Odanın içindeki sessizlik ağırlaşmıştı.
Voldemort karşımızda duruyordu.
Tom asasını hâlâ indirmemişti.
“Bizi buraya sen mi getirdin?”
Voldemort başını hafifçe eğdi.
“Hayır.”
Tom kaşlarını çattı.
“Öyleyse kim?”
“Bunu bilseydim burada olmazdım.”
Bu cevap hepimizi şaşırttı.
Voldemort ilk kez gerçekten temkinli görünüyordu.
Ben mührü avucumun içine aldım.
“Bana gerçeği söyle.”
Voldemort’un gözleri doğrudan bana çevrildi.
“Gerçeği kaldırabilecek misin?”
“Denemeden bilemem.”
Tom hemen yanımda durdu.
“Y/N yalnız değil.”
Voldemort ona baktı.
“İşte sorun da bu.”
Tom’un yüzü sertleşti.
“Ne demek istiyorsun?”
Voldemort taş masanın yanına yürüdü.
“Bu mühür, yüzyıllar önce yaratıldı. Amacı bir büyücüyü diğerlerinden üstün yapmak değildi.”
“Peki amacı neydi?” diye sordum.
“Bir kapıyı korumak.”
Mattheo araya girdi.
“Nasıl bir kapı?”
Voldemort duvardaki sembolü gösterdi.
“Büyücülük dünyasında unutulmuş bir yere açılan kapı.”
Hermione’nin sesi arkamızdan geldi.
“Ne zamandır buradasınız?”
Hepimiz döndük.
Harry, Hermione ve Ron geçidin girişinde duruyordu.
Voldemort onlara kısa bir bakış attı.
“Görünüşe göre artık yalnız değiliz.”
Ron fısıldadı:
“Bence bu iyi bir şey değil.”
Harry asasını kaldırdı.
“Burada ne oluyor?”
Voldemort cevap vermedi.
Hermione ise duvardaki yazıları incelemeye başladı.
“Bir dakika…”
Yazılardan birini işaret etti.
“Bu bir soy bağı.”
Yaklaştım.
Taşın üzerinde isimler vardı.
Slytherin.
Sonra başka isimler.
Ardından Riddle.
Ve en sonunda…
Malfoy.
Nefesim kesildi.
“Benim ailem mi?”
Hermione başını salladı.
“Evet.”
Tom da yazıya baktı.
“Demek mühür…”
“İki soyun birleşmesini bekliyordu,” dedi Hermione.
Voldemort sessizce:
“Sonunda anladınız.”
Tom ona döndü.
“Y/N neden?”
Voldemort birkaç saniye cevap vermedi.
Sonra:
“Çünkü mühür bir Riddle’ı değil, bir Riddle ile Malfoy arasındaki bağı arıyordu.”
Herkes sustu.
Tom bana baktı.
Ben de ona.
Mattheo’nun yüzündeki şaşkınlık açıkça belliydi.
“Yani Y/N’nin taşıdığı mühür…”
“Bir anahtar,” dedi Voldemort.
“Peki kapının arkasında ne var?”
Voldemort’un yüzündeki ifade değişti.
“Bunu henüz söylemeyeceğim.”
Tom sinirlendi.
“Bunca zamandır bizi yönlendiriyorsun!”
“Hayır.”
Voldemort’un sesi sertleşti.
“Ben yalnızca sizi doğru yere götürüyorum.”
Tam o anda mühür şiddetli bir şekilde parladı.
Duvar sarsıldı.
Taş kapının üzerinde çatlaklar oluştu.
Hermione bağırdı:
“Geri çekilin!”
Herkes geriye adım attı.
Kapı kendi kendine açılmaya başladı.
İçeriden soğuk bir hava yayıldı.
Ve karanlığın içinden bir fısıltı duyuldu.
“Varis bulundu.”
Tom hemen önümde durdu.
“Kim var orada?”
Cevap gelmedi.
Sadece kapının içinden siyah bir gölge uzandı.
Mühür elimde yanıyordu.
Tom bana baktı.
“Y/N, ne olursa olsun benden uzaklaşma.”
Başımı salladım.
“Sen de benden.”
Tom gözlerini kapıya çevirdi.
“Anlaştık.”
Kapı tamamen açıldı.
İçeride ne olduğunu göremiyorduk.
Ama bir şey kesindi.
Bizi oraya çağıran şey Voldemort değildi.
Ve kapının arkasındaki güç…
çoktan uyanmıştı.