#kalp etiketli eserler
Arama sonuçları
Mafya Mı?
Azra
Kalp hastası ve sosyal anksiyeteye sahip olan Alaca, bir gece görmemesi gerek bir olayı görür ve hayatı değişmeye başlar.
Hridayeş
Yeontanin_annesi
×××Daddy İssues Konuludur××× Hridayeş: Hayatın boyunca ayrılmayacağın, yanındayken huzur bulduğun, herşeyden çok sevdiğin kişi; Can parçan.
Sonu belli Hikayem
Gülnur
"Neden bana hep Begonya diyorsun? Benim bir adım var," dedim duvara yaslanmış adama. Cebinden bir sigara ve bir çakmak çıkardı. Sigarayı dudaklarının arasına yerleştirdi ve çakmakla sigarayı yaktı. Ateşin cızırtısı ve dumanın kokusu havaya yayıldı. Sigaradan derin bir nefes çekti ve sanki nefes alıyormuş gibi dumanı dışarı üfledi. Gözleri bende durdu, bakışları derindi ve düşünceliydi. "Bazı şeyler adlarla tanımlanamaz," dedi sakince, sigaradan bir nefes daha çekerken. Duman, soğukkanlı bir şekilde havada süzüldü. "Begonya, narin gibi görünse de, en zorlu koşullarda bile hayatta kalır." Sigarayı dudaklarından çıkarıp yere attı ve ayağının altında ezdi. Gözleri gözlerimin üzerinde durdu, bakışları daha da yoğunlaştı. "Bazen en kötü yerlerde, en güzel zamanlarda filizlenir," dedi, elindeki sigarayı yere atıp ayağının altında ezerken. Gözlerini hiç kaçırmadan bana baktı, tam gözlerimin içine, "Hayatın tam ortasında, her şey darmadağınıkken bir Begonya çıkagelir derler." Hayal kurmayı hiç bırakmayanlara... Sevgiylerimle, Sizi her zaman seven yazarınız, B.Gülnur.
YANKESİCİ ( KALP HIRSIZI SERİSİ 1)
Onur_rr
14.02.2022 Yorgunum, bulanık ve kirli. Düşüncelerimin beni ihanete uğrattığı saatlerdeyim. Gözlerim karanlığa adapte olmuş, stor perdeden kaçan ay ışığı huzmeleri evin siyah parkesine konmuştu. Küçük tozlar ışığın içinde dans ediyor, karlı bir geceyi anımsatıyordu. Bu güzel gecede karanlığın içinde saklanan canavar bendim. Sıkışıp kaldığım karanlıkta iyice sessizliğe büründüm. İzinsizce girdiğim evde her sesi dinliyor; her titreşimi yaslandığım duvarda hissediyordum. Sırtımda bana ait olmayanların ağırlığı altında ezilirken sahip olduğum şeyleri korumanın tek yoluydu buydu biliyordum. Titreşimler arttı ve güçlendi. Kapı yavaşça aralandı. Çıplak ayakları zemine basarken ses çıkarmıyordu. Girdiğim karanlıktan çıkmamam gerektiğini biliyordum. Yine de ihanet etti bana gözlerim ve karşımdaki vücudu izinsizce soydu irislerim. Büyük ve güçlüydü. Ay ışığı teniyle buluştuğunda yeni bir renk oluşturmuştu. Büyüleyici görünüyordu ama nefesimi kesen görüntüsü olmamıştı. Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisiydi gözleri. Öyle bir bakıyorlardı ki denizler kıskanırdı derinliğini. Çıkartamadığım bir anlam yatıyordu o derinlikte. Hareket etti ve ışıktan çıktı. Karanlıkta, odanın köşedeki piyanoya doğru gitti ve oturdu. Elleri havada kaldı bir süre. Zihnindekileri merak ettim. Belirsizlik kaybolduğunda müzik doldurdu odayı. O an hayatım ellerimde değildi. Müzik yönetiyordu adeta. Hoş melodinin elinde kukla olmuştum. Parmakları bastığı her tuşta kalbime akıtıyordu gecenin kalıntılarını. Küçük bir ses kanlı ve cızırtılı. Dağınık gülümsemeler ve hafiften yok oluşlar. Varoluş sancısının ortasında yıkılış hikâyesi.. Sarhoşluk öyle güçlüydü ki fark edememiştim gidişiyle beraberinde getirdiği sessizliği. Yokluğundan emin oldum bir süre. Bacaklarım kuvvet bulduğunda saklandığım karanlıktan çıktım ve ondan çaldığım bu geceye girmemi sağlayan pencereye yöneldim. Çıkarken fazlaca ses yaptım, kendime kızmam gerekse de ses etmedim. Tenha sokaklara döndüğümde ondan yanıma aldıklarımla ilerledim. Yine de sırtımdaki bu denli ağırlığa rağmen o gece ondan çaldıklarıma nazaran o benden çok daha fazlasını almış gibi hissetmeden edemedim. ***** 1 AY SONRA.. 14.03.2022 Önümde duran iki kıza baktım. Şansım varsa kurtulurdum. Yoksa ölür! Bu malikaneden çıkmak isteyen üç kişi.. Bir erkek vardı, bizi elindeki cihazla arayan Eşit değildik. Peki hangimizin daha çok ihtiyacı vardı bu değerli zincire? İşte burada eşitlik bozuluyordu. Şüphesiz ki benim bu zincire ondan daha çok ihtiyacım vardı; Ablamı ve yeğenimi o çukurdan kurtarmam gerekiyordu. Tüm umutlarım şuan yaptığım hırsızlığa bağlıydı. Yüzde elli ya ablamı ve doğmamış yeğenimi kurtarırdım yada onlarla beraber ölürdüm. Ölürken en azından bunun mücadelesini verdiğim için mutlu olurdum. Hakan Kankırmızı merdivenleri indi. Bizlere bakmadan karşıda ki odalarından birine rastgele girdi. Yüzünde hiçbir ifade yoktu.. O odaya neden girmişti. Onun için değersiz bir zincir değil miydi bu?! Bizi bıraksalar da gitseydik. Zenginler her zaman cimriydi ve açgözlü! Göğsümün içinde duran zincir ile gözlerimi saat bir yönünde yukarıda bize çevrili olan kameraya çevirdim. Kameranın kırmızı ışığına kaydı gözlerim ne güzel yanıp sönüyordu. O piti piti kim aldı zinciri? "Kim aldıysa çıksın.", yanımdan geçen adamın koluma değmesi ile gözlerimi kameradan çektim. Hakan Kankırmızı Bey odadan çıktı, bakışları bana değdi yakalanmış mıydım? Ben ki sokaklarda neler neler çalan kız Yankesici Kraliçesi Canan şurada yakalanırsam yazıklar olsundu bana. Yazıklar olsun Babamın benim üzerindeki ilmek ilmek işlediği öğrettiği yankesicilik emeklerine. Hakan Kankırmızı Bey karşımıza geçerek aynanın hemen altında altın işlemeli ultra zengin duran masaya bile söylenmek istedim. Sen masasın masa kendine gel bu ne gösteriş! Hakan Bey kıymetli uzun masaya kıymetli poposunu yaslayarak kollarını bağdaş yapıp durdu. Küçük bir şey olsa o masayı da çalabilirdim aslında. Kendine gel Canan şuradan kelleni kurtar sonrası önemli değildi. "Abi ben hallediyorum sen içerideki toplantının bölmeseydin.", dedi adam elinde ki cihazı en önde duran kızın üstünden çekti. Patronuna baktı. En önde ki kız mutfağa doğru yürüdü. Geriye kaldı ben ve önümde ki Rus kız. Rahattım beni yakalayamazlardı. O cihaz bende sökmezdi. "Mert şu kızı sal.", dedi Hakan Kankırmızı Bey eliyle önümdeki Rus kızı gösterdi. Sonra gözlerini gözlerime odaklayarak baktı. Adam Rus kıza eliyle gitmesini işaret etti. Önümdeki kız derin bir nefes alarak hemen çıkıp gitti. Bakışlarımı soğuk bir edayla Hakan Bey'in gri gözlerine çevirdim. "Çıkar." Dedi soğuk sesi ile ürpersem de yardım etmesi umuduyla gözlerim birilerini aradı ama kaçırdığım küçük bir nokta vardı burası benim çöplüğüm değildi. Sokaklarda herkes birbirinin arkasını kollardı burada yalnız kalmıştım galiba. "Neyi?", diyerek sordum. Aslında bilipte bilmezlikten gelmek benim mesleğimdi. "Mert, üstünü ara.",dedi yanında ki sarışın yeşil gözlü adam kafasını sallayarak yanıma geldi. Kaşları çatılı buzdolabı gibi elindeki cihazı boynumdan başlayarak mini eteğimin bitiş ucuna kadar tuttu. Sırt bölgemde de aynı işlemi yaptı. Hakan Bey'in yüz hatları kasıldı. Cihaz uslu uslu görevini yapıyordu. Mert cihazı kafama da tuttu bu beklemediğim hamlede cihazın sesi ortama yayıldı. Hakan beyin dudakları kıvrıldı. "Saçlarını aç.", dedi yüzünde ifadede zinciri bulduğuna çok emin bir eda vardı. Kafamı salladım Mert bir adım öteme beklemeye başladı. Elimi at kuyruğumun yanına koyarak kançalı tokamı çözmeye başladım. Açtığım uzun saçlarım ile elimle saçıma şekil verdim. Merdivenlerden gelen ayak sesleri ile gözümü Hakan Kankırmızıdan çektim. Hızlı adımlarla üstünde ki beyaz gömleği ile inen göktaşı da kimdi? Siyah gözleri.. Derinden etkilemişti beni sanki ilk kez siyah gözler görüyordum. Kirli sakalı yüz hatlarını çok güzel belli ediyordu. Açılan ağzımı kapatarak kendime geldim. Buraya neden geldiğimi üstümdeki baskıyı unutmamam gerekti. "Abi gidiyor musun?", Hakan Bey merdivenlerin yanına doğru yürüdü yürüyen göktaşı ile konuştu. Abi dediğine göre bu yürüyen göktaşı üvey abisi Atakan Bey miydi! Telaşla gözlerimi kaçırdım .Kardeşi gibi gözlere sahip değildi ama iki kardeşin tek benzeyen özelliği ifadesiz simalarıydı. Babaları bir olunca demek ki. Berna hanımında gözleri maviydi neden hepsinin gözleri farklıydı? Mert'in de yeşil. Ben burada kahverenkli gözlerimle sönük kalmıştım galiba.. "Hakan hadi abiciğim geç bile kaldım.", dedi ifadesiz yüzüyle gözlerini ilk kez gördüğü bana bir saniye baktı. Gözlerimi tekrar önüme çevirdim. Şuan şurada Atakan beyin radarına yakalanırsam kötü olurdu. Ne güzel Hakan bey fark etmeden çıkıp gidecektim. "Ne iş buldun mu?", dedi tam önümde durdular sonrada kafalarını çevirip bana tekrar baktı. "Buldum buldum. Hanımefendi de şimdi zinciri veriyordu.", dedi Hakan beyin bu ısrarları beni üzüyordu. "Dediklerinizden hiçbir şey anlamıyorum.", dedim şirin bir edayla. Gözümün önüne gelen saçları kulağımın arkasına sıkıştırdım. "Mert sen yardım et hanımefendiye anlasın ben ne demek istiyorum.", dedi Hakan Bey bana doğru göz kırptı. Son sözlerini bir mana ile söylemişti. Bu sefer sert taşa mı toslamıştım. Boku yemiştim galiba. "Lütfen benimle gelin..", dedi eliyle yürümem için hangi tarafa gideceğimi gösterdi yüzümde ki yapmacık gülümseme ile Mert'in dediği tarafa doğru yürüdüm! Yardım etmesi umuduyla gözlerim tekrar birilerini ararken Atakan Atabeyin gözlerine takıldı. Hakan ile aralarında ki sohbete dönüp devam etti. Mert beni aşağı kata doğru merdivenlerden indirdi. Vazonun olduğu yerde durdu duvara dokunup bana baktı, dekorla kaplanmış kapı olduğunun bile farkında olmadığım bir yerden içeri doğru sürükledi. Şansım yoktu. Bende ölecektim. "Geç bakalım küçük fare.", diyerek beni boş bir odaya fırlattı. Dizlerimin üstüne yere düştüm. Avuç işlerimi son anda yere koyarak kafamı çarpmadan korumuştum. Başımı yerden kaldırıp bana fare diyen sıçana baktım! Eğilerek çenemi tuttu kafamı havaya kaldırdı. "Söyle bakalım anladın mı şimdi?", diyerek bağırdı. "Ne diyorsunuz sizi hiç anlamıyorum.", dedim. Saf masum ayağına yatmaya devamdı. Canan mücadeleye pes etmek yok kızım devam. Son umudum için öle de bilirdim. Hayatının kontrolünü eline almazsan, başkalarını senin hayatını kontrol eder. "Anlamıyorsun demek?", dedi elini çenemden çekti sözlerime inandığını düşünürken suratıma yediğim güçlü bir tokatla yere yapıştım. Dudağımda ki kanın tadıyla gözlerimi sıkıca yumdum. **** BEKLEMEDE KALIN. DEVAMI GELECEK.. ŞİMDİDEN KİTABI KÜTÜPHANELERİNİZE EKLEYEREK GÜZEL YORUMLARINIZI AŞAĞIYA YAZABİLİRSİNİZ. YAKINDA..
BAŞTAN AŞAĞIYA DÖKÜLEN CÜMLELER
Oğuzhan Dede
Gönül işlerinde başlangıç çok belirgindir aslında. Bir çikolata tanesi, bir kar tanesi, karın üstünde duran çikolata tanesi gibi belirgindir. Benimki de öyleydi. Aslında, ben bir çikolata kokusu, karşımdaki ise bir tanem. O gün ilk buluşmamızdı. Bir masada oturuyorduk. Ben sanki o gün endorfin salgılıyordum, çünkü onu gördüğümden beri bütün ağrılarım kesilmişti.
mesafe
N!KOT!N
Uzak mesafe ilişkisinin imkansızlığı ve zorluğu
SANA SEN LAZIMSIN
İlayda
Ben sana hiçbirşey vaat etmeyeceğim, kendini sen bulacaksın. Ben hayatında küçük bir etki yaratacağım ve böylelikle benliğine giden yoldaki domino taşları tek tek yıkılacak. Seçim senin, ben sadece minik bir etkiyim, sen ise benliğinin sahibi...
ZORBA
Duygu
Bazıları başkalarına yaptığı kötülüklerle kendine yapılanları unutur. Bazıları da kendileri her ne yaşamış olsada başkasına karşı hoş görüsünü korur . İyilik ve kötülük hayatın hep bir yerinde olucaktır. Burda insanların ne kadar kötüleşecekleri ve ne kadar merhamet dolu olduklarını görüceksiniz.GERÇEK Bİ HİKAYEDEN ALINTIDIR.
Kalpten satırlar
Deleted account
Bu kitap bir hikâye anlatmıyor. Bu kitap, insanın içinde sakladığı duygulara, düşüncelere ve sorulara dokunuyor. Sevgiye, nefrete, yalnızlığa, dostluğa, hayallere ve ruhun derinliklerine uzanan bir yolculuk sunuyor. Her bölüm farklı bir konuya odaklanırken, okuyucuyu kendi iç dünyasıyla yüzleşmeye davet ediyor. Bazen bir soru, bazen bir düşünce, bazen de kalbin en sessiz köşesinden gelen bir ses... Çünkü insanı anlamanın yolu, onun duygularını anlamaktan geçer. İnsana Dair, yalnızca okunacak değil; hissedilecek bir kitap.
fala inanma falsız kalma
Dicle
Her şey bir falcıya gitme ile başlamıştı aslında. Her şey sıradanken masal gibi bir hayat, şaka şaka falcının söylediklerinden etkilenip beyaz Atlı prensimi bulmaya çalışmıştım, ama çok yanlış yerde aramışım. ne var canım beyaz atlı prensimi bulmak için en doğru yere gitmiştim bence. POLİS KARAKOLUNA .Sonuçta prensimin elimde bir resmi ya da çizim olması gerekiyordu. Hem polislerden daha iyi bir kişiyi kim bulabilir ki değil mi ama. İşte bizim hikayemiz böyle başladı falcının tarif ettiği kişi Uras başkomiser. Komedilerle dolu bir hikayeye var mısınız? Bu uras başkomiser ve didemin hikayesi, Bu portakal ve çikolatanın hikayesi...
Sıyrık
Ecrin
"Kır, parçala, dök."
KELEBEĞİN KANATLARI
Zeynep Sude
''Kelebek gibisin,'' dedi, sakin sesinin arkasında aklına birşey gelmiş gibiydi. Gözleri yere değdi. '''Sanki bir gün sonra öleceksin ama yaşamaya devam etmen için bir etkene ihtiyacın var.'' Kelebekler bir gün yaşamazdı... Buna inanmazdım. ''Kırık kanatlı kelebek, kozasından yeniden çıkar mı?''
heart beat
Azra
Bir kız ve bir erkek Aşık bir kız ve ne hissettiği belli olmayan olmayan bir erkek Okulda geçen bir kalp karışıklığı Ve nasıl sonuçlanırcağı belli olmayan Duygular…<\3
Yıkık
Leyla
Ben sevgisinin,aşkının karşılığını alamayan LEYLA, ben her beni aşşağılamasına rağmen ona deli gibi aşık olan LEYLA!. Benim hayatımı yıkıp gitmesine rağmen,bir damla yaşıma acımayan o adama yazıyorum bu satırları belki bilmeyecek ama illaki birgün ANLAYACAK...
kalp kıran şeyler
Arzuu
Canım sıkıldığı için yazdım...

KELEBEĞİN KANATLARI
Zeynep Sude
''Kelebek gibisin,'' dedi, sakin sesinin arkasında aklına birşey gelmiş gibiydi. Gözleri yere değdi. '''Sanki bir gün sonra öleceksin ama yaşamaya devam etmen için bir etkene ihtiyacın var.'' Kelebekler bir gün yaşamazdı... Buna inanmazdım. ''Kırık kanatlı kelebek, kozasından yeniden çıkar mı?''

KELEBEĞİN KANATLARI
Zeynep Sude
''Kelebek gibisin,'' dedi, sakin sesinin arkasında aklına birşey gelmiş gibiydi. Gözleri yere değdi. '''Sanki bir gün sonra öleceksin ama yaşamaya devam etmen için bir etkene ihtiyacın var.'' Kelebekler bir gün yaşamazdı... Buna inanmazdım. ''Kırık kanatlı kelebek, kozasından yeniden çıkar mı?''

KELEBEĞİN KANATLARI
Zeynep Sude
''Kelebek gibisin,'' dedi, sakin sesinin arkasında aklına birşey gelmiş gibiydi. Gözleri yere değdi. '''Sanki bir gün sonra öleceksin ama yaşamaya devam etmen için bir etkene ihtiyacın var.'' Kelebekler bir gün yaşamazdı... Buna inanmazdım. ''Kırık kanatlı kelebek, kozasından yeniden çıkar mı?''

KELEBEĞİN KANATLARI
Zeynep Sude
''Kelebek gibisin,'' dedi, sakin sesinin arkasında aklına birşey gelmiş gibiydi. Gözleri yere değdi. '''Sanki bir gün sonra öleceksin ama yaşamaya devam etmen için bir etkene ihtiyacın var.'' Kelebekler bir gün yaşamazdı... Buna inanmazdım. ''Kırık kanatlı kelebek, kozasından yeniden çıkar mı?''

KELEBEĞİN KANATLARI
Zeynep Sude
''Kelebek gibisin,'' dedi, sakin sesinin arkasında aklına birşey gelmiş gibiydi. Gözleri yere değdi. '''Sanki bir gün sonra öleceksin ama yaşamaya devam etmen için bir etkene ihtiyacın var.'' Kelebekler bir gün yaşamazdı... Buna inanmazdım. ''Kırık kanatlı kelebek, kozasından yeniden çıkar mı?''

KELEBEĞİN KANATLARI
Zeynep Sude
''Kelebek gibisin,'' dedi, sakin sesinin arkasında aklına birşey gelmiş gibiydi. Gözleri yere değdi. '''Sanki bir gün sonra öleceksin ama yaşamaya devam etmen için bir etkene ihtiyacın var.'' Kelebekler bir gün yaşamazdı... Buna inanmazdım. ''Kırık kanatlı kelebek, kozasından yeniden çıkar mı?''

KELEBEĞİN KANATLARI
Zeynep Sude
''Kelebek gibisin,'' dedi, sakin sesinin arkasında aklına birşey gelmiş gibiydi. Gözleri yere değdi. '''Sanki bir gün sonra öleceksin ama yaşamaya devam etmen için bir etkene ihtiyacın var.'' Kelebekler bir gün yaşamazdı... Buna inanmazdım. ''Kırık kanatlı kelebek, kozasından yeniden çıkar mı?''

KELEBEĞİN KANATLARI
Zeynep Sude
''Kelebek gibisin,'' dedi, sakin sesinin arkasında aklına birşey gelmiş gibiydi. Gözleri yere değdi. '''Sanki bir gün sonra öleceksin ama yaşamaya devam etmen için bir etkene ihtiyacın var.'' Kelebekler bir gün yaşamazdı... Buna inanmazdım. ''Kırık kanatlı kelebek, kozasından yeniden çıkar mı?''
Adavet
Kevser Erol
Tutku 5 yaşında anne ve babasını kaybeder. Bu durum onu çok fazla etkilemiştir. Ama Tutku'nun yanında Cem, Akın,Efe,Onur ve Gökçe olduğu sürece Tutku'nun ailesi onlardı. Yıllarca ailesinin katilini bulmaya çalışan Tutku bir gün arkadaşı kaçırılır ve kaçıran kişiyi tanıdıktan sonra yolunda bir takım olaylar çıkar. Acaba Tutku bu yolu atlatabilecek mi? Ya da ailesinin katilini bulabilecek mi?

