“şifa” için sonuçlar
Arama sonuçları
SAVAŞIN VE ŞİFANIN İZİNDE
Sümeyra
Dr. Asel Arin Aksoy, başarılı bir genel cerrah olarak hayatına devam ederken, tayini Şırnak'a çıkar. Yeni görev yeri, onun için hem mesleki bir dönüm noktası hem de beklenmedik olayların başlangıcı olacaktır. Şırnak'ta kaldığı otelde, gizemli birinden rahatsızlıklar yaşamaya başlar. Tam da bu karmaşık süreçte, yolu Kubilay Atlas Akın ile kesişir. Kubilay, karizmatik ve zeki bir adamdır. İkili arasındaki çekim, ilk karşılaşmalarıyla birlikte filizlenir. Ancak hayat, onları sürekli beklenmedik olaylarla karşı karşıya getirecektir. Bu heyecan dolu hikaye, okuyucuları aşkın, gizemin ve gerilimin iç içe geçtiği bir dünyaya davet ediyor. Asel ve Kubilay'ın hayatları, Şırnak'ın gölgeli sokaklarında kesişirken, aşkları imkansız mı olacak, yoksa tüm zorluklara rağmen bir umut ışığı bulabilecekler mi? ___ Asker&Doktor Bütün hakları bana aittir. ____ Asker&Doktor Bütün hakları bana aittir.
Ters Dünya
Kübra Dinç
Mühür serisi 1 Aliye normal hayatına devam ederken, her zaman İNSTAGRAM storilerinde görüp gitmek istediği o balta girmemiş ormanlara gitmeye karar verir. Her şey böyle başlar. Bu hikayede aşkı, tutkuyu ve sevgiyi okuyacaksınız. Ama bir yere kadar. Ardından size acının, intikamın ve kanın en vahşetli halini yazmaya çalışacağım. Yani arkadaşlar sizleri başından kalkmak istemeyeceğiniz mükemmel bir hikaye bekliyor. Kendinizi şimdiden hazırlamanızı tavsiye ederim. ALINTI ; Derenin yanına oturup sırtımı hemen yanımdaki ağaca dayamış bir yandan kitap okurken bir yandan da ayaklarımı suya sokmuş hafif hafif sallıyordum. Ayaklarımın da içinde olduğu dere suyu biraz fazla dalgalanınca dikkatimi o yöne çevirmek zorunda kaldım. Tam o anda bir çift kahve rengi gözle karşılaştı gözlerim ve sanki o an zaman durdu. Sanki orada sadece o yabancı ve ben vardım. Bütün sesler durdu. Her şey ağır çekim de gerçekleşti ve bir anda kendimi suyun içinde ona doğru yavaş yavaş adımlarken buldum. Tamamen +18 değildir. Kitap kapağı @irrelevantbird' e aittir.
ZERO: Buz ve Su sıfırda buluşur.
Mürvet Hafsanur TOK
Bir varmış bir yokmuş zamanın birinde âdemoğulları, havva kızları, devler, cüceler, periler bir arada huzur içerisinde yaşarlarmış. Birbirlerinden korkmaz ve gizlenmezlermiş. Lakin bu huzur dolu günler bir gün geride kalmış. Çünkü âdemoğullarından ve havva kızlarından bazıları büyüyü lanetli sayar olmuş. "Büyü taşıyan her ne varsa şeytan marifetidir." demişler. Kendilerinden olmayanları , onlara katılmayanları, kendilerine benzemeyenleri topraklarından sürmüşler, aşağılamışlar, katletmişler. Bu kıyımlar, ayrışmalar başlamadan çok önce bir peri kızı ve değirmenci arasında akıl almaz bir anlaşma imzalanmış. Birkaç damla kanla mühürlenmiş bir anlaşma...

Yaralı şifacı
Irem
Her hikaye gerçek değildir, her insanın gerçek olmadığı gibi . İnsanlar size kendisini , onları görmenizi istedikleri şekilde tanıtır . En mutlu insanın içinde en kuvvetli fırtınalar, en güzel gülen insanın gülüşünde en derin acılar saklıdır. Gerçek yüzünü görmek için onun kendini kaybettiği ana tanıklık etmek gerekir bazen . Sana iyi gelecek insanları iyi seçmelisin, iyi tanimalisin. Aksi takdirde ya seni daha çok yaralamayı seçecek, ya da yaralarını sarmak için çaba gösterecektir!
ŞİFACI
Selma
" neden geldin" dedim yerde kanlar içinde yatarken o ise bana sanki aramızda onca şey yaşanmamış hala birbirimize ilk günkü gibi aşıkmışçasına bakıyordu. " Sana şifa olmaya geldim bir zamanlar seninde bana olduğun gibi" dedi bana doğru eğilirken.
YILDIZLI GECENİN ŞİFASI
vien
kaybolmuş bir şehir.

Melusina: Eltherra'nın Kızı
Dilek Toruk
“Fısıltılar arasında adı büyüyle anılan bir kız… Saklanan sırlar ve geçmiş... Ve o sırların ortasında, birbirine yazgılı iki kalp: Melusina ve Oliver. Melusina, bilmediği bir dünyada kaderiyle yüzleşmek zorunda. Eltherra’dan Penbrooke'a uzanan bu yolculuk lanetle ve aşkla örülü.
Kayıp şifacı prenses
Deniz🌊
Kaçırılan şifacı merhametli bir prenses ile prensesin ailesinden intikam için prensesi öldürmeye kalkan bir prens
Yanılsama Krallığı
Ezel.
“Öyle bir yol çiz ki, ne masallar ne de kader senin geleceğine karar verebilsin. Bırak onlar senin hikâyeni anlatsın.” Ben iyi bir dinleyiciydim. İyi bir masal dinleyicisi. Evet, o sonunda kötülerin her daim kaybettiği masallar… Onlar beni geleceğim hakkında yanılttılar. İyi bir gelecek ummama sebep oldular. Annemin anlattığı masallardan hiçbiri bana annemin bir cadı avı sırasında vahşice yakılarak öleceğini ve yapayalnız kalacağımı söylemedi… Sarayın ve kralın özel şifacısı olan annesinin cadı olduğu gerekçesiyle yakılmasının ardından Nora, kendisini annesinin boşluğunu doldurmak için sarayda bulur. Artık Nora, annesinin ölümüne sebep olan kralın sebebi bilinmeyen hastalığını iyileştirmeye mecburdur. Saraydayken sanrıları yüzünden hastalıklı sayılan sessiz prens ve annesinin ölümüne sebep olan cadı avının duygusuz lideriyle tanışmasının ardından artık hiçbir şey o kadar da kolay olmayacaktır. Üstelik şimdi de kralı tahtından indirmek isteyen isyancılarla saraya sadakat arasında bir seçim yapmak zorundadır.

Ölümün Şifacısı
Gardenyaa
Karanlığın gelişi tüm Aurenveil'i etkileyecekti ama bu iyi mi kötü mü hala bilinmiyordu... •Bu kitap rüyamdan esinlenerek yazıldı. •İlk kitabım olduğu için çok fazla hata olabilir takmayın lütfen🙏💓 •Desteğiniz için teşekkür ederim💘💕
Fetih Sanatları:Kanlı Kral
Burak Sabancılar
GİRİŞ Karanlığın dip köşelerinde, hıçkırık sesleri yavaş yavaş artıyordu.Ağlayan küçük bir kız çocuğuydu.Bir kaldırım taşına oturmuş öylece bekliyordu.Saçları gece kadar siyah, teni sanki beyazdan daha da akdı.Yüzünü kapatan siyah saçları ve gözlerinden akan damlaların saçlarından ince ince süzülmesi...Kız yavaş yavaş kafasını kaldırdı.Karşısında gördüğü kişi onu ürkütmüştü.Ona bakan kişi altın kadar sarı, parlak ve uzun saçlara sahip biriydi.Elinde ki meşalesiyle kıza doğru yöneldi.Kız ayağa kalktı, sinirlice… Gözlerinden gelen damlalar küçük yağmur taneleri gibi yere düşerken, kendisine şaşkınlıkla bakan bu adamı inceliyordu.Adam şaşkındı.Son derece mutsuz ve üzgün olan bu kızın yüzünü incelemek için yanına gitmek istediğinde kız elini ‘’dur.’’ diyormuş gibi havaya kaldırdı.Sonra yere bakan gözlerini kendisine odaklanmış adama doğru yöneltti.Adam ürktü.Ürkmemek mümkün değildi zaten.Kız gökyüzünden daha koyu, buzdan daha keskin gözleriyle saçlarının arasından adamı izlemeye başladı.O kadar ağlamıştı ki, gözünün gökyüzü mavisi renginin çevresine kan kadar kırmızı bir ton eklenmişti sanki.Adam yardım etmekle etmemek arasında kaldı.Ne yapabilirdi ki.Meşalesi hala elindeydi.Saçlarında parlayan ateş güzel bir görsel şölen sunuyordu sanki.Kızın dikkatini adamın saçları çekti.Dudaklarında acı bir gülümseme vardı.Kıpkırmızı dudakları, sanki dalga geçermiş gibi gülüyordu.Dik olan kaşları lanetli bir yaratıkmış gibi çatıldı.Birden acı gülümsemesi kayboldu.Saçlarını arka tarafa doğru elleriyle savurdu, sanki adama yüzünü göstermek istiyormuş gibi.Sonra siyah pelerinini savurup kafasına geçirdi, sanki başkalarının onu tanımamasını istermiş gibi. Kafasını iyice dikleştirip gözlerini kapattı, sanki uzaktan gelen bir müzik sesini dinliyormuş gibi.Bu garip davranışlarının hemen ardından ellerini göğsünün üzerinde avuç içleri birbirine bakacak şekilde birleştirdi.Aniden büyük bir rüzgar başladı her tarafta.Karlar savruluyordu.Adam neler olup bittiğini anlayamıyordu.Etrafına bakınmaya başladı, korku dolu gözlerle.Bakıyordu ama her yer o kadar beyazdı ki, sanki ateşi kardan olan bir cehennemmiş gibi.Göz alabildiğince beyaz buzdan bir deniz gibiydi sanki adamın etrafı.Yumuşak bir buz.Şaşkınlığına devam etti, anlam veremeden olan bitenlere.Bu kadar kısa bir sürede nasıl olabilirdi bu?Birileri onunla dalgamı geçiyordu?Yoksa yine o kabuslarından biriyle baş başa mı kalmıştı?Kabus olsaydı şu ana kadar uyanması gerekmez miydi?Belki de bu onun kontrol edemediği rüyalarından biriydi.Düşündüğü onca zamandan sonra kıza döndüğünde onun yine ağladığını fark etmişti fakat bu sefer ki öyle bir ağlama değildi.Göz yaşı yerine kan vardı.Kırmızı dudakları morarmıştı.Gözlerinin gökyüzü mavisi, gecenin kör karanlığı kadar siyahtı.Gözlerinde karanlık gökyüzünün tek bir yıldızının bile parıltısı kalmamıştı artık.Hafif bir hırıltı ve küçük şirin bir kızdan gelemeyecek şekilde olan kalın, kaba ve korkutucu bir sesle, ‘’Sen öldün.’’ dedi.Adam, korku ve panik dolu gözlerle kıza bakmaya devam ederken elindeki meşaleyi kıza doğru fırlattı.Küçük kız, meşale daha havadayken, üstünde yanan ateşi yok etti.Adam koşar adımlarla çocuktan uzaklaşmaya çalışırken, karşısında başka simsiyah gözlere sahip, gençten bir adamla karşılaştı.Aynı yüz ifadesi, aynı gözler, aynı çatık kaşlar…Adam hemen yolunu çevirip bu sefer çaprazdan kaçmaya karar vermişti ki, bu sefer de aynı ifadelere sahip başka bir tanesiyle karşı karşıya geldi.Bu şekilde devam ederken, etrafına bakındığında on farklı siyah gözlere sahip insan üstü yaratığın kendi etrafında çember oluşturduklarını ve onu tuzağa düşürdüklerini anladı.Düşünüyordu.Bunlar kim?Neden ona tuzak kurdular?Gerçekten onlar insan mıydı?İstedikleri neydi? Kafasında bu sorulara cevap ararken dizlerinin arkasından aldığı bir darbe ile yere yığıldı.Bunu yapanın, masum küçük bir kız sandığı lanetli pislikten başkası olmadığını fark etti.Etrafı sarılmıştı, kaçamazdı.Kurtulmanın bir yolu yoktu.Sanki ne kadar kaçmaya yeltense, o kadar çoğalıyorlardı.Gözlerini onlara dikti ve kendisini öldürmemeleri için yalvarmaya başladı.Damla damla yaşlar akıyordu gözlerinden.Sonrasında siyah gözlü, insan görünümüne sahip bu yaratıkların arkalarından, kan kadar kırmızı gözlere sahip, esmer teni ile düz, uzun, siyah saçları olan bir adam çıktı.Acımasız gülümsemesi sanki çok şey anlatmaya yetiyormuş gibi, büyük ve korkutucu bir kahkaha attı.Siyah giysisinin içerisinden gri tonlarında, sivri uçlu, demirden yapılmış uzunca bir cismi çıkardı.Kan kadar kırmızı gözleriyle korku salan bu iblis, sarı saçlı adamı saçlarından tutup yukarı doğru çekti ve elindeki bu cismi adamın kalbine sapladı.Adamın ağzından kanlar geliyor ve gözleri yavaş yavaş kırmızıya dönüyordu.Bir müddet yerde çırpındı, çok büyük acılar çekiyordu.En sonunda bedeni hareketsiz ve kanlar içerisinde cansız bir şekilde yerde yatıyordu.
Şifacı
Oganere
Geçmişini hatırlamayan bir kız, bir yandan yeni hayatına adapte olmaya çalışırken bir yandan da kaybettiği anılarını bulmaya çalışır.
Dr Ayşe Emre'nin şifalı
KAAN MEYDAN
TRT haber et en iyi hilesi indir de gel canım nedir bu kim la la la la la la la yapmadığım için hesabı olmayana hesap verebilirim bana göre neden iptal edildi ne zaman başlıyor 3D Herkül efsane başlıyor 3D Herkül efsane başlıyor 3D Herkül efsane 😂 hahahahahaahaha ne
Mutluluğun Yalanı
İkranur karakoç
Yalanlar... Gerçeğini bilmediğimiz yalanlar... Yalan olduğunu bile bilmediğimiz yalanlar... Peki ne doğru? Yalanların eninde sonunda doğruya çıkma gibi bir huyu vardır. Çok yanlış bir yerde doğan kızın hikayesi bu. Kim olduğunu bile bilmeyen bir kızın hayatı. Bilmiyor ki yanlış bir hayata geldiğini. Masum sanıyor kendisini ve ailesini. Bu yaşına kadar el bebek gül bebek diye gelmiş. Ama bilmiyor ki neler yaşayacak. Çok mutluyken kendini bir yalanın ortasında bulacak... Erva: Çok inandım sana. Çok güvendim. Nasıl yapabildin bunu bana?

