Pen Queen@tugcedelenYüzüne bakamadım. ''Hareket etme,'' dedi, sakince. Başımı iki yana salladım, sesimi bulmam birkaç saniye sürdü. Boğazımı temizleyip mırıldandım. ''Yorulmuşsundur.'' ''Yorulmadım.'' Omuzlarım düştü, ''Kaç saattir yürüyoruz ve kolların beni taşımaktan-'' Tok sesi sözümü yarıda kesti. ''Ağır değilsin.'' ''Evet, ama saatlerdir-'' Barkan beni aniden yere indirince başım döndü ve ben telaşla yeniden Barkan'a tutundum. Ellerimi kelepçe misali kazağına geçirip alnımı geniş göğsüne yasladım. Sıcacık göğsünden yayılan o garip his bedenimi sarmaladı ve sakin kalp atışları nefesimi hizaya soktu. ''Birazdan seni kucağıma almam için yalvaracaksın,'' dedi Barkan. Saatlerdir tek bir şey söylemeden dümdüz bakan bakışları hala değişmemişti. ''O zaman kucağına alacak mısın?'' dedim. Söylerken utanmıştım ama ne diyeceğini merak ettim. Al al olan yanaklarımı saklayıp ondan bir adım uzaklaşmaya çalıştım ama dönen başım bana yardımcı olmadı ve alnım bir kez daha göğsüne çarptı. Kitap: Agron'un Çırağı

