Akşamdı, yaz akşamı olduğu için hava tam kararmamıştı ama koyu mavi halindeydi. Piknik örtüsünü çimenlerin üzerine sermişlerdi. Üzerinde birkaç kek, meyveler ve biralar vardı. Herkes oturmuştu etrafına. Abigal, Leeroy'un yanına oturmuştu.
Saagler geçti ve güzel saatlerdi. Ve gece yarısına kadar gelinmişti. Herkes gülüyordu. En son Leeroy da gülmeye başladı, o eski neşeli hali geri geliyordu. Kendini yanlız hissettmiyordu artık. Sonuçta onu önemseyen iyi arkadaşlara sahipti. Suzy annelik taslıyordu, Grant baba gibiydi. Riley gıcık kız kardeş, Zoey utangaç bir kardeş ve Abigal... onu önemseyen bir dosttu Leeroy için.
Leeroy'un o komik, neşeli ve kimseyi kırmayacak alaycı hali geri gelmişti. Kimseyi kırmayarak şakalar yapıyordu. Sirkteki haline ters düşen bir durumdu.
Leeroy, biraz daha Abigal'a yakınlaşmıştı. Yanii ona soğuk cümleler kurmuyordu. Sirkteki o olay öncesi olduğu kişiydi, terk farkı kimseyi kırmıyordu.
Leeroy gülümseyerek bir şaka yaptı. Riley göz devirip birasını yudumladı, orta parmağını ona kaldırdı. Leeroy'un o sırıtışı genişledi. Abigal rahat bir nefes aldı. En son cesaretle kolunu Leeroy'un omzuna attı dostça. Konuşurken çaktırmadan yapmıştı. Leeroy en son duraksadı, sonra gülümseyip konuşmaya devam etti. Onu itmedi, hakaretler ve küçük düşürücü sırıtışını yapmadı. Hatta biraz daha Abigal'a eğildi gizlice.
Ama ne olduysa o an oldu. Herkes mutlu mutlu konuşurken Leeroy bir an sustu. Gözleri çimenlere kaydı. Dudaklarındaki o gülümseme yavaşça inip düz çizgi halini aldı. Aklına o gece, o yıldızlı odadaki anısına kaydı. Sirkteki eski bir anıydı. Ribbit'in anısı. Sonra Leeroy'un gözleri, yanındaki Abigal'a kaydı. Abigal ise bunu fark etmemiş, sohbete dalmıştı. Gülümseyip konuşurken gözleri neşeyle parlıyordu, uzun siyah saçları rüzgarın etkieiyle sallanıyordu. Kolu hâlâ Leeroy'un omzunun üzerindeydi. Leeroy onu anımsadı, Ribbit'i. Abigal'in ona güvenen hali Ribbit'e benziyordu. Leeroy, Abigal'in ona güvendiĝini zaten sirkten kaçmadan önceki o olaydan hatırlıyordu. Ama ne kadar kırılabildiğini de. En son doğrulup Abigal'in kolunu ondan uzaklaştırdı. Abigal duraksayıp ona döndü. Daha konuşamadan Leeroy ayağa kalkmışı bile. Diğerleri de duraksadı. Soey eöze girdi. "Nereye gidiyorsun?" Dedi. Leeroy omuz silkti. "Bugünlük yeter, zamanımı boşa harcadım." Dedi.
Riley kaşlarını çattı. "Ne?" Dedi sinirliyken. Leeroy en son alayla ona döndü. "Hadi ama, Rileycim. Sizin bu aptal neşeniz beni keyiflendiriyor. Komik oluysonuz, bu yüzden burdayın" Dedi. Sonra kafa salladı. "Sıkmayın beni, aptal keyfinize bakın." Deyip ilerledi. Abigal ise tepkisiz izliyordu. Sinirlenmişti. Ama bir an olsun onun değiştiğini düşünmüştü. Leeroy gözden kaybolurken Abigal ayağa kalktı. Zoey endişeyle ona baktı. "Peşinden mi gidiceksin?"
Abigal ilerledi, Suzy onu kolundan tuttu. "Abigal, o soyutlanma mevzusundan sonra onun değiştini sandın, bizde öyle. Ama... ama bizim çaremiz kalmadı, ona yaranamyıyoruz. Bence... vazgeç." Diye umutsuzca mırıldandı. Abigal kolunu sertçe çekti Leeroy'a olan sinirle.
İlerledi, adımları koşacak kadar hızlandı. O da gözden uzaklaştı. En son onu görünce koşuşunu durdurdu. Sinirle yumruklarını sıktı, bağırdı. "APTAL TAVŞAN!" diyince Leeroy duraksadı. Ona omzunun üzerinden baktı. "Abigal? Ne işin var burda?" Dedi alayla. Tamamen ona döndü. Abigal ilerledi. "Değiştiğini sanmıştık!" Diye sesini yükseltti. Leeroy'un gözleri kısıldı. Onun ses tonu hoşuna gitmemişti, sırıtışı sinir ve alahla büküldü. "Ne yani, hayel kırıklığına uğramanız benim suçum değil, soytarı." Dedi. Abigal adımlar attı. "Ne yani, sik bir açıklama yapıp gidicek misin?!" Diye sinirle mırıldandı. Leeroy cevap vermeyince Abigal sinirle bağırdı. "Cevap versene!!"
Leeroy'un yüzüne sinir belirdi. "Aman Tanrım, Aman Tanrım, İşte başlıyoruz!!" Diye sesini yüksellti. Elini göğsüne götürdü. "Ne yani, sana iki saniye nazik davrandım diye seni sevdiğimi mi sandın, Abigal?!" İsmini sertçe söyledi. Kahkaha attı kırıcı şekilde. "YİNE Mİ?!" Dedi kahkaha atarak. Abigal duraksadı, siniri daha da büyüdü. "Bunu bana ikinci kere söylüyorsun! Ve hayır, sadece ne olduğnu anlamaya çalışıyorum. Neden bana böyle davranıyorsun!" Diye bağırınca Leeroy allta kalmadı. "Bana bağırıp durma. Ne yani, özel olduğunu falan mı sandın sen?!" Diye alayla sordu. Devam etti. "Hepiniz benim oyuncaklarımsınız, Abigal. Kabul etsen de etmesen de hep böyle." Ona ilerleyip parmağıyla onu göğsünden itti hafifçe. Abigal onun parmağını itti. "Sadece neden, neden o olaydan sonra bu haldesin?! Yanlız olmadığını biliyorsun. 'Oyuncaklarım' Huh? Böyle bir dünya var mı cidden? Özel valan mısın sen!" Sinirlice konuştu.
Leeroy'un sırıtışı hafif bozuldu. Abigal devam etti onun üzerine yürüyüp. "O sarılmadan sonra, o konuşmadan, o anılardan sonra bu mu bana, bize davranışın. Huh?!" Devam etti kendini tutamadan. "Cidden de çok alçak, aşağlık bir kişisin!" Diye konuştu. Leeroy ise Abigal'in bu haline şaşırmış gibi sırıtışını bıraktı. Yağmur yağmaya başlamıştı çoktan. Damlalar ikisinin üzerine damlarken etrafı aydınlatan tek şey gökyüzündeki parlak dolunay ve altlarında bulundukları sarı sokak lambasıydı. İkisinin saçları ıslanıyordu, yaz yağmuru yağarken Abigal ilerledi ona. Leeroy hafif geriye adım attı. Abigal devam etti konuşmaya sinirle. "Keşke soyutlu olarak orda tıkılı kalsaydın!" Diye bağırdı. Leeroy duraksadı bu laf ile. Abigal kendi söylediğinin farkında varmış gibi ağzını tuttu. O siniri iki saniyede yok oldu. Bir an boş bulunup olmayan nefret duygusu ile konuşmuşu. Gerçekten de böyle düşünmüyordu. Hatta sirkte onun soyutlanıcağından endişe ediyordu, o olaydan sonra bile çok üzülmüştü. Abigal ilerledi. "B-ben... ben böyle söylemek istemedi-" lafını bitiremeden Leeroy'un onu itmesi bir oldu. Abigal, kalçasının üzerine yere düştü. Acıyla inleyip kolunu tuttu. Şaşkınca ona baktı. "Senin sorunun ne?!" Leeroy ise tamamen tepkisizdi. Sonra bakışları eline döndü, sirkten önceki ansı aklına geldi. Annesini sertçe ittiği o zaman. Şuan Abigal'i de itmişti. Eli, yanında sarktı serbestçe. "Birdaha... beni arama, Abigal. Senin bu aptalca duyguların... beni sinirlendiriyor. Daha fazla zarar vernek... istemiyorum..." mırıldanıp Abigal'i arkasınra bırakıp ilerledi. Abigal ise dolan gözleri ile onu izliyordu.