Yui bar masasında oturmuş etrafı izliyordu. Angel, Husk ile flört etmeye çalışıyordu. Alastor ise sessizce oturuyordu, Charlie yeni gelen müşteriler ile ilgileniyordu. Veggie ise Nifftyi sakinleştirmeye çalışıyordu. Yui'nin gözleri üst kata kaydı. Lucifer son zamanlarda az görülüyordu. Sürekli 'Ben cehennemin işleri ile uğraşıyorum' dese bile cehennemin işlerini umursamıyordu bile. Zaten cehennemin de onu umursadığı yoktu. Yui ayağa kalktı, Angel ona dönüp "Nereye gidiyorsun, melek?" Dedi. Yui ona dönüp klasik sırıtışını yaptı. "Kendi işinle uğraş, tatlım." Dedi yui her zamanki alaycı sesi ile. Yui genelde herkese tatlı, cicim, bebeğim falan derdi sinir etmek için. Angel göz devirdi "Tamam, karışmıyorum." dedi. Yui merdivenlerden çıktı üst kata. Otelin uzun koridorlarından geçerken boynundaki yılanlı altın kolye ışık ile parıldıyordu. En son durdu bir kapının önünde. Kapıyı hafif çaldı. Arkadan bir ses "Yine sen misin radyocuk?!' Diye bağırdı. Yui sırıtıp kapıyı açtı. "Ben geldim, Alastor değil." Dedi. Kapıyı ardından kapattı. Pencereden cehennemin kasvetli havasını izleyen luciferi gördü. Yanına geldi. "Hey, sorun ne?" Dedi Yui. Lucifer ona bakmadan omuz silkti. Yui'nin gözleri onun eline kaydı. Lucifer parmakları ile yüzük parmağındaki o sade yüzüğü okşuyordu. Lilith ile evlenme yüzükleri. Yui göz devirdi ama birşey demedi. Yarasına tuz basmak istemedi ama Lilith denilen kadından nefret ediyordu. Sonra yüzüne her zamanki sırıtış geldi. "Alastor ile kavga mı ettin?" Dedi. Lucifer göz devirdi. "O aptal... tch... ona sinir oluyorum."
Yui güldü. Sonra duvara yaslandı, eline Luciferin elma figürlü asasını aldı. Elmayı incelerken duraksadı. Ona baktı. Bir sorun olduğunu anlamıştı. "Hey, Lucifer... sorun ne? Anlat bana" dedi. Lucifer iç çekti, yüzüğü okşuyan parmağı durdu. Ona dönüp her zamanki gibi gülmeye çalıştı ama gözlerindeki yorgunluk yüzüne yansımıştı. "Sorun yok, sadece işler." Diye mırıldandı. Yui alaycı bir sırıtış ile asayı elinde çevirdi ona bakmadan. "Yalancı... iyi bir yalan bile söyliyemiyorsun" dedi. Lucifer göz devirdi. "Cehennemin kralıyım, Yui. Işlerim var. Tabiki olucak." Dedi. Yui ise omuz silkti. Sonra asanın elma figürünü hafif okşadı geçmişi hatırlar gibi. Yüzündeki sırıtış genişledi. Başını yana eğdi. "Huh, overlordlar seni bir toplantı da bile görmemiş. Ya da diğer cehennemin farklı bölüm yöneticileri. Ya da soylu iblisler. Hiçbiri seni görmemiş." Dedi. Lucifer ona döndü. Hafif sinirli şekilde, "Moralimi bozmaya geldiysen, başardın."
Yui asayı bıraktı, alaycı şekilde öne eğilip elini kalbinin üzerine koydu. "Bunu başardıysam, kralım... memnun oldum!" dedi alayla. Lucifer sinirle iç çekti. "Kral? Huh... şunu hak ediyor muyum bilmiyorum"
Yui başını sağa sola salladı hafif 'hayır' der gibi. "Sonuçta ilk günahsın. Tabii kral sözü sadece lakap. Kimseye dokunamazsın" dedi alayla. Lucifer ona dönüp sertçe onu süzdü. Lucifer daha yüzyıllar önce düşmeden önce baş melekler ona bir ceza daha verdi. Hiçbir günahkarı, iblisi öldüremez. Onlara dokunamaz bile.
Lucifer duvara yaslandı. "Charlie nerde?" Dedi. Yui kapıya adımladı. "O mu? Ah, o müşteriler ile ilgileniyor. Her zamanki gibi şarkıyla" dedi hafif gülerek. Sonra kapıdan çıkıp kapıyı arkasından kapattı. Lucifer yüzüğüne baktı. "Şarkı, huh... annesine benziyor..." diye mırıldandı, Yui ilerlerken bunu duydu ama umursamadı, sadece o yüzündeki sırıtışını genişletti...


