Kütüphaneden ayrıldığımızdan beri aklımdan tek bir şey çıkmıyordu.
Salazar Slytherin.
Mührün üzerinde gördüğümüz kadın.
Ve Hermione’nin bulduğu o kayıt.
Bunların hepsi birbirine bağlıydı.
Fakat o gece Hogwarts’ın koridorlarında dolaşırken bunları düşünmekten daha büyük bir sorunla karşılaşacağımı henüz bilmiyordum.
Odamın kapısını açmak üzereydim ki arkamdan hızlı ayak sesleri duydum.
Döndüğümde Tom’u gördüm.
Normalde her zamanki sakin hâlinden eser yoktu.
“Tom?”
“Kapıyı aç.”
“Ne oldu?”
“Sonra anlatırım.”
Kaşlarımı çattım ama kapıyı açtım.
Tom içeri girer girmez kapıyı kapattı.
“Ne oluyor?”
Tom birkaç saniye nefesini toparladı.
“Dumbledore beni arıyor.”
“Ne?”
“Bugün kütüphanede olduğumuzu öğrenmiş.”
“Peki neden seni arıyor?”
“Bilmiyorum.”
Tam o sırada koridordan ayak sesleri geldi.
Tom anında sustu.
Ben de kapıya baktım.
Bir ses duyuldu.
“Profesör Riddle’ı gören oldu mu?”
Dumbledore.
Tom bana baktı.
“Beni burada görürse ikimiz de açıklama yapmak zorunda kalırız.”
“Ne yapacağız?”
Tom odanın köşesine geçti.
“Bir süre burada kalacağım.”
“Dumbledore odamda seni bulursa ne olacak?”
“Bunu düşünmemeyi tercih ediyorum.”
İstemeden güldüm.
“Harika plan.”
“Daha iyisini bulursan dinliyorum.”
“Yok.”
Koridordaki sesler yaklaşıyordu.
Tom hemen sessizleşti.
Kapıya birkaç kez vuruldu.
Kalbim hızlandı.
“Y/N?”
Dumbledore’un sesiydi.
Kapıya yaklaştım.
“Efendim?”
“Tom’u gördün mü?”
Bir an sustum.
“Hayır.”
İçeriden Tom bana bakıyordu.
Dumbledore birkaç saniye sessiz kaldı.
“Emin misin?”
“Evet.”
“Pekâlâ.”
Ayak sesleri uzaklaşmaya başladı.
Tom derin bir nefes verdi.
“Bunu sana yaptırdığım için özür dilerim.”
“Bir daha yapma.”
“Tamam.”
“Gerçekten.”
“Gerçekten.”
Bir süre sonra odadaki sessizlik ağırlaşmaya başladı.
Tom pencerenin yanındaki sandalyeye oturdu.
Ben de karşısına geçtim.
“Şimdi anlat.”
“Ne anlatayım?”
“Dumbledore neden seni arıyor?”
Tom ellerini birleştirdi.
“Kütüphanede bulduğumuz kitaplardan biri yasak bölümden alınmış.”
“Biz onu almadık.”
“Biliyorum.”
“Öyleyse?”
Tom bana baktı.
“Birisi bizim araştırdığımızı biliyor.”
İçim ürperdi.
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
“Voldemort olabilir mi?”
Tom hemen başını kaldırdı.
“Babamın her şeyi bildiğini düşünme.”
“Bunu söyleyen sen misin?”
“Evet.”
“Çünkü?”
Tom bir süre sessiz kaldı.
“Çünkü bu kez onun da bilmediği bir şey var.”
“Ne?”
“Mühür.”
Odaya yeniden sessizlik çöktü.
“Sen de bilmiyorsun.”
“Hayır.”
“Peki neden bu kadar korkuyorsun?”
Tom pencereye baktı.
“Çünkü ilk kez kontrol edemediğim bir şey var.”
“Ve bu seni korkutuyor.”
“Evet.”
Bunu söylerken yüzünde alışık olmadığım bir ifade vardı.
Tom Riddle’ın korktuğunu görmek garipti.
“Tom.”
Bana döndü.
“Efendim?”
“Bunu tek başına çözmek zorunda değilsin.”
Bir süre gözlerimin içine baktı.
“Bunu söylemen iyi geldi.”
Gülümsedim.
“Alışma.”
Tom da hafifçe gülümsedi.
Gece ilerledikçe Hogwarts tamamen sessizleşti.
Tom hâlâ odadaydı.
Dumbledore’un geri dönmesinden korktuğumuz için konuşmalarımızı fısıltıyla yapıyorduk.
Bir ara Tom:
“Yarın Hermione’yle konuşmalıyız.”
“Bence Harry ve Ron da gelmeli.”
“Evet.”
“Peki Mattheo?”
Tom düşündü.
“Ona da söyleyeceğiz.”
“Sonuçta o da senin kardeşin.”
Tom’un yüzü yumuşadı.
“Biliyorum.”
“Aranız son zamanlarda daha iyi.”
“Senin sayende.”
Şaşırdım.
“Ben ne yaptım?”
“Bizi aynı tarafta tutuyorsun.”
“Belki de siz birbirinizi dinlemiyorsunuz.”
Tom güldü.
“Muhtemelen.”
Saat ilerledikçe gözlerim ağırlaşmaya başladı.
Tom bunu fark etti.
“Uyu.”
“Sen?”
“Ben burada kalırım.”
“Sabaha kadar mı?”
“Dumbledore beni hâlâ arıyor olabilir.”
“Bence senin başına bela açılmasını izlemekten yoruldum.”
“Ben de.”
Gözlerimi kapatmadan önce son kez ona baktım.
Tom hâlâ pencerenin yanında oturuyordu.
“Tom?”
“Efendim?”
“Gitme.”
Birkaç saniye sustu.
“Gitmeyeceğim.”
Bu cevapla gözlerimi kapattım.
Sabah olduğunda ilk duyduğum şey kapının çalınmasıydı.
Gözlerimi açtım.
Tom da hemen ayağa kalktı.
İkimiz de birbirimize baktık.
Kapı yeniden çalındı.
Bu kez ses çok daha netti.
“Y/N?”
Dumbledore.
Tom’un yüzündeki bütün uyku hâli bir anda kayboldu.
“Yine mi?”
Fısıldayarak:
“Ne yapacağız?”
Tom kapıya baktı.
Sonra bana.
“Bu kez kaçmayacağım.”
Kapıyı açtığımda Dumbledore koridorda duruyordu.
Bakışları önce bana, sonra odanın içine kaydı.
Tom’u gördüğünde birkaç saniye sessiz kaldı.
“Sanırım konuşmamız gereken çok şey var.”
Tom başını kaldırdı.
“Ben de aynı şeyi düşünüyordum.”
Dumbledore’un bakışları ciddileşti.
“Öyleyse başlayalım.”
Ve o anda anladım.
Artık mühürle ilgili sırrı yalnızca biz araştırmıyorduk.
Dumbledore da işin içindeydi.