Emily toparlanmıştı, biraz üzgündü ama oteldekiler ona iyi geliyordu. Emily, saçlarını hafif kısa kesmişti, göğsündeki ve yüzündeki gözler artıi mavi değildi. Kırmızı ve sarı. Oteldekiler iyi anlaşmaya çalışıyordu. Yui pek yanaşmıyordu, daha doğrusu Emily, Yui ve Lucifer'dan da korkuyordu çünkü Cenette onlar hakkında iğenç tabirler, korku dolu hikayeler anlatılırdı. Tabii Lucifer'ın kendisine destek olmasıyla bu önyargısı gitmişti ama Yui'den çekiniyordu. Geçmişe, daha çocukluğundan beridir bu hikayeleri duyarlardı. Yui ve Lucifer isemi Cenetti sinir ve korkutur gibiydi. Herkes onları kötülerdi. Emily özellikle bunu ablası Sera'dan duymuştu daha küçükken. 'İki lanetli ruh, yüz karaları, utanç kaynakları'.
Yui bar bölümünde oturmuş içiyordu. Emily merdivenlerden Charlie ile inerken gözleri ona döndü. Yui şuan da Husk ve Angel ile şakalaşıyordu. Sohbet edip gülüşüyorlardı. Emily duraksadı, meraklı gözleri Yui'yi izliyordu. Onun bu halini hiç bilmiyordu, genelde herkes ondan korkar sanıyordu ama şuan dost gibi sohbet ediyorlardı ve kimse ondan korkuyor gibi de durmuyordu. Yui'nin kızmızı gözleri Emily'e döndü. Yüzündeki sırıtış hafif genişledi. Elini kaldırıp yavaşça salladı. Emily irkildi. Charlie endişeyle Emily'e baktı. "Sorun etme, Emily. Yui zararlı biri değil." Diye mırıldandı Emily ile merdivenden inip zemine ayak basıınca. Yui ayağa kalktı, birkaç adım attı. Emily hafif geriledi. Yui yanına gelip elini kalbinin üzerine koydu eğilim. "İkimiz birbirimizi biliyoruz ama yine de en baştan başlamak ister misin, Emily?" Dedi Yui. Emily hafif tereddüt ile baktı. Sonra başını salladı onaylar gibi. Yui anında mutlu bir şekilde gülümsedi sırıtışının keskinliğini azaltıp. "Pekala, ben şu ünlü 2. Günah Yui. Memnun oldum, Emily" dedi elini sıktı acıtmayarak. Emily hafif gülümsedi ondan zarar gelmeyeceğini anlayıp. "Umm... bende memnun oldum. Yui." Dedi Emily. Yui onun elini nazikçe kavrayıp onu hafif döndürdü. "Pekala, Emily! Artık yeni yuvan burası olduğuna göre sana Pentegram şehrini gezdirmekten onur duyarım." Dedi Yui. Emily şaşkınca baktı, Charlie gülümsedi. "Bence de etrafı görmek istiyebilirsin, Emily. Bu yer Cennet kadar harika bir yer değil ama etraf genelde daha coşkuludur." Dedi Charlie.
Birkaç dakika sonra dışardalardı. Yui ve Emily. Yui asasını kavramış ilerliyor, uzun saçları Cehennemin kasvetli ama alışa geldik esintisi ile sallanıyordu. Kırmızı gözleri sokaĝı izliyordu. Koyu kan rengindeki yırtmaçlı elbisesi hafif uçuşuuordu, siyah korsesi hafif parıldıyordu. Emily etrafa baktı ama görüntüler yeni düşen bir melek için pek iç açıcı değildi. Cenette olmayan olaylar burda oluyordu, uygunsuz reklam panoları, küfürler, soygunlar, soyunanlar :) yanii Emily yüzünü buruşturdu. Yui onu fark edince onun omzundan çekti. "Doğrj, melek olduğunu unuttum. Senin için bu görüntüler pek iç açıcı değil." Mırıldandı. Sonra duraksadı. "Ah, hadi bu tür görüntülerin olmadığı yere gidelim." Dedi Yui. Emily anında gülümsedi şaşkınlıkla. "Bekle, ama cehennemin tamamı böhle değil mi?" Diye mırıldandı merakla. Yui omuz silkti. "Birkaç sokak hariç heryer aynı, özellikle pentegram daha kötü. Alışsan iyi edersim." Mırıldandı ilerlerken. Emily merakla baktı. "Nereye gidiyoruz, Yui?" Dedi merakla. Yui sırıttı. "Yamyamlar sokağına." Dedi. Emily ilk ilerledi ama durdu. Gözleri şokla açıldı. "Yamyam-NE?!" Dedi inanmaz şekilde. Yui onu kolundan tutup nazikçe çekti. "Alışırsın." Dedi. Emily kolunu çekmek istedi ama çekindi. İlerledi onunla. Yamyamlar sokağına girdiler. Yui bir işini hallediceğini söyleyip getirmişti. Tabii gezdirmeyi bahane etmişti. Her zamanki yalancı Yui işte. Emily sadece yere bakıp ilerledi, adı üzerinde. Yamyamlar sokağı. Birbirlerini yiyenler, yere akan kanlar burda normaldi. Yui eli ile Emily'in gözlerini kapattı. "Görmene gerek yok." Diye mırıldandı.
Birkaç dakika sonra Emily gözlerini açtı, kocaman sarayı gördü. Saray kocaman ve çok güzel gözüküyordu. Otelin on katı kadar büyüktü. Emily Yui'ye sarayı işaret etti. "Burası kimin?" Diye merakla sordu. Yui saraya baktı, iç çekti. "Burası Morningstars ailesina ait. Yanii Lucifer ve Charlie'ye." Dedi duraksayıp saraya bakarken. Emily hafif başını yana eğdi. "Kocamanmış..." diye mırıldandı hayranlıkla. Yui güldü hafif. "Değil mi? Ama şuan Lucifer artık otelde kalıyor diye burası kullanılmıyor. Yazık." Mırıldandı Yui. Emily hayranlıkla baktı. "Cehennemde güzel yapıların olucaĝını tahmin etmezdim." Dedi. Hafif ilerledi, merakla dolaştı. Cidden de yapı mükemmeldi. Pentegram şehrinde otelden sonra en güzel yapı bu olabilirdi. Yui gülümsedi. "Ahh, eski anılarım gözlerimin önünden geçti." Dedi. Yui yamyamlar sokağının tam ortasındaki yapıya gözlerini çevirdi. Lilith, Lucifer ve çocuk Charlie'nin heykeli. Altından yapılmıştı. Yui gözlerini devirdi. Emily ise merakla heykele baktı. "Charlie küçükken çok tatlıymış." Dedi. Yui gülümsedi. "Kişiliği de çok tatlıydı" dedi.
Bir banka oturdu, Emily yanına oturdu. "Sen Charlie'nin küçüklüğünde burda mıydın?" Dedi. Yui elini başının arkasına koydu. "Evet, buralardaydım." Dedi. Emily ona döndü. "Pekii ya annesi? Cennette Lilith, onları terk ettiğini söylüyorlardı." Dedi merakla. Yui gözlerini heykele çevirdi yine. "Evet, terk etti. Şuan Cennette." Diyince Emily şaşkınlıkla baktı. Kendisi önemli meleğin kardeşi olmasına rağmen bu bilgiyi bilmiyordu. "Bekle, ne? Cennette mi? Ama o da Lucifer gibi buraya atılmamış mıydı." Dedi anlamaz sesle. Yui iç çekti, bu biraz garip ve birazda gizli bir mevzuydj. Lilith'in neden Cennette kaldığı ile ilgili. Bilmemezlikten gelip omuz silkti yine. "İşler karmaşık. Boşver." Dedi.
Birkaç dakika geçti. Gergin bir sessizlik oldu. Yui ona döndü. "Adam'in oğlu ile tanıştîn mı?" Dedi. Emily hafif gülümsedk. "Evet, kendisiyle uzun yıllardır arkadaştık. Adam'in aksine o... çok... merhametli, nazik ve ürkek" dedi hafif hayranlıkla. Yui alaycı şekilde güldü. "Ah, birileri aşık olmuş. Daha dün çocuk değil miydin sen?" Dedi. Emily kızardı. "Alakası yok! Sadece... onu ve diğerlerini de özledim. Sizi seviyorum ama onları çok özledim." Dedi hafif sesle. Birkaç saniye sonra gözleri ona döndü, Yui'ye. Yui ise düşüncelere dalmış gibi sarayı inceliyordu. Emily hafif hayranlıkla baktı kadına, sonra toparlanıp devam etti. "Benim yaratılmamdan binlerce yıl ònce düşmüşsünüz... bunu bana Sera anlatırdı, ablam... ve baş melekler uzun zamandır ortalıkta yoklar. Yanii onları hiç görmedim. Tek Azrael." Diye mırıldandı. Yui kardeşinin adı geçinde. Emily devam etti. "Senin kardeşin diye duymuştum. Saçlarınısın rengi aynı, birbirinize çok benziyorsunuz." Dedi. Yui kafa salladı. "Ama kişiklerimiz tam tersidir. O daha soğuk kanlıdır." Dedi Yui gülümserken, "onu özledim, yüzyıllardır görüşmüyoruz," diye devam etti.
Birkaç dakika sonra ayağa kalkıp elini uzattı. "Gidelim mi, Otele? Sana daha fazla pentegramı gösterirsem hoş olmayan görüntülerken kusabilirsin, cicim." Dedi alayla. Emily elini tutup kalktı. "Olur."
Yürürken Emily, sokaktaki iblislerin Yui'den kaçtığını gördü. Yui korkutucu değilse niye herkes ondan kaçıyordu? Düşünürken ilerledi. Cenetteyken Sera'ya Lucifer ve Yui'yi sorduğunda ablasının anlattıklarını tekrarladı kafasından. 'Onlar bizim gibileri öldürmek isteyen aşağılık yaratıklar...' Ama Yui ve Lucifer belki de Cennetin toplamından daha merhametlilerdi şeytan olmalarına rağmen.
Yui ilerlerken ona döndü, "kimse ile ruhune anlaşma yapmaya kalkma." Dedi. Emily onaylar gibi baş salladı. Yui devam etti. "Kimseye karışma, ahlak ders vermeye çalışma. Zaten ahlaklı olsalardı Cennette olurlardı." Dedi. Emily başını salladı. Birkaç saate oteldelerdi. Lucifer kendi odasında, Charlie ve Veggie sohbet ediyordu koltukta oturup. Charlie ayağa kalktı. "Yui sana heryeri gösterdi mi? Nasıl beğendin mi?!" Diye sesini yükseltti heyecanla. Emily ile Yui bakıştı. Yui güldü, sonra omuz silkerek merdivenlerden yukarı çıktı. Emily ise gergince gülümsedi. "Çok... iç açıcı." Dedi. Charlie onun yalanını anlamadan gülümseyip onu kolundan çekiştirdi. Nefessiz kalıcak kadar hızlı konuşurken Emily'i çekiştiriyordu. Veggie ise onu anlar gibi baktı acıyarak. Sonra iç çekip işaret etti. Emily hafif gülümsedi ama sonra Charlie'nin yanına gitti.