O gece neredeyse hiç uyumadım.
Sabah olduğunda gözlerim ağırdı.
Pansy sessizce hazırlanıyordu. Bana bakıp bir şey söylemek istedi ama vazgeçti.
Sonunda yanıma oturdu.
“Bugün okula gitmek zorunda değilsin.”
“Gitmeliyim.”
“Y/N…”
“İyiyim.”
Pansy bana inanmadı.
Ama üstelemedi.
Hazırlanıp aşağı indiğimizde Büyük Salon her zamankinden daha sessizmiş gibi geldi.
Draco bizi görünce hemen ayağa kalktı.
“İyi misin?”
“İyiyim.”
Draco birkaç saniye yüzüme baktı.
“Emin misin?”
“Evet.”
Pansy yanıma oturdu.
Draco da karşıma geçti.
Tam kahvaltıya başlayacakken Tom içeri girdi.
Bakışları doğrudan bana çevrildi.
Ben ise başımı kaldırmadım.
Tom birkaç saniye olduğu yerde durdu.
Sonra kendi yerine geçti.
Mattheo onun yanına oturdu.
“Konuşacak mısın?”
Tom cevap vermedi.
“Tom.”
“Ne?”
“Dün biraz ileri gittin.”
Tom kaşlarını çattı.
“Biliyorum.”
“Özür dile.”
Tom birkaç saniye sustu.
Sonra bana baktı.
Ama ben hâlâ ona bakmıyordum.
“Şimdi değil.”
Mattheo başını salladı.
“Peki.”
İlk dersimiz Karanlık Sanatlara Karşı Savunma’ydı.
Sınıfa girdiğimde Tom arkamdaki sıraya oturdu.
Pansy bana baktı.
“İstersen yer değiştirebiliriz.”
“Gerek yok.”
Ders başladı.
Profesör tahtaya bir büyü yazdı.
“Kim bunu daha önce gördü?”
Tom elini kaldırdı.
Profesör onu seçti.
Tom büyünün bütün ayrıntılarını anlattı.
Sonra profesör bana döndü.
“Malfoy, sen de devam et.”
Dün olanlardan sonra ilk kez Tom’a baktım.
“Biliyorum.”
Tom’un yüzünde küçük bir ifade oluştu.
Ama hiçbir şey söylemedi.
Ders boyunca benimle uğraşmadı.
İlk kez.
Ders bitince koridora çıktım.
Mattheo yanıma geldi.
“Bugün daha iyi misin?”
“Biraz.”
“Güzel.”
“Teşekkür ederim.”
Mattheo gülümsedi.
“Ben her zaman buradayım.”
Tam o sırada Draco yanımıza geldi.
“Y/N.”
“Efendim?”
“Pansy seni kütüphanede bekliyor.”
“Tamam.”
Mattheo geri çekildi.
Draco bana baktı.
“Tom’la konuştun mu?”
“Hayır.”
“Konuşmak zorunda değilsin.”
“Biliyorum.”
Draco başını salladı.
Sonra uzaklaştı.
Akşam ortak salona döndüğümde Tom pencerenin önünde duruyordu.
Beni görünce doğruldu.
“Y/N.”
Duraksadım.
“Ne?”
Tom birkaç saniye sustu.
Sonra ilk kez o kendinden emin tavrı olmadan konuştu.
“Dün…”
Başını eğdi.
“Özür dilerim.”
Hiçbir şey söylemedim.
Tom devam etti.
“Baban hakkında konuşmamam gerekiyordu.”
“Hayır.”
Tom bana baktı.
“Ne?”
“Konuşmamalıydın.”
“Biliyorum.”
“Beni sinirlendirmek için her şeyi kullanabilirsin ama…”
Bir an sustum.
“Onu kullanma.”
Tom’un yüzü ciddileşti.
“Bir daha yapmayacağım.”
Ona baktım.
İlk kez gerçekten pişman görünüyordu.
“Tamam.”
Tom başını salladı.
Ben yanından geçip giderken arkamdan seslendi.
“Y/N.”
Döndüm.
“Efendim?”
“İstersen…”
Bir an durdu.
“Yarın yine ders konusunda yarışabiliriz.”
İstemeden gülümsedim.
“Sen gerçekten düzelmezsin.”
Tom’un yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
“Bunu özlemişim.”
“Ne?”
“Benimle tartışmanı.”
Gözlerimi devirdim.
“İyi geceler, Tom.”
“İyi geceler, Malfoy.”
Ve o gece ilk kez aramızdaki sessizlik eskisi kadar ağır değildi.