“Mühür” için sonuçlar
Arama sonuçları
KANLI MÜHÜR
Efnanofficial
Birbirlerinden nefret etmeleri gerekiyor ama aralarındaki çekim her geçen gün daha da tehlikeli bir hal alıyor. "Seni kurtarmak için mi buradayım, yoksa mahvetmek için mi?" ikilemi.
Mühür: Beklenen Savaşçı
Ayşenur Muti
Rüya gibi bir hayat, mutlu bir aile tablosu, keyifli bir gece... Bütün bu saydıklarım, tek bir cinayet ile tepetaklak oldu. İntikam almak için, dışarı çıktığım o gece, hayatımın kökünden değișeceğinden haberim yoktu. Richard Brightwell; beni ve ailemden geri kalan her şeyi canı pahasına korumaya yemin etmişti, yabancısı olduğumuz Nadar'a geldiğimizde, annemden kalan büyük bir sır, Richard ile ikimizin kaderini geri dönülmez bir şekilde bağlayan bir kehanet, ve büyük bir sorumluluk ile karşı karşıya kalacaktık. ⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️⚜️ "Veliahtın kaderinde yazan, Kıracak krallıkları esir alan laneti..."
Yedi Mühür: Yasak Bölge
❛ 𝐀𝐲𝐜̧𝐚 ༉‧₊˚
YEDİ MÜHÜR: YASAK BÖLGE "Dünyanın en büyük yalanı, en parlak ışıkların altında saklanır." Seul’ün yağmurlu ara sokaklarında masum bir kütüphaneciden, bir gecede yedi ölümcül sırrın tek tanığına dönüşen Y/N için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Kaçtığı karanlık sokağın sonunda çarptığı o sert göğüs, sadece bir adamın değil; milyonların taptığı bir dünya yıldızının, Kim Namjoon’un gizli dünyasının kapısıydı. Işıklar kapandığında, kameralar sustuğunda ve maskeler indiğinde; sahnelerin parlayan yıldızları BTS’in aslında kim olduklarını gördü: Profesyonel avcılar, gölge ajanları ve birer suikastçı. Artık Y/N için iki seçenek vardı: Ya bu yedi tehlikeli adamın arasında bir hayalet gibi yaşayıp onların en büyük sırrını koruyacak ya da bu karanlık labirentin içinde bir kurban olarak yok olacaktı. "Bizimle yaşamak için idolümüz olman gerekmiyor Y/N. Bizimle yaşamak için sadece ölümü göze alman gerekiyor." Neden Okumalısın? İki Farklı Dünya: Sahne ışıkları ve kanlı operasyonlar ar
Yedinci Mühür Kehaneti
𝒓𝒂𝒓𝒊──★ ˙ ̟🐇 !!
“Kızıl Ay yükseldiğinde, kayıp varis geri dönecek.” Yüzyıllardır dünyanın kaderi, Yedi Mühür ile korunuyordu. Ya da herkes öyle sanıyordu. Kadim bir kehanet, Kızıl Ay'ın yeniden yükselişiyle mühürlerin uyanacağını söylüyordu. Herkes mühürleri bulmak için harekete geçtiğinde, birbirine düşman iki kader aynı yolda kesişti. Biri mühürleri korumak için yetiştirilmişti. Diğeri ise onları yok etmek isteyen düşman krallığın varisi olarak biliniyordu. Birbirlerine güvenmeleri için hiçbir nedenleri yoktu. Ancak zaman daralırken ve sırlar ortaya çıkmaya başlarken, ikisi de bildikleri her şeyin bir yalandan ibaret olabileceğini fark etti. Çünkü kimse asıl soruyu sormuyordu: Mühürler dünyayı korumak için mi var… Yoksa dünyayı yok edebilecek bir son için mi? Ve Kızıl Ay yedinci kez göğü boyadığında, kadim kehanet yeniden fısıldayacaktı: “Yedinci mühür kanla açılacak.” Ama kimse bilmiyordu. Aradıkları son mühür, sandıkları yerde değildi. 🩸🌕
Miras: Kan ve Mühür
Gölge Yazar
"İki düşman aile, geçmişten gelen kanlı bir sır ve toprağın altına gömülmüş bir mühür..."
Tanrıdan İzler (Yedi Mühür)
Themis
Herşey normaldi, saatler geçiyor, insanlar doğuyor ve ölüyordu. Ama o 7 kişinin doğması çoğu şeyi değiştirmişti. 7 tanrı ölmeden önce neredeyse yüzyıllar sonra doğacak olan 7 kişiye kendi güçlerini armağan etmişti. Adalet Ateş Şafak Güneş De2nizler Yıldızlar Gece Onlar doğduğu gün yağmurlar durmamış, Gök hep seslenmişti. Bazıları bunun normal olduğunu düşündü, bazıları ise tanrının son uyarısı...
Luna Günceleri: Mühür
Lilith Crescent
Karanlık geçmişi yüzünden kendi ırkı arasında bile kabul görmemiş bir cadıydı Melliantha. Tutuklu gibi Rovana Akademi'sinde tutulurken, bir anda vampirlerin ortasına bırakılmasıyla neye uğradığına şaşırmıştı. İşin tuhaf yanı, gözünü kan bürümüş vampirlerin, ona cadılardan daha iyi davranmasıydı. Hem de geçmişine rağmen! Bu arada etrafta, Tanrıça Hekate'nin öldüğüne dair fısıltılar dolaşıyordu. Melliantha kendi kaderine acımayı bırakıp fısıltıların doğrularını araştırıken çok daha büyük bir ağın içine düşmeye başladığını fark edecekti.
Luna Günceleri: Mühür
Lilith Crescent
Karanlık geçmişi yüzünden kendi ırkı arasında bile kabul görmemiş bir cadıydı Melliantha. Tutuklu gibi Rovana Akademi'sinde tutulurken, bir anda vampirlerin ortasına bırakılmasıyla neye uğradığına şaşırmıştı. İşin tuhaf yanı, gözünü kan bürümüş vampirlerin, ona cadılardan daha iyi davranmasıydı. Hem de geçmişine rağmen! Bu arada etrafta, Tanrıça Hekate'nin öldüğüne dair fısıltılar dolaşıyordu. Melliantha kendi kaderine acımayı bırakıp fısıltıların doğrularını araştırıken çok daha büyük bir ağın içine düşmeye başladığını fark edecekti.
KARANLIK MÜHÜR: UYANIŞ
Elif Tağlu
"Bin yıl süren sessizlik, şimdi çığlıkla bozuluyor." Karanlığın mühürlediği güçlerin uyanışıyla kaderin en kanlı oyununa sürüklenir. İhanet, aşk ve elementlerin savaşında, geçmişin izleriyle yüzleşmek zorundalar. Onlar sadece seçilmişler değil... Dünyanın dengesini değiştirecekler +18
VALERİA: Ateş ve Mühür
Asmin★
🖤 VALERİA: Ateş ve Mühür Bir ülkenin kaderi, iki düşman hanedanın kanlı ellerinde mühürlendiğinde; aşk, en tehlikeli silahtır. Valeria Cumhuriyeti, kâğıt üzerinde demokrasinin, masanın altında ise mafyanın elleriyle yönetilen çürümüş bir devletti. Yıllardır birbirini boğazlamaya yemin etmiş iki güç; Castellani'ler ve Moretti'ler, ülkenin dengelerini sarsacak zorunlu bir evlilikle karşı karşıya kaldı. Dante Castellani; merhametsiz, stratejik ve bu şehrin karanlık tahtının mutlak varisiydi. Victoria Moretti ise soğukkanlı, zeki ve asla boyun eğmeyen bir Moretti kadınıydı. Bu evlilik ne bir kutlama ne de bir birleşmeydi; bu, sarayın duvarları arasında başlatılan acımasız bir taht savaşıydı. Biri kontrolü ele geçirmek için yanıp tutuşurken, diğeri kendi kurallarını yazmaya yemin etmişti. Aynı yatağı, aynı düşmanları ve aynı ateşi paylaşan bu iki insan için artık tek bir kural vardı: Ya birlikte kül olacaklar ya da bu şehri küllerinden yeniden kuracaklardı. Ateş yakar, mühür bağlar.
MECBURİ MÜHÜR (Beş Diyarın Efendisi)
Cansever GÖRGÜLÜ
"Şimdi ne olacak bana?" dedi gözlerini içine bakarken. Zack gayet basit bir şey söylermiş gibi, "Alfa krallığının kraliçesi olacaksın." dedi. Liyan şaşkın gözlerle gözlerine baktı. Bunu beklemediği kesindi. "K-Kraliçe mi?" "Jeff yani ağabeyim, Alfa krallığının kralı bu demek oluyor ki sende krallığın kraliçesisin. Ne yani, Jeff sana bundan bahsetmedi mi?" bu soru ona da duymaktan korktuğu bir emare veriyordu. Liyan başını hayır anlamında salladı. Dişlerinin arasından nefesini içine çekerken "Oops! sanırım Jeff benim canımı fena okuyacak." İşte şimdi başı beladaydı. O sırada kapı açılıp Jeff içeri girdi. Gözlerini ona dikip "Evet kardeşim hemde fena halde!" diyerek öfkesini sakin çıkan sesinde onun anlayacağı bir tınıda verdi. Zack son yudum kahvesini yutmakta zorluk çekerken hızla ayağa kalktı. Liyan'a görüşürüz der gibi göz kırpıp usulca dışarı çıktı. Liyan ise arkasından şaşkın gözlerle sadece Jeff'e bakıyordu. Oturduğu yerden kalkıp "Şimdi bu adam kral mı?" dedi içinden. Jeff ('Ve sende artık kraliçesin.') "Bunu nasıl yaptın?" "Neyi?" "Kafamın içinde senin sesini duydum." ... Fantastik bir evrenin içinde hayallerin ötesinde büyük bir güç... "Bir sürü alfasını, alfada sürüsünü takip eder."
Mühür (Birinci kitap: Cehennem ilk durak)
Luna.Nyx
"Artık cehenneme gitmek istemene gerek yok Melione. Benimle evlenerek zaten cehenneme kavuştun." ~ Sıradan hayatına şükreden genç Melione, kendisini bir anda yüzlerce yarı tanrının okulunda bulursa sizce ne olur? Üstelik babası Hades, annesinin canı karşılığında Zeus'un oğlu ile evlenmesini istese? Melione kaderine razı gelir ve Zeus'un oğlu Aryan'ı ayartmaya çalışır. Fakat ölüm ormanından duymaya başladığı çığlıklar onu arafa çağıyordur. Üstelik Zeus'un üvey oğlu Valdemar, Aryan ve onların kibirli on dostu ile... ~ "Cennet senin öldüğün yer Valdemar"
EJDERHANIN MÜHÜRÜ
Hatice AKCA
Büyük bir savaşın ortasında , doğumuyla birlikte dört kadim ejderhayı uyandırmış bir prensesti Arya. Ancak Kral Darius 20 yıl sonra tekrar geri dönmüştü ve gezegendeki bütün ırklar özgürlükleri için bu kötülüğe karşı tekrar bir arada savaşmak zorundaydı. Peki bunu tekrar başarabilecekler miydi ?
Mühürlerin Uyanışı
🌺ROJDA KUŞ🌺
Karanlık, bin yılın ardından yeniden uyanıyor. Yedi Krallık Toprakları'nda halk, kaybolan yıldızlara bakarak eski bir tehdidin geri döndüğünü hissediyor. Her şeyin sonu yaklaşırken, bir tapınakta iki genç birbirine bağlanacak. Lyra, sıradan bir köylü kızı olarak büyüdü. Ancak içindeki güç, her geçen gün daha da belirginleşiyor. Bir gece, Ebedi Gölge tapınağında, eski bir muhafız olan Kaelen’in gizemli sözleriyle hayatı sonsuza dek değişiyor. İçindeki ateşi uyandıran Alev Mührü, ona karanlıkla savaşmak için gereken gücü veriyor. Fakat, gerçek düşman sadece Gölge değil, aynı zamanda ona kimlerin dost, kimlerin düşman olduğunu da gösterecek. Kael, Gölge’nin karanlık gücüyle büyüdü. Sırları ve hüzünleri, onu karanlık bir yolculuğa sürüklüyor. Lyra'nın kaderiyle karşılaşması, ikisini de bir seçimin eşiğine getiriyor: Ya birlikte karanlıkla savaşacaklar, ya da biri diğerine karşı savaşacak. Alev ve Gölge… Bir araya geldiklerinde, birinin hayatı diğerinin ölümüne neden olabilir. İki genç, bir dünyanın kaderini belirleyecek. Ancak, birini kaybetmek, her şeyin sonu olabilir. --- Gölge ve Alev’de, karanlıkla yüzleşen bir kadının ve geçmişin gölgeleriyle boğuşan bir adamın hikayesi sizi bekliyor. Güç, sadakat, ve ihanet arasında sıkışan bu epik yolculuk, size kimlerin gerçekten dost, kimlerin ise sadece düşman olduğunu gösterecek.
MÜHÜRLÜ SOYLAR
Kutup Ötesi
Zamanın henüz bir nehir gibi akmadığı, mekânın ise üzerine basılacak tek bir taş parçasından mahrum olduğu o mutlak başlangıçta, yalnızca su vardı. Ne bir kıyısı vardı bu muazzam varlığın ne de derinliğini ölçebilecek bir dip. Uçsuz bucaksız, dilsiz ve simsiyah bir okyanus, evrenin kendi içine çökmüş boşluğunda sessizce salınıyordu. Rüzgâr henüz doğmadığı için dalgalar isimsizdi; ışık henüz sızmadığı için karanlık, suyun ta kendisiydi. Evren, kendi soğuk ve hareketsiz rahminde, hiçbir can belirtisi göstermeden, sadece kendi ağırlığını taşıyarak bekliyordu. Bu durağan okyanusun uykusu, ne kadar sürdüğü bilinmeyen bir ebediyet boyunca hiç bozulmadı. Su, kendi siyahlığında eriyor, kendi akıntısında kayboluyor ve hiçbir yere varmayan sessiz halkalar halinde genişliyordu. Ortada ne bir ses vardı ne de o sessizliği bozacak bir niyet. Sadece var olmanın o en ham, en çıplak hali hüküm sürüyordu; her şeyi yutan, her şeyi kendi içinde saklayan ve henüz hiçbir şeyi ayırmamış olan kadim bir sıvı.
Mühürlü İttifak
LyricReader
Astsubay Elif Demir, en yakın arkadaşı ve adeta kız kardeşi olan Esra'nın şehit düştüğü o karanlık günü zihnine kazımıştır. Ancak Esra’nın kaybı sıradan bir çatışmanın sonucu değildir. Esra, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) içindeki çok derin bir sızıntıyı ve devlete sızan büyük bir şebekeyi deşifre etmek üzereyken pusuya düşürülmüştür. Elif, arkadaşının intikamını almak ve yarım kalan görevini tamamlamak için üniformasını çıkarıp sivil hayata karışmak yerine, bu savaşı karanlıkta sürdürmeye karar verir.
Gece yarısı kurt uluduğunda
Efsa
Kanlı dolunay gecesinde yapılan sıradan bir yürüyüş, Ruby Carter’ın hayatını beklenmedik bir şekilde değiştirdi. Sadece biraz huzur bulmak için çıktığı o gece yürüyüşünde, üzerine atlayan bir kedi tüm planlarını altüst etmişti. Ve artık eve dönüş yoktu. Yere düştüğünde bir sokağın ortasında değil, karla kaplı yabancı bir ormanın içinde olduğunu fark etti. Üstelik iliklerine kadar işleyen, baş döndürücü bir soğuk vardı. Ancak bu soğuk yalnızca tenine değil, kaderine de sızıyordu. Başına musallat olan iki küçük sorun ise aklını daha da karıştırmaya başlamıştı. Ruby bunun bir rüya olmadığını çok geçmeden anladığında, talihine lanet okumaktan kendini alamadı.
Asterlin: Yedi Mühür
Merve Kızıldağ
"Günahkarlar ormanında Yedi yaşam var olacak Ruhsal ağacının altında Yedi kan akıtılacak Karanlık madalyona Madalyon karanlığa Yedi mühürle esir olacak" Atalarımız, asırlardır süregelen bir kehanetin mirasçıları olduğumuzu söylerdi. Bu diyarın ötesindeki ruhsal evimize hizmet etmek için doğmuştuk. Değersiz bedenlerimiz, ilahi ruhlarımızı taşıyan bir araçtı. Benliğini dünyevi günahlardan arındıramayanlar azap çekerdi. Biz bu diyarda; koruyucu, eşlikçi, kurtarıcı ve kutsaldık. Her şey olmamızı istediler, yalnızca insan olmamıza izin vermediler. Bize "Yedi Mühür" dediler. Birimiz olmadan hepimiz hiçtik, Hepimiz bir olunca birimiz hiç oldu. Kapak Tasarımı; efiadesign
Lanetle mühürlü kanatlar
xawMixim
KARA MÜHÜR
Tuanaayizz
Babası tarafından parayla satılan 19 yaşında derya ve onu satın alıp ilk cehennemi yaşatıp sevmeye başlayan 28 yaşındaki Veysel.
Mühürlenen Yaralar
Yusuf
Mevlâ küçüklüğünden beri travmalarla büyüyen bir kızdı, hayatına Aras girene kadar. Mevlâ hayattan zevk alınmayacağını düşünen, yaşamayı gereksiz bulan biriydi. Arkadaşı yoktu, sevgilisi yoktu, ailesi ile yaşayan biriydi. O gün Mevlâ'nın hayatı değişti, Mevlâ değişti, ailesi değişti, tüm düzeni değişti... Peki sana soruyorum sevgili okur, sen neden burasın? Kayıp mı oldun? Yolunu mu kaybettin? Ya de Mevlâ'nın acılarına ortak olmak için mi buradasın? "Ben sonun başlangıcıydım, ben bu katliamın başlangıcıydım." "Mayıslar acıtır Mevlâ." "Mayıslar acıtmaz Mevlâ."
Kül ve Mühür
Asteria
Element ruhlarının yönettiği bir dünyada, güç bir armağan değil; taşınması gereken bir yüktü. Ruhlar lanetlendiğinde, geçmiş de onlarla birlikte yeniden doğdu. Eski hayatlarını hatırlayanlar ve hatırlamayanlar… Hepsi aynı sorunun peşindeydi: Bizi kim öldürdü? Cevaplara giden yol savaşsız değildi. Ama bu savaş kılıçlarla değil; öfke, suçluluk ve bastırılmış intikamla veriliyordu. Birlik olmak zorundaydılar...Çünkü yalnız kalmak, yok olmak demekti. Peki Arafları ayakta tutan nedir? Sevgi mi… yoksa nefret mi
Soğuk Mühür
Hatice Gülen Kuru
SOĞUK MÜHÜR Karanlığa defalarca mahrum bırakılmıştım. O çıkmaz sokaklar yuvan olmaya hak kazanmıştı. O lambanın aydınlatmadığı alanlar benimdi o gecelerde. Ayın aydınlatmadığı orman benimdi. Gecenin karanlığına bırakılmıştım ben. İlk önce çocukken ailem tarafından, daha sonra ise sevdiğim adam beni reddettiği o gün. Bu yüzden belki de insanların acı çekmesinden, canlarının yanmasından bu kadar zevk alıyorumdur. Ben kendimi bu hayatta kaybettim. Canım öylesine fazla yandı ki, artık dayanamıyordum. Ben bu acıyı defalarca yaşadım, peki diğerleri? Neden onlar aynısını yaşamıyor? İşte benim adaletim buydu herkes gibi benim ilk aşkımı elimden alan o kadında acısını çekecekti. Ne pahasına olursa olsun ona öyle bir acı yaşatacaktım ki, hayatı boyunca unutmak dâhi istemeyecekti. Kendisi ölümü dileyecekti lâkin ölüm kendisini bulamayacaktı. Ben ölümüne sert duvarlar çekecektim. Son nefesine kadar ona acıyı öğretecektim. Acı denilen o duygu onun iliklerine kadar işleyecekti. Soğuk Mühür’ün arkasında derin, karanlık bir oda duruyordu. Duvarlar, yaşanmış acılara şahitlik etmişti ve bu acıların izleri hâlâ hapsedilmişti. Oda soğuktu, soğukluğuyla insanı içine çekiyordu. Duvarların gri, rutubetten kabarmış ve yıpranmış yüzeyleri, yıllardır süren acıların yansıması gibiydi. Oda ortasında, kırılmış bir kalp şeklinde bir görüntü beliriyordu. Bu, kelimenin tam anlamıyla bir acı sembolüydü. Kalp, soğuk ve donmuştu, başkalarının acısına neden olan kişi tarafından terk edilmişti. İçindeki yaraların izleri, kalbinin her köşesinde derin çizikler oluşturmuştu. Düşündükçe, kalp daha fazla buzla kaplanıyor, daha da donuyordu. Soğuk Mühür’ün yanındaki masada, buzdan bir kadeh vardı. İçindeki sıvı, soğukluğun simgesiydi. Bu özel sıvı, acıyı büyüten, arttıran ve hiç bitmeyen bir güce sahipti. Kadehteki sıvının etrafında hafif bir buğu vardı, sanki oda daha da soğuyor, daha da donuyordu. Oda sessizliğin içinde kaybolmuştu. Soğuk rüzgarların fısıltısı, ruhun derinliklerinde hissedildi. Acının yoğunluğu, her bir hücrede kıvranıyordu. İçerideki insanın gözleri, hüzünlü ve donmuş bir ifadeyle baktığı duvarlara sabitlenmişti. Gözlerdeki yalnızlık, kaybedilmiş bir ruhun ifadesiydi. Soğuk Mühür’ün etrafında, karanlık bir atmosfer hakimdi. Tıpkı insanlarının hayatlarında bıraktığı izler gibi o da bir iz bırakmıştı insanın ruhuna. Soğuk Mühür’ün anlamı, acı ve hırstı. İşte bu yüzden adaleti simgeliyordu. Ancak, Soğuk Mühür’ün ardında daha fazlası vardı. Daha fazla acı, daha fazla hırs, daha fazla yıkım. Her biri alev alev yanan gözyaşlarıydı. İblislerin dünyasında acımasızca dans eden ateşti. Soğuk Mühür; acı, keder ve intikamla titreyen bir kalbin sembolüydü. İçinde yaşanan acılardan besleniyor, daha fazla acı vermek için var gücüyle çalışıyordu. Soğuk Mühür, en karanlık duygularımızı temsil ediyordu. Oda buz gibi soğuktu, içindeki insanın ruhunu donduran bir yerdi. Ruhunu soğuk bir kafese hapsederek onu orada mühürlüyordu. Soğuk Mühür, insanların kalplerini donduruyor, onları duygusuzlaştırıyordu. İşte bu yüzden, Soğuk Mühür’ün etrafındaki atmosfer, bir huzursuzluk kaynağıydı. Soğuk Mühür, kendini kaybetmiş bir insanın içindeki karanlığı temsil ediyordu. Ne kadar acı çekilirse çekilsin, adaletin karşılığını vermek isteyen bir ruhun sembolüydü. Soğuk Mühür, hayatta kaybolmuş bir insanın son umudu, son direnişi ve son nefesiydi. Son feryadıydı, duyulmayı bekleyen bir melodinin son hırçın ezgisiydi. Soğuk Mühür’ü kendine yara bilen kadın herkesin acı çekmesini istedi lâkin bunların sebebi ailesi olması ile beraber sevdiği adam tarafından reddedildiği gün yüzündendi. Soğuk Mühür, çocukluğunda ailesiyle beraber yaşadığı şiddet dolu zamandan hem fiziksel hem de duygusal olarak büyük yaralar taşıyan bir kadın idi. Soğuk Mühür’ün ailesi karanlık bir geçmişe sahiptir ve bu geçmişin yükü çocuklarına da fazlasıyla hissettiriliyordu. Soğuk Mühür, anne ve babasının sürekli tartışmaları, şiddet dolu anları ve korku dolu atmosferi arasında büyümüştü. Çocukluğunda dayak yemek, hakarete uğramak ve sürekli bir korku içinde yaşamak zorunda kalmıştır. Bu şiddetin etkisiyle Soğuk Mührün üzerinde derin yaralar oluşmuş ve büyüdüğünde bile bu izlerden kurtulamamıştır. Soğuk Mühür’ün, içerisindeki acıları ve korkuları adeta bir buzdan oluşan içini öfke ve hırsla doldurmuş şekilde taşır. Dış dünyaya kapalıdır, duygularını bastırmaya çalışır ve kendini korumasız hissettiği anlarda yoğun bir soğukluk sergiler. Etrafındakilere güvenmekten çekinir ve geçmişte yaşadığı şiddetin gölgesi onu her adımda takip eder. Ancak o, büyüdükçe bazı umut ışıkları bulur. Bir gün, içindeki duyguları açmayı başardığı ve gerçek bir sevgiye inanarak bir adamla tanışır. Soğuk Mühür, ona duygularını anlatır ve kalbini açar. Ancak hayal kırıklığıyla karşılaşır. Sevdiği adam, Soğuk Mühür’ü reddeder ve ona duygusal olarak sadece arkadaş dışında hiçbir şey hissetmediğini söyler. Ama farkında değildir bu söyledikleri ile onun başına ve aynı zamanda sevdiği kadının başına neler geleceğinden dâhi haberi yoktu. Bu olay, Soğuk Mühür için bir dönüm noktası olur. Sevdiğinin reddi, onda daha da derin yaralar açar. Çocukluğunda yaşadığı şiddetin izlerine bir yenisini daha ekler. Soğuk Mühür, bir kez daha güvenini kaybeder ve kendini değersiz hissetmeye başlar. Hayatın ona verdiği bir diğer darbeyle yüzleşmek zorunda kalan Soğuk Mühür, içine daha da çekilir ve soğuk bir şekilde yalnızlığını kucaklar. O yalnızlık içinde kıvranıp acıya sarılarak avutur kendini. Soğuk Mühür, onun hikayesi değildi. Kendisinin arkadaşına, çevresine vurduğu, insanların canını yakmasının ve karşısındaki rakibinin çelişkisinin hikayesidir.

Mühürlü Tahtlar
Esma Kara
Altı krallık, altı mühür, altı taht... Ama efsanelerde adı bile anılmayan yedinci mühür hala uyumakta. Bu mühür, yalnızca iki zıt varisin kanıyla mühürlenecek. Lyaria, Taciri Krallığı'nın asil varisi ve mühürlerin koruyucusu. Rhydar, Daskaryon Krallığı'nın karanlık prensi; tahtları yıkmak isteyen bir isyancı... İkisi de, yalnızca mühürle seçilenlerin gidebildiği kadim savaş okulu Arkhalion Akademisi'ne çağırılır. Ancak kader sadece krallıklarını değil, kalplerini de karşı karşıya getirir. Yedinci mühür uyanıyor. Birlikte olurlarsa krallıklar yanacak. Ayrı kalırlarsa mühür sonsuza dek kapalı kalacak.
Kırık Mühür
Şevval Gaye Uçan
Yüzyıllardır süren bir düşmanlık. Parçalanan bir mühür. Ve diyarı kurtarmak için aynı yolda yürümek zorunda kalan iki kişi. Fakat kader, onların düşündüğünden çok daha uzun bir hikâye yazmıştır.
Zambakla Mühürlenmiş Kılıç
LiassArya
Kızıl Tilkinin yolu Gümüş Kuzgunla kesişir ve tarih 2 krallığın hikayesini baştan yazar.
Mühürlü Kader
Zeynep Hachasan
Bazen en büyük tehlike, aynı çatının altında göz göze geldiğiniz kimsededir..." Annesini yeni eşi ve aynı şekilde yeni eşinin oğlu Baran

KIRMIZI MÜHÜR
Melis GEZGİN
İsmini biliyorlar, hikayeni değil. Mehya, küçük yaşta ailesini ve kendine en yakın gördüğü arkadaşı Arhan'ı şiddetli bir deprem sonucu kaybetmiştir. 11 yaşında bir aileye evlatlık olarak giden Mehya, üvey ailesinden şiddet görür ve onlarla hiç mutlu değildir. Hayat, Mehya'nin bu kötülüklerden arınmasını sağlayacak bir şans vermiştir. Mehya, bu şanslara tutunma çabası gösterirken hersey dahada batmıştır ve kendisini büyük bir çıkmazin ortasında bulmuştur. Romantik dram seviyorsanız bu kitap tam size göre!
Altın mühür
Qorxmaz Veliyev
Bölüm 1: Osmanlı’nın Son Baharı Yıl 1916, Osmanlı İmparatorluğu yorgun düşmüş, cephelerde açlık ve ihanet birbirine karışmıştı. Ancak İstanbul’un kalbinde, Topkapı Sarayı’nın eski duvarları ardında sessiz bir savaş daha yaşanıyordu: Altın Mühür’ün savaşı. Altın Mühür, Osmanlı’nın gizli arşivlerinde saklanan, padişah fermanlarının son onayını temsil eden efsanevi bir nesneydi. Söylentiye göre bu mühür sadece yasal emirleri değil, aynı zamanda devletin en büyük sırrını da mühürlemişti. Onu ele geçiren, yalnızca Osmanlı’yı değil, tüm Doğu’yu kontrol edebilirdi. Ve o mühür... şimdi kayıptı. Bölüm 2: Gizli Bir Emir Genç ve zeki bir tarihçi olan Kerem Bey, Darülfünun'da asistanlık yaparken saraya gizlice çağrıldı. Karşısında, padişahın gizli istihbarat şefi olan Sadık Paşa vardı. > “Kerem Efendi,” dedi Paşa, “Altın Mühür çalındı. İngiliz casuslarıyla işbirliği yaptığına inandığımız biri onu gizli bir yere sakladı. Senin görevin... onu bizden biri gibi düşünerek bulmak.” > “Ama neden ben?” diye sordu Kerem. Sadık Paşa gülümsedi. > “Çünkü bu mühür, senin büyük deden tarafından son kez kullanılmıştı.” Bölüm 3: Şifreli Günlük Kerem, büyük dedesinin eski eşyalarını araştırırken bir günlük buldu. Eski Osmanlıca yazılmıştı ama bazı cümleler şifreliydi. Bir satır özellikle dikkatini çekti: > “Topkapı’nın altında, üç taşın arasında yatan gölge, geçmişin kararını bekler.” Bu satır, sarayın altındaki gizli tünelleri işaret ediyordu. Kerem, gece vakti saraya gizlice girdi. Tünellerin karanlığında ilerlerken bir ayak sesi duydu. Ardına baktığında genç bir kadınla göz göze geldi. > “Beni takip etme!” dedi kadın. Ama sesi tanıdıktı. Bu, İngiliz arkeolog kılığında çalışan ajan Elena idi. Bölüm 4: Gerçekler ve İhanet Elena, mühürün devlet sırrı olduğunu biliyordu ama amacı onu çalmak değil, yok etmekti. İngilizler, Osmanlı'nın bu sırrının çözülmesi halinde Hindistan’daki Müslüman halkların ayaklanmasından korkuyordu. Kerem, Elena’yla işbirliği yapmak zorunda kaldı. Çünkü aralarında başka bir tehlike vardı: **Sadık Paşa
Gölgeyle mühürlenen
Lunawlyy🎸🎧
Naif ama acımasız bir kız suikastçının şövalye ve silahşörlerle mücadelesi

🖤 KARANLIK PRENS: MÜHÜRLÜ KADER
Lia Nightfang
🖤 KARANLIK PRENS: MÜHÜRLÜ KADER "Bazı borçlar parayla değil, ruhla ödenir." Lara için hayat, babasının karanlık geçmişi kapılarına dayandığında sonsuza dek değişti. Kaçacak yeri, sığınacak kimsesi kalmamıştı. Şehrin en tehlikeli, en soğuk ve bir o kadar da kusursuz adamı Araz Karahanlı, ona reddedemeyeceği bir teklif sundu: Ya ailesinin yıkılışını izleyecek ya da Araz’ın gölgesi olmayı kabul edecekti. Lara, hayatta kalmak için celladının elini tutmayı seçtiğinde, aslında en büyük savaşına adım attığını bilmiyordu. Karanlığın içinde filizlenen bu yasak aşk, onları ya zirveye taşıyacak ya da ikisini de küle çevirecek. Gerilimin, tutkunun ve tehlikeli sırların buluştuğu bu dünyada; sen kimin tarafındasın?
Mühürlü dünya
Meri☘️
Bir oyun... ve her şeyi değiştiren bir uyanış. Mira ve Rüzgar sıradan bir gece oyun oynarken uykuya dalarlar. Ancak uyandıklarında kendilerini kendi dünyalarında değil, büyünün hüküm sürdüğü gizemli bir evrende bulurlar. Bu dünyada dört farklı ülke vardır: Büyücüler, Periler, Vampirler ve Kurt Adamlar. Her ülkenin kalbinde ise mühürlü kapıları açabilecek güçlü bir anahtar saklıdır. Mira ve Rüzgar'ın eve dönebilmesi için bu dört anahtarı bulmaları gerekir. Ama bu yolculuk sandıkları kadar kolay değildir. Çünkü bu dünyada insanlar tehlike olarak görülür. Ve her adımda yeni sırlar, yeni düşmanlar ve beklenmedik ihanetler onları beklemektedir. Dört ülke. Dört anahtar. Tek çıkış yolu. Ve geri dönmek için başlatılan tehlikeli bir macera...

