalır. Sonunda LGS adlı boss ile çatışıp o kazanır. Açılımı bilinmeyen BSY lisesini kazanır. Orada DNA'sını değiştirebileceği bir laboratuvar vardır. Bakalım neler olacak ay çok heyecanlıyım
Poyraz x Ozan (omegaverse)
Fok Baliği İkra
Sınıfımda ki femboy ile bad boy'un hikayesi😈 (Görseli aldırış etmeyin görsel bulamadım..)
Kalp Çıkmazım
Dicle
uyarı; ağlama komasına sokabilir Poyraz&Hivda Karayel Diyarbakır'ın gadar ağası Poyraz Karayel yılar önce sevdiği kızı kaybettiği için bir daha hiç kimseye kalbini açmaz taki annesinin görücü usulü evlilik yapmasını istemesine kadar.. peki Hivda o bunu istiyor muydu kalbinde başka biri olan adamı? ona eş olmak istiyor muydu?..
Poyraztale
Poyraz Külcü
Sıradan bir hayat süren Bay Hoe. Geçirdiği bir uçak kazasında düştüğü bir çukurda yeni bir dünya ile karşılaşır. Bu dünyada patatesler, tostlar, bitkiler, armutlar, brokoliler, hayaletler ve daha çeşitli karakterler yaşar. Bay Hoe burada eğlenceli bir serüvene atılır.
Kara kurt
Rintame
Sınırlar, çizgiler benim karakterim. Aşılmaz olmak ulaşılmaz olmak kanımda var. İnatçı, soğuk bencil belki de.... Olması gerektiği gibi Bir tarafta herkesin gördüğü hırslı kadın varken bir tarafta kimsenin görmediği bir ben var. Ben elzem kara Soy adım kadar karayım. Adım kadar vazgeçilmezim. Vatanım, toprağım, bayrağım benim sınırlarım Savaşçı olmak korkusuz olmak benim kanımda var Acımasız, ölümcül, vahşet belki de.... Olması gerektiği gibi Bir tarafta herkesin gördüğü kan dondurucu adam varken bir tarafta kimsenin görmediği bir ben var. Ben poyraz kurt Soy adım kadar asilim. Adım kadar poyrazım.
ŞİRKETLERİN SAVAŞI
limanihaye
Kanada'daki en karanlık iki şirket ve ikisinin de kaderini değiştiren bir Türk... Polislik yaparken karanlık mafya işlerine bulaşan ve meslekten atılan İlker, Kanada'ya yerleşip iki yıl boyunca temiz bir yaşam sürer. Fakat orada başına gelenler onu çok daha karanlık bir şirkete götürür. İspanyol kökenli bir suç liderinin sıradan bir koruması olan İlker, yapılan bir saldırıyı engelleyince bir anda bu suç liderinin en önemli korumalarından birisi olur ve hayatı baştan aşağı değişir. Bundan sonra İlker'in, herkesin birbirine ihanet edip taraf değiştirdiği iki büyük şirket arasındaki tehlikeli ve ölümcül savaşta hayatta kalması ve kendi intikam hikayesini tamamlamak için çok korkunç sonuçlara yol açabilecek kararlar alması gerekmektedir. Aksiyon, suç ve gizem dolu bu hikayeyi okurken şok olacaksınız.
KALPTE BİR MÜHÜR
Yaralı&Şifacı
⚠️Küfür ve argo içerir⚠️ ⚠️+18 yoktur fakat öpüşme falan vardır⚠️ Bu hikaye bir kızın hayatının karmaşasını anlatıyor. Bu kızın hayatındaki aşkta, dostlukta, ailede kısacası bu kızın hayatındaki her şey karmaşık. Okuduğu bir okulda yaşadığı olayları ve beslediği masum (Ne kadar masum orasını bilemicem.) hisleri anlatan bir kitaptır. Hayatı ile ilgili bazı gerçekleri öğrenmeye başlar ve bunlarla baş etmeye çalışır... Saye diye bir arkadaşına olanlar, kızın yapacakları ve bu sırada yapacakları seçimler.
Yolcular
Beyza Sude Çetin
'Gelecek' sandığımız gelmeyecek bir zamandır, gelecek. Acılar mı büyütürdü insanı, insan mı büyütürdü acılarını? İkilem içerisinde yaşamaya alışmış birkaç bedendi onlar; ya da bu halde yaşamaya zorlandılar. Başka insanların sevdası delerken dağları, onlarınsa yaşadıkları belki de yaşayacakları deler geçerdi dağları, taşları. Yıllar devrilmiş kader denen bu şey çıkarmıştı karşılarına o geleceği. Gözler görmüş gönüllerse dolup taşmıştı. Devrilen bu yılların enkazının altında ise o güzel anılar kalmıştı. Toprağa gömülmüş, kurtarılmayı bekliyorlardı. İçinde çırpınan birçok çocuğun bedeni de yok oluyordu bu enkazın altında. Çırpınıyorlardı. Bağırıyorlardı. Ama seslerini duyan olmuyordu. Kurtarın! Biz hep buradaydık, ama sesimiz bastırıldı! Sessizliğimiz çığlıklarımız oldu şimdi! "Yıllardır buradaydım sen neredeydin? Seni hep bekledim, burada!". "Elma ağacı vitamin olmuyor artık ona!". " Hasret kaldım ben ona; suçlusuysa sendin, sen!". "O uçurumdan ben atlasaydım beni sever miydin?". "Masmavi okyanusunda tek boğulan kişi bendim. Sevginle değil bu sevgiyi göremeyişinle...". "Beyaz, gelinlik mi olacak yoksa kefen mi anne? Bu çeyiz mi yoksa son günlerimin huzuru için serilen birkaç parça eşya mı?" Kim kurtaracak beni? Kim kurtaracak bizi bu kendi çıkarları için kullanılmış, sevgisiz, kimsesiz bedenleri? Yıllar beklendi belki açık yaraya deva olur diye. Kabuk bağlayan yaralar yine darbe aldı. Neden mi? Ne zaman iyi gelmişti ne de tozlanmış anılar. Ne mi gerek? Sen be acımasız adam. Sen ve senin sözlerin. Belki de beni gördüğünde tüttürdüğün dumanın. 🕛 Zihnimin içinde olup bitenler bana saklıdır Bay Asi. Kimse karışamaz içindekilere. Lütfen o ela gözlerini üzerimden ayır." Parlayan hareleri ne etrafı aydınlatıyor ne de karanlık düşüncelerimi. Hala bakmayı sürdürüyordu deniz gözlerime. "Ne o, çok mu beğendin yüzümü, yoksa bu üstünlüğümü mü? Kaleni fethetmeye çalışan hiç olmadı mı?" Film çevriliyordu sanki de herkes izliyordu bizi. Bir film çevrilecekse yönetmeni de tek oyuncusu da bendim. Neden mi? Bu filmin başka yaralara ihtiyacı yoktu. Kendi yeterde artardı bile. Filmimi işgal edecek tek insan ise karşımdaki bedendi. "Çok beğendim canım. Asla küfürlerimle doldurmak istemiyorum o beyaz tenini." Daha da fazla yaklaştı yüzüme. Nefesi suratımda siniri ise ruhuma işliyordu; ya da ben öyle sanıyordum. "Benim kalem, benim krallığım, benim üstünlüğüm, benim piyonlarım... Burada ne görmeyi ya da ne hayal etmeyi düşünüyorsan hepsi bana ait. Kalemi fethetmek isteyen mi var? Yılların deviremediği bu şeyi eğer cesareti varsa devirsin. Devrilsin bu kaleler, boş şişeler. Ben burada olduğum sürece izin vermem; kimse buna cesaret edemez bile." Adımlar yavaştı ancak şu an hızlı olabilecek tek şey adrenalindi. Ardını döndü bana ve ellerini iki yanına açtı, başı ise geriye savruldu. "O cesareti bulana iletin, benim olmayan yatağıma bile ölüp ölüp biten varken, ayağımın tozu bile olamayacağa değil zeytin dalı tek bir gül bile uzatmam." İşaret parmağı havadaki egosunu savurmaya devam ediyor showunu sergiliyordu. "Ha şunu da ekleyeyim. Eğer o kişiyi ben davet ediyorsam krallığıma yanımdan eksik etmeyeceğim bir gülümün olur o zaman. Tabii bu da imkansız da. Ben imkansız severim." Büyük cüssesini tekrar çevirmişti ortaya. Yeniden yüzünü görebiliyordum. O görmek için can attığım yüzü(!) Yıllar etkisiyle büyüyüp gelişmiş bedeni, geniş omuzları, yüzümden eksik etmediği ela gözleri ile karşımdaydı. Ancak bu koca bedenin bilmediği ufak şeyler vardı ama yanımdan eksik olmayan zamanımla ona gösterecektim. " Neyi severseniz sevin ancak ben kendi kurallarına göre yaşayan bir insanım. Kim ne derse desin bu kendini bir şey sana bir asi olsa bile." Bu dediğimle histerik gülüş savurmuş ardından bu gülüşünü daha da büyütmüştü. Kahkahası bu sessizlikle daha da ortaya çıkarmıştı kendini. "Küçük hanım bence siz bu tatsızlık daha fazla büyümeden bu fikirden çıkın. Çünkü bu yol, yol değildir." "Bende kendi yolumu kendim yaparım. Bu zamana kadar kime ihtiyaç duydum. Benimle olan benimle gelir ardımla ilgilenmem." Uzaklaşan adımları yine yakınlaşmıştı bedenime. Dolaşan inat keçileri ikimize de etkisi altına alıyordu. "Fazla heveslenme derim, üzerine ben ve benim olan her şey devrilir, vazgeçersin" "Ben bu davamdan vazgeçmem. Neyden vazgeçtim? Hangi sözümü tutmadım? Bilemezsin." Hırsım ve sinirimle kollarımı bağladım. Emindim. Bu zamana kadar neyden emin olmamıştım ki? Bir yola çıktıysam bu yolu devam ettirir, yarıda bırakamazdım. Kural tanımayana kurallarımı tanıtmakla kalmayacak, baştan yazacaktım. Krallıksa krallık, varlıksa varlık... Kimin umurunda? Gerekirse yoktan var ederdim ama yine de kimseye boyun eğmez, onun piyonu olmazdım. "Göreceğiz küçük hanım. Bu koca zaman sana küçük gelmez umarım." Uzattığı eli kendime olan tüm güvenimle sıktım. "Göreceğiz Bay Asi. İsterse un ufak olsun ben yine de kendi ekmeğimi bir yerden bulur çıkarırım." "O ekmekler kolay yenir mi, kader izin verir mi ki?"
Gölge Oyunu
Tomriss_
Saye yaşanan suçlara karşı sessiz kalamaz ve kendine yeni bir kimlik olan 'Gölge'yi oluşturur. Suçluları sosyal medya üzerinden herkese rezil eder. Kısa bir süre önce kovulan Saye'nin gözüne bir cinayet dosyası çarpar. Her ne kadar elinden geleni yapsa da bir yerde tıkanır. Ani kararla kendini dedektifl Poyraz'la anlaşma planları yaparken bulur.
YÜKSEKTEN ÇAKILIŞ
Mehtap
15 yıl önce abisi ile ablası arasında seçim yapması gereken bir kız çocuğu abisini seçer ve ondan sonra hayatı tamamen değişir. Onu o çakıldığı yerden çıkaracak bir kahramana ihitiyacı vardır. Kahramanından ise haberi yoktur İki yolum vardı. Ya çakıyı kullanacak abimi kurtarıp burdan ablamsız kaçacaktım. Yada abimin ölümünü gözlerimin önünde izleyecek, ablam ile yaşamaya devam edecektim. Ben birinci yolu seçtim. Abimi seçtim. Ablamdan vazgeçtim. Bu vazgeçişin ise beni kahramanımla tanıştıracağından haberim yoktu...

