Ertesi sabah Büyük Salon’a girdiğimde ilk fark ettiğim şey Tom’un çoktan masada olmasıydı.
Başımı çevirip Pansy’ye baktım.
“Bugün onunla uğraşmayacağım.”
Pansy güldü.
“Bunu dün de söylemiştin.”
“Bu sefer ciddiyim.”
Masaya oturdum.
Draco hemen yanıma geldi.
“Dün gece iyi uyudun mu?”
“Evet.”
“Emin misin?”
“Draco…”
“Tamam.”
Pansy gülümseyerek ona baktı.
“Bence fazla korumacı davranıyorsun.”
Draco ona döndü.
“Ben abisiyim.”
“Biliyorum.”
Pansy’nin gülümsemesi biraz daha büyüdü.
“Zaten belli oluyor.”
Draco bir an ne diyeceğini bilemedi.
Ben ikisine bakıp güldüm.
“İkiniz çok garipsiniz.”
“Ne yaptık?” diye sordu Pansy.
“Hiç.”
Tam o sırada Tom’un sesi duyuldu.
“Malfoy.”
Başımı kaldırdım.
“Ne?”
Tom elindeki kitabı gösterdi.
“Dünkü konuyu tekrar ettin mi?”
“Evet.”
“Güzel.”
“Niye?”
“Çünkü bugün seni geçeceğim.”
Gözlerimi devirdim.
“Yine mi?”
“Ne yapayım? Sen kaybetmeye devam ediyorsun.”
“Sen gerçekten özür dilememişsin gibi davranıyorsun.”
Tom birkaç saniye sustu.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Özür diledim.”
“Ve?”
“Ve hâlâ senden daha iyiyim.”
İstemeden güldüm.
“Sen imkânsızsın.”
Tom’un yüzünde kısa bir gülümseme belirdi.
“Biliyorum.”
İlk dersimiz İksirlerdi.
Profesör Slughorn sınıfa girer girmez yeni bir görev verdi.
“Bugün ikili çalışacaksınız.”
Pansy hemen bana döndü.
“Biz birlikte olalım.”
Tam cevap verecekken Slughorn konuştu.
“Riddle ve Malfoy.”
İkimiz aynı anda başımızı kaldırdık.
Tom bana baktı.
Ben ona baktım.
“Harika,” dedim.
Tom gülümsedi.
“Bence de.”
Masaya geçtik.
Malzemeleri hazırlarken Tom konuştu.
“Bıçağı daha dikkatli kullan.”
“Biliyorum.”
“Geçen sefer yanlış kesmiştin.”
“Bir kere.”
“Bir kere yeter.”
“Tom.”
“Efendim?”
“Beni sinirlendirmeyi bırak.”
“Deniyorum.”
“Hiç deniyor gibi görünmüyorsun.”
Tom hafifçe güldü.
“Çünkü aslında denemiyorum.”
Gözlerimi devirdim.
Ama birkaç dakika sonra ikimiz de fark ettik ki birlikte çalışmak düşündüğümüzden daha kolaydı.
Ben malzemeleri hazırlıyordum.
Tom ölçüyordu.
Ben karıştırıyordum.
O sıcaklığı kontrol ediyordu.
Bir süre sonra Slughorn yanımızdan geçti.
“Çok iyi bir ekip olmuşsunuz.”
İkimiz de aynı anda:
“Hayır.”
Slughorn güldü.
“Bazen en iyi sonuçlar birbirinden hoşlanmayan insanlardan çıkar.”
Tom bana baktı.
“Duydun.”
“Duydum.”
Ders çıkışında Mattheo yanıma geldi.
“Bugün Tom’la çalıştınız.”
“Evet.”
“İyi geçti mi?”
“Beklediğimden iyi.”
Mattheo birkaç saniye sustu.
“Güzel.”
Ama yüzündeki ifade pek de “güzel” demiyordu.
“Bir sorun mu var?”
“Hayır.”
“Mattheo.”
“Gerçekten yok.”
Sonra gülümsedi.
“İstersen öğleden sonra kütüphaneye beraber gidebiliriz.”
“Olur.”
Tom birkaç metre ileride duruyordu.
Bizi duyduğunu fark ettim.
Mattheo uzaklaştığında Tom yanıma geldi.
“Kütüphaneye mi gidiyorsunuz?”
“Evet.”
“Niye?”
“Ders çalışmak için.”
Tom kaşını kaldırdı.
“Mattheo’yla mı?”
“Evet.”
“Anladım.”
“Bir problem mi var?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
Tom bana baktı.
“Son derece.”
Sonra arkasını dönüp yürüdü.
Ama bu kez yüzünde alıştığım o alaycı gülümseme yoktu.
Akşam kütüphanede Mattheo’yla ders çalışırken Pansy yanımıza geldi.
“Y/N, Draco seni arıyor.”
“Ne oldu?”
“Bilmiyorum.”
Ayağa kalktım.
Koridora çıktığımda Draco duvarın yanında bekliyordu.
“Ne oldu?”
“Bir şey yok.”
“Pansy neden seni göndermiş?”
Draco omuz silkti.
“Ben sadece…”
Bir an durdu.
“Sen Mattheo’yla çok vakit geçiriyorsun.”
Kaşımı kaldırdım.
“Sen de mi?”
“Ben ne yaptım?”
“Bugün herkes bunu söylüyor.”
Draco gözlerini kaçırdı.
“Ben sadece merak ettim.”
“Tamam.”
Tam geri dönecekken Pansy koridorun ucundan geldi.
Draco’nun yüzü bir anda değişti.
“Pansy.”
“Draco.”
İkisi birkaç saniye birbirine baktı.
Sonra Pansy gülümsedi.
“Bir şey mi oldu?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
Draco başını salladı.
“Evet.”
Pansy yanına geldi.
“Tamam.”
Ben ikisine bakıp gülümsedim.
Bence ikisi de ne olduğunu anlamaya başlamıştı.
Gece ortak salona döndüğümde Tom pencerenin önünde oturuyordu.
Yanından geçerken seslendi.
“Malfoy.”
“Ne?”
“Bugün iyiydin.”
Durup ona baktım.
“Bu bir iltifat mı?”
“Belki.”
“Şaşırdım.”
Tom hafifçe gülümsedi.
“Alışma.”
“Zaten alışmam.”
Yanından geçtim.
Birkaç adım sonra arkamdan konuştu.
“Y/N.”
İlk kez bana soyadımla değil, ismimle seslenmişti.
Döndüm.
“Ne?”
Tom birkaç saniye sustu.
“İyi geceler.”
Gülümsedim.
“İyi geceler, Tom.”
O gece odama giderken tek bir şeyi düşünüyordum.
Tom Riddle hâlâ sinir bozucuydu.
Ama eski Tom gibi de değildi.
Ve bunun nedenini henüz bilmiyordum.