“Dilhun” için sonuçlar
Arama sonuçları
DİLHUN
Peri
Kor değildi. Ama küllenmeye de niyeti yoktu bu ateşin...
DİLHUN
Peri
Kor değildi. Ama küllenmeye de niyeti yoktu bu ateşin...
DİLHUN
Peri
Kor değildi. Ama küllenmeye de niyeti yoktu bu ateşin...
DİLHUN
Peri
Kor değildi. Ama küllenmeye de niyeti yoktu bu ateşin...
DİLHUN
Peri
Kor değildi. Ama küllenmeye de niyeti yoktu bu ateşin...
Dilhun
Ela
dinlediğim şarkılar adını fısıldıyor kulağıma hatırlamam gerekiyormuş gibi,oysa bir an bile çıkmadın aklımdan.
DİLHUN
Kader Doğan
Vücudunu yeniden bir titreme sarmıştı. Cübbesi, elleri, gözleri her yeri kana bulanmıştı. Aynı rüyayı gördüğünü biliyordu bilmesine ancak uyanamıyordu. Uyanmak istediği de yoktu zaten rüyalarda buluşur olmuştu babasıyla. Daha doğrusu babasının cesedi ile. Olsundu ama bu da yeterdi ona. Her görüşünde nefessiz kalıyor olsa da yeterdi. Ondan kalan tek şey acıları, gördüğü tek şey cesedi olmuştu ama muhtaçtı acı içinde kıvrandığı bu rüyalara. Vatanına ömrünü adamış bir adamın, kendinden sonra kimsesiz bıraktığı bir kız çocuğuydu o.
Dilhun
Ecrininizzz_
Herşeyin bittiği yerdeyiz Öğretmen sessizlik demişti herkes yaşarken susmuştu Kadın sessizlik demişti herkes ölerek susmuştu Yerdeki kırmızı bir kalemin mürekkebi değil Bi bedenden akan kandı Ardından bi çığlık daha yaşayanların değil ölülerin duyacağı türden bir çığlık Kayalıkların altındaki kız gökyüzündeki kartala aşık olmuştu bu aşkın sonu ölümdü ama kime ölümdü?,kendilerine mi yoksa çevrelerindekilere mi?
DİLHUN KALBİMİN DAVASI
S. E.
Avukat Gökçe Eraslan, yanlışlıkla müvekkili yerine bir askeri arar ve o askerin hayatını kurtarır. Ardından olan olaylar nedeniyle Gökçe, geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalırken şehit ve asker çocuklarının eğitildiği Oğuz Teşkilatı'nın varlığını öğrenmesi hayatında birçok şeyi değiştirir. Kitaptan Alıntı: "Evlat, her şeydir. Vatan ise uğruna her şeyini feda edebileceğin yegane şeydir." "Vatanımız, verilen binlerce şehite nasıl değiyorsa sende sevgime o kadar değiyorsun." "Ölmek isteyecek kadar güzelsin." "Bana öyle bir baktı ki, acılarımı görmesinden korktum."
Mezarlık Gülü|DİLHUN 🥀
İrem YILDIRIM
Mezarlık Gülü… Acının, boynuna dolandığı kadın. Gece bakışlı kadın… Bağrındaki acılarını görebilen, dahası susuşlarından bile anlayabilen bir adama rast geldi. Bu, uzun süreli bir rast gelişti ama o kanlı günde; kadın acının çıkmazındayken adamın ruhu, kadının harelerine mühürlendi… İki azılı düşmanın, en çetrefilli savaşının arasında kalan kadın… Ah o düşmanlığın amansız çatışmasında yaralanan kadın. Bedeni darbe üstüne darbe aldığında adamın onu korumaya çalışırken siper etmeye çalıştığı göğsündeki yaraları görmezden gelemedi. Onu sarıp sarmalamayı, bütün yaralanışlarına rağmen çok istedi. Ah o düşmanlığın yaralarını alan kadın. Kardeşleri tarafından yüzünü ümitsizliğe dönmüş, sevdası için sevdasına ihanet etmiş bir kimsesizdi… * Ben bir mezarlık gülüydüm. Yapraklarım ölülere gölge olsun diye dikilmiştim. Sevilmezdim… Değersizdim. Köklerim, ölmüş insanların etlerinden; ruhum, içimde çürümüş hayallerimden besleniyor diye mi böyleydim? Kimse tarafından, bir değer biçilmeye layık görülmüyordum. Üstelik dünyanın en değerli elması diye kıymet bildiğim tarafından ölüler diyarına terk edilmiştim. Derya gözlü, Mezarlık Çiçekçisi tarafından… Beni, o ıssız günün ardından ölülerin koynuna gömüp gitmişti. Köklerim öyle bir karışmıştı ki toprağa, takılıp gidememiştim ardına. Suçumsa, sevdam için sevdiğime ihanet edişimdi. Asıl mahvedilişim, sustuğumdan anlayan Mezarlık Çiçekçisinin, göz bebeklerimdeki bilgeliğini yitirmesiydi… Ben o, Mezarlık Çiçekçisine en büyük yara olmuştum, gül ben iken solan o olmuştu… * “Aldığın yaraları mı sarayım? Yoksa sarıp da dağladığım yaralarının yersizliğine mi ağlayayım? Söyle bana, kadın! Ben senin için yanarken… Sana yeniden kavuşabilmek için dağlanırken sen hangi çaresizliğin çıkmazındasın?”

