“Oğuz” için sonuçlar
Arama sonuçları
oku ya da okuma
Mona
Üni birinci sınıf bitti yaza girdik ve canım sıkıldı yazacağım şeyler sadece yaşadığım olaylar, alakalı alakasız şeyler ve kurduğum hayyaler falan filan
Oku...
Ayşe
Yerde, dizleri ve elleri üzerine çömelmiş, emekler gibi duran şişman kadın yavaşça kafasını kaldırdı. Yüzünü örten yağlı uzun saçları tutamlar halinde yanaklarının üzerinden sanki örülmüşler gibi sarkmaktaydı. Göğüslerinin ve kollarının altından gelen ekşi ter kokusu bütün odayı doldurdu. Çürük ve aralık dişlerini göstererek sırıttı. Anne korku içinde bebeğini göğsüne sımsıkı yasladı. Bağırmak istedi ama olmadı. İçinden dua etmeye çalışıyor, başladığı hiçbir duayı bitiremiyor, kelimeleri unutuyordu. Yerdeki kadın siyah gözlerini anneye dikti. Yavaşça ağzını açmaya başladı. Kadının gri dudakları aralandıkça anne daha karanlık bir dünyaya adım atar gibiydi. Yerdeki kadın anneye doğru emeklemeye başladı. Gözlerinin akı görünmüyordu. Beklenmedik bir çeviklikle bebeğin yatağına tırmanıp, anneye değil ama bebeğe doğru çatlak sesiyle fısıldadı; ‘Hoşgeldin’.” Sevgili okur,bugüne kadar ki en korkunç korku filmi senaryosunu yazacağına inanan kendini bilmez ve psikopat bir mizah yazarıyla karşı karşıyasın. Henüz tamamlanmamış korku öyküleri kitabımın orta yerinde, kendi kurguladığım öyküden bir fena olup senaryolaştırmaya karar vermem yaklaşık birbuçuk dakikamı aldı. Ancak kendi yazdığından ürken bir vatandaş olarak çeşitli sıkıntılar da yaşamıyor değilim. Ben: Zeynep bizde elektrikler kesik sizde var mı? Zeynep: Yok biz de de kesik Ben: Yıkanıcaktım ya amaaaaaan Zeynep: Yıkan ne var? Ben: Karanlıkta? Zeynep: Ne var, mum yak Ben: Hatta bir kadeh de şarap koyiim. Hani “kuentin tarantino” böyle sapıklı katilli bi film çekmek için uğrarsa bi bardak bişi içsin Zeynep: Ne diyosun ya? Ben: Elektrik kesikken duş yapılır mı üşütük? Cinler nolcak? Zeynep: Harbi hastasın Mehtap. Çocuk musun kızım sen, ne cini ya Ben: Öyle deme Kuran’da yeri var. Psikopat, musallat, gitmiyor Zeynep: ……. Ben: Gece üstümüzden örtü çekiyor, aynaya adını yazıyor falan Zeynep: ……… Ben: Ben Sarhan’da gözü olduğundan şüpheleniyorum, aklı sıra beni delirtip tımarhaneye yollayacak, Zeynep: ……… Ben: Sonra kocamla halk oyunları di mi? Bana bak kadın, ben senin “los encılısta” ürküttüğün simelteklere benzemem, adamı oyarım, Karadenizliyim ben! Zeynep: ………….. Ben: Var mı öle aniden cam açıp, kapı kapayıp adam ürkütmece, düdük Zeynep: Hala benle konuşmuyorsun sanırım Ben: Yok. Cin’e konuşuyorum. Korktuğumu anlamasın. Bu işlere meraklıysanız size süper bir kitap adı vericem ‘Karanlıkta 33 Yazar, Korku Öyküleri Antolojisi’. Piyasada birkaç çeşidi var. Benim kastettiğim özel basım, ciltli ve 720 sayfa olan. Pahalı bir kitap çünkü üç cilt birarada. Bu kitabın en hoş taraflarından biri eski korku öykülerine de yer vermiş olması. Yani eskiden insanlar nelerden korkardı şimdi daha çok nelerden korkuyorlar gibi bir tarihte korku yolculuğunun mümkün. Bunu okuyun, üzerine senaryo yazma tekniklerine dair Robert Mc Kee tarafından yazılmış ‘STORY’ isimli kitabı okuyun. Sonra senaryoları kapıştıralım sevgili okur. Benim oyuncular tamam (bence tamam yani). Esas kızı Bahar (Kader) oynar. Esas oğlan’ı da Yenal (Bilgici). Murat (Yalnız) dan da süper kötü adam olur. O sarı kafa ve sarı kirpiklerle çok alternatif bir seri katil karakteri çıkar ondan bence. Ben de polis olurum. Hani kötü adam sırf polisle kapışmak için masumlara musallat olur ya, Murat ve benden o model çıkar (çıkar çünkü Murat sürekli benimle uğraşıyor zaten). Mesela şöyle bir telefon konuşması hayal edelim senaryo için; Murat (kötü adam): hıs-hıs-hıs (telefona derin derin nefes alır) Ben (polis yani): Orda olduğunu biliyorum Murat: hıs-hıs-hıs Ben: Bahar ve Yenal’ın suçu yok. Onları serbest bırak Murat: hıs-hıs-hıs Ben: Beni duyduğunu biliyorum. Bak, bunu birdaha tekrarlamıycam. İstersen (Selçuk) Tepeli’yi alabilirsin, vatandaşta biraz kafa dinlesin Murat: Anlaştık, Tepeli’yi elleri ve ağzı bağlı bir şekilde köprüye getirirsen Yenal’la Bahar’ı serbest bırakırım. Ben: Eller tamam da ağız biraz zor olabilir adamım Murat: En çok çalışan uzvunu bağlamadan getirirsen anlaşma bozulur Ben: Haklısın! Konuşmalardaki abukluğun farkındayım (mantık hatası yok da cümleler dandik). Ama Türk senaristler İngilizce’den çok kötü çeviri gibi diyalog yazdıkları için benim yanımda moralleri bozulmasın diye (ho-hoyt) onlar gibi yazayım dedim. Hatta gözümle gördüğüm bir sır vereyim size. Bunların çoğu konuşma kısmını boş bırakıyor. Çünkü o kadar kötü diyalog yazıyorlar ki, o cümlelerle senaryo berbat görünecek. Oyuncuya,“abi bak konu bu, sen de kendinden bişiler ekle, şöyle bir konuşma çıksın” diyorlar. Şahidim. Oyuncu da dünden razı, ezber yapması gerekmeyecek. Rezalet! Bu bilgiden sonra (bir de çok baba kitap tavsiye ettim) benim yazdığım senaryodan hatırım için korkarsınız diye umuyorum. Korkup da korkmaz gibi yapana bizim evdeki cini yollarım ona göre.
Okuma
Talha
Sakın okuma
Oku...
Ayşe
Yerde, dizleri ve elleri üzerine çömelmiş, emekler gibi duran şişman kadın yavaşça kafasını kaldırdı. Yüzünü örten yağlı uzun saçları tutamlar halinde yanaklarının üzerinden sanki örülmüşler gibi sarkmaktaydı. Göğüslerinin ve kollarının altından gelen ekşi ter kokusu bütün odayı doldurdu. Çürük ve aralık dişlerini göstererek sırıttı. Anne korku içinde bebeğini göğsüne sımsıkı yasladı. Bağırmak istedi ama olmadı. İçinden dua etmeye çalışıyor, başladığı hiçbir duayı bitiremiyor, kelimeleri unutuyordu. Yerdeki kadın siyah gözlerini anneye dikti. Yavaşça ağzını açmaya başladı. Kadının gri dudakları aralandıkça anne daha karanlık bir dünyaya adım atar gibiydi. Yerdeki kadın anneye doğru emeklemeye başladı. Gözlerinin akı görünmüyordu. Beklenmedik bir çeviklikle bebeğin yatağına tırmanıp, anneye değil ama bebeğe doğru çatlak sesiyle fısıldadı; ‘Hoşgeldin’.” Sevgili okur,bugüne kadar ki en korkunç korku filmi senaryosunu yazacağına inanan kendini bilmez ve psikopat bir mizah yazarıyla karşı karşıyasın. Henüz tamamlanmamış korku öyküleri kitabımın orta yerinde, kendi kurguladığım öyküden bir fena olup senaryolaştırmaya karar vermem yaklaşık birbuçuk dakikamı aldı. Ancak kendi yazdığından ürken bir vatandaş olarak çeşitli sıkıntılar da yaşamıyor değilim. Ben: Zeynep bizde elektrikler kesik sizde var mı? Zeynep: Yok biz de de kesik Ben: Yıkanıcaktım ya amaaaaaan Zeynep: Yıkan ne var? Ben: Karanlıkta? Zeynep: Ne var, mum yak Ben: Hatta bir kadeh de şarap koyiim. Hani “kuentin tarantino” böyle sapıklı katilli bi film çekmek için uğrarsa bi bardak bişi içsin Zeynep: Ne diyosun ya? Ben: Elektrik kesikken duş yapılır mı üşütük? Cinler nolcak? Zeynep: Harbi hastasın Mehtap. Çocuk musun kızım sen, ne cini ya Ben: Öyle deme Kuran’da yeri var. Psikopat, musallat, gitmiyor Zeynep: ……. Ben: Gece üstümüzden örtü çekiyor, aynaya adını yazıyor falan Zeynep: ……… Ben: Ben Sarhan’da gözü olduğundan şüpheleniyorum, aklı sıra beni delirtip tımarhaneye yollayacak, Zeynep: ……… Ben: Sonra kocamla halk oyunları di mi? Bana bak kadın, ben senin “los encılısta” ürküttüğün simelteklere benzemem, adamı oyarım, Karadenizliyim ben! Zeynep: ………….. Ben: Var mı öle aniden cam açıp, kapı kapayıp adam ürkütmece, düdük Zeynep: Hala benle konuşmuyorsun sanırım Ben: Yok. Cin’e konuşuyorum. Korktuğumu anlamasın. Bu işlere meraklıysanız size süper bir kitap adı vericem ‘Karanlıkta 33 Yazar, Korku Öyküleri Antolojisi’. Piyasada birkaç çeşidi var. Benim kastettiğim özel basım, ciltli ve 720 sayfa olan. Pahalı bir kitap çünkü üç cilt birarada. Bu kitabın en hoş taraflarından biri eski korku öykülerine de yer vermiş olması. Yani eskiden insanlar nelerden korkardı şimdi daha çok nelerden korkuyorlar gibi bir tarihte korku yolculuğunun mümkün. Bunu okuyun, üzerine senaryo yazma tekniklerine dair Robert Mc Kee tarafından yazılmış ‘STORY’ isimli kitabı okuyun. Sonra senaryoları kapıştıralım sevgili okur. Benim oyuncular tamam (bence tamam yani). Esas kızı Bahar (Kader) oynar. Esas oğlan’ı da Yenal (Bilgici). Murat (Yalnız) dan da süper kötü adam olur. O sarı kafa ve sarı kirpiklerle çok alternatif bir seri katil karakteri çıkar ondan bence. Ben de polis olurum. Hani kötü adam sırf polisle kapışmak için masumlara musallat olur ya, Murat ve benden o model çıkar (çıkar çünkü Murat sürekli benimle uğraşıyor zaten). Mesela şöyle bir telefon konuşması hayal edelim senaryo için; Murat (kötü adam): hıs-hıs-hıs (telefona derin derin nefes alır) Ben (polis yani): Orda olduğunu biliyorum Murat: hıs-hıs-hıs Ben: Bahar ve Yenal’ın suçu yok. Onları serbest bırak Murat: hıs-hıs-hıs Ben: Beni duyduğunu biliyorum. Bak, bunu birdaha tekrarlamıycam. İstersen (Selçuk) Tepeli’yi alabilirsin, vatandaşta biraz kafa dinlesin Murat: Anlaştık, Tepeli’yi elleri ve ağzı bağlı bir şekilde köprüye getirirsen Yenal’la Bahar’ı serbest bırakırım. Ben: Eller tamam da ağız biraz zor olabilir adamım Murat: En çok çalışan uzvunu bağlamadan getirirsen anlaşma bozulur Ben: Haklısın! Konuşmalardaki abukluğun farkındayım (mantık hatası yok da cümleler dandik). Ama Türk senaristler İngilizce’den çok kötü çeviri gibi diyalog yazdıkları için benim yanımda moralleri bozulmasın diye (ho-hoyt) onlar gibi yazayım dedim. Hatta gözümle gördüğüm bir sır vereyim size. Bunların çoğu konuşma kısmını boş bırakıyor. Çünkü o kadar kötü diyalog yazıyorlar ki, o cümlelerle senaryo berbat görünecek. Oyuncuya,“abi bak konu bu, sen de kendinden bişiler ekle, şöyle bir konuşma çıksın” diyorlar. Şahidim. Oyuncu da dünden razı, ezber yapması gerekmeyecek. Rezalet! Bu bilgiden sonra (bir de çok baba kitap tavsiye ettim) benim yazdığım senaryodan hatırım için korkarsınız diye umuyorum. Korkup da korkmaz gibi yapana bizim evdeki cini yollarım ona göre.
Dokuz oğuz
Ecrin Derin
Oğuz kağan'ın oğulları
Bunları oku!
Saliha Yıldırım
Şifreleri bul
Sadece oku
mahsum temel
Birgün küçük bir kız varmış adı ela yaramaz bir kızmış bir annesiyle tarlaya gitmiş ela biraz yurlmuş ve uya kalmış sonra bi adam onu yolun ortasına çekip gitmiş ela hiç keyfini bozmamış ve bir kaç saat sonra araba üstünden geçmiş ama ölmemiş annesi kahr olmuş ve ela büyümüş büyümüş 15 yaşına gelmiş ve çok zengin olmuş annesinin komşusu olmuş annesi onun kızı olduğunu bilmiyormuş taki ela açıklayana kadar Birkaç gün sonra ela gebe olmuş ona annesinin adını koymuş ela doğumda annesine kızı olduğunu söylemiş annesi mutlu olmak yerine ela'yı dövmüş ela'da evisinde taşınmış gitmiş Almanya'ya Almanya da vilası olmuş ve kızı Zeynep o günler 2-3 yaşındaymış zeynep zeki ve güzel bir kızmış annesi ela söz vermiş onun hayatı çok güzel olacak diye ve ordan Rusya'ya gitmişler ve Rusya'da savaş çıkmış ve hatını kaybetmiş ela ama kızı zeynep yaşıyormuş zeynep annesinin tüma varlığına sahip olup yeni bir hayat kurmuş
Sert Okuma
Kaan Valera
Canım sıkıldı :D
Bunu Almanlar Okumasın
Lenny Left
Emmm... Yani arka kapak yazma konusunda pek iyi değilim bu yüzden sadece oku :D Güzel bir kitap. Bunu bir Alman okuyorsa ona not: Tarihinle bayağı dalga geçtim dostum.
Kesin oku
Narin Atay
Okuuuuuuuu
Gülmek için oku
atus Mihaylova
Arkadaşımla pazara gitim sonra bir kızın biri geldi dediki çüçe önüne bak lan hayırdır kardeş sen kime DiYoN çuçe!!! Ben sana Diyom:) sonra ona dedim ki Azına sıçarım Ayanı dunk al sonra odediki Ayamı denk almasam nolçak Sonja sonra o dediki sen Azıma sıcamasın küçük bebek sonra ben dedim ki sen kime söylüyon vida bana bebek dersan Azına zort diye sıçarım Sonra bana dediki gel sıçım lan bende dedim ki tamam mal ola mal!!! Sonra dedim ki bekle lan geliyom sonra gel Lan gel azına sıçım sonra üstüne aslan 🦁🦁🦁 gibi üstüne üsüra üsüra atladım yüzünü öyle bir darma düman etim ki domüz gibi oldu sonra sıyırdım pantolarmı!! Azına öyle sıçtım ki işedim da azına sonra kız giti liposuction sonra liposuction süradına bila bida sıçtım sonra düzeldi
Oku ve gör...
İkra
Oku ve gör
BU SAYFAYI KİMSE OKUMASIN!!!
Helim Beken
Tabii 😍 Daha çarpıcı, gizemli ve Wattpad tarzı yapalım: BU SAYFAYI KİMSE OKUMASIN Dilay, yaşadığı her şeyi günlüğüne yazan sıradan bir kızdı. Ta ki bir sabah günlüğünü açıp, kendi el yazısıyla yazılmış ama hatırlamadığı bir cümle görene kadar: “Bugün ona güvenme.” Dilay önce bunun bir şaka olduğunu düşündü. Fakat günler geçtikçe günlüğünde yazanlar gerçekleşmeye başladı. Arkadaşları, ailesi, saklanan sırlar… Hatta Dilay’ın kimseye anlatmadığı şeyler bile o sayfalarda vardı. Sonra bir gün günlüğünde sadece tek bir cümle buldu: “Beni bulmadan önce gerçeği öğren.” Dilay artık günlüğünü kapatamazdı. Çünkü bazı sırlar yazıldıkları anda gerçek olurdu… Ve bazı sayfaların okunmaması için gerçekten bir sebep vardı.

Oku anlaaa
Ben ve rezil anılarım
Kızıl Ok
Nur
küçüklüğünden beri babasının istekleri üzerine dövüş sanatlarıyla ilgilenen ama içinde okçuluk aşkıyla yanıp tutuşan gizliden gizliye krallığın en iyi okçusu olan ve krallıkların dışına çıkmayı her şeyden çok isteyen Morris krallığının en büyük sırrı olan Rosaless Morries Babasının yerine geçmek isteyen ve bunun için he şeyi göze alan acımasız ve bi o kadarda gizemli olan Bartis Alvarez
Kanlı Ok.
Bulbeniartık
(Henüz ayarlanıyor.)
?oku dahası yoookk
Kerem
Yooooookkk
Kalbe saplanan ok
Robin Ninja
O benim en büyük şansım dı aynı zamanda en büyük şansızlığımdı
4 OK BİR HEDEF
Sacma Sapan İsler Bakanlığı🥰😘🫰🏿
bu kitap 4 kişilik bir erkek arkadaş grubunun tek bir kıza aşık olduğunu anlatıyor.
Oku Anla Ve Yay
Kader
Bana yabancı bu sokaklar ve şehirler. Bana yabancı bu ülke . Hatta oturduğum bu kaldırım taşı bile yabancı. Ani alınan kararın ardından uzunca düşünmenin sonrasında buraya gelmiştim. Ben buraya niçin gelmiştim , amacım neydi , ben nerede hata yapmıştım bilmiyorum. Bildiğim tek şey adımın Leyal Erva ve bağlı olduğum dini yayma isteği . @tüm hakları saklıdır
Karşılıklı okuma gönderisi
Ddessie_iss
Karşılıklı okuma gönderisi bu hikayeye bir yorum atın ve karsilikli okuma yapalim
Uzay beni oku :)d
Hatice boşkut
Kenan çocukluğundan beri uzaya, evrene çok meraklı bir çocuktu. Şimdi 33 yaşında bir pilottu. En çok istediği şey evrenin dışına çıkmaktı. İşte beklediği o açıklama NASA'dan gelmişti. Bu fırsatı kaçırmak istemedi ve kaçırmadı da. Hemen başvurdu ve başvurusu kabul oldu. Buna çok sevinse de ailesini bırakacağı için üzülmüştü.
Kalbe saplanan ok
Tuğsem
Gece serter ile zorla evlendirilir ve hayatına devam eder ama bu sırada büyük bir aşk yaşarlar ve bu kısa sürer
Ben Bağırarak Yazdım Sen İçinden Oku
kader
Ben bağırarak yazdım, sen içinden oku Sen içinden oku ki; İçimdeki acıların ve hislerin Çığlık attığını duyup da kahrolmayasın. Sen içinden oku ki; İki gözbebeğimin gözyaşları Sana sıçrayıp da Bir tek anı bırakmasın Dünyadaki yedi milyar insanın Altı milyar dokuzyüz doksan dokuz milyon Dokuzyüz doksan dokuz bin Dokuzyüz doksan dokuzunu görüpte beni göremeyen o yüreğine Evet! Bırakmasın. Çünkü ben bağıra bağıra yazdım, Sensiz geçirdiğim her salisemi, Acımı, hüznümü… Sensizlikten tir tir titreyen Bedenimin korkusunu Evet! Bağıra bağıra yazdım. Çünkü bir tek bana sağırdın. Ve bir tek sevgime ağırdın. Bu yüzden son noktamı dahi bağıra bağıra bıraktım(.) Haydi EyvAllah.
KIZILLIĞINDA ISINDIM
Neslihan Değerli
Birbirinin kaderinde olan iki ruhun, yolları 11 yaşında ayrılır ama 3 yıl sonra yeniden kesişir. Lara'nın başkasıyla sevgili olmasıyla oluşan karmaşık aşk üçgeni, duyguların ve tutkuların en derin noktalarına dokunacak. Geçmişin izleriyle gelecek arasında sıkışıp kalmış, aşkın ve kaderin oyunlarına maruz kalan üç ruh.Ve aralarına giren bir başka aşk, bir başka kader... Geçmişin izleriyle gelecek arasında sıkışan bu üçlünün duygusal yolculuğu, okuyucuları etkileyici bir serüvene davet ediyor. Beklenmedik sürprizlerle dolu bu aşk hikayesini keşfetmeye hazır mısınız? İnatçı duygular, tutkulu aşklar ve kesişen kaderler arasında kaybolmaya hazır olun. bu heyecan dolu serüvene adım atma vakti! Hazır mısınız? Aşkın karmaşık dokusunu, tutkuların sınırlarını ve kaderin cilvelerini keşfetmeye hazır mısınız? Bu benzersiz hikayede, karmaşık duyguların, inatçı aşkların ve kesişen kaderlerin büyüsüne kapılacaksınız. Şimdi bu heyecan dolu serüvene adım atma vakti! Hazır mısınız?
YENİLGİ
^᪲᪲᪲Ravza
"Bu sefer ben sana yenildim Ahu. Güzelliğine güzel ve tertemiz atan kalbine, rüzgarda savrulan bukle bukle saçlarına, gülünce kısılan gözlerine ve ruhuna..."
KARA MUHAFIZLAR
BATİNGAM
M.S 680 yılında 'Börü Budun' ismi ile doğdular. Kutluk Kağan tarafından kurulan, Devlet'in zor günlerine destek çıkan, Devlet yıkıp Devlet kuran Aksakallılar'ın önderliğinde, Türk-İslam toprakları ve milleti uğruna ailesinden koparılıp ölüm makinasına dönüştürülen çocuklardır KARA MUHAFIZLAR! Adım Soyadım Rahman ALGANOĞLU! 12 yaşındayım. İki yıl önce, aynı beşikte sallanarak büyüdüğüm arkadaşım Koray ile birlikte okulumuzun önünden kaçırıldık. Hayatımda ilk defa deniz ile tanıştığım yer bu uçsuz bucaksız, yosun kokan ada olmuştu. Filmler ve kitaplar'ın doğru söylediğini, deniz suyu'nun tuzlu olduğunu Korhan Yüzbaşı'nın uyguladığı işkence eğitiminde anladım. 'İşkence anında sevdiklerinizi getirin aklınıza. Canınız az acıyacaktır.' diyorlardı. Ama bilmiyorlardı ki; Annem'in yaşlı gözleri aklıma geldiğinde daha çok yanıyordu canım. Burada öğrendim. Uzaklarda! Çok uzaklarda sevmemiz, uğruna canımızı, ailemizi fedâ etmemiz gereken Vatanımız varmış. Ben, mahallemizdeki Karakolda nöbet tutan asker Abilerime bakıp selâm verdiğimde; 'Allahım inşAllah ben de asker olurum.' diye dua ederken hayâl ettiğim bu değildi. Biz farklı olacağız. Fırtına olup eseceğiz, kan içip kin kusacağız. Adı Soyadı : Rahman ALGANOĞLU Yaş : 22 Kod Adı : KaraBasan Rütbesi : ALFA Görev Yeri : Doğu Türkistan Görevi : İNFAZ * Not: Kahramanlarımız'ın gerçekten yaşanmışlıkları ile harmanlanmış, uzun bölümleri'nin gerim gerim gereceği bir genel kurgudur. * İçerisindeki kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür...
Oğuz Kağan Türk'ün Babası
Mustafa Tanrısever
Oğuz Kağan Türk Tarihinin Altın Taşı
Muhafız : Geçmişin Kapısı
Derya
Günümüzden 2.Göktürk Kağanlığı'na uzanan aksiyon dolu bir serüvene hazır mısınız?
YILLARA AŞK
Sümeyra Yıldırım
Kar tanesinin, güneşin altında erirken aynı zamanda güneşin, kar tanesinin altında titreyebileceğini düşündünüz mü?
Bitmeyen Yas Sönmüş Mum
ElvaannanMzz
************************************************************************* "ANNE ELEKTRİKLER KESİLDİ" ... "ANNE ÇOK KORKUYORUM MUM GETİRİR MİSİN?" ... "ANNEE!" ... "ANNENİ GÖRÜYORMUSUN ?" DEDİ ELİNDE SÖNMÜŞ BİR MUM İLE YERDE KANLAR İÇİNDE YATAN ANNNEME BAKARAK "SENİNDE SONUN ONUNKİ GİBİ OLACAK" ************************************************************************* "Gerçeklerden korkuyorsun" "Korkmuyorum" "O halde neden mumları yakmayı denemiyorsun" "Sadece..." "Sadece ne ? Bunu yapmaya cesaretin mi yok " "Anlamıyorsun yaparsam sonum annem gibi olabilir" "Buna izin vermem" "Nasıl" "Elimden gelen her şeyi yaparım tüm dünyayı karşıma alırım Ece sen yeter ki evet de " "Ama..." "Aması yok Ece benimle misin ?" ************************************************************************* " MUM GETİRİRMİSİN BURAK AMA LÜTFEN SENDE ÖLME"
Yıllara Aşk
SümeyraYıldırım
Hayattaki her şeyi bir döngüsü olduğu gibi aşkın da bir döngüsü vardır. Aşkın döngüsünde de milyonlarca hikaye vardır. Ceren ile Oğuz'un "Yıllara Aşk" adlı hikayesi bunlardan yalnızca biridir. Bu hikaye defalarca bozulmuş ve bozulduğu için döngü tekrarlanmıştır. O kadar fazla tekrarlanmıştır ki bu onların artık son şansıdır. Ya döngü hikayeyle bozulacak ve aşk dünyadan silinecek ya da aşk sonsuza kadar sürecektir. Bu zorlu mücadeleye sen de ortak olmak ister misin?
Təpəgözün öldürülməsi
Ali Rüzgar
Bu eserde Aruz koca'nın oğlu Basat han ile Tepegöz arasında yaşananlara ve aslında herşeyin tamamen farklı ve mürekkep olaylar ve planlar süzgecinden geçtiğine hatta düşman karakterlerin bile farklı karakterleri olduğuna tanıklık edeceksiniz. Eser Azerbaycan türkçesiyle yazılmışdır Ali Rüzgar
Lavinia
Hqticew
🧸🎀🖇
İSİMSİZ
Beyza Yetkin
Nihle çakal 10 yaşında küçük bir kızken doğum gününde babası Bartın bilmediği bir adam tarafından vuruldu. Nihle 20 yaşına kadar babasının katilini aradı ve Sancak ile tanıştı. Sancak Bartın'ın en yakın arkadaşı idi Nihle Sancak ile iş birliği kurdu ve Bartın'ın katilini bulmaya çalıştılsr ve Nihle Oğuz ile tanıştı Oğuz 24 yaşında bir polis di Nihle Oğuz'a karşı ilgi duymaya başladı ve babasının katilini bulmaya, hem Oğuz hemde Sancak ile babasının katilini bulmaya çalıştı.
Hayatın esiri
Emine tek
Yağmurlu gecede peşindeki ayak sesleriyle koşuyordu Melin. Herbir zerresi sırılsıklam olmuş. Katilinden kaçıyordu Timur oğuz lorphez'den
Kırık kalpler
Jale Necefova
Gece 24 yaşında kendi ayakları üzerinde duran bir kızdı. O bir piskolokdu. Kendi üvine çıkmış ve tek başına yaşıyordu. Taki hayatına Emre girene kadar. Emre onun okuldan arkadaşıydı ve Emre ona ilk kez deniz kenarında açılmışdı. Emre ise 25 yaşındaydı. O ise polisdi. Emre yetimhanede büyümüşdü. Şu zamana kadar ailesi olmamışdı. Amma Geceyle tanışdığı gün hariç. Gece ona tam anlamıyla aile olmuşdu. Emrenin tek ailesi Geceydi. Onlar artık 4 yıldı sevgiliydiler. Onları hiç kimse ayıramazdı en azından öyle düşünüyorlardı.

