“Veda” için sonuçlar
Arama sonuçları
Ölümlü Veda
Harryfanw.x
Selam Bu hikayede Hogwarts a yeni biri gelcek Draco bu kıza karşı tutkulu aşkı olcak ama bu kızın başına gelecek olaylardan haberi yok tanıtımım bu kadar diğerlerini hikayemde okursunuz
Veda mektubu
Belinay
Bir ortaokulda en fazla ne olabilir ki ? Ortaokul daha çocukluk dönemidir , okula gidersin dersini islersin eve gidersin . Belki 8. Sınıfta serserilik yaparsın o da liseye geçiş ergenlik başlangıcı olduğu için . Bu hikayede ana karakterimizin başına gelen kardeşim dediği insanlardan bile yediği darbeler anlatılmaktadır . Karakterlerimizin aşk hayatindan tutun birbirlerine yaptıkları hain planlari içeren okudugunuzda balki sasiracaginiz bir kitap. Okuduğunuz için şimdiden teşekkürler.
SESSİZ VEDA
LALİSA STÜDYO
O gün çok değişkti
Bir Veda Kadar Yakın
Hyunjoo
Hatice köyde kardeşiyle yaşayan bir kızdır.Anne ve babası küçük yaşta kaybettiği için kardeşini ve kendisini geçindirmeye çalışır.Onun olduğu köyde maddi durumu iyi olan okutulurdu.O yüzden Aslan'ın okuması için çok çaba sarf eder.Çalışırken aynı zamanda çocukluk aşkı olan Ahmet'e hep sevdiğini söyler ama Ahmet küçüklüğünden beri Hatice'ye yüz vermez...
Son Veda
Beuty-Sultan.0
Şikoga ya taşınmamızla hayatım bir anda değişmişti. Beş gündür bu şehirdeydik ve ben buraya hâlâ alışamamıştım. Bambaşka bir şehirde hayata yeniden başlamak çok berbat hissettiriyordu, hatta bu durumdan ölesiye nefret ediyordum. Ucuz kafelerin masalarına yerleştirilen adi mumlar gibiydim. Ne ortama romantik bir hava katabiliyordum ne de ışığımla çevremi aydınlatabiliyordum. Etrafımı geçtim, kendime bile yararım yoktu. Bir anda görkemli salonların şaşaalı şamdanlarım süsleyen bir mumdan yüz tanesi beş liraya satılan değersiz ve özensiz bir muma dönüşmüştüm. Şimdi içinde bulunduğum ev, ucuz mumların dışındaki adi tenekeler gibi beni sınırlandırıyordu. Eridikçe taşamıyor, yavaş yavaş akıp etrafa saçılamıyordum, kendi hayatıma bile ulaşamıyordum. Peki, tanımadığım bir şehirde, sevmediğim bir evde benim ne işim vardı? Şikago. Hayatımın köreldiği büyük şehir. Ben Isabella borrow 19 yaşımdayım. Efsanelere inanırmısınız buda bir efsane... İnsanın doğduğundan beri edindiği alışkanlıkları bir anda bırakıp yeni bir hayata geçiş yapması oldukça zormuş. Yeni evimize karşı kendimi o kadar yabancı hissediyordum ki bu his beni boğuyordu. Sanki her günüm kötü geçecekmiş gibi .Sıkıldığımı belli eden bir nefes alıp müzik dinlemenin iyi olacağmı düşünerek son ses Metallica’nın Nothing Else Matters şarkısını açıp yatağıma oturdum. Bakışlarım hâlâ açılmamış olan köşedeki bavullara kaydı. Şimdilik sadece gerek duyduğum eşyaların olduğu bavulları boşaltmıştım. Sanki benim gibi onlar da buraya yerleşmemek için isyan ediyordu. Yeni odamın kirli beyaz rengindeki duvarlarını süzerken eski, devasa büyüklükteki odama karşın burası onun komik bir kopyasıydı bu evde yaşarken yüzümü buruşturmamak için kendimi zor tutuyordum. Çocukluğumu geçirdiğim, doğum günü partilerimi verdiğim bahçemiz, kitap okumak için sığındığım çatı katımız, büyük ve aydınlık mutfağımız, anılarımla dolu olan ev Fors'un görkemli semtlerinden Mau de ’deydi. Sokağa bakan iç karartıcı bir manzarası vardı. Her sokak başında kavgaların olduğu bir mahallede oturuyorduk. Siren seslerini duymadığım bir gün bile yok diyebilirdim, her gün mutlaka insanı huzursuz edecek büyüklükte bir olay oluyor ve polisler gelmeden bağrışlar kesilmiyordu. Polisi görmeden sakinleşemeyen insanlar arasında yaşıyorduk sanki. Kendi halinde evlerine giden insanları hem sözleri hem de bakışlarıyla taciz eden köşe başındaki serserileri hiç saymıyordum bile, çok tehlikelilerdi. Bazıları benim yaşlarımdaydı. En çok da onlardan korkuyordum. annemin bana seslendiğini duydum. Birkaç kez seslendi, aldırmadım, ısrarla adımı söylemeye devam edince istemeden de olsa yatağımdan kalkıp odamdan çıktım. Koridorda yürürken neden beni rahat bırakmıyor ki diye düşünerek yanına gittim. Bugün yaşamak için fazla bıkkındım. “Efendim?” dedim yorgun bir sesle ve kapının kenarına yaslanıp kollarımı göğsümde kavuşturdum. Annem, “Akşam için yemek hazırlıyorum. Birkaç şey lazım, dışarı çıkman gerek tatlım. Bir sokak aşağıda market görmüştüm, kolayca bulabilirsin sanırım,” derken tezgâha eğilmiş, yemek hazırlıyordu “Azıcık insan içine çık, Eskiden sürekli dışarı çıkan sen, şimdi resmen eve kapattın kendini. Bu hiç senlik bir davranış değil,” dedi takılarak. Beni neşelendirmeye çalışıyordu. “Sanki arkadaş ortamım var da ben mi çıkmıyorum?” diye mırıldandım. Ya da çıkıp vakit geçirilebilecek bir yer mi vardı? “Burada da arkadaşların olacak tatlım, sadece sabırlı olman gerekiyor. Evden çık, gezip dolaş. Yeni birileriyle tanış. Bu senin elinde kızım.” “Her neyse...” dedim konuyu kapatmak isteyerek. “Gitmesem olmaz mı, babamı arasak ne lazımsa iş dönüşü eve gelirken o alsa?” diye sızlandım. Çünkü canım hiçbir şey yapmak istemiyordu. “Babanın ne zaman geleceği belli olmaz. Bu yeni işi onu çok yoruyor, hâlâ toparlanmaya çalışıyoruz, biliyorsun. Bir de evin ihtiyaçlarını ona yükleyenleyiz.” İç çektim ve sıkıntıya boğuldum yine. “Biliyorum,” dedim üzgünce. Annem bana bakarken yüzü biraz asıldı. “Seni böyle görmek istemiyorum kızım,” dedi yumuşak bir sesle. Ardından ciddileşerek, “Yoksa burayı sevmedin mi Bella?" Cevap vermeyince “Bella,” dedi annem kırılgan bir tavırla. “Böyle yapma, beni üzüyorsun.” Annemi mutsuz görmeye dayanamıyordum. Onları üzemezdim. Burayı sevmiş ve mutluymuşum gibi davranmak zorundaydım . Annemi rahatlatmak için hafifçe gülümsedim. “Sen bana aldırma. Her şey çok yeni. Sadece biraz zamana ihtiyacım var anne. Burayı seveceğim, merak etme,” dedim bana inanmasını umarak. “Üzerimi değiştireyim, çıkarım birazdan, tamam mı, ne istiyorsan alır gelirim,” diye ekledim. Sonra sesimin sevecen çıkması için kendimi zorlayarak devam ettim. “Hem etrafta benimle tanışmak için ölüp biten birçok kişi olmalı, çok geç olmadan gidip onları bulayım,” dedim yalandan bir heyecanla . Ağır adımlarla odama geçtim kırmızı renkli kazak altınada siyah pilleli bir etek seçtim beyaz converse ayakkabılarımı da giyip evden çıktım. Sokağa çıkınca rahatlatmayı umarak derin bir nefes aldım. Bu mahalle beni gerçekten korkutuyordu. İki gün önce babamla eve dönerken sokağın başında, bıçaklann çekildiği büyük bir kavgaya şahit olmuştuk. Etrafa baktığımda kimse müdahale etmiyordu, sanki rutin bir şeymiş gibi davranıyorlardı. Bense babama iyice sokuldum, oradan bir an önce uzaklaşmak istiyordum. Polisler geldikten sonra kavga eden çocuklar kaçmaya başladı. Birisi yerde, yaralanmış, kanlar içinde kalan bacağını tutuyordu. Diğer çocuklar da kaçıyordu. İçlerinden biri koşarak yanımızdan geçerken göz göze geldik. Erkeksi yüz hatlarını çevreleyen siyah dağınık saçları ve gür kirpiklerinin altında koyu mavi gözleri vardı. Siyah saçları açık tenine çok yakışıyordu. Kaşları gür ve şekilliydi. Yeni yeni sakalların çıkmaya başladığı yüzüne ayrı bir hava katıyordu. İnsanı rahatlatan ve heyecanlandıran bir tipi vardı. Keşke yanımızdan sakin bir şekilde geçseydi de onu biraz olsun süzebilseydim! Umarım kimseyle karşılaşmadan işimi halledip eve dönerdim bir an önce. Ben bunları düşünerek yürüyordum ki arkamdan gelen kahkaha sesleriyle düşüncelerimden sıyrıldım. Arkama dönüp baktığımda iki çocuk gördüm. Birisi esmer, diğeri sarışındı. Bu iki çocuğu daha önce görmüştüm. Bunlar o gün kavga edenlerin arasındaydı. Buradan bir an önce uzaklaşmam gerekiyordu. Onların arkamdan geldiğini ayak seslerinden anlayabiliyordum. Hadi, ama lanet olası market, neredesin! Tam bu sırada köşede bir kavga olduğunu görüp irkilerek olduğum yerde kalakaldım. Eyvah! Benim yaşlarımda sarışın bir genç, yüzü kanlar içinde, yerde baygın bir şekilde yatıyordu koşmaya başladım onlarda benim arkamdan geldi sert rüzgar yüzüme vuruyordu geçtiğim yerlerde cam kırıkları vardı hiç bir şey umrumda bile gözlerim kararmaya başladı elimi başıma koydum öyle bir dönüyorduki birden dengemi kaybettim yere öyle sert bir şekilde vurdumki dizlerimi kanlar akmaya başladı o sırada aklıma gelen anıyla yıkıldım ve ellerimide yere koydum bir kadın yerde kanlar içinde yatmış bana sesleniyordu "SENİ BULMADAN KAÇ JESS NOLUR ANNECİM "dedi ama o kadın benim annem değildi kadının gözleri dolu doluydu hala bana bakıyordu bense ne haraket ediyordum nede bir cevap veriyordum kadın tekrar konuşmaya başlarken karnına bir bıçak saplandı kanlar etrafa saçıldı sanki bir yanar dağ gibiydi adam sertçe bıçağı çekti sonrada bana yaklaştı kanlar içindeki bıçağı bana çevirdi sivri uçlu bıçak bilenmişti parlıyordu kanlarla mükemmel bir uyum halindeydi boğazama yaklaştırdı bıçağı o sırada birisi onu tuttu adamın eli titredi bu sayedede boğazımı sıyırdı ve bir iz bıraktı siren sesleri duyuldu bir ümit doğdu içimde polisler adamı tutarken bağırmaya başladı "BENDEN KURTULAMAZSIN KÜÇÜK ŞEYTAN SENİ BULACAĞIM"diye öfkeyle bağırmaya başladı polislerden biri onun ağazını kapattı ve anı orada kesildi elimi boğazımdaki yara izine götürdüm yaram kanamaya başladı ellerim cam parçalarıyla doluydu hissetiğim acı ve üzüntü hıçkırarak ağlamama neden oldu dehşet içindeydim ,benim annem değildi ki o ,neden bana öyle seslendi? ,benim ismim alara değil ki kimdi o adam? Annem olabilirmi o k-kadın b-benim...Ben Isabella borrow'dum değil mi ? yoksa.. olamaz ! olamaz !!!
Karanlık veda
LATİFE
Bir yaz günü birbirlerinden boşalanan iki gencin ayrılması ile başlar ve bu aralarındaki aşk nefrete dönüşür. Bunun sonucunda artık iki genç birbirlerine tekrardan aşık olacaklar mı yoksa nefretleri devam edecek mi?
Veda mektubu
Ümüd Əskərli
Bazen düşünüyorum da,neden sevilmedim?Belki de sevilmeye layık değildim.
Veda Saati
Noyan
Bu yalnızlık çok zor...

Kanlı Veda
Havin Seyitoğuları
Defne Ilgın, ailesinin borçları ve şiddeti yüzünden çaresizce kaçarken, kendisini kurtaran karanlık ve güçlü figür Yiğit Ateş'in malikanesine sığınır. Yiğit, Defne'yi ailesinin elinden alarak kendi kontrolü altına alır; bu durum, Defne için bir kurtuluş olsa da, aynı zamanda daha tehlikeli bir esaretin başlangıcıdır. Başlangıçta Yiğit'in sert adamları (Baran gibi) ona kaba davranırken, şefkatli hizmetçi Elif ona ilk insani desteği sunar. Asi, zeki ve meydan okuyan Defne, Yiğit'in otoritesini sürekli test eder; bu durum, Yiğit'in sinirlerini zorlarken, aynı zamanda Defne'ye karşı tuhaf bir ilgi duymasına neden olur. Defne, sadece hayatta kalmak için değil, aynı zamanda bu tehlikeli adamın neden bu kadar kontrolcü olduğunu sorgulayarak onun işlerine dahil olur. Hikaye, Defne'nin Yiğit'in gölgesi olmak yerine, onunla zekasını kullanarak boy ölçüşmeye başladığı, gerilim dolu bir güç mücadelesini ve aralarındaki karmaşık, mesafeli yakınlaşmayı konu alır. Defne, bu kanlı vedanın ortasında, kendi kaderini yazmak için Yiğit'in oyununda bir piyon olmaktan çıkıp, tehlikeli bir oyuncu olmaya hazırlanır Hikayede buluşalım ;)
Sessiz Bir Veda
Kürşat
Bu ilk hikayemdir devamı gelicek lütfen beklemede kalın
GÖZLER HEP PRANGA VEDALARA
ralenva
Ölüm yok ya sonunda, dediğin yerdeyim şimdi. Güvenin nabzı olan gözlerine ilk defa takılıp, tökezlediğim yerde. Sıfır çizgisi, dediğim zamanı boyadım şimdi; önce beyaz, sonra siyah mürekkeple… Karaladım. Son çizgisi. Ölüm varmış sonunda.
Veda yüklü ağıtlar
lyssaLareys
Bazı kız çocukları, kendi evlerinin yetimhanesinde kalırlar. Kendimiz için kim olduk? Ve kendimiz olmak için daha kaç kişi olmamız gerekiyor?
Veda Mektubu 934
....
Kalp midir ? İnsana sev diyen yoksa yalnızlık mıdır körükleyen ? Sahi nedir sevmek ? Bir muma ateş olmak mı , yoksa yanan ateşe dokunmak mı ? - Şems-i Tebrizi Daha hayatının baharında olan Eftelya Tane'nin başına bir sürü olay gelmektedir önce ailesinin ölümü, gizemli sayı,gizemli mektup ve daha bir çok olay acaba gerçek aşkı bulabilecek mi ? Eftelya'nın ateşinde birlikte yanmaya var mısınız?
Veda Saati (+18)
Esmanur SEZER
Yıkık bir ev. Ayrılmak için iki çocuk psikolojisi kadar geç kalmış ebeveynler. Hayatın acısı küçük yaşta yemeye başlamış iki kardeş. Anne baba boşluğunu, anne baba olmaya çalışarak doldurmak isteyen evin büyük kızı. Sinir hastası olmuş erkek çocuk. ... " Babalar oğullarının ilk kahramanı, kızların ise ilk aşkıdır derler. Ne benim ilk aşkım olarak kalmıştın, ne kardeşimin kahramanı olarak." gözüm yaşlı yüreğim ağır yaralıydı. Ama gören annem de babam da yoktu artık. "Sen hep giden, kıran, sevmeyen oldun baba."babam umursamaz bakışlarını bir kez bile bana döndürmedi. Bakmadı kanadını kırdığı evladına. Görmedi halini.. "Sende hep affeden, seven, gitmen gerekirken gitmeyen oldun anne."annem babamın aksine ağlıyordu. Kendine, bize.. Zaten başka da bir şey yapmıyordu. Ben içimde ki boşluğu kimseyle dolduramayacaktım. Ama annem de babam da evlat boşluğunu dolduracaktı. Babam yıllar önce bulmuştu kızını, koymuştu benim yerime. Annem 3 hafta sonra koyacaktı. Bu boşluğun hesabı elbet sorulurdu. Bu acının hesabı elbet sorulurdu. Ama şimdi bu kanatsız kuş toz olmalıydı buradan. ... Ben Ece Talya. Bulutların üstünden yere çakıldığım da 10 yaşındaydım. Kardeşime anne baba olurken 6 yaşındaydım. Ben çocuk olmak dışında her şey olmaya çalışandım. Ben aşkı ebeveynlerim de gördüm ve tövbe ettim. Annemi de sevdiğini söylüyordu, başka kadınlara giderken. Annem de seviyorum diyordu, yüzsüz gibi kirli gelen babamı koynuna alırken. Ben Ece sadece dünyada ki süremin dolmasını bekleyen biriydim. Ama sonra hayatıma tüm duvarlarıma rağmen girmeye çalışan bir karanlık geldi. Beni aldı olamadığım her şey yaptı. Ama biliyordum. O da gidecekti. O da babam gibiydi. "Talya ben baban değilim! Seni alıp baş tacı edenim. Beni o pezevenk adama benzetmekten vazgeç!"
Kefensiz Veda 18+
Lavinnvia
Bir Lise, bir seri katil ve çözülemeyen onlarca vaka.. Böyle bir hikayeye hazır mısın?
Son veda şarkısı
Zeynepp369
Ailesinin kim olduğunu bilmeden yetimhanede büyümüş FBI dan üst düzey olarak çalışmaya başlamış ve ona verilen görevde hayatının hızlı dönüşüyle karşı karşıya kalarak hayatta kalma çabası ve hiç beklemediği yerden bir gelen aşkı kızımız hayatta kalabilecekmi
SON KOD: VEDA
Betül Sargın
Hacker yetenekleri gelişmiş bir ajan ve babası öldükten sonra tüm işleri eline alarak babasının katilini arayan kız
Karanlığın Tutsağı "Veda"
Balkan Kızı
Tam gözlerim kapandıktan sonrası. Karşımda bir kız çocuğu... Yağmur Erdenay... Bana gülümsüyor. Sonra gelip yanaklarımdaki yaşları siliyor. "Babama iyi baktığın için teşekkür ederim anne," diyor hıçkırarak. "Ben de ona çok iyi bakacağım." Devletin kadını için artık son vakitlerdi, ölüm ona doğru geliyordu. Ama bilmediği birçok sır vardı ve bu sırların ortaya çıkması gerekiyordu...
Tek aşkı memnu veda
Kumsal
Bir oğlanın dili dışarıda diye kimse arkadaş olmak istemiyormuş sonrasında bir tane kız gelip onunla arkadaş olmuş ve de beraber dillerini sallamışlar
Son Tebessüm 1 -(İlk Veda)
Rəvanə Quliyeva
Hayat herkesin oynadığı bir oyun… ama kazananı hep baştan bellidir.İyiler umutla yanar, kötüler kinle… ama sonunda her alevi söndüren aynıdır: Ölüm. Kimi doğruyla yürür, kimi yalanla koşar… ama varılacak yer herkes için aynıdır. Bazıları kazanmak için yaşar, bazıları sadece dayanmak için… ama ölüm, herkese eşit davranır.
Kış Okulu-2 (Gizli Kayıtlar Ve Veda)
Kerem
Kerem,Mehmet,Merve ve Rüya'nın okullarında yaşadığı ilginç olaydan sağ çıktıktan sonra başları hala dertteydi.4 arkadaş ne kadar böyle ağır bir olay atlatsalarda peşlerinde hala bir problem vardı.Gizemli kişiyi bulmaları lazımdı.Yıkık okula tekrar dönerler ve kayıtları bulurlar fakat sadece kayıtları değil okulun karanlık kısmında yaşanan olaylarıda açığa çıkarırlar derken büyük bir tuzağa düşerler...
Geceye Dolanmış Sarmaşık
Açelya
Siyah saçları beyaz teninin üstüne dağılmıştı. Bakışları her zaman olduğu gibi cansız ve donuktu. Hiçbir duygu barınmıyordu buğulu harelerinde. Gözgöze geldiği kişi onun en büyük düşmanıydı. Elini aynadaki yansımasına doğru hareket ettirdi. Sanki dokunsa, dokunduğu an parçalara ayrılacaktı. Asıl sorun ise kızın zaten paramparça olmasıydı. Acının ağıtıyla gözlerini açtı gecenin puslu yüzüne, Hissetti geceye sarmaşıklarla dolanmış ölümün nefesini ensesinde, Ve gök ağladı ruhunu bağlayan yeryüzüne.
AŞKIMA İNAN
ASRIN AKAR
Kaybettiklerimden sonra kazandıklarımın kıymetini bilmem gerekiyordu. Üzgünüm, sevgilim ama bunu yapamadım, beni affet çünkü ben kendimi asla affetmeyeceğim.
karanlik veda
Gökçe naz yildiz
küçük bir kızın ilk aşkı, daha hayata yeni adımlarını atmış hiç bir şeyden habersiz. kendinde ne kadar bağlı olsada onu kendinden, her şeyinden koparacak biri vardı artık! ve hayatı artık korkunç bir vedaya gidiyordu..

VEDA
Veronika
İstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. Onların mutlu sonları değil onların sonları yok.

VEDA
Veronika
İstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. Onların mutlu sonları değil onların sonları yok.

VEDA
Veronika
İstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. Onların mutlu sonları değil onların sonları yok.
VEDA
Veronika
İstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. Onların mutlu sonları değil onların sonları yok.

VEDA
Veronika
İstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. Onların mutlu sonları değil onların sonları yok.

VEDA
Veronika
İstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. Onların mutlu sonları değil onların sonları yok.

VEDA
Veronika
İstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. Onların mutlu sonları değil onların sonları yok.

VEDA
Veronika
İstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. Onların mutlu sonları değil onların sonları yok.

VEDA
Veronika
İstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. Onların mutlu sonları değil onların sonları yok.

Yaz'a Veda
Sudenaz
Üç, iki, bir.. Kayıt! "Evet Güneş Zali. Sizle başlıyoruz geleneksel yaz tatili videomuza neler demek istersiniz?" diye başladı kayıta yine benim kaçık arkadaşım Selin Keniz. "İlkse nasıl geleneksel olabilir?" dedim gülerken. Gözlerini devirirken bıkmadan usanmadan cevabını bildiği soruları dikmeye başladı. "Duyduğumuza göre adınız okulun yakışıklı çocuğu Yağız ile anılıyor. Demek istediğiniz bir şey var mı?" ilk sorudan darlanmaya başladım bile "Selin! Hadi kapat şu kamerayı!" elimi kameranın önüne koydum ama kaçtı ve uzaktan çekmeye devam etti. "Yoksa iddialar doğru mu? Güneş Zali, Yağız Çelik ile mi sevgili?" bilerek üzerime gelmeye devam ediyor "Böyle bir şey mümkün mü? Sen benim birine aşık olabileceğime inanıyor musun?" diyerek soruyu ona yönelttim. Bir hamlede kamerayı elinden alıp onu çekmeye başladım. "Evet Selin Keniz?" dediğimde şaşkınlıkla yüzüme bakıyordu. "Ama bu hile!" dediğinde güldüm ve çekmeye devam ettim. "Tabi ki inanmıyorum! Sen daha At-" kamerayı indirip "Sus! Duymak istemiyorum adını!" dedim ve kamerayı tekrar ona yönelttim "Mert Çakal'la ilişkiniz iki ayı geçmiş dillerdesiniz maşallah." dedim ve konuyu tamamen ona çektim. Yüzü az önceki tepkiden dolayı asılmıştı ama Mert ismini duyunca hemen gülümsedi. "Evet çok tatlı biri." Ben arkadaşlarımın saflığına katlanamıyorum. "Kızım! Çocuğun soy adında hayır yok. Nasıl eriyebiliyorsun?" dedim sertçe. "Öff bilmiyorsun sanki beni! Takılıyorum işte." dedi gülümseyerek. Arkamdaki arabaya dayanıp "Üniversite sınavından hiçbir beklentim yok." dedim. Omzunu indirip kaldırdı ve "Benimde" dedi. İç çekip gökyüzüne bakmak istediğimde bulutlarla değil benzinliğin tavanıyla karşılaştım. Gözlerimi tekrar Selin'e çevirip "Nerede kaldı bunlar ya? Bir tuvalete gideceğiz dediler on dakikadır yoklar." dedim artık baya sıkılmıştım gideceğimiz yere daha iki buçuk saat vardı ve çok da yorulmuştuk. Yaren ve Yağmur söylenmemin üzerinden iki dakika geçmişken yanımıza doğru geldiler. "Kızlar! Biz akşama kadar beklerdik dursaydınız daha." dedim imayla. "Geldik işte" dedi Yaren hemen cevap olarak. "İyi o zaman arabayı artık sen sürersin benden sonra ehliyeti olan arabada bir tek sen varsın." deyip arka koltuğa yerleştim yanıma da Selin oturdu önü tabi ki Yağmur'a kaptırdığı için söyleniyordu. Akşam dokuz buçukta eve vardığımızda yerleştik ve odalara dağıldık. Gece üç buçukta kapımın çalmasıyla uyandım. "Gel!" diye seslendim. Kapı açılınca gelenin Yaren olduğunu gördüm. "Güneş! Selin yok!" dediğinde ne dediğini anlayamadım. Selin bizsiz bir yere gidemezdi.
Yaz'a Veda
Sudenaz
Üç, iki, bir.. Kayıt! "Evet Güneş Zali. Sizle başlıyoruz geleneksel yaz tatili videomuza neler demek istersiniz?" diye başladı kayıta yine benim kaçık arkadaşım Selin Keniz. "İlkse nasıl geleneksel olabilir?" dedim gülerken. Gözlerini devirirken bıkmadan usanmadan cevabını bildiği soruları dikmeye başladı. "Duyduğumuza göre adınız okulun yakışıklı çocuğu Yağız ile anılıyor. Demek istediğiniz bir şey var mı?" ilk sorudan darlanmaya başladım bile "Selin! Hadi kapat şu kamerayı!" elimi kameranın önüne koydum ama kaçtı ve uzaktan çekmeye devam etti. "Yoksa iddialar doğru mu? Güneş Zali, Yağız Çelik ile mi sevgili?" bilerek üzerime gelmeye devam ediyor "Böyle bir şey mümkün mü? Sen benim birine aşık olabileceğime inanıyor musun?" diyerek soruyu ona yönelttim. Bir hamlede kamerayı elinden alıp onu çekmeye başladım. "Evet Selin Keniz?" dediğimde şaşkınlıkla yüzüme bakıyordu. "Ama bu hile!" dediğinde güldüm ve çekmeye devam ettim. "Tabi ki inanmıyorum! Sen daha At-" kamerayı indirip "Sus! Duymak istemiyorum adını!" dedim ve kamerayı tekrar ona yönelttim "Mert Çakal'la ilişkiniz iki ayı geçmiş dillerdesiniz maşallah." dedim ve konuyu tamamen ona çektim. Yüzü az önceki tepkiden dolayı asılmıştı ama Mert ismini duyunca hemen gülümsedi. "Evet çok tatlı biri." Ben arkadaşlarımın saflığına katlanamıyorum. "Kızım! Çocuğun soy adında hayır yok. Nasıl eriyebiliyorsun?" dedim sertçe. "Öff bilmiyorsun sanki beni! Takılıyorum işte." dedi gülümseyerek. Arkamdaki arabaya dayanıp "Üniversite sınavından hiçbir beklentim yok." dedim. Omzunu indirip kaldırdı ve "Benimde" dedi. İç çekip gökyüzüne bakmak istediğimde bulutlarla değil benzinliğin tavanıyla karşılaştım. Gözlerimi tekrar Selin'e çevirip "Nerede kaldı bunlar ya? Bir tuvalete gideceğiz dediler on dakikadır yoklar." dedim artık baya sıkılmıştım gideceğimiz yere daha iki buçuk saat vardı ve çok da yorulmuştuk. Yaren ve Yağmur söylenmemin üzerinden iki dakika geçmişken yanımıza doğru geldiler. "Kızlar! Biz akşama kadar beklerdik dursaydınız daha." dedim imayla. "Geldik işte" dedi Yaren hemen cevap olarak. "İyi o zaman arabayı artık sen sürersin benden sonra ehliyeti olan arabada bir tek sen varsın." deyip arka koltuğa yerleştim yanıma da Selin oturdu önü tabi ki Yağmur'a kaptırdığı için söyleniyordu. Akşam dokuz buçukta eve vardığımızda yerleştik ve odalara dağıldık. Gece üç buçukta kapımın çalmasıyla uyandım. "Gel!" diye seslendim. Kapı açılınca gelenin Yaren olduğunu gördüm. "Güneş! Selin yok!" dediğinde ne dediğini anlayamadım. Selin bizsiz bir yere gidemezdi.
Yaz'a Veda
Sudenaz
Üç, iki, bir.. Kayıt! "Evet Güneş Zali. Sizle başlıyoruz geleneksel yaz tatili videomuza neler demek istersiniz?" diye başladı kayıta yine benim kaçık arkadaşım Selin Keniz. "İlkse nasıl geleneksel olabilir?" dedim gülerken. Gözlerini devirirken bıkmadan usanmadan cevabını bildiği soruları dikmeye başladı. "Duyduğumuza göre adınız okulun yakışıklı çocuğu Yağız ile anılıyor. Demek istediğiniz bir şey var mı?" ilk sorudan darlanmaya başladım bile "Selin! Hadi kapat şu kamerayı!" elimi kameranın önüne koydum ama kaçtı ve uzaktan çekmeye devam etti. "Yoksa iddialar doğru mu? Güneş Zali, Yağız Çelik ile mi sevgili?" bilerek üzerime gelmeye devam ediyor "Böyle bir şey mümkün mü? Sen benim birine aşık olabileceğime inanıyor musun?" diyerek soruyu ona yönelttim. Bir hamlede kamerayı elinden alıp onu çekmeye başladım. "Evet Selin Keniz?" dediğimde şaşkınlıkla yüzüme bakıyordu. "Ama bu hile!" dediğinde güldüm ve çekmeye devam ettim. "Tabi ki inanmıyorum! Sen daha At-" kamerayı indirip "Sus! Duymak istemiyorum adını!" dedim ve kamerayı tekrar ona yönelttim "Mert Çakal'la ilişkiniz iki ayı geçmiş dillerdesiniz maşallah." dedim ve konuyu tamamen ona çektim. Yüzü az önceki tepkiden dolayı asılmıştı ama Mert ismini duyunca hemen gülümsedi. "Evet çok tatlı biri." Ben arkadaşlarımın saflığına katlanamıyorum. "Kızım! Çocuğun soy adında hayır yok. Nasıl eriyebiliyorsun?" dedim sertçe. "Öff bilmiyorsun sanki beni! Takılıyorum işte." dedi gülümseyerek. Arkamdaki arabaya dayanıp "Üniversite sınavından hiçbir beklentim yok." dedim. Omzunu indirip kaldırdı ve "Benimde" dedi. İç çekip gökyüzüne bakmak istediğimde bulutlarla değil benzinliğin tavanıyla karşılaştım. Gözlerimi tekrar Selin'e çevirip "Nerede kaldı bunlar ya? Bir tuvalete gideceğiz dediler on dakikadır yoklar." dedim artık baya sıkılmıştım gideceğimiz yere daha iki buçuk saat vardı ve çok da yorulmuştuk. Yaren ve Yağmur söylenmemin üzerinden iki dakika geçmişken yanımıza doğru geldiler. "Kızlar! Biz akşama kadar beklerdik dursaydınız daha." dedim imayla. "Geldik işte" dedi Yaren hemen cevap olarak. "İyi o zaman arabayı artık sen sürersin benden sonra ehliyeti olan arabada bir tek sen varsın." deyip arka koltuğa yerleştim yanıma da Selin oturdu önü tabi ki Yağmur'a kaptırdığı için söyleniyordu. Akşam dokuz buçukta eve vardığımızda yerleştik ve odalara dağıldık. Gece üç buçukta kapımın çalmasıyla uyandım. "Gel!" diye seslendim. Kapı açılınca gelenin Yaren olduğunu gördüm. "Güneş! Selin yok!" dediğinde ne dediğini anlayamadım. Selin bizsiz bir yere gidemezdi.

Uçurumda Veda
Herkestengizliyazar
"Uçurumda veda, Sevgilim." Dedim. "Bu gerçek bir veda mı?" Dedim. "Seni seviyorum." Dedim. Ayağa kalktım. Uzaklaştım.
Kayıp Gerçeklik
Elif
Mira devletine bağlı olarak çalışan gizli bir ajandır. Hayatını sürekli görevlerle geçiren Mira'nın şimdiki görevi ise zamanda geriye giderek, geçmiş krallıklardan biri olan Soleil 'deki değerli bir sandığı bularak kendi gerçekliğine dönmektir. Fakat bu görevinde beklenmedik bir şey olur. Soleil krallığının düşmanı olan Rayne krallığının prensesi olan Della ile karşılaşır. Bu karşılaşma onları sıkı birer dostluk ilişkisine de sürüklesede Mira her zaman olduğu gibi görevine bağlı olmaya çalışacaktır
Yetimhane kızı
Eda
Aselin annesi kanser hastalığından dolayı hayatını kaybediyor Aselin babası Asel henüz küçük yaşlardayken annesiyle Aseli bırakıp giriyom ve Aseli kimsesi kalmadığı için Asel yetimanede kalmaya başlıyor ve aselin yetimhane serüveni başlıyor...
~VEDA~
Myra(•—•)
Ben buraların en ekşi böğürtleni Myra çoğunuzu tanıyorum ve de çok seviyorum ama artık gitmem lazım , bitti diye üzülmeyin beni tanıdığınız için sevinin , ben sizi asla unutmayacağım sizde beni unutmayın , boşluğumu kapamanız dileğiyle ~ buraların en ekşi böğürtleni Myra ~ Hep ekşi kalacağım 💓💖💕💗💝💘💞
Elveda asker
Deniz Cripto
Diana, dayısıyla yaşayan genç bir fotoğrafçıdır. Sıradan bir hayat sürdüğünü düşünür. Ancak bilmediği bir gerçek vardır: Hayatındaki olayların arkasında yıllardır gizlenen büyük bir sır vardır. Devlet, mafya ve terör bağlantılı gizli bir örgütü araştırmaktadır. Bu operasyon için seçilen askerî ekip, gerçek kimliklerini gizleyerek sahte isimler ve sahte mesleklerle Diana'nın çevresine girer. Ne Diana, ne askerler, gerçeği bilmez. Hele Alp
Özgürlüğün Ömrü
,)
TANITIM Siz nefes almak nasıl farklı bir histir,bilir misiniz?Eğer biliyorsanız bana da öğretin.Her nefes alışımda hissedeyim sevmeyi,her nefes verişimde hissedeyim sevilebilmeyi.Öğretin bana da hisleri görebilmeyi.Öğretin,öğretin ki bende hislerimi görerek hareket edeyim. Yoksa bu sefer gerçekten yolumda gidemeyeceğim... Şimdi geçmiş birisi karşıma yabancı olduğum,duymaya alışık bile olamadığım cümleleri ılık bir rüzgarın esintisi gibi bahşediyor ruhuma. Ve ben işte o an nefes alıyorum. "Ben zaten seninle bir tek içimden konuşabiliyorum,Ömür." diye çarpıyor nefesi duvarlarıma.Birkaç taş düşüyor yukarıdan aşağıya.Ve ilk hissedişim bu taşların yıkılışı oluyor. Hislerimi hissediyorum. "Dışımdan konuşsam," diyerek devam ediyor sancılı yıkımına. Titreyen gözbebeklerimi saklayamıyorum ela harelerinden. Ve artık hislerimi görebiliyorum. "bir daha," diyor; "bir daha susmam,susamam..." Korkuyorum,o taşların altında kalmaktan.Korkuyorum enkaz altından kurtulamamaktan. Cümle bitiyor,kelimeler yarım kalıyor, harfler olduğu gibi duruyor ve onun bana hissetmeyi öğrettiği nefesi başka cümleler için şimdilik kesiliyor.Beni bana bırakmıyor.Beni bana rağmen nefesinde yaşatıyor.Onun nefesinde yaşamak nefes almaktan daha güzel oluyor ve ben zamanı geldiğinde ona nefes olabilmek için nefes almaktan vazgeçeceğim. "Özgür," diyeceğim sonra.Gözlerine kilitlediğim gözlerimle elalarını seveceğim. "Sana nefes olabilmek için," diyerek ellerini tutacağım ve sımsıkı sarıldıktan saniyeler sonra kulağına doğru fısıldayacağım. "nefes almaktan vazgeçeceğim." Öğrendim artık diyeceğim kendime,öğrendim. Ben artık yolumda gidiyorum.Ben artık onun yanından gidiyorum. Adı Özgür'dü.Ama ruhu yıllardır tutsak olan bir mahkûm. Adım Ömür'dü.Ama ona yetemeyecek kadar kısa ve ölümlü. ---
Uçmak İstiyorum
Hülya _reverie
Beim adım İren Demir ve bu benim, kalplerin uçmak için kanatlara ihtiyaç duymadığını öğrendiğim hikayem. ... "Evet . Uçmak istiyorum." Gülümsedi.Yine. "Kuş gibi mi?" "Kelebek gibi." "Yarını olmayan bir kelebek..." 'Seninle birlikte uçacaksam yarının ne önemi var.' ...
RUHA VURULAN NEŞTER
buşra nur
"Sen yaptın." Dedi sesine bulaşan hayal kırıklığıyla. "İhanet yok demedik mi? Affetmem, geri dönüşü olmaz dememe rağmen yaptın." "Yapmadım." Yaptım. Oturduğu yerden hışımla kalktı. "Yalan söylüyorsun!" "Hayır." Evet. İki adımıyla dibimde bittiğinde artık kaçacak yerim yoktu. Ben nasılsın böyle bir insan oldum? Her zaman bir kez daha fazla bakabilmek için canımı vereceğim zümrütlerine şimdi bakamıyordum. İhanetim sırtımda koca bir kambur oluştururken başımı kaldırıpta göz göze gelecek halim yoktu. "Gözlerime bak." Yapamadım. Benden yanıt alamayınca devam etti. "Veda'm," dediğinde kalbimin umutla dolmasına mani olamadım. Hâlâ onun Veda'sı kalabilmiş miydim? Bakışlarımı yüzüne çıkardım, gözlerine değil. Derin nefes aldı. Elini kaldırdığında çenemden hafifçe tuttup kendine çevirdi. Yapma işte bana öyle bakma! Daha ne kadar fazla suçlu hissedebilirim, görmüyor musun içimde beni tüketen yangının alevini? Belki de artık görmek istemiyorsundur. Duymak istemiyorsundur artık sesimi. "Neden gözlerinle dudakların aynı dili konuşmuyor?" Diye sordu. "Neden yapıyorsun bunu bize?" Gücümü topladım. Her an akmaya hazır halde bekleyen gözyaşlarımı zorlukla geri gönderdim. Şimdi sırası değildi. Böyle giderse her şey mahvolacak. Geriye çekildim. "Artık yapmıyorum." İçim acıyordu. Onun için duymak ne kadar zorsa benim içinde söylemek o kadar zordu. Bir adım geri gitti. O an anladım ki sadece bedeni değil kalbi de benden uzağa gidiyordu. "Tamam." Ellerini iki yana açtı. "Git." Ne zordu için kan ağlarken dışarıya belli etmemek ne zordu sevdiğin adamın gözlerine bakarak yalan söylemek. Ne zordu sevdiğin adamın 'git' demesini duymak. "Gidiyorum zaten," canım yana yana konuşmaya zorladım kendimi. "Dönmeyeceğim." Ama şunu bil sevgilim; giden sadece bedenim, kalbim de ruhum da ölene kadar seninle.
Nefret öldürür
deniz
kurgu olmasini her gün istedigim bir veda mektubu.

