İçeriğe geç

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 5

Çizgi

Sabah Büyük Salon her zamankinden daha kalabalıktı.

Slytherin masasındaki yerime oturup kahvaltımı yapmaya başladım.

Pansy yanımdaydı. Draco ise karşı tarafta oturuyordu.

Tam o sırada Tom geldi ve birkaç sandalye ilerime oturdu.

Daha oturur oturmaz konuştu.

“Malfoy.”

Başımı kaldırdım.

“Ne?”

“Dün İksirler ödevini yaptın mı?”

“Yaptım.”

Tom hafifçe gülümsedi.

“Ben bitirdim bile.”

“Ne kadar gurur verici.”

“Sen hâlâ ikinci sıradasın.”

Kaşlarımı çattım.

“Bir ödev yüzünden kendini bu kadar önemli sanma.”

“Bir ödev değil.”

Tom kitabını masaya bıraktı.

“Son üç derste de senden daha yüksek not aldım.”

“Çünkü Slughorn seni seviyor.”

Tom güldü.

“Bunu gerçekten kendine inandırıyor musun?”

“Evet.”

“Ne kadar yazık.”

Pansy araya girdi.

“Tom, yeter.”

Tom gözlerini Pansy’ye çevirdi.

“Biz konuşuyoruz.”

“Y/N’nin canını sıkıyorsun.”

“Dayanabilir.”

Ben sandalyesinden Tom’a baktım.

“Benim adıma karar verme.”

Tom tekrar bana döndü.

“Gördün mü? Hâlâ konuşabiliyor.”

“Çünkü sen beni susturamazsın.”

Tom’un yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Bundan o kadar emin olma.”

Draco kaşlarını çattı.

“Tom.”

Tom ona bakmadı.

Ben ise çatalımı bıraktım.

“Senin derdin ne?”

“Derslerde senden iyi olduğumu söylüyorum.”

“Bunu yüz kere söyledin.”

“Çünkü anlamıyorsun.”

“Hayır. Çünkü dinlemek istemiyorum.”

Tom birkaç saniye sustu.

Sonra sesi değişti.

“Belki de hayatında sürekli birilerinin senden bir şey beklemesine alışmışsındır.”

Kaşlarım çatıldı.

“Ne demek istiyorsun?”

Tom bana baktı.

“Malfoy ailesinde başarısız olmanın pek hoş karşılanmadığını herkes biliyor.”

Masadaki konuşmalar kesildi.

Draco’nun yüzü anında değişti.

Tom devam etti.

“Babanın senden ne beklediğini düşününce…”

“Yeter.”

Sesim titremişti.

Tom sustu.

Ama iş işten geçmişti.

Draco ayağa kalktı.

“Bununla ne alakası var?”

Tom ona baktı.

“Sen karışma.”

“Hayır. Sen kardeşim hakkında konuşurken ben karışırım.”

Ben ayağa kalktım.

“Draco, bırak.”

Ama gözlerim dolmuştu.

Tom bunu fark etti.

Bir an için yüzündeki ifade değişti.

Sanki söylediklerinin nereye vardığını yeni fark etmişti.

Ben ise daha fazla dayanamadım.

“Ben gidiyorum.”

Sandalyeyi geriye itip Büyük Salon’dan çıktım.

Koridorda yürürken gözyaşlarımı silmeye çalışıyordum.

Arkamdan Draco’nun sesi geldi.

“Y/N!”

Durmadım.

Odaya çıktım ve kapıyı kapattım.

Yatağın kenarına oturdum.

Babamın sözleri aklıma gelmeye başlamıştı.

Başarısız olma.

Daha iyi ol.

Malfoy adını taşıyorsun.

Daha fazlasını yapmalısın.

Gözlerimi kapattım.

Kapının dışından sesler geliyordu.

Draco.

Tom.

“Bir daha kardeşim hakkında böyle konuşmayacaksın.”

“Ben sadece—”

“Hayır. Ne yaptığını biliyorsun.”

“Draco, sakin ol.”

“Sakin olmayacağım.”

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Tom’un sesi duyuldu.

“Onu üzmek istemedim.”

Draco sertçe cevap verdi.

“İsteyip istememen umurumda değil.”

“Ben—”

“Onun hayatında yeterince baskı var zaten.”

Sessizlik.

Draco’nun sesi daha alçak çıktı.

“Bir daha onun babasını kullanarak onu köşeye sıkıştırmaya çalışma.”

Ayak sesleri uzaklaştı.

Ben hâlâ odamdaydım.

Kapım birkaç dakika sonra hafifçe çaldı.

“Y/N?”

Draco’ydu.

Cevap vermedim.

“İçeri girmeyeceğim.”

Bir süre sessiz kaldı.

“Yalnız kalmak istiyorsan kal.”

Sonra sesi yumuşadı.

“Ama bilmeni istiyorum… babamız ne söylerse söylesin, başarısız değilsin.”

Gözlerimi kapattım.

Draco birkaç saniye daha bekledi.

“Özür dilerim.”

Ayak seslerini duyana kadar hiçbir şey söylemedim.

O gün odadan çıkmadım.

Tom’la da konuşmadım.

Ama ilk kez onun sözlerini düşündüğümde öfkeden çok başka bir şey hissediyordum.

Pişmanlık.

Çünkü kapının arkasından duyduğum son cümle hâlâ aklımdaydı:

“Onu üzmek istemedim.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.