#İnci etiketli eserler
Arama sonuçları
ASTER
efsa
Yeryüzünün en dip, en kızgın katmanından bir musiki yükseliyor; her bir zerresi yalandan örülmüş, seyircisi akça bulutlardan sonsuz bir tiyatronun son sahnesine ait bu musiki. Kralların amaçsızca sokaklara döktüğü bir renk cümbüşünden kopmuş gelmiş gibi aceleci, fakat gecelerce dans etmiş bir asilzadenin yorgun bedeni kadar dingin havada süzülüyor. Kapkara ruhlar yükseliyor, yükseliyor ve göğe erdiğinde bembeyaz bir bedenle Dünya'nın yoksul topraklarına ilk adımlarını atıyor. Gözden kaybolmadan hemen önce, acı mı acı bir şarkı uyduruveriyor yeryüzünün tatlı musikisine. "Bir yaşam, ölümden doğan ve damarlarında hayatı taşıyan. Ve bir ölüm, duvarları kana bulayan ve yüzbinleri özgürlükte rehin kılan."
SESSİZLİK'
Sevim.gemci
Bazen bir bakış, bir sır, bir dokunuş... her şeyin başlangıcı olur. Benimkisi de öyle başladı. Sessizdi, fark edilmeyecek kadar sıradan… ama altında çok şey saklıydı.d Ben Duru. İsmim gibi dingin sandılar, öyle sandım belki ben de. Ama bazı şeyler vardır, insanın içini kemiren, sesi çıkmayan ama hep konuşan. Onlardan biriydim. Gülümserken bile içimde kıpırdayan bir fırtına vardı. Hiç kimse görmedi. Görmek istemedi. Ama hayat, bir gün sustuğum ne varsa önüme koydu. Bazen tek bir an yeter.Tek bir kart, tek bir kapı, tek bir karar… Ve insan, kendini tanımaya başlar. Şimdi soruyorum: Bu tahtada kim piyon, kim şah?
EGENİN İNCİSİ
☆İremBeril☆
Eserime Wattpad üzerinden devam ediyorum, açıklama kısmında watpadd hesabımın ismi var oradan destek olursanız çok sevinirim şimdiden teşekkürler.
Kimisi Işıktan Korkar
Ela
Bazı karanlıklar, güneşin doğuşuyla bitmez. Çünkü kimisi aydınlıktan korkar. Ölümden sonrası yoktu, fakat kaçmak mümkündü. Ölümün ellerinden alınan, yalanlarla büyüyen 9 çocuğun hayatlarının yalnızca bir kişinin elinde olması ne kadar zalimceydi. Ölümün her an yanı başımızda bitmesi ihtimali ne kadar da korkunçtu. Ölüm her şeydi. Başlangıç da oydu. Son da. Bu hikaye ise, birbirinden farklı, birbirinden özel 9 çocuğun, 9 kişinin hikayesiydi. Kendilerinin kimsesi olan çocukların, birbirlerine her şey olmalarının hikayesiydi. Adları yoktu. Yeni kimlikler , yeni kişilikler vardı. 9 çocuğun gerçek benliklerini bulmaya çalışırken kimi zaman kendi içlerinde, kimi zamansa aralarında yaşadıkları çatışmalar, adadan kaçmalarına rağmen aralarındaki görünmez iplerin asla kopmaması, geçen yıllarla birlikte zayıflayan bağlarını güçlendirdikleri; bütün bunlarla uğraşırken karşılarına çıkan engeller. Gerginlikler, kayıplar, mutluluklar, dostluk ve aşk.
İstiridye
İnci Koc
Gerçek olaylardan alınan günlük
Karanlık Vasiyet (Askıda)
Zeynep Sezgin
Annemi ve babamı gözümün önünde öldürdüler. Kardeşimi kaçırdılar ve ben daha on yaşındaydım. On. Sırf onların katilini bulayım diye savcı oldum ama asla bulamadım. Burada yeni bir arkadaş edindim ve o beni sırtımdan vurdu. İnsanlara güvenmek hataydı ve ben bunu canımla ödüyordum. "İ-inci ben çok..." "Beni vuran kurşun olsa acıtmazdı canımı Hilal"
inci kolye
Azra
Belki bir lanet belki bir lütuftu,ama hissettiğim acının anlatılması güçtü elime bir kalem aldım ve yazmaya başladım.Dayanılmaz açım sanki her paragrafta daha azalıyordu fakat öfkem her bir çizgide artıyordu… bilinmezliğin içinde kaybolan Lara ve Aral’ın günlük tutmasıyla başlayan hikaye, sarpa saran olaylar ve çıkmaz sokaklar başarayım dipsiz bir kuyu gibiydi ☘ Kaybolan ruhlar ve dökülen inciler adına bu kadeh kalksın tam özgürlüğün ucuna🍷 ☘
İnci Devri
Ahu Traliçe
Küçüklüğünde gözlerinin önünde ailesinin öldürüldüğünü sanan küçük bir kız ve kayıpları... "Koray ise tertemiz giyinmiş sevdiği kızı ve ailesini görücek diye seviniyordu. Mutluydu çünkü onun İnci'si vardı. Dokunduğu ve tanıştığı herşeyi, herkesi değiştirdiğine inanırdı. O buna İnci Devri derdi. Kendisine de bu devrimi yaşattığına inanırdı. O gelmeden önce mutsuzdu, şimdi ise dünyanın en mutlu çocuğuydu... "
Soğuk Mühür
Hatice Gülen Kuru
SOĞUK MÜHÜR Karanlığa defalarca mahrum bırakılmıştım. O çıkmaz sokaklar yuvan olmaya hak kazanmıştı. O lambanın aydınlatmadığı alanlar benimdi o gecelerde. Ayın aydınlatmadığı orman benimdi. Gecenin karanlığına bırakılmıştım ben. İlk önce çocukken ailem tarafından, daha sonra ise sevdiğim adam beni reddettiği o gün. Bu yüzden belki de insanların acı çekmesinden, canlarının yanmasından bu kadar zevk alıyorumdur. Ben kendimi bu hayatta kaybettim. Canım öylesine fazla yandı ki, artık dayanamıyordum. Ben bu acıyı defalarca yaşadım, peki diğerleri? Neden onlar aynısını yaşamıyor? İşte benim adaletim buydu herkes gibi benim ilk aşkımı elimden alan o kadında acısını çekecekti. Ne pahasına olursa olsun ona öyle bir acı yaşatacaktım ki, hayatı boyunca unutmak dâhi istemeyecekti. Kendisi ölümü dileyecekti lâkin ölüm kendisini bulamayacaktı. Ben ölümüne sert duvarlar çekecektim. Son nefesine kadar ona acıyı öğretecektim. Acı denilen o duygu onun iliklerine kadar işleyecekti. Soğuk Mühür’ün arkasında derin, karanlık bir oda duruyordu. Duvarlar, yaşanmış acılara şahitlik etmişti ve bu acıların izleri hâlâ hapsedilmişti. Oda soğuktu, soğukluğuyla insanı içine çekiyordu. Duvarların gri, rutubetten kabarmış ve yıpranmış yüzeyleri, yıllardır süren acıların yansıması gibiydi. Oda ortasında, kırılmış bir kalp şeklinde bir görüntü beliriyordu. Bu, kelimenin tam anlamıyla bir acı sembolüydü. Kalp, soğuk ve donmuştu, başkalarının acısına neden olan kişi tarafından terk edilmişti. İçindeki yaraların izleri, kalbinin her köşesinde derin çizikler oluşturmuştu. Düşündükçe, kalp daha fazla buzla kaplanıyor, daha da donuyordu. Soğuk Mühür’ün yanındaki masada, buzdan bir kadeh vardı. İçindeki sıvı, soğukluğun simgesiydi. Bu özel sıvı, acıyı büyüten, arttıran ve hiç bitmeyen bir güce sahipti. Kadehteki sıvının etrafında hafif bir buğu vardı, sanki oda daha da soğuyor, daha da donuyordu. Oda sessizliğin içinde kaybolmuştu. Soğuk rüzgarların fısıltısı, ruhun derinliklerinde hissedildi. Acının yoğunluğu, her bir hücrede kıvranıyordu. İçerideki insanın gözleri, hüzünlü ve donmuş bir ifadeyle baktığı duvarlara sabitlenmişti. Gözlerdeki yalnızlık, kaybedilmiş bir ruhun ifadesiydi. Soğuk Mühür’ün etrafında, karanlık bir atmosfer hakimdi. Tıpkı insanlarının hayatlarında bıraktığı izler gibi o da bir iz bırakmıştı insanın ruhuna. Soğuk Mühür’ün anlamı, acı ve hırstı. İşte bu yüzden adaleti simgeliyordu. Ancak, Soğuk Mühür’ün ardında daha fazlası vardı. Daha fazla acı, daha fazla hırs, daha fazla yıkım. Her biri alev alev yanan gözyaşlarıydı. İblislerin dünyasında acımasızca dans eden ateşti. Soğuk Mühür; acı, keder ve intikamla titreyen bir kalbin sembolüydü. İçinde yaşanan acılardan besleniyor, daha fazla acı vermek için var gücüyle çalışıyordu. Soğuk Mühür, en karanlık duygularımızı temsil ediyordu. Oda buz gibi soğuktu, içindeki insanın ruhunu donduran bir yerdi. Ruhunu soğuk bir kafese hapsederek onu orada mühürlüyordu. Soğuk Mühür, insanların kalplerini donduruyor, onları duygusuzlaştırıyordu. İşte bu yüzden, Soğuk Mühür’ün etrafındaki atmosfer, bir huzursuzluk kaynağıydı. Soğuk Mühür, kendini kaybetmiş bir insanın içindeki karanlığı temsil ediyordu. Ne kadar acı çekilirse çekilsin, adaletin karşılığını vermek isteyen bir ruhun sembolüydü. Soğuk Mühür, hayatta kaybolmuş bir insanın son umudu, son direnişi ve son nefesiydi. Son feryadıydı, duyulmayı bekleyen bir melodinin son hırçın ezgisiydi. Soğuk Mühür’ü kendine yara bilen kadın herkesin acı çekmesini istedi lâkin bunların sebebi ailesi olması ile beraber sevdiği adam tarafından reddedildiği gün yüzündendi. Soğuk Mühür, çocukluğunda ailesiyle beraber yaşadığı şiddet dolu zamandan hem fiziksel hem de duygusal olarak büyük yaralar taşıyan bir kadın idi. Soğuk Mühür’ün ailesi karanlık bir geçmişe sahiptir ve bu geçmişin yükü çocuklarına da fazlasıyla hissettiriliyordu. Soğuk Mühür, anne ve babasının sürekli tartışmaları, şiddet dolu anları ve korku dolu atmosferi arasında büyümüştü. Çocukluğunda dayak yemek, hakarete uğramak ve sürekli bir korku içinde yaşamak zorunda kalmıştır. Bu şiddetin etkisiyle Soğuk Mührün üzerinde derin yaralar oluşmuş ve büyüdüğünde bile bu izlerden kurtulamamıştır. Soğuk Mühür’ün, içerisindeki acıları ve korkuları adeta bir buzdan oluşan içini öfke ve hırsla doldurmuş şekilde taşır. Dış dünyaya kapalıdır, duygularını bastırmaya çalışır ve kendini korumasız hissettiği anlarda yoğun bir soğukluk sergiler. Etrafındakilere güvenmekten çekinir ve geçmişte yaşadığı şiddetin gölgesi onu her adımda takip eder. Ancak o, büyüdükçe bazı umut ışıkları bulur. Bir gün, içindeki duyguları açmayı başardığı ve gerçek bir sevgiye inanarak bir adamla tanışır. Soğuk Mühür, ona duygularını anlatır ve kalbini açar. Ancak hayal kırıklığıyla karşılaşır. Sevdiği adam, Soğuk Mühür’ü reddeder ve ona duygusal olarak sadece arkadaş dışında hiçbir şey hissetmediğini söyler. Ama farkında değildir bu söyledikleri ile onun başına ve aynı zamanda sevdiği kadının başına neler geleceğinden dâhi haberi yoktu. Bu olay, Soğuk Mühür için bir dönüm noktası olur. Sevdiğinin reddi, onda daha da derin yaralar açar. Çocukluğunda yaşadığı şiddetin izlerine bir yenisini daha ekler. Soğuk Mühür, bir kez daha güvenini kaybeder ve kendini değersiz hissetmeye başlar. Hayatın ona verdiği bir diğer darbeyle yüzleşmek zorunda kalan Soğuk Mühür, içine daha da çekilir ve soğuk bir şekilde yalnızlığını kucaklar. O yalnızlık içinde kıvranıp acıya sarılarak avutur kendini. Soğuk Mühür, onun hikayesi değildi. Kendisinin arkadaşına, çevresine vurduğu, insanların canını yakmasının ve karşısındaki rakibinin çelişkisinin hikayesidir.
İncir Çiçeği
Gayenur Onal555
15 yıl önce Seni çok seviyorum İncim Neden böyle söylüyorsun Bana söz ver İncim Ne sözü?! 10 yıl sonra yok,yok 15 yıl sonra benimle bu incir ağacının altında buluş Söz veriyorum İncir çiçek açtığında seninle burada buluşacağım görüşürüz İremim Ama incir hiç çiçek açmadı ve ya çiçek açmasına daha çok vardı Ben İrem Ulusoy Yıllardır İncisini bekleyen o kız İNCİR ÇİÇEĞİ çok yakında sizlerle
Yanlışlıkla Sevgilim
Gizli Yazar
İnci sevgilisine yazacağı mesajı yanlışlıkla takıntılı düşmanı Uraz'a gönderir. "Aşkım" "Sevgili miyiz şimdi🥳"

