“90lar” için sonuçlar
Arama sonuçları
The Taste of June
alevs
Londra. 1994. Yirmi üç yaşındaki Lexy Miller, hayatının yeni bir dönemine Morning Brew adlı küçük bir kafede başlar. Burada tanıştığı Aidan Henderson, sakinliğiyle onun enerjisine eşlik eden genç bir çalışandır. İki yabancı, zamanla birbirlerinin günlük hayatının vazgeçilmez bir parçasına dönüşür. Kahve kokulu sabahlar, yağmurlu Londra sokakları ve söylenmemiş cümleler arasında bir dostluk büyür. Bazı duyguların adını koymak kolay değildir. Hele ki hayat, insanlara her zaman bekledikleri zamanı sunmazsa. The Taste of June, 90'ların Londra'sında geçen, dostlukla aşkın birbirine karıştığı, büyümeyi ve hayatın küçük anlarını anlatan bir roman.
ANTALYA GÜNCESİ
AYBİGE ÇALIŞKAN
"Beni bir canavardan kaçıp başka bir canavarın ateşine sığınmakla suçlama. Ankara'da küllerim kalmıştı, Antalya'da ise sadece yanmamı istemeyen bir hayalet..." Zehra Toprak Eyüpoğlu, ailesinin Ankara'daki yıkıcı iflasının ve dağılan yuvasının enkazını arkasında bırakarak 1992 sonbaharında Akdeniz'in tuzlu rüzgarlarına sığınır. Ankara'nın isli soğuğundan kaçarken sığındığı bu sıcak sahil kenti, ona vaat edilen huzurlu bir liman değil; geçmişin günahlarıyla örülmüş fırtınalı bir sürgün yeri olacaktır. Kampüsün tekinsiz zarafeti içinde iki farklı uçurum Zehra'yı kuşatır: Bir yanda Bozkurt hanedanlığının her şeye sahip olabileceğine inanan, Zehra'yı tüm okulun gözü önünde kendi mülkü ilan eden karanlık veliahdı Doruk; diğer yanda ise yüzünü gizleyip gölgelerden fısıldayan, cebine "Yanmanı istemiyorum" notunu bırakıp kaçan meçhul bir yabancı... Toprak, Doruk'un yakıcı kafesinde mi kül olacaktır, yoksa onu uzaktan izleyen o sessiz hayaletin sırrında mı boğulacaktır?
ANTALYA GÜNCESİ
AYBİGE ÇALIŞKAN
ÇİZGİ ROMAN VERSİYONU "Beni bir canavardan kaçıp başka bir canavarın ateşine sığınmakla suçlama. Ankara'da küllerim kalmıştı, Antalya'da ise sadece yanmamı istemeyen bir hayalet." Zehra Toprak Eyüpoğlu, ailesinin Ankara'daki yıkıcı iflasının ve dağılan yuvasının enkazını arkasında bırakarak 1992 sonbaharında Akdeniz'in tuzlu rüzgarlarına sığınır. Ankara'nın isli soğuğundan kaçarken sığındığı bu sıcak sahil kenti, ona vaat edilen huzurlu bir liman değil; geçmişin günahlarıyla örülmüş fırtınalı bir sürgün yeri olacaktır. Kampüsün tekinsiz zarafeti içinde iki farklı uçurum Zehra'yı kuşatır: Bir yanda Bozkurt hanedanlığının her şeye sahip olabileceğine inanan, Zehra'yı tüm okulun gözü önünde kendi mülkü ilan eden karanlık veliahdı Doruk; diğer yanda ise yüzünü gizleyip gölgelerden fısıldayan, cebine "Yanmanı istemiyorum" notunu bırakıp kaçan meçhul bir yabancı. Toprak, Doruk'un yakıcı kafesinde mi kül olacaktır, yoksa onu uzaktan izleyen o sessiz hayaletin sırrında mı boğulacak?

