“Küçük hanım” için sonuçlar
Arama sonuçları
Küçük Hanım
Efulim
Kaç yaşınızda olursanız olun, anne ve baba eksikliği herkesin en büyük acısı olur. Bir çocuk, anne baba eksikliğini tadarken bir esinti gelir, kızı duman eder. Bir dalga gelir, oğlanı duman eder. Ancak hayat bu, üstesinden gelmek gerekir. Zamanla öğrenilir boşlukların nasıl doldurulacağı. Belkide onlar bu hikayeyle çoktan bulmuştur açık yaralarını nasıl kapatacağını. Poyraz Ay, yüzme bilmiyordur ancak en yakın arkadaşının kız kardeşine kapılmış, dalgalar nereye götürürse oraya gidiyordur. Ya o kadınla yüzmeyi öğrenecektir, ya da dalgalar onu en sonunda dibe çekecektir.
KÜÇÜK HANIM
Elif
İlk bölümden bir kesit !! Beni görünce duraksadı ve ''çok güzelsin, küçük hanım '' dedi. Ben biraz utanmıştım, teşekkür edip arabaya binmek üzere evden çıktık. Davet yerine geldiğimizde çok kalabalıktı, ben kalabalık ortamları sevmem, o yüzden köşeye oturdum .Anıl yanıma geldi ve bana ''bu dansı bana lütfeder misin küçük hanım?'' dedi...
Küçük bir hata
Ahmet
Bir gerilim&korku hikayesi...
Hata
Hepimiz, çeşitli aralıklarla hata yaparız, hiçbirimiz hatasız değilizdir. Ve bu hikaye, hataların hikayesi. Ayaklanma esnasında sivillere zarar veren ve 8 yaşındaki bir çocuğun hayatını zehreden anarşistler de hata yaptı, çeşitli hayvansal özelliklerle donatılmış klon askerlerin genlerini düzenleyen bilim insanı da, bulduğu ilk saç boyasını rengine bakmadan kafasına boşaltan 555. Tabur'un 526. askeri Philip de. Her şeyini kaybettikten sonra askerlerini her şeyi belleyen general de hata yaptı, 2 yıl boyunca onu zalim zanneden askerleri de. Ve tüm bu sayılan hatalar, şuan açıklamasını okuduğun kitabı oluşturdu. Bu, zengin insanların fakirleri kullanarak kazandıkları para ile köle.. Ah, yani klon aldığı yüzyılda geçen bir direniş hikayesi. Ve her şeyde olduğu gibi, bu direnişte de hata vardı. Bakınız: Bu kurgu, ağır depresyondaki karakterlerin sadistçe davranışlar sergilemesini normalleştirMEZ. Ayrıca bakınız: Bu kurgu 'kınıyoruz' bahanesiyle de yazılmamıştır.

Benim, Hana!
hana.art11
Sıradan bir çizerin hayatından kesitler.
Hata
Nur
sözde enayi her şeyi hayatını, arkadaşlığını, insanlığını ve kendisini mahvetmiş bir kızın başından geçenleri bir de onun gözünden ve ağzından dinleyin...
Hata
Hatiçee
Bazı hatalar...Çözümü olmayan.
SENİN HATAN
sevgi
okuyun öğrenin tatlı bir aşk hikayesi bu kırılırlar üzüldüler sevindiler mutlu oldular sizde Oya'nın hikayesine gelin
Ha
Pınar Tuana
Gvkhvdshkgjvfsvfygsulgsylfıfylıgffea
Benim haytım
Ruya demir 45
Gerçek ismim vereme ama takma isim takıçam ...mila . Başlayalım ben aşiret kızıyım ve tek kızıyım beş abem var en koçgleri benim 19 yaşındayım ve guzel bir kızım siyah uzun saçlarım ve buyuk kahve renkli gulerim var yuze hatlarım guzel 161buyım 51kilom alo mine bu ruya niye aryo ki hala ..ne var ? ne o kaybedine kabulenemiyor mısın yusız ya ben yılardır en yekın arkadaş diyudım bil buna hıım Ben seni hakın da çok yanılmışım sen enişte dedigine aşkım diçek kadar aşalık sın mineeee sen ben seni varaya Ne o zorunamı giti neys bir daha beni arama ki zaten engeliyom Kiş engeldiniz
Hata
Aster Louise
Tanrıların düzenine karşı çıkan, kutsallığı reddeden ve var olmaması gereken bir hatanın varoluşsal savaşını anlatan bir kurgu eseridir.
ortaokulda bir hata
Hümeyra
8. Sınıfa giden bir kız seçmeli derste tanıştığı keko çocuğa aşık olur bu çocuk için yapmadığı şey kalmaz işte bu çocuk için yaptığı onca şey başına beladan başka birşey getirmez...
Avukat Hanım
Biryazarsadece__
Bir avukat ve onun gerçekleri bir şans verin lütfen
Ha-rin
Merve
Ha-rin 16 yaşlarında bir lise öğrencisidir. Aile belli sebeplerden dolayı busan'dan seul'e gelmek zorundadır ha-rin eski okulunda fazlaca zorbalik görmüştür Su-ho 16 yaşındadır ha-rin ile aynı sınıftadır I-seo Ha-rin'in en yakın arkadaşidır onun için busandan seul'e Aile izni ile taşınmıştır Ha-rin'nin Annesi:36 Babası:37 yaşlarındadır Su-ho Babası:40 yaşındadır I-seo Annesi:39 Babası:43 yaşındadır
Hata ve mutluluk
Efe
Küçük bir unutkanlıktan çıkan kavga daha sonra bilinen değer
Savcı hanım
İlayda
Girdiği her davadan kazanarak çıkan bir savcı hanım bu davadan da kazanarak çıkabilecek miydi?Basit görünen bir ölüm. Ama asla göründüğü gibi değildi. İntikam uğruna alınmış bir can. Katil sadece bir canla yetinecekmiydi. Savcı hanım daha fazla insan ölmeden katili bulabilekmiydi. Her şey Hazal'ın ölümüyle başladı. Peki kimin ölümüyle son bulacaktı?
Büyük Bir Hata
Coco-chan
Luni, hayatında kötü sebepler çıkaracak şeyler yaptı: Herkesi yarı yolda bıraktı, herkesi aldattı, cringe şeyler ve şakalar yaptı, öyle sözler söyledi ki; o sözler, söylenen kişinin kalbime mızrak gibi girip acıttı... Bir akşam, yine bilgisayarının başına geçecek iken masada bir mektup bulur. Bu mektup, Coco-Chan'a aittir ve içinde; Luni'ye ettiği bir ton laf yazmaktadır. Luni bunları okuyunca çok pişman olur ve her şeyi düzeltmek ister. Bu yüzden harekete geçer. İyi Okumalar... ~Coco-chan
Avukat hanım
Şeyma Subaşı
.
MERKÜR : HATA
Morgan
Merkür gezegeninde yaşanan gizemli olaylar. Sorumlusu yıllar önce yanlış karar veren ebeveynler. Sonunda canı yanan çocukları... Aile iyidir. Peki onun ailesi de iyi mi? Merkür... Topraklarında barındırdığı iyi ve kötü her şeyle beraber nefes almaya devam eden toprak parçası. Üzerinde gelişen tek şey büyük, gösterişli gökdelenler. Orada yaşayan insanlar değilde taş duvarlar sanki. O dört duvar arasına sıkışıp kalmış insan zihinleri sadece kendi çıkarları için çalışmakta. Taş duvarlar arasında kala kala taşa dönüştü kalpleri. İnsanlar kötüleşti; zorbalığa, yakıp yıkmaya, sövüp dövmeye başladı. Yaptıklarının ardı arkası gelmez oldu. Ne zaman bu hale geldiler? Niye bu kadar kötü ruhlara, kötü bedenlere sahip oldular? Oysaki güzeldi her şey, herkes mutluydu, can yakan yoktu ama sadece bir anlığınada olsa güzeldi. Kötü ruhlar geçmişte var, gelecekte de. İyileri unutmamak lazım; kötülerle uğraşan, iyiliği yaymaya, beraberliğin kutsallığını anlatmaya çalışan bir avuç umutlu insanlar. Onlar umutlarını kaybederse neler olur? Hiç düşündünüz mü? Merkür yaşanılacak bir yer olur mu? Umut edelim ki onlar iyiliği peşini bırakmasınlar. Yoksa... Bilim kurgu ve maceranın bol olduğu bu kitaba hoş geldiniz. Merkür gezegeninde yaşayan arkadaşların yaptıkları hatanın bedelini ödeyen çocuklarını anlatıyor. Bu çocukları özel kılan şey gün geçtikçe artan güçleridir. Her birinin ayrı ve inanılmaz güçlerine hayran kalacaksınız. Geçmişteki delinin onların geleceğini yazması da ayrı bir merak. Tekrar hoş geldiniz! Kurgu: 23/04/21
Gökyüzü Bizi Hatırlar
Melike Zenginoğlu
Bazı insanlar hayatımıza sonradan girmez; çocukluğumuzdan beri kalbimizin bir köşesinde yaşarlar. Can, Tanem'i yıllarca sessizce sevdi. Söyleyemediklerini defterine yazdı, onunla geçirdiği her anı kalbinin en hızlı attığı yer olarak sakladı. Yıllar sonra birbirlerine kavuştuklarında ise Can'ın karşısına, aşkından çok daha büyük bir sınav çıktı. Çünkü bazı aşklar kavuşmakla değil, kaybetme ihtimaliyle sınanır...
maskeli hanım
Wojhd
" iki yüzlü gibimi duruyorum ne hoş zaten öyleyim beni ayakta tutan maskelerim ya kendim olsaydım nolur ' du söyliyimmi yıkılırdım"
HATA:404
Sleam
en fazla e-günlük yazıyorum ve o gün gördüğüm garip şeyi yazmaya karar verdim sonuçta bunları kimse okuyamıyor değil mi?..
AJAN HANIM
Minsung aşktırr Gerisi yalan
İşinde iyi olan bir ajan kadın dünyaca bilinen bir mafyanın planını farkettirmeden çözebilecek mi?
MİNİK bir hata
Saliha
Bir kız var polis tm? Neyse bu kız bir cinayeti araştırıyor tm? Sonra günlük buluyor devamını oku tm?
Yolcular
Beyza Sude Çetin
'Gelecek' sandığımız gelmeyecek bir zamandır, gelecek. Acılar mı büyütürdü insanı, insan mı büyütürdü acılarını? İkilem içerisinde yaşamaya alışmış birkaç bedendi onlar; ya da bu halde yaşamaya zorlandılar. Başka insanların sevdası delerken dağları, onlarınsa yaşadıkları belki de yaşayacakları deler geçerdi dağları, taşları. Yıllar devrilmiş kader denen bu şey çıkarmıştı karşılarına o geleceği. Gözler görmüş gönüllerse dolup taşmıştı. Devrilen bu yılların enkazının altında ise o güzel anılar kalmıştı. Toprağa gömülmüş, kurtarılmayı bekliyorlardı. İçinde çırpınan birçok çocuğun bedeni de yok oluyordu bu enkazın altında. Çırpınıyorlardı. Bağırıyorlardı. Ama seslerini duyan olmuyordu. Kurtarın! Biz hep buradaydık, ama sesimiz bastırıldı! Sessizliğimiz çığlıklarımız oldu şimdi! "Yıllardır buradaydım sen neredeydin? Seni hep bekledim, burada!". "Elma ağacı vitamin olmuyor artık ona!". " Hasret kaldım ben ona; suçlusuysa sendin, sen!". "O uçurumdan ben atlasaydım beni sever miydin?". "Masmavi okyanusunda tek boğulan kişi bendim. Sevginle değil bu sevgiyi göremeyişinle...". "Beyaz, gelinlik mi olacak yoksa kefen mi anne? Bu çeyiz mi yoksa son günlerimin huzuru için serilen birkaç parça eşya mı?" Kim kurtaracak beni? Kim kurtaracak bizi bu kendi çıkarları için kullanılmış, sevgisiz, kimsesiz bedenleri? Yıllar beklendi belki açık yaraya deva olur diye. Kabuk bağlayan yaralar yine darbe aldı. Neden mi? Ne zaman iyi gelmişti ne de tozlanmış anılar. Ne mi gerek? Sen be acımasız adam. Sen ve senin sözlerin. Belki de beni gördüğünde tüttürdüğün dumanın. 🕛 Zihnimin içinde olup bitenler bana saklıdır Bay Asi. Kimse karışamaz içindekilere. Lütfen o ela gözlerini üzerimden ayır." Parlayan hareleri ne etrafı aydınlatıyor ne de karanlık düşüncelerimi. Hala bakmayı sürdürüyordu deniz gözlerime. "Ne o, çok mu beğendin yüzümü, yoksa bu üstünlüğümü mü? Kaleni fethetmeye çalışan hiç olmadı mı?" Film çevriliyordu sanki de herkes izliyordu bizi. Bir film çevrilecekse yönetmeni de tek oyuncusu da bendim. Neden mi? Bu filmin başka yaralara ihtiyacı yoktu. Kendi yeterde artardı bile. Filmimi işgal edecek tek insan ise karşımdaki bedendi. "Çok beğendim canım. Asla küfürlerimle doldurmak istemiyorum o beyaz tenini." Daha da fazla yaklaştı yüzüme. Nefesi suratımda siniri ise ruhuma işliyordu; ya da ben öyle sanıyordum. "Benim kalem, benim krallığım, benim üstünlüğüm, benim piyonlarım... Burada ne görmeyi ya da ne hayal etmeyi düşünüyorsan hepsi bana ait. Kalemi fethetmek isteyen mi var? Yılların deviremediği bu şeyi eğer cesareti varsa devirsin. Devrilsin bu kaleler, boş şişeler. Ben burada olduğum sürece izin vermem; kimse buna cesaret edemez bile." Adımlar yavaştı ancak şu an hızlı olabilecek tek şey adrenalindi. Ardını döndü bana ve ellerini iki yanına açtı, başı ise geriye savruldu. "O cesareti bulana iletin, benim olmayan yatağıma bile ölüp ölüp biten varken, ayağımın tozu bile olamayacağa değil zeytin dalı tek bir gül bile uzatmam." İşaret parmağı havadaki egosunu savurmaya devam ediyor showunu sergiliyordu. "Ha şunu da ekleyeyim. Eğer o kişiyi ben davet ediyorsam krallığıma yanımdan eksik etmeyeceğim bir gülümün olur o zaman. Tabii bu da imkansız da. Ben imkansız severim." Büyük cüssesini tekrar çevirmişti ortaya. Yeniden yüzünü görebiliyordum. O görmek için can attığım yüzü(!) Yıllar etkisiyle büyüyüp gelişmiş bedeni, geniş omuzları, yüzümden eksik etmediği ela gözleri ile karşımdaydı. Ancak bu koca bedenin bilmediği ufak şeyler vardı ama yanımdan eksik olmayan zamanımla ona gösterecektim. " Neyi severseniz sevin ancak ben kendi kurallarına göre yaşayan bir insanım. Kim ne derse desin bu kendini bir şey sana bir asi olsa bile." Bu dediğimle histerik gülüş savurmuş ardından bu gülüşünü daha da büyütmüştü. Kahkahası bu sessizlikle daha da ortaya çıkarmıştı kendini. "Küçük hanım bence siz bu tatsızlık daha fazla büyümeden bu fikirden çıkın. Çünkü bu yol, yol değildir." "Bende kendi yolumu kendim yaparım. Bu zamana kadar kime ihtiyaç duydum. Benimle olan benimle gelir ardımla ilgilenmem." Uzaklaşan adımları yine yakınlaşmıştı bedenime. Dolaşan inat keçileri ikimize de etkisi altına alıyordu. "Fazla heveslenme derim, üzerine ben ve benim olan her şey devrilir, vazgeçersin" "Ben bu davamdan vazgeçmem. Neyden vazgeçtim? Hangi sözümü tutmadım? Bilemezsin." Hırsım ve sinirimle kollarımı bağladım. Emindim. Bu zamana kadar neyden emin olmamıştım ki? Bir yola çıktıysam bu yolu devam ettirir, yarıda bırakamazdım. Kural tanımayana kurallarımı tanıtmakla kalmayacak, baştan yazacaktım. Krallıksa krallık, varlıksa varlık... Kimin umurunda? Gerekirse yoktan var ederdim ama yine de kimseye boyun eğmez, onun piyonu olmazdım. "Göreceğiz küçük hanım. Bu koca zaman sana küçük gelmez umarım." Uzattığı eli kendime olan tüm güvenimle sıktım. "Göreceğiz Bay Asi. İsterse un ufak olsun ben yine de kendi ekmeğimi bir yerden bulur çıkarırım." "O ekmekler kolay yenir mi, kader izin verir mi ki?"

