“Boğaz” için sonuçlar
Arama sonuçları

Boğazımdaki Düğüm
Derin asel
Hayat çok kırıcı olabilir, hayat karşımıza güzel şeyler çıkarmayabilir.Mina, bunları yaşamış biri ve buda onun hayatı...
Boğazda ki yalı
Emre
Yurt dışında iş gezisinde olan alper karısının ölümünün ardından türkiyeye döner.Dönüşünün ardından cinayete kurban giderek hayatını kaybeder küçük kızı gizem babasının ölümünün ardından halasında kalır…….
BOĞAZIN ÖTESİNDE
Ş.A.aslan
İstanbul artık bildikleri şehir değildi. Sokaklar sessizliğe gömülmüş, düzen çökmüş ve yayılan virüs insanları korkunç yaratıklara dönüştürmeye başlamıştı. Efe’nin tek amacı kardeşiyle birlikte bu cehennemden sağ çıkmaktı. Fakat hayatta kalmanın bile mucize olduğu bir şehirde kardeşini kaybettiğinde, önünde tek bir seçenek kaldı: Onu bulmak. Arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’un tehlikeli sokaklarında kardeşinin izini sürerken Efe, karşılaştıkları şeylerin sıradan bir salgından çok daha fazlası olduğunu fark eder. Çünkü virüs yalnızca insanları dönüştürmüyordur. Ve İstanbul’un çöküşünün ardında, henüz bilmedikleri çok daha karanlık bir gerçek vardır
Boğaz'ın Altındaki Şehir
Nazlı Çelik
İstanbul'un altında yalnızca gece görünen ikinci bir şehir vardır; Nehir kayıp kardeşini ararken o şehrin hafızasını yutan muhafızıyla anlaşma yapar.
Rezillik Diz Boyu (Benimki Boğazı Geçmiş)
Çakır
DELİ DEHSETÜL VAHSET ANILARIM VAR GÜLMEKTEN YARİLMAZSANIZ BENDE EFTLY DEGİL PATLAYAN BOMBAYİM KARSİM
İstanbulamıyorum Aradığımı
ŞevRüv
Bazen insanın yaşamaya değil okumaya ihtiyacı vardır..
Son Otopsi
Fatih Northman
Her şehrin bir hafızası vardır. Taşlarında, duvarlarında, sokaklarının kıvrımlarında — binlerce yılın sessiz tanıklığı gömülüdür. Ama hiçbir şehir, İstanbul kadar hatırlamaz. Ve hiçbir şehir, İstanbul kadar unutmak istemez. Otuz yıl önce, Beyoğlu'nun dar sokaklarında üç genç kadın hayatını kaybetti. Katilleri hiçbir zaman bulunamadı. Dosyalar tozlandı, isimler unutuldu, aileler sessizliğe gömüldü. Adalet, o sokaklarda kaybolup giden bir yankıya dönüştü — önce çığlık, sonra fısıltı, sonra hiçbir şey. Ama bazı sessizlikler, sadece ertelenmiş çığlıklardır. Bu roman, bir cesetle başlar — soğuk bir Şubat sabahı, Boğaz'ın kurşuni sularında yüzen yaşlı bir adamın bedeniyle. Prof. Dr. Vedat Aslaner; ömrünü ölülerin hikayelerini okumaya adamış bir adli tıp profesörü, kariyeri boyunca binlerce otopsi raporuna imza atmış bir bilim insanı. Ama ölümü, yazdığı hiçbir rapora benzemiyor. Çünkü bu ölüm, bir son değil — bir başlangıç. Otuz yıldır kilitli kalmış bir kapının, nihayet açılmasının ilk ad

