“Ağaç” için sonuçlar
Arama sonuçları
Defne ağacının hikayesi
Burak Mete
Defne ağacı Dafne nin harika aşk hikayesi
Kiraz ağacı(Türkçe)
Eslem
Alarmımı kapattım. Ama kafamın üzerinde duran kedim bana kocaman gözlerle bakıyordu. Çünkü bugün okula geç kaldım. Hemen üniformamı giydim ve okula gittim. Bu yıl kötü başladı. Onun yanına kime oturacağımı bilmiyordum. Rastgele bir yerde oturdum. Öğretmen sınıfa geldi ve sınıfa anlatmadan önce kendimizi tanıtmamızı istedi. Öğretmen benden başladı. -Merhaba, ben Shizuka Nakamura. Umarım iyi anlaşırız. Ben söyleyerek hattıma gittim. * * * Sonuçta herkes kendini tanıttıktan sonra sınıfa gittik. Herkes kendine arkadaş bulmaya çalışıyordu. Müfredata göre dolabımdaki kitapları almak için yolda bir kişiyle çarpıştım. -Özür -Özür d- Bunu ikimiz de aynı anda söyledik. Dolabıma giderken bir not buldum. Notta, “Çıkıştaki kafede buluşalım” dedi. Okulun sonunda kafeye gittim. Bir çocuk birini bekliyordu. Ona kimi aradığını sorduğumda, Çocuk: -Shizuka Nakamura’yı arıyorum. Ama bu benim adımdı. Yanına oturdum ve aradığı kişinin ben olduğumu söyledim. Çocuğun gözleri gürdü, saçları siyahtı. Çok yakışıklı bir çocuktu. Adını sordum. -Benim adım kazutora Zamanın nasıl geçtiğini anlayamayan bir konuşma yaptık. Son konuşmamızda dışarı çıkmamı istedi. Ben de çok şaşırdım. Bunu kabul ettim. Hemen eve geldim. Yarın bir kız bana şiddet uygulamaya çalıştı. Ama kızı tokatlasam, okulun sınırına uçardı. Kız ne dedi -Sen bir piçsin, kaşar, güvensiz bir malsın. Şöyle şeyler söylüyordu. Cumartesi sabahı Kazutora beni evimden aldı ve bir parka gitti. Küçük çocukların oynamasını izledim. Sonra Kazutora benimle gelmek istedi. Büyük bir kiraz ağacının altında duruyorduk ve çok huzurluydu. Birlikte piknik yaptıktan sonra Kazutora hiçbir yerde değildi. Böylece yıllar geçti, Kazutora’yı unuttum. Ama üniversitede son yıllarda birbirimize pek saymadık ama Kazutora yine bir kiraz ağacının altında söyledi. -Shizuka benimle evlenir misin? Ben kabul ettim dedi. Evlendiğimizde haftada bir kiraz ağacının altında piknik yapıyorduk.
Sihirli Ağaç Evi
Yağmur
Okumanizi tavsiye ederim romantizm kitabı
Aynı Ağacın Altında
Defne Özkuyu
Zeytin Ağacının Gölgesinde
Tanura
Zeytin Ağacının Gölgesinde Bir çocukluk, iki dünya... Kudüs’ün dar sokaklarında, farklı dinlerden ve kültürlerden gelen iki çocuk, Layla ve Ariel, barışın ve umudun en saf halini yaşar. Zeytin ağacının gölgesinde başlayan bu masum dostluk, büyüdükçe hayatlarının, inançlarının ve dünyalarının nasıl şekillendiğini gözler önüne serer. Bir yanda özgürlüğü dua eden Layla, diğer yanda zihninde şekillendirilen önyargılarla mücadele eden Ariel... Onların hikayesi, sadece iki çocuğun değil, yüzyıllardır devam eden bir çatışmanın, acının ve aynı zamanda insanlığın sesi. Bu roman, köklü tarih ve kalplerdeki duvarlar arasında yükselen bir umut fısıltısı. Zeytin Ağacının Gölgesinde, farklılıkların değil, ortak insanlığımızın anlatıldığı dokunaklı bir barış çağrısı.
VİŞNE AĞACI MAHALLESİ
Alara gün
5 yıl önce üniversite okumak için İzmir'e giden Nare ,yine 5 yıl sonra sıcak ve sevgi dolu olan Vişne Ağacı Mahallesi'ne geri döner. Ama onu bekleyen sürprizlerden habersiz bir şekilde.
kurumuş ağaçta meyve beklemek
Sinan
daha uzaklara gider. Artık kıyı görünmemektedir. Güneş iyice yükselip hava ısındığında yaşlı adamın oltasına bir balık vurur. Bu çok büyük bir kılıç balığıdır. Balık çok güçlü olduğu için kayığı sürüklemeye başlar. Balığı yormadan yakalayamayacağını anlayan yaşlı adam, onun kayığı sürüklemesine izin verir. Balık, kayığı açık denizde iki gün boyunca sürükler. Bir kez daha denedi ve balığı çevirdiği sırada az kalsın kendisi de gidiyordu. Hayvan yine kendini doğrultup koca kuyruğu havada salına salına, uzaklaştı. Yaşlı adam, “Bir daha denerim!” diye haykırdı. Elleri didik didik olmuş, hamur gibi kesilmişti. Son deneme de aynı biçimde sonuçlandı. “Yo” diye düşündü; “Ben işe girişmeden kaçtı bu sefer. Ne çıkar, bir daha gelecek nasıl olsa.” Bütün acılarına karşın dişini sıkarak; gücünden, direncinden, onurundan geri kalan ne varsa biraraya getirerek balığın inadına karşı hazırlandı. Balık hafifçe yan yatmış, uzun kılıcı sandalın bordasına sürtünürcesine geliyordu. Derin, geniş, mor mor çizgili gümüşi parıltısıyla kayığın yanından süzülmeye başladı. Yaşlı adam oltanın ipini yere bırakarak ayağıyla üstüne bastı; sonra zıpkını kolunun yettiği kadar yukarı kaldırarak bütün gücüyle -o anda içinde yanan yeni bir enerjinin verdiği güçlesırt yüzgecinin hemen dibinden vurdu. Yaşlı adam, balığı öldürmeyi başarır ancak balık çok büyük olduğu için onu kayığın içine alamaz. Kayığın yan tarafına bağlar ve dönüş yoluna koyulur. Dönüş yolunda kılıç balığından sızan kanın kokusunu alan köpek balıkları defalarca balığa saldırır. Yaşlı adam, bütün gücüyle avını onlardan korumak için mücadele eder ancak köpek balıkları her defasında balığın bir parçasını koparır. Kayık kıyıya ulaştığında geriye balığın sadece iskeletiyle başı kalmıştır.
kurumuş ağaçta meyve beklemek
Sinan
daha uzaklara gider. Artık kıyı görünmemektedir. Güneş iyice yükselip hava ısındığında yaşlı adamın oltasına bir balık vurur. Bu çok büyük bir kılıç balığıdır. Balık çok güçlü olduğu için kayığı sürüklemeye başlar. Balığı yormadan yakalayamayacağını anlayan yaşlı adam, onun kayığı sürüklemesine izin verir. Balık, kayığı açık denizde iki gün boyunca sürükler. Bir kez daha denedi ve balığı çevirdiği sırada az kalsın kendisi de gidiyordu. Hayvan yine kendini doğrultup koca kuyruğu havada salına salına, uzaklaştı. Yaşlı adam, “Bir daha denerim!” diye haykırdı. Elleri didik didik olmuş, hamur gibi kesilmişti. Son deneme de aynı biçimde sonuçlandı. “Yo” diye düşündü; “Ben işe girişmeden kaçtı bu sefer. Ne çıkar, bir daha gelecek nasıl olsa.” Bütün acılarına karşın dişini sıkarak; gücünden, direncinden, onurundan geri kalan ne varsa biraraya getirerek balığın inadına karşı hazırlandı. Balık hafifçe yan yatmış, uzun kılıcı sandalın bordasına sürtünürcesine geliyordu. Derin, geniş, mor mor çizgili gümüşi parıltısıyla kayığın yanından süzülmeye başladı. Yaşlı adam oltanın ipini yere bırakarak ayağıyla üstüne bastı; sonra zıpkını kolunun yettiği kadar yukarı kaldırarak bütün gücüyle -o anda içinde yanan yeni bir enerjinin verdiği güçlesırt yüzgecinin hemen dibinden vurdu. Yaşlı adam, balığı öldürmeyi başarır ancak balık çok büyük olduğu için onu kayığın içine alamaz. Kayığın yan tarafına bağlar ve dönüş yoluna koyulur. Dönüş yolunda kılıç balığından sızan kanın kokusunu alan köpek balıkları defalarca balığa saldırır. Yaşlı adam, bütün gücüyle avını onlardan korumak için mücadele eder ancak köpek balıkları her defasında balığın bir parçasını koparır. Kayık kıyıya ulaştığında geriye balığın sadece iskeletiyle başı kalmıştır.

Elma Ağacının Altındaki Kedi
Rıhtımdaki Ceset
Kedi kadının yanındaydı, Kadın gecenin yanındaydı. Kedi gitti geceye değdi, Karardı, Döndü kadına değdi. Bir kadın portresi belirdi; Elinde siyah bir gül vardı, Kucağında kırmızı bir kedi. * Bir yanlış anlaşılma sonucunda Ulu Kedi Şahı tarafından kediye dönüştürülen genç kız, şiddetle kendisine saldıran ecelinden kurtulup eski haline dönebilecek midir?

Enes'in Çarptığı Ağaç Kaderin!
Selen
Aşk da neydi? Aşk Ağacın gölgesinde kalan Enes'in Mükemmel Ezî cîye bovan Aşkıydı...Onun aşkı Ağaçtı...Cidden Enes'in Çarptığı Ağaç Kaderindir!Nerden gelebilirdi ki Enes'in aklına sıradan bir günde araba sürerken bi ağaca çarpıp aşık olacağı... Gözlerime bak Ağaç.

SilviA Mutlak Ağacın Yükselişi
Lunar S'
Tanrılar öldü, krallıklar değişti ve dünya eski düzenin küllerinden yeniden doğdu. İnsanlar artık tanrılara ihtiyaç duymadıklarına, kendi düzenlerini kurduklarına inanıyordu. Ama dünya hâlâ çürüyordu. Kökler çatlıyor, hiçlik her geçen gün biraz daha yaklaşıyordu. Ve bazı isimler hiçbir zaman tamamen kaybolmuyordu. Silvia artık yalnızca eski kitaplarda kalan bir efsane, unutulmuş bir fısıltı ve yıkılmış bir dünyanın son hatırasıydı. Ren S' için Silvia çok daha önemliydi. Şimdi tek amacı, masal sanılan bir varlığı kurtarmak ve hiçliğin yavaş yavaş tükettiği dünyayı yeniden ayağa kaldırmak. Bunun için zindanlardan krallıklara, ihanetlerden kadim sırlara uzanan bir yolculuğa çıkmak zorunda. Çünkü bu yolculukta yalnızca dünyayı değil, kendisini de kurtarması gerekecek. Çünkü bazı isimler unutulmaz; bazıları kader olur, bazıları ise sonun başlangıcıdır. Hepinize iyi okumalar dilerim :3
🍒Kiraz Ağacı🍒
🪐Elvin✨
Adım Deniz. Ben bi prenses mişim. Annem ve babam bana öyle diyor. Aslında ben 8. Sınıfa yeni geçtim ve prenseslik dönemimi geçtim ama anlamıyorlar. Benim çok arkadaşım yoktur. Ben hep dışlanan taraf olmuşumdur. Artık bunu takmıyorum çünkü bu sene LGS var. Babam kimseyle özelliklede erkeklerle bu sene uğraşma dedi. Ben zaten takmıyorum ama bi çocuk var. O da benim gibi hep dışlanan taraftan. Bazen diyorum ki keşke tek onunla arkadaş olabilsem ve o da dışlanmamış olsa...
İncir Ağacı Olup Çiçek Açmaya Çalışmak
Z. Elvera
Hayatından bıkmış olan Nova tam olarak tüm umudunu kaybedecekken tüm umutlarını ona geri getiren Kai ile tanışır ve kalbinde bir fidan büyütmeye başlar
Enes batur ve ağacın imkansız aşkları
Begum
Enes batur sabah normal şekilde araba sürüyordu.Radyosundan çıkan küçük tatlı melodi ile,ve bi anda....
Hayat Ağacı
Yavuz
Hayat Ağacı
Çınar ağacı
Derin
Bir zamanlar yoksul bir çocuk ve bir çınar ağacı vardı.Çocuk sürekli çınar ağacının yanına gidip konuşurmuş.Çınar ağacına sormuş -Ben büyüyünce ne yapacağım Dedi çınar ağacına,çınar ağacı gülümsedi -Bence sen bir patron ol Dedi Yıllar sonra çocuk büyümüştü ve bir iş adamı olup patron oldu ama çocuğun sevgi dolu ruhu azalıyordu eskiden her zaman gittiği ağacı yıllardır görmemişti bir evi yoktu parasıyla otelde yaşıyordu ama parası tükenmeye başlamıştı ve çınar ağacının yanına gitmeye karar vermişti. Oraya gelince çınar ağacı şaşırdı -hangi rüzgar seni buraya attı.Dedi -senden biraz dal istemeye geldim.Dedi adam Çınar ağacı yıllardır görmediği nazik ve tatlı çocuğu önündeki büyük ve mutsuz adama benzetemedi,biraz sohbet ettiler çınar ağacı adamın o çocuk olduğuna inanmıştı ama nasıl bu hale yani mutsuz bir adama döndüğüne inanamamıştı.Adam mutlu olsun diye dalından biraz verdi.Adam evini yaptırmıştı ama ağaca gelip teşekkür bile etmemişti. İki yıl sonra evi ona yetemedi yine çınar ağacına gitmeye karar verdi,çınar ağacı yine şaşkınlıkla baktı -Seni hangi rüzgar attı hiç gelmiyorsun,dedi Adam evinin ona yetmediğini söylemişti ağaç yine verdi. Yine bir süre geçmişti her geçen gün adam cimrileşiyordu ve ağaçtan dal istiyordu ama ağaç gittikçe acı çekiyordu ağaçın zorluk çektiğini görsede aldırmayıp dal almaya devam ediyordu. Artık ağacın neredeyse hiç dalı kalmamıştı ve adam yine gelmişti ve yine dal istemişti ama ağacın dalı kalmamıştı adam bu duruma çok sinirlenmişti bunun üzerine çekip gitti.Bir sonraki gün tekrar gelmişti adam o kadar bencil ve cimriydi ki sinirden ağacı testere ile kesmek ile tehdit etti ağaç bu adamın bencil halini görünce çok hüsrana uğramıştı -Ben senin için gövdemi vereceğim ama gövdem olmazsa yaşayamam dedi. Adam acımasızca gövdeyi kesti ve ağacın geri kalanını dereye attı Adamın evi o kadar büyüktü ki bir parti vermeye karar vermişti adamın evine yüzlerce insan gelmişti.İnsanlar merak ediyordu bu kadar büyük ev bu kadar ucuz olur diye düşünüyorlardı Adam acımasızca dedi ki -Eski bir ağacın dallarını kesip yaptın sonra ev çok küçük dedim ve gövdesini elektrikli testereyle kestim,dedi İnsanlar çok üzülmüştü hatta bazıları ağlamıştı herkes bir anda evi terk etti evde ondan başka kimse kalmamıştı adam pişmandı ama ne zamanı geriye alabilirdi ya da ağacı yine canlandırabilirdi.

Sandal Ağacı
Luna
Sandal ağacı kokusu hakim sıcak odada rafların arasında gezindi Arel. Küçük bedeni görmek adına bütün rafların etrafında dolandı. Gelmemişti... Neredeydi bu kız Allah aşkına? Adını bile bilmediği ancak her gün gelen ve kitap okuyan bu kız belki insanların dikkatini bile çekmiyordu. Ama Arel'in dikkatini çekmişti işte. Aklında kalmıştı... Kitapları okurken girdiği o hayal dünyası ve büyüleyici dalmış hali Arel'i etkilemiş kalbini sımsıcak ve yumuşacık yapmıştı. Haliyle aklında kalmıştı...
ERİK AĞACI
Vildan
Bir erik ağacı meselesi. Mesele erik ağacı mı? Gölgesinde oturanlar mı?
Ormandaki ağaçlar
ESİLA NUR ÖZCAN
Bunun kesinlikle ayrımına varılmazsa, anlatacağım öykünün olağanüstü hiçbir yanı kalmayacaktır. Hamlet’in babasının, oyun başlamadan önce öldüğünden kesinlikle emin olmasaydık, adamın, doğudan esen rüzgârlarla birlikte, kendi kalesinin burçlarında dolaşmasında ilgi çekici hiçbir yan kalmaz, bu, sadece, herhangi orta yaşlı bir adamın, karanlık bastıktan sonra esintili bir yerde, sözgelimi St. Paul Kilisesi’nin mezarlığında, kendi oğlunun yarım aklını başından almak için düşüncesizce ansızın karşısına çıkması gibi bir durum olurdu. Scrooge, Marley’in adını tabeladan hiç silmedi. Deponun kapısının üstünde, yıllarca öylece asılı durdu: “Scrooge ve Marley”. Şirket, Scrooge ve Marley olarak bilinirdi. İlk kez gelenler, onu bazen Scrooge, bazen de Marley diye çağırdılar; ama o, iki isme de yanıt verdi. Onun için hiçbir şey fark etmiyordu.
Ağaç kütüğü
Karemel Balı
Öğretmen çocuklara farklı türlerde ağaç ismi verir ve bir çocuğu da oduncu olarak seçer. Oduncu olan çocuk sırayla bütün ağaçları keser. Kesilen ağaçları canlandıran çocuklar yere düşerler ve yuvarlanmaya başlarlar. Drama sonunda öğretmen Hangi tür ağaçların kimler tarafından kesileceğiyle ilgili çocuklarla sohbet eder (Örnek sorular: Kesilince ne hissettin? Ne düşündün? Yaşlı ağaçlar mı genç ağaçlar mı kesilmeli?). Okuma-Yazmaya Hazırlık Etkinliği –Aramıza Hoşgeldiniz Partisi Çeşitli maskeler hazırlayıp ya da çocukların yüzü boyanarak partiye hazırlık yapılır. Ardından oyunlar oynanır.Dans edilir. Sanat Etkinliği – Hayalimdeki Okul Öğretmen çocuklardan hayallerindeki okulu resmetmelerini ve çocuklardan yaptıklarını anlatmaları istenir. Ardından yapılanlar sınıfça sergilenir. Türkçe Dil Etkinliği- Hayalimizdeki Okulu Yapalım Çocukların anlattıklarından yola çıkılarak sınıfça sınıfın hayalindeki okul legolar ve artık malzemeler kullanılarak 3 boyutlu olarak yapılır. Türkçe Dil Etkinliği – Temiz Olalım (Sohbet) Öğretmen çocuklarla birlikte sabun, havlu, diş fırçası, tuvalet kağıdı…gibi temizlik malzemelerini incelemek için banyoya gider. Temizlikle ilgili malzemeler incelenir ve nasıl kullanılacakları anlatılır. Ardından öğretmen temizlikle ilgili malzemelerin doğru kullanımını uygulamalı olarak gösterir.Daha sonra Bay Mikrop adlı parmak oyunu oynanır.
Yasak ağaç
Şehmuz Murat Arslan
Yıllar yıllar önce ilk ağaç dikildi ve ondan sonra nesilden nesile aktarılan ağaç görevlileri
Ağaçlar
Serdar ÇALIŞKAN
Bir zamanlar, uzak bir ormanda yaşayan bir grup ağaç vardı. Her biri farklı bir türdendi: meşe, çam, kavak, akçaağaç ve daha birçoğu. Bu ağaçlar, ormanın kalbindeki derin bir vadide buluşurlardı ve birbirlerine sıkı bir dostlukla bağlıydılar. Bir gün, ormanda yaşayan diğer canlılar arasında bir anlaşmazlık başladı. Kuşlar, sincaplar ve tavşanlar arasında toprağı kimin kullanacağı konusunda bir tartışma çıktı. Huzursuzluk yayıldı ve ormanın dengesi bozuldu. Ağaçlar, ormanın huzurunu korumak için bir araya geldiler. Meşe ağacı, köklerinin derinliklerinden gelen bilgelikle konuştu: "Biz ağaçlar olarak, ormanın bir parçası olarak birbirimize saygı göstermeliyiz. Hepimiz aynı toprağın beslediği kardeşleriz." Çam ağacı, yüksek sesle konuşarak ekledi: "Doğru, ama biz de ormanın bir parçasıyız. Kuşlar, sincaplar ve tavşanlar gibi. Hepimiz burada yaşamak için bir hakkımız var." Akçaağaç, yumuşak bir sesle devam etti: "Belki de onlarla daha sıkı iletişim kurmalıyız. Belki de sorunları birlikte çözebiliriz." Kavak ağacı, dalgalanan yapraklarıyla onayladı: "Evet, bir araya gelip onlara yardım edebiliriz. Hep birlikte ormanı koruyabiliriz." Böylece, ağaçlar harekete geçti. Kuşlar için yuva yapmak için dallarını uzattılar, sincaplar için yiyecek depolamak için çatlaklarını açtılar ve tavşanlar için barınak sağladılar. Birlikte çalışarak, ormanın dengesi yeniden sağlandı ve barış geri döndü. Bu olaydan sonra, ormandaki her canlı anladı ki birlikte çalışmanın gücüyle, herkesin ihtiyaçları karşılanabilir ve birlikte yaşamak mümkündür.
Mandalina Ağacı
Duru Özerçen
Rita'dan bir emanetti bu ağaç... -Hani Gelecektin Rita. Beni burada yalnız bıraktın, söz vermiştin... Bu kitap, bir kızı nefes aldığı için dışlayan bir şehir, şehrin içinde o kızı seven ve tek dertlerini döktüğü kız Rita. Ondan bir emanetti bu nandalina ağacı. Ülkesinde savaş çıktığı için ülkesine dönmek zorunda olan Rita bir kez daha buraya canlı bir şekilde geleceğini söylemiştir. -Bak, sana söz veriyorum Marry, savaş bittiğinde Londra'ya dönüp bu ağacın altında buluşacağız canım arkadaşım. Lütfen... ağlama. Rita sözünü tutabilecek miydi? Belkide ölmüştü, belkide onu unutmuştu. Ama Marry umudunu yitirdi mi? Bu kendi içinde savaş veren genç bir kızın özlem, kırıklık,üzgünlük ve kızgınlık dolu hayatının özeti... -Keşke yanında olabilseydim canım arkadaşım...
Türk Ağacı
Hızır Boynueğri
Uzadı dalları Türk ağacının bir koldan Sardı dünyayı orman gibi her yandan Yaprakları sararsada gelen zamandan Tekrar yeşermeyi bekler baharlarla tekrardan
Sandal Ağacı
Sena Eren
Sandal ağacı kokusu hakim sıcak odada rafların arasında gezindi Arel. Küçük bedeni görmek adına bütün rafların etrafında dolandı. Gelmemişti... Neredeydi bu kız Allah aşkına? Adını bile bilmediği ancak her gün gelen ve kitap okuyan bu kız belki insanların dikkatini bile çekmiyordu. Ama Arel'in dikkatini çekmişti işte. Aklında kalmıştı... Kitapları okurken girdiği o hayal dünyası ve büyüleyici dalmış hali Arel'i etkilemiş kalbini sımsıcak ve yumuşacık yapmıştı. Haliyle aklında kalmıştı...
Unutulmuş Toprakların Kalbi
M.K.Meral
“Aisha?” Hızla adım attım, etrafa göz gezdirdim; ama her şey aynı sessizlik içinde kalmıştı. “Doa?” Küçük kardeşimin ismini söylediğimde, bir cevap almak umuduyla bekledim, ama sadece rüzgârın hafif hışırtısı ve ormanın derin sessizliği vardı. “Neredesiniz?” Yanıt yoktu. “Beni burada bırakıp gitmediniz, değil mi?”
ELMA AĞAÇLARI
Umut
Elma Ağaçların etkisiyle gerçekleşen bir aşk hikayesi.
KARAAĞAÇ HOLDİNG
Ceylin
Mina'nın yeni holdinginde ilk iş günü. Bu holdingde çok şeyler ile karşılaşacak, haksızlıklar ile başa çıkmaya çalışacak, oradan oraya savrulurken yeni bir aşka yelken açacaktır. Bunlardan habersiz holdinge gidiyordur...

