“KorkuGerilim” için sonuçlar
Arama sonuçları
Sevmek zayıflıkmı ?
Sude
"hayatta aldığım o güzel kararlar biyana bu sene aldığım en güzel karar o liseye gitmek oldu bilmiyorum belkide liseyi güzel yapan o cocuktu aksiyon gerilim romantik nedersin sende benim hayatımda bir yer edinmeye "bu kitabı yazarken çok eglendim aynı zamanda okurlarımında severek okuycağı bi kitabim olur sizleri seviyorum iyi okumalar canlarım ...
KIRIK BEBEK
Elias
Bazı sırlar sizi ölüme götürür. Bazıları ise sizi suç ortağı yapar. Ravenholt Kasabası’nda yağmur hiç dinmez. Ormanın derinliklerinde, unutulmuş bir oyuncak fabrikasının kalıntılarının altında “Kırık Bebekler Mezarlığı” yatar. Bir katil, her kurbanından bir oyuncak alıyor ve onları oraya gömüyor. Gözlerini çıkarıyor. Çünkü gözler yalan söyler. Bebekler ise asla. Ve Noa… Yıllar sonra kasabaya dönen Noa, en özel oyuncağı olacak. Sen hâlâ “Bu adam deli” mi diyorsun? Gülme. Çünkü bu sayfaları çeviriyorsun. Demek ki sen de… suç ortağısın. KIRIK BEBEKLER MEZARLIĞI Yetişkin okurlar içindir.
Sisli Sokakların Laneti”
ilknur gök
Hikaye Başlangıcı – “Sisli Sokakların Laneti”Gece şehri sessizliğe gömmüştü. Sis, dar taş sokakların arasında ağır ağır süzülüyor, lambaların sarı ışığını yutuyor, her köşeyi belirsiz bir gölgeyle kaplıyordu. Lara, elindeki küçük feneri titreyen elleriyle kavrayarak ilerliyordu. Kalbinin hızlı atışı, taşların üzerindeki adımlarının yankısı ile birleşiyordu. Şehrin terk edilmiş sokakları, yılların tozunu ve gölgelerin fısıltısını taşıyordu.Adım adım ilerlerken birden rüzgâr kesildi; sanki şehir nefesini tutmuştu. Lara durdu, çevresine bakındı. Uzaktan gelen hafif bir uğultu, yıkık taş binaların arasında yankılanıyordu. Adeta birinin ya da bir şeyin onu izlediğini hissediyordu. İçinde hem korku hem merak vardı. Adımlarını yavaşlattı; fenerin ışığı sisin içinde dans eden bir gölgeyi yakaladı. Gövdesi insanımsıydı ama hareketleri doğal değildi, sanki rüzgârın değil kendi iradesinin etkisiyle titriyordu.“Kimse var mı?” diye fısıldadı Lara, sesi titrek çıktı. Cevap yoktu. Sadece taş sokakların uğultusu ve fısıltılar… Ama fısıltılar sanki adını çağırıyordu: “La…ra…”Kalbi yerinden fırlayacak gibi atarken, Lara gölgeyi izlemeye devam etti. Gölge birden hızla ona doğru süzüldü ve fenerin ışığıyla yüzünü aydınlattı. Adamımsı figürün gözleri karanlıktan parlıyordu; hem korkutucu hem de büyüleyiciydi. Lara geri adım attı, nefesi kesildi. “Sen… sen kimsin?” dedi. Gölge cevap vermedi, sadece sessizce yaklaşmaya devam etti.Lara, arkasına bakarak kaçmayı düşündü; ama sokaklar labirent gibiydi ve sis her yeri kaplamıştı. O an fark etti ki buradan çıkmak, hem zihinsel hem fiziksel bir mücadele gerektiriyordu. Gölgeler onu çevrelemiş, her köşe karanlık ve tehlikelerle dolu hâle gelmişti. Adımlarını hızlandırdı; ama sanki taşlar altında bir güç vardı, her adımı engelliyor, kendi iradesini sınatıyordu.Birden, önünde yıkık bir kilise belirdi. Kapısı yarı açık, içeriden hafif bir ışık sızıyordu. Lara, hem korku hem merakla kapıya yaklaştı. İçerisi sessizdi ama taşların üzerinde eski semboller çizilmişti; rüzgârın uğultusu, sanki sembollerle konuşuyordu. Gölgeler etrafını sardı; fısıltılar çığlıklara dönüştü: “Buradan çıkamazsın…”Lara derin bir nefes aldı, cesaretini topladı ve kilisenin içine adım attı. İçerisi soğuk, karanlık ve gizemliydi. Fenerin ışığında eski bir kitap parladı; kapağı tozla kaplıydı, ama üzerinde karmaşık semboller vardı. Kitabı açtığında sayfalardan çıkan fısıltılar, gölgeleri daha da canlandırdı. Artık Lara, sadece fiziksel değil, ruhsal bir mücadeleyle karşı karşıyaydı.Bir an durdu; gölgeler birleşiyor, kilisenin içini adeta canlı bir labirent hâline getiriyordu. Fısıltılar kulaklarında çınlıyor, taşların üzerinde titreyen semboller dans ediyordu. Lara, cesaretini topladı ve fısıldadı: “Ne olursa olsun… korkmuyorum.”O an, gölgeler bir an durdu. Sessizlik… ve ardından sessiz bir fısıltı: “Cesaretin… sınanacak…”

