AYRILIK
Benim baktığım bu gözler alev saçıyordu kızgındı saf ve nefretin birleşip annemin gözlerinde yer edinmişti annem bana aynı gözler ile bakarken başkasına hep farklı gözlerle bakmıştı kıskanıyorum annem kime farklı gözlerle bakarsa kıskanıyorum bu kıskançlık bitmeyecek bir kıskançlıktı bu kıskançlığın sonu gelmeyecekti
Karşıdan birbirimize öyle bakmıştık annem bana herzama karşılaştığım gözler ile bakarken ben anneme özlem dolu gözler ile bakıyordum annemi özlemiştim
-" ne bakıyorsun bana öyle güngörün yanında seni bir daha görmeyeceğim oğlumdan uzak duracaksın duydun mu beni oğlumun olduğu yerde sen olmayacaksın
-" kardeşimi alma benden bana ne yaparsan yap ama kardeşimi alma benden ondan uzak duramam bunu isteme benden ne olursun anne sana yalvarırım yapma bunu
-" beni burda bir kişi bile durduramaz ve ben istediğim gibi sana davranırım gör bakalım neler yapacağım sana
-" anne ne yapıyorsun
Annem kollarımın arasından kardeşimi benden almaya çalışıyordu ama bunu yapmasına göz yumayacaktım bu sefer olmayacaktı bu sefer lütfen bir kere şansım varsa bu şansımı burda harcamak istiyorum herzaman ağlayabilirim acılar çekebilirim ama şimdi beni kardeşimden ayırmasın
Güngörü göğsüme bastırdım annem kollarımı iki yana açmaya çalışıyordu yapamayınca kızgın kaşları daha çok çatışıyor ama yapamıyordu
-" bırak oğlumu
-" bırakmayacağım o benim kardeşim
-" hayır değil bırak
Kollarımdan anneme cevap verirken almıştı kahretsin ki almıştı annem beni kardeşimden ayırmıştı
Beni kardeşimden ayırdığı icin mutluydu yüzüne yerleştirdiği gülümse ile kollarında güngörün kokusunu çekti gözlerimin içine bakarak tekrar derin bir nefes alarak kardeşimin boynundan öptü gözlerimin dolduğunu görmesin diye parmaklarimla oynamaya başladım
-" bana karşı hep kaybedeceksin buzul demir sen kaybetmeye mahkum birisin bunu sakın unutma eğer unutursa sana hatırlayacağım
-" çık git burdan gitt seni istemiyorum senden nefret etmemi istiyorsun bu günden sonra senden nefret ediyorum eğer sana yaklaşırsam yanında durursam bil ki bu güngör içindir
-" seni oğlumun yanına sokarmıyım sanıyorsun sen benim oğluma dokunamayacaksın oğlumun hep karşıdan izleyeceksin çünkü sen artık o evden kovuldun
-" bana söyleyeceklerin bittiyse git
-" burda durmaya niyetli değilim zaten kovmana gerek yoktu gidiyorum
-" git işte
Yanağımdan süzülen yaşı annem görmeden sildim canımın nasıl yandığını görüyordu gözlerimden süzülen yaşı görmesini istemedim
Zevkle yüzünden eksik etmediği sahte gülüşü ile dalga dalga yaptığı saçlarını savurup açık duran kapıdan gitti
Gözlerimi kapıdan ayırmadım aklımda güngörün kokusunu nasıl içine çektiğinde kalmıştı benim annem saçlarımla bir kere bile oynamadı ama gözlerimle nasıl güngörün öptüğünü gördüm yakın zamanda güngörle nasıl oynadığını mi görecektim annem beni sevmiyordu ama güngörü sevecekti bana yapmadığı şeyleri güngöre mi yapacaktı beni evden kovarak iyi bir şey yaptın anne ben kardeşimle nasıl oynadığını görmek istemiyorum kardeşimi nasıl sevdiğini görmek istemiyorum yüreğim kaldırmaz buna işte ben ölürüm biliyorum anne iyileştirmesin beni ama bunları görmem için iyi olmamı istersin belki o yüzden ya iyileştirirsin beni görmem için bir kere bile bana gösterdiğin sevgide bile nefret anne ben seni böyle kabul ettim sevginle değil nefretin ile
-" meral teyyyyyyzzzzzzzeeeeeee
Hastanede buğranın yankı yapan sesini duyduğum zaman gözlerimi hemen koridora çevirdim benim anneme mi seslenmişti
-" annneeee
Çıplak ayalarımla bastığım zemin buz gibiydi soğuk olan zemini umursamadım kapının yanına koştum buğra ve ahmet abi kapının yanında bekliyordu benim geldiğimi görmediler uzun koridorun sonunda toplanan kalabalığa bakıyorlardı onların gördüğünü ben gömüyordum kalabalık daha da fazla olmaya başlamıştı neler olduğunu anlamadım
-" buğra
-" buzulum
-" hadi Buğra siz buzul ile girin ben geleceğim sonra sizin yanınıza
-" Ahmet abi iyi değilsin sende bizimle
-" iyim ben buzul siz girin sen zaten yeni uyandın ayakta durma buğra da iyi değil
-" evet evet ben iyi değilim
-" Buzul gir içeri buğra ile birlikte
- anladım ahmet abi
-" bırak buzul ben hallederim sen gir
-" ilk önce sen gir arkandan ben gelirim buğra
-" özledim seni o yüzden bir şey demiyorum
-" hmm
Buğranın içeri girmesini beklemeden kalabalığın olduğu yöne doğru koşmaya başladım merak etmiştim ne olduğunu bakıp geri dönecektim buğra ve ahmet abi de ne olduğunu sormadım yüzlerindeki korku ve şaşkınlığı gördüm
-" Buzul
-" Buzul hayır hayır gitme
Arkamdan ahmet abi ve buğranın sesi koridorda herkesin kulaklarına gelmişti ismimi duyan herkes şaşırmış ve yüzlerinde üzüntülü bir hal vardı
Toplanan kalabalığın yanına geldigim zaman hemen bana yer açılmıştı meral demirin kızı olunca böyle oluyor açılmaz dediğin yol açılıyordu ama bana kalırsa meral demirin kızı olmak bu dünyada isteyeceğim son şeydi
Nefesim kesildi kalbim son bir ritmini daha atınca durdu hastane koridoru soğuktu sanırım hastane don tutmuştu heryer hastenin bir köşesi bile temiz kalmayacak şekilde karla kaplanmış karın üstünü kan kaplamıştı merdivenlerin her yerine bulaşan kar benim yüreğime yas gelmişti
-" hayır hayır kapatmayın hayır bir kere ne olur bir kere göreyim
-" lütfen izin verin
-" hayır bırak hayır
Götüremediler ellerinden aldım açtım küçüktü çok küçüktü bu ceset torbasına giremezdi hayır giremezdi kardeşime sarılamadım doya doya içime çekemedim ki kokusu annem beni kardeşimden ayırdı siz de ayırmayın ben bir kere ayrıldım kardeşimden ikincisi katlanamam hayır olmaz
-" izin ver buzul
-" hayır buğra izin vermem
-" bırakın buzul hanım
-" bırak buzul
-" Buzul hanım morga götürmemize izin verin
-" sakın hayır yapmayın üşür benim kardeşim
-" Buzul bırak sonra ikimiz gideriz
-" hayır sen benim gitmeme izin vermesin
-" veririm hatta beraber gideriz
Kollarımda kanlı bedene sarıldım kokusu gitmiş kan kaplamamıştı bedeni kan kokuyordu güngörün bedeninden kanı sildim çizik çizik parmak izlerim bedeninde gözüktü görevliyi daha çok zora sokmamak için kardeşimi görevliye verdim herkes halime acımıştı şimdi mi goruyorlardi beni şimdi mi acıyorlardı bana lanet olsun onların sevgilerine acı dolu bakışlarına
-" Buzul
" buğram
Tekerlekli sandalyeden kendini yere atan buğraya bir kelime etmedim sımsıkı sarıldım benden buğrayi bir gün alacaklar gibi sarıldım ondan da bir gün ayrılirsam şimdi sarıldığım ucin mutlu olacaktım ama ben kardeşime sarılamadım sarıldığım gün bile yoktu dakikalar vardı kaç dakika olmuştu benim kardeşime sarıldığım beş on veya onbeş ne zaman kardeşim doğdu ben ne zaman sarıldım doğduğu gün yanında değildim ama öldüğün gün yanında olacagim kardeşim doğduğun günü bekleyemedim ama öldüğün zamanın üstüne toprağını atacağım ilk tane tane düşecek üstüne topraklar sonra ölüm toprağı üstüne kürek kürek gelecek her bir toprağın tanesinde biraz daha uzaklaşacaksın seni her bir toprak tanesine gömecegim özlem başlayacak sonra sana özlemim yaş olucak yas tutacağım gelmeyeceğin günlere zaman senin öldüğün günü gösterecek lanet edeceğim yaşadığım günlere senin yanına beni de gömsünler yaşayamam bu günden sonra ölüyüm sevmemi istemeyin ölü bir beden sevmez gülmemi istemeyin ölüler gülmez
-" buzul bağırsana sesini çok özledim
-" bağırmamı istiyorsun
-" evet
-" beni mi özledin sen
-" çok özledim
- neden intihar ettin
-" seni çok özledim
-" bu bir açıklama değil
-" yokluğuna dayanamadım
-" ben seni içimde öldüremem buğra senin yokluğuna dayanamam sen beni özlediğin için intihar etmişsin o zaman bana bir söz ver
-" ne sözü
-" beni kalbinde öldürürmüsün
-" hayır söz veremem
-" sen beni özlediğin için ölmek istemişsin ben kardeşimi özlediğim için intihar edeceğim
-" hayır öyle bir şey yapmayacaksın
-" sen yapmışsın
-" yaptım da ne oldu öldüm mü
-" ben öleceğim
-" hayır aklına gelen şeyi sikeyim yapma
-" sen yaptın ama sen yaptın beni özlediğin için yaptın bende özlüyorum kardeşimi özlüyorum sen ya annen onu hiç düşündün mü o ne yapacaktı ona kim diyecekti buzulu çok özledi o yüzden ölmek mi istedi diyeceklerdi
-" düşündüm annemi çok düşündüm ama yapamadım sen yoktun sen sensizlik ağır bastı dayanamadım ölmek istedim ama çok beceriksiz biriyim onu bile yapamadım
-" evet öylesin sen çok beceriksiz birisin ölmeyi bile beceremedin dediğin gibi onu bile yapmadın buğra karadağ
-" haklısın
Tekerlekli sandalye buğra yere düştüğü için yanımıza düşmüştü buğra sandalyeyi düzeltip yürüyerek yanımdan gitti uzun bacakları ile yanımdan uzaklaşırken daha fazla gitmeden arkasından koştum çıplak ayaklarımla koşmak zordu ama buğraya yetiştim uzun boyu ile ancak arkasından bedenine sarıldım
-" çok güzel bir beceriksizsin
-" Buzul
-" buğra özür dilerim
Bir şey demeden elimden tutan buğra beni koridorda sürüklemeye başladı
-" buğra nereye gidiyoruz
-" cevap versene
-" buğra diyorum
Sert soğuk yanındaki insanları küçümseyen umursamayan kitap karakterli gibi buğra birine dönüşmüştü öyle biriydi çatık kaşları sıktığı dişleri cevap vermeyen bu hali aynı onlar gibiydi
Merdivenlerden üçer beşer inerken bir koridorda durduk buğra tuttuğu elimi bıraktı duvarın köşesine gitti oturdu onun bu halleri çok saçmaydı ne yaptığına beni neden bu bir tane insan bile olmayan koridora getirdiğini anlam bulamamıştım
-" al buzul istediğin kadar bağır istediğini yap sana tek bir kelime bir söylemeyeceğim ama bana dokunma bana neden intihar ettiğimi sorma ben seni ne zamandan beri bekledim doktorlar yanına girip çıktı kardeşimiz çok küçüktü onun yanına gittim ordan doktor çıktı sadece bana durumu iyi dediler ama senin yanına geldigim zaman bir kelime dahi etmediler kafayı yedim senin orda yatarken gördüm sana bir şey bile yapamadım seni o yattığın yatağa tahta çivi ile bir kişi gelip çiviledi sanki gözlerini açmadın ben bunu gördüm yanına ilk girdiğimde sana uyan buzul yalvarıyorum uyan dedim ama beni duymadın hissetmedin bile ben şimdi bugün kardeşimizin nasıl öldüğünü gördüm bu gözler daha ne görecek
-" buğra
-" buğra deme bana sen o yatakta yattın kardeşimiz uyanmadı eve gittim eve hırsız girdiğini öğrendim şimdi ne yapıyorlar bilmiyorum bile annem ne yapıyor bilmiyorum intihar ettim çünkü kaldıramadım sen uyuyorsun buzul kardeşimiz uyuyor benimde uykum vardı bende uyumak istedim sor buzul sen uyuyorken bu hastanede ki herkes beni tanıdı nasıl olduğumu neler yaptığımı herkes birine bile sorsan neler yaptığımı anlatır git sor nasıl ağladığımı gel diye yalvardığımı
-" özür dilerim sana onlari söylemek istemedim
Buğra bunları anlatırken ağladı o ağladı bende ağladım yanına gidip sarıldım kollarınla da buğra bana sarıldı ikimizde duvarın köşesinde oturduk
-" kardeşim nasıl öldü
-" Ahmet abiyle senin yanına geliyorduk ahmet abi kardeşimizi almak için geliyordu bende seni görmek için sonra senin yattığın odaya yaklaşırken meral teyze çıktı bizi görmedi bize arkası dönüktü karşıdan hızlı gelen bir hemşire vardı belli meral teyze ona yol verdi hemşire hızla giderken meral teyzeye çarptı meral teyze dengesini kaybetti dengesini tekrar bir şey olmadan buldu ama biz yetişemeden ayağa burkuldu ve merdivenlerden düşmemek icin tutundu ama o kendini kurtardı ama kardeşimiz merdivenlerden yuvarlandı hastane merdivenlerini gördün buzul çok fazlaydı her bir basamakta daha fazla vurdu kafasını yetişemedim buzulum kurtaramadım kardeşimizi yapamadım
-" buğra yapma buğra
-" buzulum kalk beni döv ama bana teselli verme biliyorum kardeşini nasıl sevdiğini o yatakta yatsan bile nasıl beklediğini ilk benim kardeşim olucak dediğin günü biliyorum ama benim yine beceriksizliğim tuttu kardeşimizi kurtarmak yerine o ceset torbasına konulmasını seçtim
-" o benim kardeşim senin nasıl kardeşin oluyor
-" haklısın benim kardeşim değil ama senin kardeşin ve ben seni kardeşinden ayırdım
-" kardeşimize son kez veda edelim mi buğra karadağ
-" edelim buzul demir
Oturduğumuz yerden ayağa kalktık bugraya baktığım zaman hali perişan gözüküyordu benim gibi oda yıkılmıştı kardeşim ölümü ikimiz jcinde çok ağır bir yüktü ve bu yükü ikimizde taşıyacaktık hangimizin daha çok şanslıydı buğra mi yoksa ben mi kardesimi ilk doğduğu gün o yanındaydı ben yoktum kardeşime benden çok o mu sarıldı benim sarıldığım gün veda ettiğim gündü şansız taraf yine bendim herzaman olduğu gibi her konuda yine şansız olan taraf ben oluyorum
-" Buzul nereye gidiyorsun
-" kardeşimin gittiği yere
-" bak bakalım
Buğranın işaret parmağı ile gösterdiği yere baktığım biz buğra ile zaten morgun yanına oturmuşuz
-" hadi gel içeri gidelim
-" siz ikiniz napiyorsunuz yanınızda bir görevli olmadan giremezsiniz yasak
-" gereken izni aldım buğra ve buzul girebilirsiniz
-" Ahmet abi sende bizimle içeri gir
-" oğluma ben şimdi değil sonra veda edeceğim siz girin
İlk önce bize uyarı yapan erkek önce girdi onun arkasından biz girdik buğra bana destek olmak için elimden tuttu sıcak elleri soğuk ellerimle birleşti sıra sıra sıralanmış dolapların görevli kardeşimin yattığı yeri buldu dolabın kapağını açtı kardeşimize veda etmek için onun örtülü bedeninden örtüyü kaldırdı bembeyaz bedeni şimdi karşımızda duruyordu buğra elimi bıraktı kardeşimizin yanına gitti ben yerimde durdum kardeşimin hala öldüğünü kabul edemiyorum ama ölmüştü şimdi sıra kardeşimi toprağın altına koymadan önce veda etmem gerekiyordu bütün zorluklar beni buluyordu
Buğranın yanına geldim benim ellerim soğuktu ama kardeşimin teni benden daha soğuktu kardeşim kokusu hala yerinde duruyormuydu hala yine bebek gibi mi kokuyordu ölümün kokusu sarmış bedenini kokusu gitmişti kardeşimin kokusu yoktu bebek gibi kokmuyordu son kez kokunu içime doya doya çekmeden gitti kokun kardeşim benim yetişemedim kokuna bilseydim kokunun gideceğini yanına erken gelirdim
Kardeşimin boynundan kaldırdım kafamı başıma saplanan ağrı ile gözlerim kapandı kardeşim soğuk yerde yatarken bende kardeşimle soğuk zemini paylaştım