Artık William ile dosttuk. Ve üniversite sınavına 3 gün kalmıştı. Bu sınav benim için çok önemliydi. Bunu kazanmak zorundaydım. Arkadaşlarım hep yanımda bana destek olmuştu. William tarihte, Lily sayısalda, diğer arkadaşlarım -Olivia, Mike, Ren ve Rose- ise bana diğer derslerde yardımcı oluyordu. Tabii bende onlara yardımcı oluyordum. Will ile aynı apartmanda olduğumuz için erişimimiz kolaydı. Bana hep destek oldu... kabul etmem gerek ki; Keşke Will ile en başından arkadaş olsaydım. Meğer onu hep en yanlış yerinden tanımışım. Aslında çok nazik ve düşünceli bir insan. Arkadaşlarla beraber sınav sonrası moral olsun diye bir randevu ayarladık. İnanamıyorum! Hayatımın sınavına 3 gün kaldı!
Evet... Bugün Perşembe. Yani üniversite sınavının olduğu gün.
Erkenden kalktım. Saat daha 07.14'tü sınav ise 08.30'da başlıyordu. Sınavı kaçırmamak için kurduğum bine yakın alarmı susturacak kadar bile zamanım yoktu. Hızla hazırlandım, rahat şeyler giydim. Saçlarımı sadece tarayıp topuz yaparak hızla çantamı aldım. Gece boyu zor uyumuştum. Uykum hâlâ biraz vardı. Ama sınav için uykumu yok saydım. Dün gece hazırladığım iki jelatinli sandiviç ve meyve suyunu da dolaptan alıp çantama koydum. Hızla ayakkabılarımı almakmiçin kapıya koşarakken telefonumu sehpada unuttuğum aklıma geldi. Odama koştum ve telefonumu aldım. Kapı çaldı, bu William'dı. Kapıya koştum ve kapıyı açtım. Çantamı Will'in eline sıkıştırdım ve eğilip ayakkabılarımı giydim. O da çok heyecanlı ve tedirgindi. Saat çoktan 07.50 olmuştu. Will önden gidip asansörü yukarı çağırdı bende ayakkabılarımı giyip arkasından geldim. Asansör açıldığı zaman içinde Lily ve Olivia vardı. Onlarda bize eşlik edecekti. Hep beraber asansöre bindik. Asansör aşağı inerken çok tedirgindim. Will beni fark edince omzumu sıvazladı. "Korkma, biz her daim yanındayız, Amelia." Biraz olsun zorla gülümsedim.
Asansör açılınca hep beraber çıkış kapısına yöneldik. Hepimiz sınav için çok tedirgindik. Hemen apartmandan çıktık. Mike ve Ren oradaydı, bizi bekliyorlardı. Yanlarında ise Mike'ın siyah SUV arabası. Hepimiz hızla arabaya bindik. Ben, Olivia, Lily ve Ren arkada, William ve Mike ise önde oturuyorlardı. Mike motoru çalıştırdı. Ben hâlâ tedirgindim, kalbim deli gibi atıyordu. Olivia başımı okşadı ve başımı kendi göğsüne yasladı. Konuştu, "Heyecan yapma, miniğim. Sınav iyi geçecek oldukça iyi çalıştık." Lily'de ona katılarak başını salladı. Biz okula vardık. Mika hepimizden önce indi ve gelip kapımı açtı. Bu centilmenliği hoşuma gitmişti ama daha önemli birşey vardı. Sınav! Arabadan indim ve hemen sonra diğerleri indi. Sınavın başlamasına yirmi dakika kalmıştı. Hemen sınıflarımıza girdik. Ben, Ren ve Olivia ayrı sınıfta diğerleri ise ayrı sınıfta girdiler sınava. Hepimiz yerimizi aldık ve sınav başlamadan önce son birkez konuları tekrar ettik. Bay Teo -Edebiyat öğretmeni- içeri girdi.elinde sınav kağıtları vardı. Herkese kitapçıklar ve optikler dağıtıldı. Ben en önde oturuyordum. Lily iki sıra arkamda, Ren ise sol köşede oturuyordu. Sınava başladık, zorlanmamam ve ısınabilmem için en emin olduğum konulardan başladım.
Sınav boyunca içimde bir tedirginlik vardı ama genel olarak soruları iyice anlayarak çözdüm. Sınav bitmişti, Bay Teo kağıtları topladı ve herşeyden emin olunca çıkmamıza izin verdi. Yan sınıfa baktığımda diğerleri çoktan çıkmıştı. Ren önümüzden gitti. Ben ve Lily yan yana gittik. Lily beni teselli ediyordu ama benim aklımda hâla çözemediğim bir soru vardı. Şıkkımdan tam emin değildim. Dışarı çıktık, Ren çoktan diğerlerine yetişmişti. William bana bakıyordu, Ren ve Mike ise sanki hiç sınava girmemişler gibi maç ile ilgili konuşuyorlardı. Olivia ise bıktığını belirten bir suratla Mike ve Ren'e göz deviriyordu. Bizde yanlarına yaklaştık. Herkesin sınavı güzel geçmişti. Birbirimizi teselli ediyorduk.
Olivia: "Hadi artık! Ne bekliyoruz?! Hazırlanıp ayarladığımız randevuya gidelim!"
Mike: "Evet, Olivia haklı. Hazırlanıp gidelim."
Lily: "Sakin olun, çok acelecisiniz." (Ren, Lily'nin ağzını eliyle kapattı ve gülümseyerek ekledi.)
Ren: "Merak etmeyin, Lily'de bizi katılıyor aslında."
William: "Tamam, tamam! Biraz sakin olun. Herkes akşam saat 8'de ayarladığımız Bara gelsin."
Herkes onayladı. Lily sinirle Ren'in elini ısırdı. Ren inleyerek elini çekti. Çocuk gibi şikayet etti. "Canımı acıttın, özür dile Lily." Lily zaferle gülümsedi ve umursamadı. Hepimiz arabaya bindik. Bu sefer ben, William, Lily ve Ren arkada. Olivia ve Mike ise önde oturdular. Arabayı yine Mike kullanıyordu. Motoru çalıştırdı ve önce Lily'nin evine doğru yol aldık. Saat 14'de yaklaşıyordu ve ben daha tek lokma birşey yememiştim. Diğerleri kendi arasında konuşuyordu. William beni fark etti ve çantamdaki sandiviçimi bana uzattı. Gözüm önce sandiviçe sonra Will'e kaydı. "Teşekkürler, buna ihtiyacım vardı." Sandiviçi aldım, gülümsedim. O da bana geniş bir gülümsemeyle karşılık verdi.
Olivia önde güzel sesiyle şarkı mırıldanıyordu. Lily ise telefonuyla ilgileniyordu.Mike Lily'nin evinin önünde durdu. Lily teşekkür etti tam arabadan inecekken. Ren kendi kapısını açıp arabın etrafından dönerek Lily'nin kapısını açıp elini uzattı. Herkes "ooh" derken, Lily şaşkınlıkla gülümsedi. Ren'in elini tutup arabadan indi. "Teşekkürler, Ren. Çok centilmensin." Ren gururla göğsünü kabarttı ve gülümsedi. "Rica ederim, Lady'im." Ren tekrar arabaya binip kapıyı kapattı. Lily evine doğru yol aldı. Sonra ben ve William'ın evine doğru yöneldik. Bizde eve varmıştık. Arabadan indik, Mike ve Olivia'ya veda ettikten sonra ikimizde eve yöneldik. Çok yorgunduk. Apartmana girdik, merdivenlerden çıkacak halimiz olmadığı için Asansör beklemeye başladık. William sınavın verdiği yorgunlukla sırtını duvara yaslamıştı. Ben ise hâlâ elimdeki meyve suyunu yudumluyordum. Sırıtarak bana baktığını fark ettim. Meraklı gözlerle ona bakınca konuştu. "Umarım benide yemezsin, Minik kemirgen." Bunları duymayı beklemediğim için kaşlarımı çattım. Kollarımı alınmış gibi göğsümde bağladım ve başımı onun tersine çevirdim.
Kısık kahkahasını duydum. Sırtını yasladığı duvardan ayırdı ve yanıma eğildi. Kısa olduğum için yanıma eğilmesi gerekiyordu. Kulağıma konuştu. "Yine mi çocukluk yapıyorsun, kedicik?" Aramızdaki düşmanlık bitmişti ama hâlâ eski William'dı. Başımı ona çevirdim. Çatık kaşlarımla ona baktım. Bu onu güldürmüştü. Asansör açılınca doğruldu ve beni yakamdan tutarak minik birşey tutuyormuş gibi asansöre itekledi. "Alınganlığı bırakta düş önüme, pisicik." Asansöre bindim. Oda arkamdan binince kapı kapandı. Ben 11. Butona bastım. Will ise o sırada telefonuyla uğraşıyordu.
Bende çantamdan telefonumu çıkardım. Ekranı açtığımda Andy'den bir bildirim geldiğini gördüm. Bildirime tıkladım ve mesaj kısmına girdim. Bana "N'aber Kuzen?" Yazmıştı. Bende "İyiyim, onu sana sormalı. Senden n'aber kuzi?" Diye yanıtladım. Bana gülücük emojisi attı ve yazmaya başladı. "Bende iyiyim. Sana birşey soracaktım." Ne soracağını merak ettiğim için hemen yanıtladım."Ne diyecektin?" Biraz bekledi sonra yazmaya başladı. "Annem ile birlikte sınav stresini atmak için yarın ki akşama büyük bir ziyafet hazırladık. Seni de davet etmek istedik, gelmek ister misin?" Bu beni hem çok mutlu etmişti hemde çok heyecanlandırmıştı!
O akşam bir boşum vardı. Müsaittim, o yüzden hızla geri yanıt verdim. "Seve seve gelirim, Poly Teyzeye çok teşşekür ettiğimi söyle. Söz veriyorum orada olacağım." Yüzümde istemeden bir gülümseme oluşmuştu. Bir anda William'ın kafasını bana doğru eğdiğini gördüm. Telefonu kapattım ve cebime koydum. Asansör kapısı çoktan açılmıştı. İkimizde asansörden çıkarken konuştu. "Bir şeye mutlu olmuş gibisin, kedicik. Söylesene ne oldu?" Başımı kaldırıp ona baktım, gülümsüyordum. Sorusunu yanıtladım. "Kuzenim Andy, beni yarın için akşam yemeğine davet etti. Bende kabul ettim." Yüzünde minik bir şaşkınlık oluştu. Sonra gülümsedi, hafif alaylı bir gülümsemeydi. "O zaman yarın ki akşam planıma seni gideceğin yere bırakmakta ekleniyor." Dedi.
Görende çok centilmen bir beyefendi sanır. Umarım bir olay çıkarmaz! Her neyse, gerçekten günün yoğunluğu bizi yormuştu. Onun kapısının önünde durduk. Anahtarını cebinden çıkartıp kapıyı açtı. Bunun üzerine vedalaşıp bende daireme ilerledim. El çantamdan çıkardığım anahtarla biraz uğraştıktan sonra kapıyı açtım. Yaptığım ilk iş çantamı yere atıp, ayakkabılarını atmak oldu.kapıyı kapattım ve koşarak kendimi salondaki koltuğa attım. O an üzerimden büyük bir yük kalmıştı. Kendimi iyice koltuğa yaydım. Topuzumu, tek elimle tokamı tutup çekerek açtım. Saçlarımı savurdum. Serbest kalan saçlarım omzuma düştü. Elimle saçlarımı arakaya taradım. Çok uykum vardı. Gözlerimi kapattım ve kendimi büyük bir keyifle uykuya teslim ettim.
8.BÖLÜM SON...