Lucifer hafif soyutlanan sesi ile konuştu. "Kim oluyorsunda... Kızıme ve Yui'ye zarar vermeye kalkıyorsun??" Diye baĝırdı. İşler kızıştı. Bunların ikisi savaşıyordu. Lucifer bilerek Yui'yi arka plana atmaya çalışıyordu. Çünkü şu an Yui sırıtsa bile gözlerinin halinden çok sinirli olduğunu anlıyordu Lucifer. Yüzyıllardır tanıyordu. Hep anlardı. Ve Yui'nin sinirini en iyi kendisi bilirdi...
En sonunda Adam sırıttı, "Cidden mi?! Hahahaha!" Kahkaha attı. Sonra ağzından gelen sarı kanı yere tükürdü, kılıcını sıkıca kavradı. "İlk şeytan ve onun kızı ilk insana karşı mı?" Diye bağırdı. Devam etti. "Ben sizden üstünüm! Her zaman bu böyleydi!" Diye bağırdı. Yui hafif ilerledi. Soyutlu sesi o noktayı inletti. "Beni unutma, Adam... seninle hesaplaşmam gereken konular var." Dedi. Adam sırıtışını genişletti. "Ah, Yui... o kadar aptalsın ki. Hiç mi korkmuyorsun sırrının burda ortaya dökülmesinden?" Dedi alayla. Yui kaşlarını çattı, sırıtışı genişledi. "Ne sırrı, Adam? Benim tek istediĝim şu an senin ölümün!" dedi. Adam kahkaha attı kurnazca. Lucifer hafif anlamış gibi hırladı, Yui, Lucifer'in kolundan tuttu, bırakmadı. Adam'e saldırmasını engellemek için. Yui'nin sırıtışı kaybolmuştu, sinirli gibi de değildi. Sanki herşey boşmuş gibiydi. Siyah gözleri ona döndü. "Benim tek hatamı... yüzüme vurmaktan zevk alıyor gibisin, Adam..." diye mırıldandı Yui. Adam güldü hafif. "Ah, Charlie ve oteldeki diğer kişiler bilmiyor. Ne yazık!" dedi Adam. Charlie öne çıktı. "Neyi bilmiyorum ben?" Dedi. Adam omuz silkti. "Yui... cesaretin varsa anlatsana." dedi alayla. Yui'nin eli Lucifer'in kolunda sıklaştı. Lucifer dudaklarını ısırdı gergince. Gözlerini hafif kapatıp sakinleşmeye çalıştı. Adam ilerledi birkaç adım ile. "Yapamazsın, çünkü sen zayıfsın... en büyük günahın en aptalca şeydan oluşu... aşk... nefret verici bir kavram. Ama sen daha iyi bilirsin, Yui... sonuçta aşkın için cehenneme düşmedin mi?!" Sonlara doğru sesini yükseltti. Lucifer lafa girdi. "Kapa çeneni... yüzyıllar önce olan meseleyi niye şimdi gün yüzüne çıkartıyorsun. Huh?" Dedi sinirle. Yui iç çekti. Charlie ise şaşkınlıkla bakıyordu. Yui'nin düşüşünü biliyordu, fakat sebebine hep; 'O, babanı savundu diye atıldı cehenneme' dendi. Tabii olayı hiç o kadar derinlemesine dinlememişti.
Adam iç çekti. "Eskiden gücüne hayrandım. Ben daha ölmeden, insan iken gelmiştin ya hanii... ah ne kadar da güzel güçlerin vardı" alayla konuştu. "Şimdi bakıyorum da... sadece bir günahkarsın Yui". Diye devam etti.
En sonunda Adam hafif sırıttı, Yui'nin ifadesiz bakmasından veya Lucifer'in sinirden deliye dönmesini izlemek hoçuna gidiyordu, en son devam etti. "Tek yanlışın şeytana aşık olmaktı." Dedi. Charlie şaşkınlıkla baktı, Angel ve Husk duraksadı. Charlie Yui'ye baktı. "Yui, bu da ne demek?" Dedi inanmaz sesle. Lucifer en son ileriye atıldı, kanatlarını çırptı. Havada kaldı, üstten Adam'e baktı. "Eski meseleleri konuşmayı seviyorsan... Sana Lilith ile Eve'yi anlatabilirim." Soyutlu ve sinirli sesi ile bağırıp saldırdı...
Yui ise hareketsiz duruyordu. En son iç çekti. Charlie'ye bakmadan omuz silkti. "Benim günahım... buydu, Charlie." dedi ve kanatlarını çırpıp uçarak saldırmaya gitti... ama sesi sanki boştu, kırgınlık vardı. Kırgındı. Meleklere, Sera'ya. Baş meleklere ve daha diğerlerine. Özellikle de Lucifer'a kırgındı...

