İçeriğe geç

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 32 · 4 dk okuma

Zorbadan Aşk’a

Bölüm 32

Son Mühür

“Asıl sınav şimdi başlıyor.”

Voldemort’un sözleri hâlâ kulağımda yankılanıyordu.

Kapının önünde durmuş, ne yapacağımı düşünüyordum. Tom hemen yanımdaydı. Mattheo, Harry, Hermione ve Ron ise birkaç adım gerimizdeydi.

“Biri bana bunun ne anlama geldiğini açıklayabilir mi?” Ron sonunda patladı.

Harry ona baktı.

“Keşke açıklayabilsek.”

“Harika. Hepimiz bilmiyoruz.”

Hermione kitabı tekrar açtı.

“Bir dakika. Burada bir şey var.”

Tom yanına gitti.

“Neyi buldun?”

Hermione sayfayı çevirdi.

“Kapı kapanmış olabilir ama mühür hâlâ aktif.”

Elimi boynumdaki kolyeye götürdüm.

“Bende hiçbir şey hissettirmiyor.”

Hermione başını kaldırdı.

“Çünkü artık seni kullanmıyor.”

“Ne demek bu?”

“Bence mühür görevini tamamladı.”

Tom hemen:

“Peki neden hâlâ burada?”

Hermione’nin parmağı sayfanın altındaki çizime kaydı.

“Çünkü son aşama tamamlanmadı.”

Mattheo kaşlarını kaldırdı.

“Daha ne yapmamız gerekiyor?”

Hermione çizimi gösterdi.

Kapı.

Mühür.

Ve iki kişi.

“Bence bu ikinizle ilgili.”

Tom bana baktı.

“Y/N.”

“Biliyorum.”

“Ne biliyorsun?”

“Henüz hiçbir şey.”

Ron ellerini iki yana açtı.

“Çok yardımcı oldun.”

“Rica ederim.”

Harry güldü.

“En azından hâlâ şaka yapabiliyor.”

Tam o sırada koridorun diğer ucundan ayak sesleri geldi.

Dumbledore ortaya çıktı.

“Sanırım artık hepinizin bilmesi gereken bir şey var.”

Tom hemen döndü.

“Daha ne kaldı?”

Dumbledore ona baktı.

“Çok şey.”

“Örneğin?”

Dumbledore’un bakışları bana çevrildi.

“Mühür yalnızca bir kapıyı açmak için yaratılmadı.”

“Bunu zaten biliyoruz.”

“Hayır,” dedi Dumbledore. “Asıl amacını bilmiyorsunuz.”

Hermione kitabı kapattı.

“Nedir?”

Dumbledore:

“Seçim.”

Tom’un kaşları çatıldı.

“Bunu daha önce de söylediniz.”

“Çünkü henüz anlamadınız.”

Dumbledore yürüyüp mührün bulunduğu yere baktı.

“Yüzyıllar önce mühür yaratıldığında, büyücüler gücü kontrol edebileceklerini düşündüler. Yanıldılar.”

“Peki sonra?”

“Gücü kapattılar. Fakat kapının açılması için iki şey gerekiyordu.”

Dumbledore parmaklarını kaldırdı.

“Bir taşıyıcı.”

Sonra Tom’a baktı.

“Ve bir seçim.”

Tom:

“Benim seçimim mi?”

“Hayır.”

Dumbledore bu kez bana döndü.

“Onun seçimi.”

Herkes bana baktı.

“Ben zaten seçim yaptım.”

“Evet.”

Dumbledore başını salladı.

“Fakat son seçim henüz yapılmadı.”

Bir anda koridorun ışıkları söndü.

“Ne oluyor?” diye bağırdı Ron.

Hermione asasını kaldırdı.

“Protego!”

Karanlığın içinden siyah duman yükseldi.

Tom hemen önümde durdu.

“Geri çekil.”

“Hayır.”

“Y/N.”

“Beni bu işin merkezine koyduysanız kaçmayacağım.”

Mattheo da asasını kaldırdı.

“Tom, sağ taraf!”

Siyah bir gölge duvardan ayrılıp üzerimize doğru ilerledi.

Harry büyü yaptı.

Gölge geri savruldu.

Ama birkaç saniye sonra yeniden şekillendi.

Hermione bağırdı:

“Bu bir yaratık değil!”

Tom:

“Ne o zaman?”

“Büyünün kendisi!”

Dumbledore’un yüzü ciddileşti.

“Kapı kapanırken içeride kalan enerji.”

Gölge yeniden saldırdı.

Bu kez doğrudan bana yöneldi.

Tom önümde durdu.

“Y/N, mührü kaldır!”

“Mührü mü?”

“Evet!”

Kolyeyi boynumdan çıkardım.

Elimde tuttuğum anda mühür parlamaya başladı.

Gölge geri çekildi.

Ama bu kez farklı bir şey oldu.

Kolyenin içinden bir ses geldi.

“Seç.”

Bir anda etrafımdaki herkes kayboldu.

Kendimi karanlık bir odada buldum.

Karşımda iki kapı vardı.

Birinin üzerinde:

GÜÇ

Diğerinde:

ÖZGÜRLÜK

Arkamdan tanıdık bir ses geldi.

“Bunu seçersen her şeyi değiştirebilirsin.”

Döndüm.

Voldemort.

“Sen burada ne arıyorsun?”

“Ben değilim.”

“Ne?”

“Bunu sana gösteren benim geçmişim.”

“Peki neden?”

Voldemort bana yaklaştı.

“Çünkü benim yaptığım hatayı yapmanı istemiyorum.”

Şaşırdım.

“Sen… beni uyarıyor musun?”

“Bunu bir daha tekrarlamayacağım.”

Bir an kapılara baktım.

“Gücü seçersem ne olacak?”

“Her şeyi kontrol edebilirsin.”

“Peki özgürlüğü seçersem?”

“Kontrol edemediğin bir dünyada yaşamayı kabul etmiş olursun.”

“Ben zaten her şeyi kontrol etmek istemiyorum.”

Voldemort’un yüzündeki ifade değişti.

“Öyleyse cevabını biliyorsun.”

Özgürlük kapısına yürüdüm.

Tam elimi uzatırken arkamdan Tom’un sesi geldi.

“Y/N!”

Döndüm.

Tom karşımda duruyordu.

“Bunu tek başına yapmak zorunda değilsin.”

“Biliyorum.”

“Peki neden hâlâ oradasın?”

Gülümsedim.

“Çünkü kendi kararımı kendim vermek istiyorum.”

Tom da gülümsedi.

“İşte bu.”

Elimi kapının üzerine koydum.

“Özgürlüğü seçiyorum.”

Kapı parçalandı.

Odanın tamamını beyaz bir ışık kapladı.

Mühür elimde çatladı.

Sonra tamamen yok oldu.

Gözlerimi açtığımda yeniden Hogwarts’taydım.

Harry yerde oturuyordu.

Ron saçlarını düzeltiyordu.

Hermione hâlâ asasını elinde tutuyordu.

Mattheo ise Tom’un yanındaydı.

“Y/N!”

Pansy’nin sesi koridorda yankılandı.

Arkasından Draco koşarak geldi.

“Ne oldu?”

Mattheo güldü.

“Biraz uzun hikâye.”

Draco bana baktı.

“İyi misin?”

“İyiyim.”

Pansy hemen yanıma geldi.

“Bir daha böyle bir şey yaparsan seni kendim bağlarım.”

“Benim suçum değildi.”

“Umurumda değil.”

Draco Pansy’ye baktı.

“Bence biraz sakin ol.”

Pansy ona döndü.

“Sen karışma.”

Draco gülümsedi.

“Tamam.”

İkisini izlerken istemeden güldüm.

Tom yanıma geldi.

“Bitti.”

“Gerçekten mi?”

“Bu kez gerçekten.”

“Voldemort?”

Dumbledore cevap verdi.

“Gitti.”

“Bir daha gelecek mi?”

“Bunu kimse bilemez.”

Tom bana baktı.

“Ama gelirse bu kez hazırlıksız olmayacağız.”

BİRKAÇ YIL SONRA

Hogwarts’ın kapısının önünde dururken eski günleri hatırladım.

Tren yolculuğunu.

Draco’yu.

Pansy’yi.

Mattheo’yu.

Tom’la ilk karşılaşmamı.

İlk kavgalarımızı.

Mührü.

Voldemort’u.

Ve bütün bunların nasıl başladığını.

Tom yanımda durdu.

“Ne düşünüyorsun?”

“İlk geldiğimiz günü.”

“Benim sana sinir olduğum günü mü?”

“Sen bana sinir olmadın.”

Tom güldü.

“Oldum.”

“Hayır.”

“Oldum.”

“Tamam, biraz.”

“Sonunda kabul ettin.”

“Biraz fazla konuşuyorsun.”

“Sen de.”

Birlikte Hogwarts’a baktık.

Eskiden korktuğumuz koridorlar artık yalnızca birer anıydı.

Tom cebinden küçük bir şey çıkardı.

Eski bir zincirin ucunda, kırılmış bir taş parçası vardı.

Mührün son parçası.

“Bunu hâlâ saklıyor musun?”

“Evet.”

“Neden?”

Tom taşı avucunda çevirdi.

“Bize neyi seçmememiz gerektiğini hatırlatıyor.”

“Peki neyi seçtik?”

Tom bana baktı.

“Özgürlüğü.”

Gülümsedim.

Hogwarts’ın kapısından son kez uzaklaşırken arkamı dönüp kaleye baktım.

Bu kez korkuyla değil.

Gururla.

Çünkü o kaleye giren kız ile şimdi oradan çıkan kız aynı değildi.

Bir zamanlar başkalarının kararlarının arasında sıkışmıştım.

Sonra kendi seçimimi yapmayı öğrenmiştim.

Ve sonunda anlamıştım:

Bazı mühürler büyüyle değil, insanın kendi kararıyla kırılır.

Tom yanımdan:

“Y/N, geliyor musun?”

“Geliyorum.”

Arkasından yürüdüm.

Hogwarts geride kaldı.

Ama hikâyemiz orada bitmedi.

Çünkü bazı hikâyeler bir finalle sona ermez.

Sadece yeni bir hayata dönüşür.

SON.

🖤🐍📖

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.