aycanmutlu tarafından

Paylaş

Vahşi Bir Aslan | Bölüm 10

Menekşe ve Taner'i kol kola girmiş bir şekilde kapının önünde gördüğümde şaşkınlıkla etrafımda bir tur attım. Taner'in gayet ciddi giyinmiş olduğunu fark edince gülmemek için kendimi zor tuttum. Üzerine giymiş olduğu siyah takımıyla bir düğüne gidiyor gibiydi. Beyaz gömleğinin yakasında bir tek papyon eksikti. Saçlarını daha önce yaptığını hiç görmediğim bir şekilde geriye doğru spreylemişti. Ayağına da son derece şık, rugan bir ayakkabı giymişti. Menekşe de onun hemen yanında Taner'in şıklığıyla yarışır derecede seksiydi. İnce ve sıkı bedenini saran lacivert, hafif simli kısa bir elbise giymişti. Bu kez bukleli, sarı saçları dümdüz fönlenmişti. Kıvırcık iken varlığını fark etmediğim kahküllerini yana doğru açmıştı. 

"Hoş geldiniz, biz de sizi bekliyorduk." dedi Ege, ona doğru yaklaşan Menekşe'yi büyük bir misafirperverlikle karşılayarak. Menekşe onu yıllardır görmüyor gibi kollarını boynuna dolayıp sımsıkı sarıldı. Bu iki arkadaşın kucaklaşmasını daha fazla izleyemeden Taner, tıpkı Menekşe gibi beni kucakladı. 

"Çok şıksın?" dedim kollarını tutup ona bir de yakından bakarak. 

"Fazla mı abarttım? Konu Ege Köksal ve onun evinde verilen bir akşam yemeği olunca ne yapacağımı şaşırdım. Mesajını aldığımdaki halimi tahmin edebilirsin değil mi?" dedi heyecanla kulağıma doğru konuştuğunda. Bu dediğine kıkırdayarak hafifçe koluna vurdum. 

Taner elini Ege'ye uzattığında Ege gülümseyerek elini sıktı. 

"Hoş geldin, Taner. Davetimi geri çevirmediğin için teşekkür ederim." Bu dediğine Taner'in arkasından gözlerimi belerterek tepki gösterdim. Suratımı gören Ege gülmemek için kendini zor tuttu. Menekşe'nin bana doğru yaklaştığını görünce gerildiğimi hissettim. Nedenini bilmediğim bir şekilde Menekşe'nin varlığı beni strese sokuyordu. Ayağındaki topuklularla çimlerin üzerinde nasıl yürüdüğünü düşünüyorken yanıma geldiğinde onun yanında ne kadar kısa kaldığımı fark ettim. Ona sarılmam için parmaklarımın ucunda yükselmek zorunda kalmıştım. 

"Merhaba, Vera. Nihayet tanışabildiğimiz için çok mutluyum." dedi inci gibi dişlerini gözler önüne sererek. Gülümsedim, ufak bir şaşkınlıkla boynumu kaşıdım.

"Adımı bildiğinize şaşırdım." 

"Ege bana senden bahsetmişti. Sergideyken tanışmak istemiştim ama maalesef zamanımız olmadı." 

"Masaya oturalım mı? Yemekleri soğutmak istemeyiz." dedi Ege ikimizin sohbetini bölerek. 

Ege, arkadaşının sandalyesini oturmak için öne çektiğinde içimi tuhaf bir duygu sardı. Menekşe'ye karşı olan ince tavırları neden beni rahatsız ediyordu ki? Bütün bir günü Ege Köksal ile geçirmek zihnimi de bedenimi de darmaduman etmişti. Neyse ki biricik arkadaşım Taner, Ege'den kaptığı taktiklerle sandalyemi öne çektiğinde ona göz kırptım. 

"Bu tabak da ne böyle? Dili olsa konuşacak gibi duruyor bu güzelim bonfile..." dedi Taner eline aldığı çatalla eti yoklamaya başladığında. Hınzır bir gülümsemeyle Taner'in tabağındaki yemeğe tatmasını ve yorum yapmasını bekledim. Hemen karşımda oturan Menekşe gülümseyerek beni izliyordu. Henüz onu tanıyamadığım için samimi olup olmadığını anlayamıyordum, bakışlarımı ondan kaçırdım. 

"Ege bana ufak tefek şeylerden bahsetti. Eskiden gazeteci olduğunu, şu an yazarlık yaptığından söz etti. Bir kitap yazmak istiyormuşsun..." 

"Narin'in hayatını anlatan bir kitap." diyerek cümlesini tamamladım. Menekşe başını sallayarak gülümsedi. Gözlerindeki bakışın derinleştiğini hissettim. O da tıpkı Ege gibi Narin'in konusu açıldığında derin düşüncelere dalıyordu. Ellerini masanın üzerinde birleştirdi ve gerçekten de bu konuyla ilgilendiğini düşündüğüm bir tavırla bana doğru eğildi.

"Biraz tehlikeli sularda yüzdüğünün farkındasın değil mi? Herkesin gündemi olan, hassas bir konuyu kaleme almak. Çok sayıda eleştirmen tarafından tepki görebilirsin." 

Gerçekten de düşündüğü ben miydim? Ben mi yanlış anlıyordum yoksa Menekşe beni bu kitabı yazma düşüncemden uzaklaştırmaya mı çalışıyordu? Benim yerime konuya atlayan Taner destek verircesine elimi sıktı ve Menekşe'ye cevap verdi. 

"Narin'i ve başına gelenleri ilk duyduğundan beri Vera bu konuyu oldukça sahiplendi. Ege'nin de desteğiyle birlikte bu olayın altından kolaylıkla gelecektir. Kalemi kuvvetlidir, Vera'nın..." Arkadaşıma teşekkür edercesine baktım. 

"İstersen senin de yardımın dokunabilir elbette. Sonuçta hikayenin önemli kahramanlarından biri de sensin öyle değil mi?" dedim salata tabağından tabağıma bir miktar salata koyarken. Menekşe hiç beklemediğim bir tepki vererek sinirden olduğu çok belli olan bir sesle gülmeye başladı. Elini çenesine yaslayıp sorgulayan gözlerle Ege'ye baktığını gördüğümde benim de kaşlarım sorgularcasına çatıldı. 

Ege hafifçe öksürerek ortamı sakinleştirmeye çalıştı. 

"Ne içersiniz? Şarap alır mısın?" dedi Taner'in bardağına uzanarak. Ege ve Taner'in Menekşe ve benim aramda oluşmaya başlayan gerginliği görmezden gelmesi canımı sıksa da yorum yapmadım. Menekşe'nin ise konuyu değiştirmek gibi bir isteği yoktu. 

"Narin ve Ege'nin ortak arkadaşı olduğumu biliyorsun yani, öyle mi? Ege bana kimliğimi gizli tutacağını söylemişti." dedi meydan okurcasına. Bu kez Ege'yi süzen taraf ben oldum. Ellerini ne yapabilirim dercesine açtığında okların ucunun bana döndüğünü anladım. Kimliği gizli kalacaktı. Ben araştırma yapmamış olsaydım, Menekşe'nin bu hikayede rol aldığını bilemeyecektim. Yani ortada Ege'nin söylemiş olduğu bir yalan yoktu. Taner'in elindeki şarap şişesini alıp kendi bardağıma doldurdum. 

"Ben de Bilge kadar araştırmacı ve meraklı olduğum için kimliğine ulaşabildim diyelim." 

"Bilge?" dedi Menekşe anlamakta güçlük çekerek. Ona uzattığım şişeyi alıp kendi bardağına doldurduktan sonra Ege'nin bardağına uzandı. 

"Ben alkol almıyorum, Menekşe." dedi Ege ve bardağı onun elinden çekip aldı. Kendine gazlı içeceklerden birini doldururken Menekşe şaşkın gözlerle ona baktı. Yine de bir yorum yapmadan şişeyi bir kenara bıraktı. Yıllarca süren dostluklarında Ege'nin alkol almadığını bilmemesi garip gelmişti. 

"Ah, hikayedeki rumuzlardan biri. Bilge mi yoksa Neda mı olduğunu delice merak ediyorum. Hangisiydin, Menekşe? Zeki ve birleştirici olan Bilge mi? Herkesin sevdiği, koruyup kolladığı Neda mı?" dedim konumuza geri dönerek.

Ege'nin gittikçe kızarmaya başlayan yüzünü görmek sadistçe bir duyguyla keyif almamı sağladı. Menekşe de en az onun kadar gergin görünüyordu. Ege'nin kendi kurduğu kuralları yıkıyor olmak, asi ruhumu ortaya çıkarıyorken kendimi daha çok bulmaya başladığımı ve bu işten haz aldığımı fark etmemi sağlıyordu. Taner, aramızda yemekle ilgilenen tek kişiydi. Çoktan Ege'nin özel soslu bonfilesini tatmaya başlamıştı.  

"Bence Ege rumuzlarla anlatmayı tercih ettiyse bırakalım öyle kalsın." dedi Menekşe Ege'ye dönüp göz kırparak. 

"Neden? Yoksa saklamayı seçtiğin bir şeyler mi var?" dedim şakayla karışık bir kahkaha atıp üstüne giderek. Aslında Ege ile hala iletişimde kalan gruptaki tek üye olarak onun Narin'in ölümünde bir parmağı olduğunu düşünmüyordum. Öyle olduğunu düşünüyor olsaydı Ege'nin onunla görüşmeyi kesmesini beklerdim. Oysa Menekşe, Ege'nin yanında kalan tek dostuydu. 

Yine de üzerine gidip baskı kurarsam hiç beklemediğim şeyler öğrenebilirdim. Sonuçta benim için bu davetin amacı Ege'nin arkadaşıyla tanışmaktan çok daha öteydi. Ege Köksal, merakımı gidermek istediği için bu akşam yemeğini planlamamış mıydı? Öyleyse ben de üzerime düşen görevi yerine getirmeliydim. Fakat eğer Menekşe, Bilge'nin ta kendisiyse işim zor olacaktı. Bilge zekiydi, kurnazdı, benim kelime oyunlarıma düşmezdi. Bu noktada yine işler istediğim yönde ilerleyecekti. Çünkü kelime oyunlarıma düşerse, onun Neda olduğunu anlayabilirdim. 

Menekşe önündeki bonfileden bir çatal aldı ve ağzına küçük bir parça attı. Başını olumsuz anlamda sallayarak bana cevap verdi. 

"Ege'nin beni hangi rumuza koyduğunu bilmem mümkün değil. Fakat o da isterse elbette açıklayabilir, benim için bir problem yok. Yalnızca kimliklerimizin gizli olmasının daha etik olacağını düşünmüştüm."

"Rumuzlar kalacak. Vera da araştırmayı kesecek öyle değil mi?" dedi Ege sohbetimize son noktayı koymak isteyerek. Sakin kalmaya çalışarak parmaklarımı birbirine kenetledim. 

"Tabi ki!" dedim uysal bir kedi numarası yaparak. 

Fakat ne yazık ki bu kedi, vahşi bir aslana dönüşecekti. Nasılsa gece yeni başlıyordu...

   

Sonraki Bölüm Beğen