İçeriğe geç

~Yakamoz Güzeli~

Bölüm 4 · 3 dk okuma

~Yakamoz Güzeli~

Bölüm 4

İlk adım

Sabah uyandığımda yatağımdan kalkmadan telefona baktım. Saat 7.30 cidden sabahın köründe neden uyanmıştım? Sonra fark ettim karşı komşum olan Tunç beyin evinden ağlama sesleri geliyordu. Hemen kalkıp üstüme başıma bakmadan onun kapısını çaldım. Mucize söz konusu olunca çok endişeleniyordum.

"Eda?"

"Günaydın Mucize iyi mi?"

Önümde dağ gibi duran adama baktım oda yarı çıplaktı. Kasları gerçekten çok dikkat çekiciydi. Gözlerim hemen kucağında ki mucize'ye kaydı.

"Noldu sana?"

"Yine durmadan ağlıyor ne yapacağımı bilmiyorum."

"Alabilir miyim?"

"Tabi al."

Onun kucağından Mucize'yi almak için yönelince ellerim onun vücuduna temas ettiğinde içimde bir şeyler kıpırdanmaya başladı.

"Aslında dışarda böyle durmasan iyi olur."

"Nasıl?"

Onun sözüne şaşırmıştım ama sonra üstüme bakınca üstümde ki crop ve altımdaki kısa şortu fark ettim. Haklıydı aslında kafamı kaldırıp ona tekrar baktığımda kahverengi gözleri beni kendine çekiyordu.

"İstersen içeri geç."

Gözlerini gözlerimden ayırmadan kapının önünden çekildi. Bende içeri adımladım. Bana salona kadar eşlik etti sonra mutfağa gitti. Bende bu sırada Mucize'yi yere oturtum ve oyuncaklarını aramaya başladım.

"Nerde bu oyuncaklar?"

Kendi kendime söylenirken mucize bana üst katı işaret ederek birşeyler dedi.

"Ane!"

"Bana abla desen?"

Kafasını olumsuz anlamda salladı. Mucize'nin şu inadından nefret ediyordum.

"Ama böyle çok yanlış anlaşılıyor."

"Bence bu yanlış anlaşılma güzel birşey."

Arkamdan gelen kalın ve çekici sese döndüm. Gözlerini yine ela gözlerime dikmişti. Ben iyice ona çekiliyordum ama onun bana karşı hislerinin olup olmadığını anlayamıyordum.

"Salep?"

"Olur."

Salep'e bayılırdım. Bana elindeki fincanı uzattı. Sonra yine arkasını döndü ve ilerlemeye başladı.

"Nereye?"

"Senin yanında daha fazla çıplak kalmak istemem."

Bir anlık yüzümün yandığını hissettim. "Yoksa sen ister miydin?"

"Hayır yani istemezdim."

Bana hafif tebessüm etti. Aklıma oyuncakların nerde olduğunu sormak geldi.

"Acaba mucize'nin oyuncakları nerde?"

"Üst katta. Sen beni takip et."

Onun bu sözü üzerine hemen yanına gittim. Onunla birlikte üst kata çıktık. Tahminen onun ve mucize'nin kaldığı odaya gelince kapıyı açtı. Tahminim de haklıydım.

"Odan güzelmiş"

"Sağol."

Onun bu soğuk cevapları beni kırıyordu.

"Küs müyüz?"

"Hayır. Sana böyle hissettirdiysem özür dilerim."

Aslında oldukçada kibar biriydi. Onun hakkında hep olumsuz şeyler duymuştum. Odada ki oyuncaklara yönelirken masada bir kadın resmi gördüm. Kadın oldukça güzeldi. Yakından incelemek için elime aldığımda her zaman olduğu gibi ağzımı tutamadım.

"Eşin olduğunu bilmiyordum."

"Eşim değil zaten. Annem."

"Aslında çok güzel bir kadınmış."

"Evet,öyledir."

Ben fotoğrafı yerine geri koyup oyuncakları aldım. Arkamı dönünce Tunç üstünü giyinmiş bir şekilde beni bekliyordu. Üstünde beyaz bir gömlek vardı ona gerçekten yakışmıştı.

§

Ben bu apartmana taşınalı 2 ay olmuştu ve ortama hemen adepte olmuştum. Tunç'un aslında şakaları çok iyiydi. Evet 2 ayda sadece bunu fark etmiştim.

"Tunç siz hazırsanız çıkalım."

"Biz seni parkta bekliyoruz."

"Ne ama hani birlikte çıkacaktık."

"Olsun."

Şu adamın sinir olduğum bir özelliği daha. Hep erkenden işlerini yapıyor. Zamanın hep bir iki adım önünde. Bende çok oyalanmadan parka gittim. Orda oturmuş öylece diğer çocukları izliyordu.

"Selam,bakıyorum da yine erkencisin."

"Evet,biraz öyle oldu."

Ben onun oturduğu banka oturdum. Beni öylece süzüyordu.

"Fazlasıyla güzel olmuşsun."

"Teşekkürler."

"Zaten hep güzeldin benim için."

Bu ardı ardına gelen iltifatlar beni utandırıyordu. Hemde fazlaca.

"Şey nasılsın?"

"Her zaman ki gibi."

Yine şaşırmamıştım her 'nasılsın?' diye sorsam 'her zaman ki gibi.' der. Yani ben özetlersem yorgun,mutsuz,halsiz. Alıştım artık ben bu adamın şöyle huylarına. Ben bunları düşünürken Mucize'yi aradı gözlerim.

"Naber mucize? Nasıl baka biliyor mu sana baba?"

Tunç bu sözüme karşı önce rahatsız olmuş gibi baktı bana.

"Kusura bakma yanlış birşey mi dedim?"

"Ha? Yok benim aklıma başka birşey geldi de."

Ben onu kafamla onayladıktan sonra geri mucize'ye döndüm. Her zaman ki gibi çok tatlıştı. En çok yanakları hoşuma gidiyordu,şeker gibiydi resmen.

"Ya yiyecem seni şimdi,çok tatlısın."

"Birşeyler içelim mi?"

"Olur. Ne var yanında?"

"Aslında birşey yok ben ister hemen alıp gelebilirim."

"Yok ya kendini yorma."

"Ne yorulması canım ben hemen alıp gelirim. Sen mucize'ye bak."

Ben tam itiraz edecektim ki beni dinlemeden karşıdaki markete hızlı adımlarla ilerledi.

"Güzelim o adamda kimdi?"

Duyduğum sesle irkildim arkamı dönünce gözlerim şokla açıldı.

"Senin burada ne işin var?"

"Ne yani beni gördüğüne sevinmedin mi? Ben Mersin'den Ağrı'ya senin için geldim aşkım."

"Hayır senin burda olmama gerekiyor."

"Neden olmaması gerekiyor?"

Bu seferde Tunç'un sesiyle irkildim. O kahverengi gözlerini yanımda duran Diğer adama bakıyordu.

"Bir sevgilin olduğunu bilmiyordum Eda."

"Eda mı? Onun ismi Melek."

Bu sefer ikiside bakışlarını bana çevirdi. Benden ikiside açıklama bekliyordu.

Bölümler kısa üzgünüm. Bu aralar çok yoğunum. Sorry.

Bölüm sonu

7 yorum