“ÇizgiStudio” için sonuçlar
Arama sonuçları
Ölüm virüsü
★Reynwq★
Klasik bir okul gününde tuvaletteyken aniden gelen bir çığlık sesiyle herşey değişmişti. Etrafta koşuşturma sesleri duyuyordum, çok fazla çığlık vardı ve ben hayla ne nolduğunu anlayamıyordum. Siren sesleri kulağımı sağır ederken içimden bir ses dışarı çıkma diyordu. Ama neler olduğuna bakmak zorundaymışım gibi hissediyorken bunu yapmamak çok zordu. Yutkundum ve neler olduğuna bakmak için yavaş adımlarla yürüdüm... (Tamamlandığında düzenlenicektir)
Sınır
Aslı
Yıldızlar Arasındaki Mesafe
Songül Bozköse
“Onu gördüğüm an, hayatımda ilk kez gerçekten yaşadığımı hissettim. Ama ben… eksik bir adamım. Kendi savaşlarımı verememişken, onun yanında nasıl durabilirim? Sevdiğim kadına zarar vermek korkusuyla her gün kendimle savaşıyorum. Belki gitmek en doğrusu… Ama peki ya gitmek, aslında en büyük ihanetse? Sevgi beni kurtarabilir mi, yoksa her şey için çok mu geç?”
Sevgili günlük
Minho
Çizimlerle günlük
Küçük Sırlar
Songül Bozköse
𝐁𝐮 𝐬ı𝐫 𝐛𝐞𝐧𝐢𝐦𝐥𝐞 𝐤𝐚𝐥𝐦𝐚𝐥ı... Düşündüğüm ve kendimi avuttuğum tek cümle. İçimde ki sesi susturan , uyku uyumamı sağlayan, tek ışık... Peki gerçekten de bu sır sadece benimle mi? Neden karşılaştığım tanıdık veya yabancı her yüzde içimi ürperten bir ifade var ? Sanki...sanki bu sır da yalnız değilmişim gibi... Ve sende artık bu sırrı biliyorsun... Yapmamız gereken tek birşey var... !!! Sessiz kalmak !!!
Kelebeklediğim Satırlar
Rumeysa
Çizgide okuyup beğendiğim alıntıları bir kitapta topladım. Bazen bir cümle bile yüzlerce sayfalık bir kitabı okumamıza vesile olur. İşte beni kendine çeken o büyülü satılar... Kim bilir, belki senin de bir cümlen kelebeklenmiştir ;)
Plajda Aşk
Öyküm Akpil Arslan
Yaz gelmişti ! Denize girmemi kim engelleyebilirdi ? Mükemmel bir tatil yaşayacağımı kim bilebilirdi? Evet ben aşkımı, Mehmet'imi sahilde, denizde buldum. En yakın arkadaşım ve ailemle çıktığım bu tatil serüvenimi anlatacağım. Gelin bu maceramı beraber okuyalım.
Kayıp Renk
Mira
''Asla hoş karşılanmayacak.'' Hepsi bana döndüğünde babam hak verir gibi başını salladı. ''Berdel..'' Annemin mırıldandığı şey bütün gözlerin ona dönmesine neden olmuştu.
Düşman
Nisanur
Catherine ya düşmanını bitirmek için gittiği yerde bir elektriklenme olursa?
Şiir
Winner
.
En Derinime
Ay Benim
Söylesene baba bir çocuğun katili olmak nasıl bir duygu ?
YANKESİCİ ( KALP HIRSIZI SERİSİ 1)
Onur_rr
14.02.2022 Yorgunum, bulanık ve kirli. Düşüncelerimin beni ihanete uğrattığı saatlerdeyim. Gözlerim karanlığa adapte olmuş, stor perdeden kaçan ay ışığı huzmeleri evin siyah parkesine konmuştu. Küçük tozlar ışığın içinde dans ediyor, karlı bir geceyi anımsatıyordu. Bu güzel gecede karanlığın içinde saklanan canavar bendim. Sıkışıp kaldığım karanlıkta iyice sessizliğe büründüm. İzinsizce girdiğim evde her sesi dinliyor; her titreşimi yaslandığım duvarda hissediyordum. Sırtımda bana ait olmayanların ağırlığı altında ezilirken sahip olduğum şeyleri korumanın tek yoluydu buydu biliyordum. Titreşimler arttı ve güçlendi. Kapı yavaşça aralandı. Çıplak ayakları zemine basarken ses çıkarmıyordu. Girdiğim karanlıktan çıkmamam gerektiğini biliyordum. Yine de ihanet etti bana gözlerim ve karşımdaki vücudu izinsizce soydu irislerim. Büyük ve güçlüydü. Ay ışığı teniyle buluştuğunda yeni bir renk oluşturmuştu. Büyüleyici görünüyordu ama nefesimi kesen görüntüsü olmamıştı. Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisiydi gözleri. Öyle bir bakıyorlardı ki denizler kıskanırdı derinliğini. Çıkartamadığım bir anlam yatıyordu o derinlikte. Hareket etti ve ışıktan çıktı. Karanlıkta, odanın köşedeki piyanoya doğru gitti ve oturdu. Elleri havada kaldı bir süre. Zihnindekileri merak ettim. Belirsizlik kaybolduğunda müzik doldurdu odayı. O an hayatım ellerimde değildi. Müzik yönetiyordu adeta. Hoş melodinin elinde kukla olmuştum. Parmakları bastığı her tuşta kalbime akıtıyordu gecenin kalıntılarını. Küçük bir ses kanlı ve cızırtılı. Dağınık gülümsemeler ve hafiften yok oluşlar. Varoluş sancısının ortasında yıkılış hikâyesi.. Sarhoşluk öyle güçlüydü ki fark edememiştim gidişiyle beraberinde getirdiği sessizliği. Yokluğundan emin oldum bir süre. Bacaklarım kuvvet bulduğunda saklandığım karanlıktan çıktım ve ondan çaldığım bu geceye girmemi sağlayan pencereye yöneldim. Çıkarken fazlaca ses yaptım, kendime kızmam gerekse de ses etmedim. Tenha sokaklara döndüğümde ondan yanıma aldıklarımla ilerledim. Yine de sırtımdaki bu denli ağırlığa rağmen o gece ondan çaldıklarıma nazaran o benden çok daha fazlasını almış gibi hissetmeden edemedim. ***** 1 AY SONRA.. 14.03.2022 Önümde duran iki kıza baktım. Şansım varsa kurtulurdum. Yoksa ölür! Bu malikaneden çıkmak isteyen üç kişi.. Bir erkek vardı, bizi elindeki cihazla arayan Eşit değildik. Peki hangimizin daha çok ihtiyacı vardı bu değerli zincire? İşte burada eşitlik bozuluyordu. Şüphesiz ki benim bu zincire ondan daha çok ihtiyacım vardı; Ablamı ve yeğenimi o çukurdan kurtarmam gerekiyordu. Tüm umutlarım şuan yaptığım hırsızlığa bağlıydı. Yüzde elli ya ablamı ve doğmamış yeğenimi kurtarırdım yada onlarla beraber ölürdüm. Ölürken en azından bunun mücadelesini verdiğim için mutlu olurdum. Hakan Kankırmızı merdivenleri indi. Bizlere bakmadan karşıda ki odalarından birine rastgele girdi. Yüzünde hiçbir ifade yoktu.. O odaya neden girmişti. Onun için değersiz bir zincir değil miydi bu?! Bizi bıraksalar da gitseydik. Zenginler her zaman cimriydi ve açgözlü! Göğsümün içinde duran zincir ile gözlerimi saat bir yönünde yukarıda bize çevrili olan kameraya çevirdim. Kameranın kırmızı ışığına kaydı gözlerim ne güzel yanıp sönüyordu. O piti piti kim aldı zinciri? "Kim aldıysa çıksın.", yanımdan geçen adamın koluma değmesi ile gözlerimi kameradan çektim. Hakan Kankırmızı Bey odadan çıktı, bakışları bana değdi yakalanmış mıydım? Ben ki sokaklarda neler neler çalan kız Yankesici Kraliçesi Canan şurada yakalanırsam yazıklar olsundu bana. Yazıklar olsun Babamın benim üzerindeki ilmek ilmek işlediği öğrettiği yankesicilik emeklerine. Hakan Kankırmızı Bey karşımıza geçerek aynanın hemen altında altın işlemeli ultra zengin duran masaya bile söylenmek istedim. Sen masasın masa kendine gel bu ne gösteriş! Hakan Bey kıymetli uzun masaya kıymetli poposunu yaslayarak kollarını bağdaş yapıp durdu. Küçük bir şey olsa o masayı da çalabilirdim aslında. Kendine gel Canan şuradan kelleni kurtar sonrası önemli değildi. "Abi ben hallediyorum sen içerideki toplantının bölmeseydin.", dedi adam elinde ki cihazı en önde duran kızın üstünden çekti. Patronuna baktı. En önde ki kız mutfağa doğru yürüdü. Geriye kaldı ben ve önümde ki Rus kız. Rahattım beni yakalayamazlardı. O cihaz bende sökmezdi. "Mert şu kızı sal.", dedi Hakan Kankırmızı Bey eliyle önümdeki Rus kızı gösterdi. Sonra gözlerini gözlerime odaklayarak baktı. Adam Rus kıza eliyle gitmesini işaret etti. Önümdeki kız derin bir nefes alarak hemen çıkıp gitti. Bakışlarımı soğuk bir edayla Hakan Bey'in gri gözlerine çevirdim. "Çıkar." Dedi soğuk sesi ile ürpersem de yardım etmesi umuduyla gözlerim birilerini aradı ama kaçırdığım küçük bir nokta vardı burası benim çöplüğüm değildi. Sokaklarda herkes birbirinin arkasını kollardı burada yalnız kalmıştım galiba. "Neyi?", diyerek sordum. Aslında bilipte bilmezlikten gelmek benim mesleğimdi. "Mert, üstünü ara.",dedi yanında ki sarışın yeşil gözlü adam kafasını sallayarak yanıma geldi. Kaşları çatılı buzdolabı gibi elindeki cihazı boynumdan başlayarak mini eteğimin bitiş ucuna kadar tuttu. Sırt bölgemde de aynı işlemi yaptı. Hakan Bey'in yüz hatları kasıldı. Cihaz uslu uslu görevini yapıyordu. Mert cihazı kafama da tuttu bu beklemediğim hamlede cihazın sesi ortama yayıldı. Hakan beyin dudakları kıvrıldı. "Saçlarını aç.", dedi yüzünde ifadede zinciri bulduğuna çok emin bir eda vardı. Kafamı salladım Mert bir adım öteme beklemeye başladı. Elimi at kuyruğumun yanına koyarak kançalı tokamı çözmeye başladım. Açtığım uzun saçlarım ile elimle saçıma şekil verdim. Merdivenlerden gelen ayak sesleri ile gözümü Hakan Kankırmızıdan çektim. Hızlı adımlarla üstünde ki beyaz gömleği ile inen göktaşı da kimdi? Siyah gözleri.. Derinden etkilemişti beni sanki ilk kez siyah gözler görüyordum. Kirli sakalı yüz hatlarını çok güzel belli ediyordu. Açılan ağzımı kapatarak kendime geldim. Buraya neden geldiğimi üstümdeki baskıyı unutmamam gerekti. "Abi gidiyor musun?", Hakan Bey merdivenlerin yanına doğru yürüdü yürüyen göktaşı ile konuştu. Abi dediğine göre bu yürüyen göktaşı üvey abisi Atakan Bey miydi! Telaşla gözlerimi kaçırdım .Kardeşi gibi gözlere sahip değildi ama iki kardeşin tek benzeyen özelliği ifadesiz simalarıydı. Babaları bir olunca demek ki. Berna hanımında gözleri maviydi neden hepsinin gözleri farklıydı? Mert'in de yeşil. Ben burada kahverenkli gözlerimle sönük kalmıştım galiba.. "Hakan hadi abiciğim geç bile kaldım.", dedi ifadesiz yüzüyle gözlerini ilk kez gördüğü bana bir saniye baktı. Gözlerimi tekrar önüme çevirdim. Şuan şurada Atakan beyin radarına yakalanırsam kötü olurdu. Ne güzel Hakan bey fark etmeden çıkıp gidecektim. "Ne iş buldun mu?", dedi tam önümde durdular sonrada kafalarını çevirip bana tekrar baktı. "Buldum buldum. Hanımefendi de şimdi zinciri veriyordu.", dedi Hakan beyin bu ısrarları beni üzüyordu. "Dediklerinizden hiçbir şey anlamıyorum.", dedim şirin bir edayla. Gözümün önüne gelen saçları kulağımın arkasına sıkıştırdım. "Mert sen yardım et hanımefendiye anlasın ben ne demek istiyorum.", dedi Hakan Bey bana doğru göz kırptı. Son sözlerini bir mana ile söylemişti. Bu sefer sert taşa mı toslamıştım. Boku yemiştim galiba. "Lütfen benimle gelin..", dedi eliyle yürümem için hangi tarafa gideceğimi gösterdi yüzümde ki yapmacık gülümseme ile Mert'in dediği tarafa doğru yürüdüm! Yardım etmesi umuduyla gözlerim tekrar birilerini ararken Atakan Atabeyin gözlerine takıldı. Hakan ile aralarında ki sohbete dönüp devam etti. Mert beni aşağı kata doğru merdivenlerden indirdi. Vazonun olduğu yerde durdu duvara dokunup bana baktı, dekorla kaplanmış kapı olduğunun bile farkında olmadığım bir yerden içeri doğru sürükledi. Şansım yoktu. Bende ölecektim. "Geç bakalım küçük fare.", diyerek beni boş bir odaya fırlattı. Dizlerimin üstüne yere düştüm. Avuç işlerimi son anda yere koyarak kafamı çarpmadan korumuştum. Başımı yerden kaldırıp bana fare diyen sıçana baktım! Eğilerek çenemi tuttu kafamı havaya kaldırdı. "Söyle bakalım anladın mı şimdi?", diyerek bağırdı. "Ne diyorsunuz sizi hiç anlamıyorum.", dedim. Saf masum ayağına yatmaya devamdı. Canan mücadeleye pes etmek yok kızım devam. Son umudum için öle de bilirdim. Hayatının kontrolünü eline almazsan, başkalarını senin hayatını kontrol eder. "Anlamıyorsun demek?", dedi elini çenemden çekti sözlerime inandığını düşünürken suratıma yediğim güçlü bir tokatla yere yapıştım. Dudağımda ki kanın tadıyla gözlerimi sıkıca yumdum. **** BEKLEMEDE KALIN. DEVAMI GELECEK.. ŞİMDİDEN KİTABI KÜTÜPHANELERİNİZE EKLEYEREK GÜZEL YORUMLARINIZI AŞAĞIYA YAZABİLİRSİNİZ. YAKINDA..
Abi Terörü ~ Gerçek Ailem
llawliet_12
Ben hiçbir zaman, annesinin güzel kızı ya da babasının prensesi olamadım. Sadece Defne oldum. Ta ki o güne kadar. O gün, benim hayatımın dönüm noktası olmuştu, O gün, yeni hayatımın başlangıcı olmuştu. Ben, Defne Korkmaz. Ya da Demirkan mı demeliyim? Bu da benim hikâyem *** Klasik gerçek ailem kurgusudur. Küfür ve argo içerir, rahatsız olacaklar okumasın. 21/07/2026🍓
Gizem:Başımın Kara Belası
Mare Çeviker
11 yaşındaki Beria kara bir kediyi kucağına aldıkan sonra çok farklı bir diyara ışınlanır bu diyardan çıkmanın bir yolunu bulur. Fakat bu diyarın gizemleri beria nın peşini bırakmaz ve beria bu gizemleri çözmek zorunda kalır
Ben Gökçe
Sumsy
Asker olmak isteyen genç bir kızın hikayesi.İstediğimiz mesleği veya herhangi bir şeyi yapmak için erkek olmamıza gerek yok!Biz kadınlar çok güçlüyüz,istediğimiz şeyi elde edene kadar savaşırız.Bu hikaye pes etmeyenlerin hikayesi. "Ben sadece çevredeki insanlar ile mücadele etmiyorum ailem ile de mücadele ediyorum."
K-pop
Winner
K-pop
Büyücünün Tılsımı
Zehra Kochou (No GT)
Normalde sadece soylular büyü yapabilirdi ancak o bir istisnadı. Neiye'ye bahar festivali akşamı gelen mektup hayatının dönüm noktası oldu.
Cizgistudio'da pinterest!!!
lahmacun
Okur puanı kasmak için ideal yer. 28 bölüm var her bölüm için on puan veriyor uygulama. 28×10=280 Yani tüm bölümleri hızlıca geçerek 280 puan kasabilirsiniz. 🤫🧏🏻♂️
Kagüdarlar
데푸욘
Dışlanan bir melek tarafından kutsanmış bir Türk'ün ve 10 evladının sahip olduğu Kagüdaların son uyanışlarından 100 yıl sonra tekrar Kagüdar soyundan gelen sahipleri tarafından uyandırılması ile bu güçlere sahip olan 11 Türk gencin tüm dünyanın karşı koyamayacağı bir güç ile kendi dünyalarını oluşturmaları ile ruhları huzur bulan soyağaçlarındaki insanların hikayesi.(kişiler ve çoğu kuruluş başka bir evrende geçen hayal ürünüdür, hikayenin gerçek dünya ile hiç bir alakası yoktur)
Sanat Eseri
Merve
•Ders çalışmayı romantize eden, sanata ilgisi çok yüksek, çocukluktan beri resim yapan, sevgi dolu, saygılı olan Lavinia birgün resim kursuna gittiğinde biriyle tanışır, Hayatının anlamı o kişinin olacağını bilmeden... :) ~Sen sadece sen değilsin, Bensin, Benimsin, Bendesin...❤️🩹~
Yedi cüceler ve Aladdin
Gecenin_kızı0770
Alaadin ve yedi cücelerin tanışması ve yaşadığı maceralar
İLAÇ
Miyu
ilerde çıkacak savaş için kodlanmış çocuklardan birinin kanı ile yapılabilen N4 ilacı insanlarda yaralanmayı sonlandırmakta ve ölümsüzlüğü beraberinde getirmektedir. farklı şirketler kızı ele geçirmek için önlerinde ne varsa yok etmeye çalışmaktadırlar.
Her Zaman Sendin
Özge
❝Kalbini kırmışlar, ruhunu hapsetmişler ama yine de pes etmemişsin Nihan.❞ ❝Bir gül destesi var kalbinde, dikenleri yontuyor kalbinin tüm duygularını❞ ❝Zaman seni bana getirdiğinde, böylesine şen bir gönlün bana isabet edeceğini bilmiyordum. ❞ ❝Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir askeri, bir asker bir memleketi kurtarır. ❞ Bulutların ardından güneş odayı aydınlatıyor ve perdenin ardından belli belirsiz güneş hüzmeleri odaya doluyordu. Çiğ kaplı camın pervazında hüzmelerden gökkuşağı yansıyordu. Annesinin ağaç kabartmalı yüzüğünü kavramış ve annesinin öldüğü yerde yüzüğü parmağına takmıştı. Işık hüzmeleri artık gözünün içindeydi görüşü kararmış ve yerini gökkuşağı yansıyan bir aralığa bırakmıştı. Bedeni yere çarpmış ve kanı toprağa yayılıyordu. Ölümün ilk anıydı belki bu ya da kurtuluşunun takvim yapraklarında anılacağı ilk gün. İhanete uğramamıştı fakat babasının bıraktığı emanetler onu sırtından vurmuş olabilirdi. Annesi öldükten sonra babası hiç olmayan hayaller kuruyor ve bir simyacı gibi onun ölümsüzlüğü bulduğunu ve zamanlar arası bir yolculuk yaptığını düşünüyordu elbette ki babası kafayı yemişti. Kim görse onun delirdiğini söyleyebilirdi. Nihan asla böyle şeylere inanmaz ve ölümün olduğunu bilirdi çünkü doktordu ve önünde ölmüş olan birçok hastasının morga nasıl götürüldüğünü biliyordu. Babası bu ruhsal sarsıntılarına öyle adapte olmuştu ki eşinin ölmeden önce elinde olan, ağaç kabartmalı yüzüğün bir geçit olduğunu düşünerek yüzüğü defalarca kez araştırmış ve eşinin öldüğü yerde binlerce kez deney yapmıştı. Doğrusu şu ki eşi zaten ölmüştü. Ölen karısını öyle çok seviyordu ki öldüğünü kabullenmek şöyle dursun öldüğü gün kahkahalara boğularak ağlamayı bile kabul etmemişti çünkü kalbi öyle söylüyordu Kenan'a, eşi Ferza yaşıyordu. Nihan annesinin cenazesini kaldırırken babasının ruh sağlığını da mezara gömdüğünü sanıyordu. Annesinden yadigar kalan ağaç kabartmalı yüzüğü sıkıca kavradı biliyordu ki annesi artık o acılardan kurtulmuş ve sonsuz ruhlar diyarına ulaşmıştı. Babası ise cenaze törenine katıldığında herkese alayla bakıyor ve herkese Ferza'nın ölmediğini anlatmaya çalışıyordu. "Neden ağlıyorsunuz o ölmedi!" Ferza ölmüştü sonsuz ruhlar diyarına çoktan göç etmişti. Belki de eşi Kenan gerçekten ruh sağlığını yitiriyordu. Cenaze kaldırılıp gömüldükten ve herkes dağıldıktan sonra Kenan ve Nihan son kez mezarın başında sessizce durdular. "Annem öldü ve sen gün boyunca insanlara ölmediğini haykırdın." Dedi Nihan. Ağlamaklı çıkan sesi gönlündeki nidayı daha çok ortaya çıkarttı. "Ferza ölmedi o sadece bir geçitten geçti-" "Baba!" Dedi Nihan yalvaran ses tonuyla. Tahammülsüz bir nefes verdiğinde babası başını yere doğru eğdi. Kabullenmiyordu fakat kızını kırmakta istemiyordu. Ferza Çankaya ölmüştü ve hiçbir geçitten geçmemişti.. Ya da o geçit vardı ve zamanın ötesindeydi..
Yolun Sonu
Moonlight_yazar
Yeni okulunda ilk günü olan Büşra'nın okulda Zeynep ve Ateş'le tanışıp başına gelen olaylarda kendi ve çevresi hakkında öğrendiği bilgilerle ayakta durma hikayesidir. Bu hikayeyi okumak ister misiniz? O zaman hadi başlayalım.

