Çizgi romancı@cizer_berfinOnu anlatırken ilk söyleyeceğim şey şu olurdu: Kafasının içi hiç susmayan biriydi. Dışarıdan bakınca bazen sessiz, bazen umursamaz, bazen de aşırı dağınık görünürdü ama içinde sürekli hikâyeler dönerdi. Özellikle liminal, dreamcore, backrooms gibi garip ve huzursuz estetiklere çekiliyordu çünkü kendini biraz onlara benzetiyordu sanırım: tanıdık ama yabancı hissettiren yerler gibi. Çizim yapardı. Sadece “güzel resim” çizmek için değil; kafasındaki şeyleri dışarı çıkarabilmek için. Fantastik evrenler, travmalı karakterler, başka boyutlar, garip rüyalar… Bunların hepsini bir gün kitaba ya da çizgi romana dönüştürmek istiyordu. İnsanların onu tamamen anlamadığını düşünürdü ama bir gün yaptığı bir şey sayesinde anlaşılacağına dair küçük bir umudu vardı. İnsanlarla ilişkisi biraz karmaşıktı. Çok sevdiği insanlara aşırı bağlanabiliyordu ama aynı zamanda kolay kırılıyordu. Karşılaştırılmaktan nefret ederdi. Aile içinde bazen görünmez hissetmiş gibi duruyordu.

